AHİLİK - AKHİ
AHİLİK VE AHİ EVRAN-I VELİ VAKFİYESİ
AHİLİK, AHİ EVRAN-I VELİ VAKFİYESİ
VE
AHİ VAKIFLARI

Sadi BAYRAM


Bu makale, Ankara'da Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen XIV. Vakıf Haftası, Aralık 1997 tarihinde Yapılan Ahi Evran Sempozyumunda bildiri olarak sunulmuştur.
Ahi Refik Soykut'un Aziz Hatırasına¦

Üç kıt'ada büyük bir imparatorluk kurup, serhat boylarında at koşuşturan, zaptettikleri toprakları kısa sürede mahallinden yönetilerek vakıf yolu ile imar eden, şehirleştirmeyi hızla geliştiren, milletimizi ayakta tutan sebepler neler di?.
Türk kültür tarihini incelediğimiz zaman, bu konuda bir çok amiller ortaya çıkmaktadır. Türkler sosyal meselelere çok önem vermişler, bunlar için çeşitli müesseseler meydana getirmişlerdir. Kervansaraylar, medreseler, tabhaneler, darüşşifalar, bimârhaneler, imâretlerier, çeşmeler, sebiller ve diğerleri, hep bunlar arasındadır. Yapılan hizmetlerin çoğu bedelsiz olup, tamamı vakıftan karşılanırdı.
Cemiyetleri ayakta tutan meselelerden biri de hiç şüphesiz, fertlerin kendi aralarındaki münasebet-leri. Yani günlük ihtiyaçların temin edilmesi. İşte burada basit gibi görünen, aslında çok şumullü ve tesirli bir müessese karşımıza çıkıyor. Esnaf Teşkilatı, Ahilik.. XVII. yüzyılda Loncalar...
Bugün nasıl, mimarların Mimar Odaları, şöförlerin Türkiye Şöförler ve Otomobilciler Federasyonu, doktorların Türk Tabibler Birliği gibi bağlı oldukları bir kuruluşları varsa, Selçuklu ve Osmanlı Devrinde de esnafların bağlı oldukları kuruluş, AHİ teşkilatı idi.
"Ahi" kelimesi arapca olup, "kardeşim" anlamına gelmektedir. Anadolu'da XIII. yüzyılda Türkler tarafından kurulmuş "Ahilik" teşkilatı, arapça sözcüğün, daha doğrusu Türkçede cömert, eli açık anlamı-na kullanılan "Akı" kelimesinin terimleşmesinden alınmıştır.
Ahiliğin anayasası "Fütüvvetnameler"dir. Fütüvvetnamelerde, Ahiliğin esasları, kaideleri, merasimleri, adet ve öğütleri yazılıdır.
Fütüvvetnameler; Abbasi Halifeleri zamanında, Horasan'dan Bağdad yakınlarındaki Samana şehri-ne gelen Türkler tarafından geliştirilerek "önceleri toplum hayatında bir ideal iken, daha sonra ruhani ha-yatta bir ideal olmuştur. Cemiyetlerin dini, sosyal-kültürel alanda, hür iradesi ile toplumun milli ve manevi unsurlarını meydana getirmiştir.
Kainattaki bütün varlıkları yaratıcıdan dolayı seven, yardımsever insanların meydana getirdiği Ahi-liğin milli ve manevi unsurlarını sıralayacak olursak; cömertlik, başkalarını sevmek, dostlarla iyi geçin-mek, başkalarına yardım etmek, kendinden önce başkalarına yardım etmek, kendinden önce başkalarını düşünmek, başkalarına saygı göstermek, şefkat, Allah için sevmek, doğru sözlü olmak, başkalarından önce kendini düzeltmek, misafirperver olmak, dostlarının sevincine katılmak, yapılan iyiliklere karşılık beklememek, tövbe etmek, sadaka vermek, Allah'ın yasaklarına saygı göstermek, ibadet etmek, alimlerle sohbet etmek, ilimde marifet aramak, nefsi hesaba çekmek, dostlarına öğüt vermek, büyüklerin sözlerini dinlemek, kimseyi azarlamamak, dostlarının cefasını katlanmak, tamahtan sakınmak, istenmeden iyilik etmek, başkalarını iyi kendini hatalı görmek, yaptığı iyiliği söylememek, dostlarının dedikodu edilmesine mani olmak, dostlarını istemeğe mecbur etmemek, hizmette ayrırım yapmamak, kulağı kötü sözlerden korumak, komşuluk hakkına riayet, kötülüğü affetmek, eli darda olan arkadaşına yardım etmek, güzel ahlaka sarılmak, ustasını herşeyin üstünde tutmak şeklinde özetlenebilir.
Ahi teşkilatı Anadolu'da ilk defa XIII. yüzyılda Kırşehir'de Nasrüddin Ahi Evran-ı Veli tarafından köklü müessese haline getirilmiştir.
Bununla birlikte, teşkilatın Horasan ve Orta Asya içlerinde iX. asırda bulunduğu muhakkaktır. Ahi Evran-ı Veli; Mogol istilasından kaçan, Horasanlı esnaf ve sanatkarı bir araya getirmiş, Yunus Emre, Ha-cı Bektaş-ı Veli, Mevlâna Celaleddin-i Rumi ve Ankaralı Hacı Bayram-ı Veli gibi ulu büyüklerle Anado-lu'nun birlik ve' beraberliğinde büyük rol oynamıştır. Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osman Gazi istiklalini ilân ederken O'na Ahi fütüvvetine göre şed ( peştamal-önlük) bağlanmıştır.
Ahi Evran, büyük bir ekonomist.olduğu kadar büyük bir sosyologdur. Teşkilatının devamlı olması için Ahiliği tekke ve zaviyelere bağlamıştır. Tekke ve Zaviyeler o devrin birer açık halk üniversiteleridir.
Sanatkara iş yerinde yamak, çırak, kalfa ve usta hiyerarşisi ile mesleklerin incelikleri öğretilirken, akşamları toplandıkları ahi zaviyelerinde halk eğitimi uyguluyordu. İşte bu yolla yetişen Türk esnaf ve zanaatkarı, hem aralarında güçlü bir dayanışma ve yardımlaşma kurmuşlar, hem de yerli Bizans sanat-karları ile yarışabilecek bir sanat yeteneğine kavuşmuş oluyorlardı.
Ahiler; bozuk-sakat, hileli malı kat'iyyen satmazlar, satanları ise meslekten men ederlerdi. Pabucunu dama atmak deyimi de buradan ortaya çıkmıştır.
Ahi Evran-ı Veli 676 H./1277 M. tarihinde yaptığı vakıf, önceki yazılarımızda, Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivinde bulunan kütük defterlerinde tarih kısmı arapca yazı ile yazıldığından; o zamanki katip sehven 706 yazmış ve literatüre de bu şekilde geçmişti. Başbakanlık Arşivinde bulunan aynı vakfiye yazı ile 676 tarihi sarahatan okunmakta olup, bu hatamızı burada düzeltmenin zevkli bir borç olduğunu ifade etmek istiyoruz. Zira Mevlâna ile çağdaş olan Ahi Evran Şeyh Nasrüddin-i Veli Hazretlerinin vakfının daha sonra onun adına yapıldığı düşüncesi ağır basmakta idi.
Vakfiye bu yönde incelendiğinde, ahilikle bağdaşmayan "Zat-ı Kibriya hazretleridir. Hüsn-ü ahlak sahibi, zamanın kutbu, asrın ehli, kemal-i Pir-i Piran Ahi Evran Şeyh Nasrüddin" ibaresinin yer alması dolayısı ile geleneklerimize göre olgun bir kimsenin kendini methetmesi, zamanın kutbu olduğunu açıkla-masının söz konusu olmaması gerekir. Bu kelimeler ancak O'nun ardından vefatından sonra. söylenebilir.
Diğer yandan da vakfiyede söz konusu olan Merkadin, o tarihte var olmaması gerekir, daha sonra türbe olmuştur. Vâkıfın Merkadi yanına zaviye yapılacak ibaresinden de, zaviyenin o tarihlerde Kırşehir merkezinin bir başka yerinde olması ihtimalini kuvvetlendirmektedir. Ölmeden önce yapılan vakıfta merkadtan yani mezardan bahsedilmesi, '' Zat-ı Kibriya '' sözcüğü bize vefattan sonra vakfın tesisi düşüncesini kuvvetlendirmektedir.
Bir başka konu da vakfide geçen Şeyh Hamideddin Evradı okunmasıdır. Şeyh Hamideddin Veli, di-ğer adıyla meşhur Somuncu Baba, yani Hamideddin Aksarayi, Yıldırım Beyazıd Döneminde yaşamış, Emir Sultan'ın zamanın kutbu olarak açıklamasıyla Bursa Ulu Camii'nin açılışını Padişah'ın emri ile yapmış, Fatiha Suresinin yedi ayrı açıklamasını yapmıştır. Olümü 1412 tarihidir. Dolayısıyla vakfiyede Evradının okunması şartı olduğuna göre, vakfiye en erken Şeyh Hamideddin Aksarayi hayatta iken veya şöhretinin yayıldıktan sonra yapılmış olduğu ortaya çıkmaktadır.
Ahi Evran-ı Veli Nasrüddin Mahmud, 93 yaşında ebedi aleme göç etmiş olup, vefatında ay tutulması olmuştur. Aşık Gülşehri O'nun ölümü için:
Doksan üç yıl oldu ıemam
Ne helal gördü ne haram,
beytini düşmüştür.
Bu durumda,Ahi Evran vefatından sonra, onu sevenler tarafından, adına vakfiye düzenlendiği şekil-de yorumların daha geçerli olduğunu düşünüyoruz.
Vakfiyede; Kızılca, Pazarağıl, Çardak, Lodran, Kalpak, Kara Halil, Umur Köyü, İncekır mezrası, Yazı Bicir, Koçak, Gökçelü, Kızılkaya, Ağmalcılağllı, Mikailhisarlı, Beğdur, Karslan, Arslan Toğmuş, Kozağaç, Mucur, Gümüş Kümbet, Seyf Saray (Yazlık Saray) Yazıkınık, Ahibozlar, KÜkgeven, İdris Mezrası, İlmülk, Güllüce, Gökçeöyük mevkii veya köylerinin dörtte biri veya yarı hisseleri vakfedilmiştir.
Ayrıca Kırşehir'de; iki çiftlik, bir takım tarla, bahçe, evler, hamam, iki kapulu değirmen de vakıf edi-len emlak arasındadır.
Yukarıda sayılan mallar üzerinde hiç kimsenin bir zerre hakkı olmadığı gibi, vâkıfın kendi malı ol-duğu vakfiyede sarahaten bildirilmiş olup, bu gün Medeni Kanuna göre kurulan vakıfların nasıl vakıf ola-rak telâkki edildiği sayın dinleyenlerin. takdirine sunulur.
Vakıfın şartlarına göre; mezarı yanında bir zaviye, türbeye bitişik bir mescid yapılacak, Zaviye Şey-hi beş vakit namaz kıldıracak, namaz akabinde vakıfa dua ile Sabah Namazı sonunda Yasin-i Şerif ve Şeyh Hamid-i Veli'nin Evradı okunacak, Cum'a ve mübârek gecelerde mescidde zikr çekilecek,
Vakfın idaresi kendi neslinden gelen evladlarından olacak, eğer vakfı korumuyorsa, görevden alına-rak, bir başka evlada görev verilecek, vakfın gelirinden mescid ve zaviye tamİr olacak, arta kalan meblağdan günlük bir dirhem Zaviye Şeyhine verilmesi, geriye kalanın misafirJere harcanması vakfiye şartlardandır.

Ahi Evran vakfiyesinin başında yer alan tasdik şerhi ile vakfiye tercümesi metni şöyledir:

Sebete mazmunı haze-I-vakfı-ş-şerifiI-kavim kabültü ve emzaytü ve hakemtü bi sıhhati-n-niam nemakahü-l fakiru ileyhi Azze şanuhü Es-Seyyit Lutfullah EI-müvella-l-hilâfe bi Medi-neti Kırşehri ufiye anhu

Mafihi mine-I-vakfı sahihatun ser'iyye nema-kahü-l-fakiru-l-hakıyru iIeyhi subhanehü veta'âlâ Mustafa-i-Kadı bi Medineti Kırşehri ufiye anhü , Mumaileyh Mustafa.

Ve sebete beyne yedeyye ve kadaytu li-sıhhatihi ufiye anhü ,Devlet-i Dariye Mehmed.

Eceztü fihi
Mahurri fihi mine-l-vakfı-l-kadimi-l vakfı ve hakemtü bi sıhhatihi ve emzaytü ve ene-I Kadı bi Medinti Kırşehri .Devlet-i Dariye Ahmed


Raeytü hazihi-i-vakfiyyeti-ş. şerifeti-i-kadim vecedtühü muvakfikan ve mutabıkan kadimü'l- kavim kabitü ve emzaytü ve hakemtü lisıhhatihi eI-mun'ımi ileyhi subhanehu vete'âlâ es-Seyyid Hasan bin Seyyid Hüseyin El-Kadı bi Kırşehri ufiye anhü.

Cenabı hakkın zikri Celil-i ile teyemmün içün ismi şerifi ile başlıyorum
O; duaları semi' ve kabul buyuran zati ecellü a'la hazretleridir cümle medhü sena; noksandan, zevalden münezzeh ve izzü kemal ve kerem ve celal vasıfları ile mavsuf ve ezelde ve layezalde teğayyürden müberra ve şanı yüce ve ervah ve eşbahın haliki bulunan cenabı müteala hazretlerinin zatına mahsustur.

Ve salat ve selâm; havzı züldl ve hayırlı nutuk ve mekal sahibi ve en yüksek huluk ve fisal ile mavsufve yevmi kiyamette şefaatkâr olan efendimiz Hazreti Muhammedin ve cevab ve sualde musib ve adil ve i'tidalde kaim ve sabit ve hakkı inkâr ve cidalden mütecanib ve dünyanın şeref ve malini talebden muhteriz bulunan al ve ashabının ve doğru yolda ve sıdkı mekalde ve bedenleri ve kalbieri tathir ve tanzifte anlara tabi bulunan ve din semasında Bedir ve Hilâl gibi olan zevati aliye hazeratının üzerine feyezan etsün hayratın esrarına vâkıfve hasenatın asarına muttali' bulunan ve fazıI ve ihsanı ile dûaları kabul ve afüv ve ğufranı ile seyyieleri izale buyuran Cenabı-Hak bizi anların zümnesinde haşir buyursun.
O; öyle bir zati ecellü a'ladır ki milkinden dilediğini kullarına temlik ve yerde ve gökte rızıklarını takdir buyuran ve ğalebe ve kibriya ve şükür ve sena zatine has bulunan ve halis kullarını rızasl uğrunda minnetsiz infak ve tasadduka muvaffak kılan zat-i kibriya hazretleridir. Hüsnü ahlâk sahibi, zemanın kutbu, asrın ehli, kemali Pir-i Piran Ahi Evran Şeyh Nasruddin; dünyanın Mekkâr ve gaddar ve fani ve seriüzzeval olduğunu ve fazlu kerem erbabının anınla mag'rur olmayacağım ve dünyayı isteyen zillet ve nedamete düşeceğini ve ahiret ise hayırlı ve nimetlerin ahseni olup ni'metlerinde karışıklık ve şarabında serhoşluk bulunmadığını ve anda nur ve ğilman ve melek ve rıdvan ve hususile müşahade-i cemâli Rahman olduğunu bilmesi üzerine milki sahih ve hakkı sarihi bulunan emlâkini vakıf ve habs ve tahlid ve tescil etti.
Onlarda Kırşehri Kazasında Kızılca karyesinin nısfı şayii ve bu karyenin sınırında bulunan Pazarağıl karyesinin rub'ı şayii ve Çardak karyesinin nısfı ve Lodran karyesinin nısft ve Kalpak karyesinin nısfı ve Kara Halil karyesinin nısft ve Umur Köyü ve İnçekir mezreasının nısft ve Yazı Bicir mezreasının nısfı ve Koçak mezreasında Gökcelu karyesinin nısfı ve Kızılkaya karyesinin nısfı ve Ağmalcıağıl mezreasımn nısfı ve Mikâil Hisarlı karyesinin nısfı ve Beğdur karyesinin rub'u ve Karslan karyesinin sülüsü ve Arslan Toğmuş karyesinin nısfı.
Zikrolunanların cümlesi Kırşehri kazasından olup yalnız Mikâl Hisarlı karyesi Hacı Bektaş kazasma tabidir- Ve Hacı Bektaş kazasında Kozağaç karyesi ile birlikte Mucur karyesinin rub'u ve Gümüş Künbet karyesinin nısfı ve Seyf Saray karyesinin nısfı ve bazısı bazısına bitişik naklolunan Yazı Kınık karyesinin nısfı ve Ahibozlar karyesinin nısfı Kükgeven ve mezreai İdris ve ilmülk karyesi ile beraber Güllüce; mezbur karyenin sınırında dahildir- ve Gökçeöyiük karyesinin nısfından ibarettir ve bunların cümlesi Kırşehri kasabasındadır ve nefsi Kırşehrine merbut iki çiftlik olup bunlarda bir takım tarlalar ve bahçalar ve evler ve hamam ve iki kapulu değirmen bulunup cümlesi mevkufat meyanındadır ve bunların cümlesinin hududu ehli Vilâyet indinde malûm ve kayıtları mutasarrıflar nezdinde meşhurdur ve anlarda kimsenin zerre kadar hakkı yoktur cümlesi vâkıfın kendinin'dir. .
Şu şart üzre vakfetmiştir ki, vakıfın Merkadi kürbünde bir Zaviye yapılacak ve bu zaviyenin Şeyh ve Mütevelli ve Nazırı vâkıfın teakub ve tenasül eden evladi zükürundan olacak sonra inkiraza kadar evladi inasından olacak ve türbeye muttasıl bir mescit yapılacak ve şeyh bu mescidin beş vakıt namazını kıldıracak ve namazlar akabinde vakıfa dûa ve Cum'a ve isneyn geceleri mescitte zikrullah edecek ve sabah namazından sonra Sure-i Yasini ve Şeyh Hamid-i Veli'nin Evradini okuyacaktır. Vakıf-ı mumaileyh; mezkür şeyhin salih ve mütteki ve müteverri' ve uzlet ve kanaat ve ahlâkı hamide sahibi ve meşayih ve suleha libasnı labis ve Zaviyede calis bulunmasını ve kendisine galle-i vakıflan yevmi bir dirhem verilmesini ve bu şeyhin vefatı veya gayri meşru' harekâtı vukuunda meşihatin alelmeratip evladın aslahına verilmesini şart kıldı ve nazırın da vakıftn evladından ve sa!' bilfesad olmayup sulehadan olmasını ve vakıftn şartlarını ifaya çalışmasını ve kendisine galle-i vakıftan yevmi bir dirhem verilmesini ve bu nazır
fesada sa'yettiğinde ciheti nezaret ref edilüp evlâddan diğerine verilmesini şart kıldı ve mütevellinin evlâddan; re 'yi savab ve aklı kâmil ve fikri tam kimse olmasını ve zaviyenin ve Merkadin ve mescidin ümranına ve karyelerdeki evkafın ikmal ve tekâmülüne ve mahsulatın zabtına çalışmasını ve mürtezikamn hakkını vermesini ve vakfa menfaat verecek işleri yapmasını ve asla evkafa hiyanette bulunmamasını ve mesariften artakalanı alakaderil imkdn müsafirlere sarf etmesini ve zulmetmemesini ve mezkür şartlara hiyanette bulunmamasını ve her hak sahibine hakkını vermesini ve kendisine galle-i vakıftan şeyhe verilenin mislinin verilmesini ve cümlesinin sevab olan işlerle meşgul ve ahireti ta'mir ve ecdadına dua ve gece ve gündüz Cenab-ı Hakk'a hamdetmesini ve cümlesi meşayih ve ebrardan olup kadir ve menziletlerini Cenab-ı Hak yükselderek dünyada ve ahirette anları şeref sahibi kılmasını ve cümlesinin bu şurut al üzre ikmali hayat ve hatmi enfas etmesini şart kıldı.
Mumaileyh vâkıf; mevkufatını zikr olunan tertip ve üslûb üzre vakfı sahihi şer'i ve habsi muhalledi mer'i ile vakıf ve habsetti rey, hibe olunamayacak ve rehin verilmeyecek ve Valilerden ve varislerden vesair kimselerden bu vakfı tebdile hiç bir kimsenin salahiyeti yoktur her kim tehdiline sa'yeder ise, günahı ana ait ve her kim ikmaline çalışır ise vâkıfın sevabının misline nail olacak nitekim hayra sa'y ve muavenet eden kimse hayrı işleyen gibidir denilmiştir. Cenabı Hak vakıfı ve şartlarına riayet edeni Zilli arşda ve firdevsin ortasında hulunanların zümresinden kılsun . O zati ecellü a'l'a hazreıleri gani ve vehhab sıfatları ile muttasıf hulunan ve halkın hayırlısı ve faslı hitab sahihi olan efendimiz Hazreti Muhamme'de kitabı mübini inzal buyuran İlâhi ekremdir. Bizi ehli sünnet ve kltabdan ve amelleri hayrolan Mü'minlerden kılsun ve vakıf hayrat hicri altıyüzyetmişaltı senesinde vuku' bulunmuştur. (676 H.l1277 M.)

Şahitler:
Sinan Çelebi Bin Mesud.
Ve Abdurrahman bin Ali
Ve Yusufbin Ahmet
Ve Yunus bin İsmail
ve Emrullah bin Ahmed
Ve Ahmed bin Hasan
VeHüseyin bin Bayezid
Ve Mustafa Efendi İbni Behşayiş
Ve Musa bin Hüseyin ve Hamza binti Devlet
Ve Molla Çelebi bin Molla Mehmet
ve gayrihim ve minehaziriyn.

Süleyman bin Mehmet

Günümüzde Kırşehir'de bulunan Ahi Evran Zaviyesi 1970'li yıllarda Vakıflar Genel Müdürlüğü Restoratorü Erol Yurdakul tarafından geniş bir onarıma alınarak etrafı açılmış olup, Mescid cami şeklinde halka hizmet vermektedir.

Ekim ayının ikinci haftası yurdumuzda Ahilik Haftası olarak birçok bölgelerimizde kutlanmaktadır.
Vakıflar Genel Müdürlüğü Kültür ve Tescil Dairesi Başkanlığı Arşivi'nde Ahi adı geçen vakıflara kısa bir göz atmak gerekirse:
1. Afyon-Göynük, Yargeldi Zayiyesi vakfından, aynı bölgede ahi vakfı,
2. Amasya, Yağmur Karyesinde Ahi Saadettin ve Fahreddin Malikanesi vakfı,
3.834 H./1430 M. tarihli, Darphaneci adı ile de bilinen Amasya, Şemseddin Ahmed Çelebi bin Bedreddin Mahmud Vakfı.
4. Amasya Ahi Saadettin Mahallesinde Hadım Paşa Mescidi Vakfı,
5. Amasya-Gümüşhacıköy, Ahi Barak ve Ahi Basri vakfı.
6. Ankara, Ahi Şerafeddin Vakfı,
7. Ankara Ahi Şeradeddirı Tekke ve Camii Vakfı,
8. Ankara Ahi Elvan Camii Vakfı,
9. Ankara Ahi Şemseddin Mescidi Vakfı,
10. Ankara Ahi Yakup Mahallesinde bulunan Camii Şerif Vakfı, i i. Ankara Ahi Tura Mescidi Vakfı,
12. Ankara, Ahi Murad Vakfı,
13. Ankara, Ahi Mes'ut Köyü (Etimesgut) Mescidi vakfı.
14. Ankara-Kalecik Ahi Çelebi Vakfı.
15. Antalya, Çukur Mahallesi Yusuf mescidini tamir ettirerek minber koyan Teke Sancağı Mütesellimi
Ahi Hacı Mehmed Ağa camii Vakfı.
16.Antalya, Ahi Koraman mevkii camii vakfı.
17. Aydın-Güzelhisar-Karapınar Nahiyesi Ahi mevkii cami vakfı. 18. Balıkesir, Ahi Mehmed ve Ahi Mustafa Vakfı,
19. Balıkesir Hisar içinde Ahi Mehmed ve Ahi Mustafa Mescidi vakfı
20. Bilecik-Gölpazarı, Ahiler mevkii, İsmail Efendi tarafından camiin diğer yere nakli ile yeniden
inşaası vakfı.
21. Bolu-Samako, Ahiler mevkii, Birincioğlu Ahmed camii vakfı,
22. Bolu-Gerede-Yeniçağ, Tekke Mahallesi Ahi Mescidine ait mezra Vakfı. 23. Bursa, Bostanzade ve Bayburtlu Ahi'nin eczahane vakfı, (1329),
24. Bursa, Ahi mevkii, camii vakfı.
25. Bursa-Inegöl, Ahi Yusuf Tekkesi vakfı.
26. Çanakkale-Bayramiç, Ahi Hızır Mezrası vakfı,
27. Çanakkale-Ayvacık, Ahiler Karyesi, camii şerif vakfı,
28.768 H./1366 tarihli çorum Ahi Ahmed ibni Emir Hasan Vakfı,
29. çorum Pir Baba Tekkesine ait Ahi Ahmed ibni merhum Ahi Emir Hasan'ın vakfı,
30. Denizli, Ezine-i Lazkiye kazasının Ahiler mevkiinde Koca Mehmed Camii Şerif Vakfı,
31. 919 H./1513 tarihli Denizli Korucuk mevkii, Ayanoğlu İsa Bey ve Ahi Seydi Ahmed'in otası ve
Ahi Mustafa arazisi vakfı,
32. 1060 H./1650 M. tarihli Edirne'de müteveffa Ahi Hasan Camii vakfı,
33. Edirne-Ahi Çelebi kazası Başmaklı karyesi camii vakfı,
34. Elazığ-Harput, Ahi Musa Kellezade Ahmus vakfı (1074 H./]663 M.),
35. Eskişehir-Sivrihisar, Günyüzü Ahi Rüstem Zaviyesi vakfı,
36. Eskişehir-Sivrihisar Ahiler karyesi Hüseyin Ağa Camii vakfı,
37. ]sparta-Uluborlu Ahi Bahaeddin Camii Vakfı,
38. Kocaeli, (İzmit) Ahiler mezrası vakfı,
39. İstanbul-Eminönü-Ahi Çelebi Camii
40. İzmir-Menemen, Ahi Hızır Mahallesi mescid vakfı.
41. İzmir-Tire Ahi imam Mahallesinde sakin es-Seyyid Mehmed Ağa ibni Halil'in medrese, çeşme
ve bunlara ait su getirilmesiyle ilgili vakfiyesi. (1200 H./1785 M.)
42. İzmir-Tire, Ahi İmam Mahallesi cami vakfı.
43. İzmir-Tire, Futa Nahiyesi Ahi Baba Mescit vakfı,
44. Kastamonu, Ahi Şorba Zaviyesi vakfı,
45. Kastamonu, Ahi Çelebi vakfı,
46. Kayseri, Yenice Mahallesi Ahi Nasuh Mescid Vakfı,
47. Kırşehir, Ahi Evran Şeyh Nasnddün Mahmud Zaviyesi Vakfı, 48. Kırşehir, Ahi Hasan bin Hüseyin Camii şerif vakfı,
49. Kırşehir-Günyüzü, Ahi Mes'ud Zaviyesi vakfı,
50. Kütahya, Ahi Mustafa Mahallesi Kemişlizade Hafız Ali Efendi ibni Hüseyin Ali Vakfı (1330/
19]5 M.),
51. Kütahya, Sultanbağı Mahallesi Ahi Arslan Mescid Vakfı,
52. Kütahya, Hindiler Tekkesine meşrut Ahi Mustafa Vakfı,
53. Kütahya Arslanapa Nahiyesi Ada Mevkii, Ahi Yusuf Zaviyesi Vakfı,
54. Kütahya-Dumlupınar Camii için, Ahi Erbasan Mahallesi Hocazade el-Hac Ahmed Asım Efendi'nin bin kuruş nakit vakfı.
55. Kütahya, Ahiler tarafından yeni yapılan cami için Mehmed ibni Mustafa'nın bin kuruş para vakfı, (132] / 1894 M.)
56. Kütahya-Gediz, Ahi Ali Mahallesi, el-Hac Mehmed Ağa Camii vakfı,
57. Kütahya, Ahiler Yayıası, Muhacir Köyü Camii Vakfı.
58. Kütahya, Ahi Mustafa Mahallesi Erguniye Camii Vakfı,
59. Manisa-Turgutlu, Line Mevkii, Ahi Sinan Zaviyesi,
60. Muğ]a-Bozöyük Nahiyesi-Muzafe Nebi-Ahi Mevkii, el-Hac Molla İbrahim bin Mustafa bin el Hac İbrahim'in yeni inşa ettirdiği cami için üçbin kuruş para vakfı.
61. Muğla-Bozöyük, Menteşe kazası Ahi mevkii, Abdullah Efendi Camii Vakfı
62. Muğla-Bozöyük-Menteşe-Ahi Mevkii, Mehmed Ağa Camii Vakfı,
63. Muğla-Bozöyük, Ahi Mevkii sakinlerinden Muğlalı Hacı Recep oğlu el-l-lac Ali Ağa'nin aynı
yerde Yukarı Cami demekle meşhur cami için onbin kuruş nukut vakfı (1310 / 1892 M.),
64. Muğla-Bozöyük-Menteşe, Ahi Mevkii Ebubekr Zaviyesi Vakfı,
65. Muğla-Zeyne Köyü, Ahi Sinan Zaviyesi Vakfı.
66. Muğla, Bayezıd Mahallesi sakinlerinden Hacı Recep oğlu Hacı Ali Ağa'nın Ahi Mevkii Aşağı
Cami adı ile bilinen caminin su yolları için nukut vakfı,
67. Niğde, Ahi Paşa Zaviyesi Vakfı,
68. Samsun-Okse, Kadı Mevkii, Ahi Baba Zaviyesi Vakfı,
69.733 H./1333 M. tarihli Sivas Tokmak Mahallesi, Ahi Emir Ahmed Zaviyesi Vakfı,
Sivas'ın Tokmak Pazarı Mahallesinde kurulan Zaviye ve mescid yaptırmış olan vâkıf, vakfın devamı için de Sivas'ın Hafik ilçesinde tarlalar, Sivas merkezde dükkanıar, han, Ebehri Hamamı vakfediliyor ve hamamda misafirlerden ücret alınmıyor. Vakfiyede fukara ile medrese taleplerinin karşılanması şart koşuluyor.
70. Sivas, Ahi Mehmed Zaviyesi Vakfı,
71. 873 H../ 1468 M. tarihli Sivas Ahi Ali Zaviyesi Vakfı,
72. Sivas-Hafik, Ahi Çelebi İbni Ali Carullah Vakfı,
73. Sivas- Hafik, Ahi Emir Ahmed bin Zeynullah Vakfı,
74. Tekirdağ, Ahi Çelebi Vakfı,
75. Tekirdağ, Ahi Mehmed Mevkii demekle meşhur, Merhum Ahi Mehmed Mezrası Vakfı,
76. Tekirdağ, Ahi Mehmed Çelebi Köyü Cami Vakfı,
77. Tokat, Ahi Evran Vakfından Alaca Mescid demekle meşhur cami Vakfı,
78. Tokat, Ahi Paşa (Ahi Hacı Ömer) Camii Vakfı,
79. Tokat-Niksar, Ahi Nevcihan Vakfı,
80. Tokat-Turhal, Ahi Yusuf Vakfı,
81. Tokat-Zile, Ahi Evran Zaviyesi Vakfı,
82.665 H. /1266 tarihli Tokat-Zile, Ahi Ali ve Emir Yakupşah vakıfları,
83. Tokat-Zile, Muhiddin ve Ali ibni Muhiddin ve Ahi Hüsameddin er-Resul ve Surüssiddin Vakfı,
84. Trabzon, Boztepe Mahallesi civarında Müftü Kaya Mevkiinde Ahi Evran Dede Merkad-i Şerif yanındaki Tekkede bulunan cami için, Trabzon Boztepe Mahallesi sakinlerinden Kurtzade Muhiddin Efendi bini Miktad'ın bin kuruş vakfı,
85. Trabzon, Boztepe, Ahi Evran Mezarı (makamı) yanındaki cami için Sıdıka Hanım'ın para Vakfı,
86. Yozgat, İshak Baba Veledi Ahi Baba Zaviyesi için Durmuş Köyünde bir değimıen Vakfı,
87. Yozgat, Ahiler Köyünde merhum el-Hac Ramazan Ağa Mektebi Vakfı,
88. Zonguldak-Devrakiini, Ahi Çelebi Vakfı.

Anadolu Selçuklu Dönemi ile Erken Osmanlı Dönemi vakıflarının çoğu günümüze ulaşmamıştır. Zira çeşitli harpler, yangın, sel, deprem gibi tabii afetler nedeniyle ancak İstanbul'da tutulan kayıtlar ile Şer'i Sicillerde adı geçen vakıfların adı günümüze gelebilmiştir. Başbakanlık Arşivi, Şer'i Siciller ince-lendiğinde daha birçok isimler bu sıraya girecektir.
Türk kültür tarihi incelendiğinde; Tarihci Von Hammer, Sultan III. Murad zamanında 148 çeşit es- nafın İstanbul'da çalıştığını tesbit etmiştir. Evliya Çelebiye göre ise, dört bölgede 57 bölümde 1.100 sanatkar iş kolu olduğunu yazmaktadır.
700 yıl önce Anadolu'yu dolaşan İbn-i Batuda Seyyahatnamesinde ise; Ahilik Teşkilaıı'nın Anado-lu'nun hemen hemen her kasabasında bulunduğu bildirilmektedir. Ahiler; zorbaları yok etmek, yabancı-lara, gezgin ve misafirlere zaviyelerde ziyafet vermek, türkü ve oyunlarla, temiz bir şekilde hoş vakit ge-çirmek, her hususda sosyal yardımda bulunmakla kendilerini gÖrevli sayıyorlar, sıkı bir düzen ve kuvvetli bir bağlılık içinde yaşıyorlardı, diyor Ibn-i Batuda.
Ahilikte dürüstlük, çalışmak, kendini işe verme, başarıların sırrıdır.
Hz. Mevlana; "Dostunun hatasını örtmede gölge gibi ol", "Hatasız dost arayan, dostsuz kalır" di-yerek, kültürümüzdeki hoşgörüyü işaret etmiştir.
Aslında, müslümanlık, hıristiyanlık, musevilik, tasavvuf ve bütün dinlerdeki Tanrı sevgisinin teme-linde; Öncelikle çalışma, hoşgörü ve sevgi yatmaktadır. Zira, insanların ruhları yaratılırken, Tanrıyı gör-müşler ve ona ezelde aşık olmuşlardır. Bizim dünya hayatında gördüğümüz aşk, sevgi, coşku hep bunun bir tezahürü yeryüzündeki akisleridir. En büyük ibadette alın teri ile çalışmakta olan ahiler bu sırrı keşfe-derek doğru-dürüstlükle, ahlakla birleştirerek insanlığa sunmuşlardır.
Gümrük duvarları 1996 yılı başında yıkıldı. Türk sanayisi, Avrupa Ekonomik Topluluğu ile yarışa çıkacak, rekabete çıkacak. Burada ismini sayamayacağım bin1erce çeşit meslekler, sanatkarların omzunda yükselecek, Ey çıraklar, kalfalar, teknikerler mühendisler, kalite kontrol uzmanları; yarının ustaları siz olacaksınız. Bir Ahi zihniyeti ile hareket edebilirsek, işlerimizde muvaffak oluruz. Tanrı karşısında, millet karşısında alnımız ak olur. Acele iş çıkaralım derken, bazı hatalara düşmemiz kaçınılmazdır. Ağır iş yapalım da demiyorum. Kaliteye ehemmiyet verelim ki bizim de pabucumuz dama atılmasın. Zira eski ahiler, kalitesiz ayakkabı yapan ustanın yaptığı kötü ayakkabıları damının üstüne atarlarmış ki, herkes görsün de ondan ayakkabı almasın diye. Bu gün eski geleneklerimiz yok, ama, tamir ettiğiniz malzemeyi iki gün sonra müşteri, Usta tekrar bozuldu, derse, yüzünüz kızarmaz mı? Onun için yaptığımız, ürettiğimiz işlerde kaliteye ehemmiyet verelim. Yaptığımız malı mutlaka kontrol ederek müşteriye teslim edelim.

Yararlanılan Kaynaklar:

1. Neşet Çağatay; Bir Türk Kurumu Olan Ahilik, Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Yayınları. Ankara Üniversitesi Basımevi. Ankara. 1974.( Aynı eser biraz genişletilmiş olarak Selçuk Üniversitesi tarafından da yayımlanmıştır. ).
2. Rcfik Soykut. Orta Yol Ahilik. Güneş Matbaacılık. Ankara 1971.
3. Ebu Abdi'r-Rahman Muhammed ibn-i-Hüseyin es-Sülemi (Çev. Süleyman Ateş); Tasavvufta Fütüvvet. Ankara Oniversitesi İlâhiyat Fakültesi Yayınları, Ankara Üniversitesi Basımevi. Ankara, 1972.
4. Sebahattin Güllü, ; Ahi Birlikleri, Ötüken Yayınları. Istanbul 1977.

5. Sadi Bayram; "Türkler'de EsnafTeşkilatı Ahilik vc Loncalar". Milli Kültür. C.I. S.7. Ongun K,ardeşler Matbaası. Ankara. 1977. s.48-53.

6. Sadi BAYRAM; "Vakıfların Esnaf vc Sanatkâr Açısından Önemi". Devlet Esnaf ve Sanatkarı Koruyucu ve Destekleyici Tedbirleri Alır Semineri. Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu. Bursa. 5-6 Mayıs 1986.
7. Sadi Bayram; "Ahilik" Ahilik Haftası Semineri. Kırşehir. Ekim 1986.
8. Rcfik Soykut. Insanlık Bilmi Ahilik, Ankara 1980.
9. Sadi Bayram; "An Akhi Gcneological Tree ". VIII. Pre -Ottoman and Ottoman Symposium, Minnesota. August 1987.
10. Sadi Bayram; Ankara Ahiilik Haftası Münasebetiyle, Ostim Sanayi Sitesinde Çıraklara yapılın konuşma, Ekim 1989
11. Sadi Bayram; Bir Ahi Şecercsi, Belleten, C.LVIII, S..222. Türk Tarih Kurumu. Ankara. 1994. s.295-328.
12. Cevat Hakkı Tarım. Tarihte Kırşehri. Gülşehir, Istanbul 1948.
13. Enver Behnan Şapolyo. Tarihte Kırşehir,Ankara 1966. Mezhepler ve Tarikatler Tarihi. İstanbul 1964, s. 207- 253.
14. Mithat Gürata, Unutulan Adetlerimiz ve Loncalar, Ankara 1975.
15. Cemil Sena. İnsanlar ve Ahlak. Dilek, Matbaası. Istanbul. 1970.
16. Cemil Sena. Estetik Sanat ve Güzelliğin Felsefesi. Istanbul, ] 972.
17, Sadi Bayram; Türk Kültüründe ve Tasavvufta Hoşgörü. konuşma, 1995
18. Sadi Bayram; Ahiliğe Genel Bir Bakış ve Ahlak. Hoşgörü, Erdem. e8. S.23. (Hoşgörü özel Sayısı) Atatürk Kültür Mcrkczi Yayınları, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ocak 1996. CII. s. 583-598.
19.Bkz. Ahi Şereddin ( Oyun- 3perde ), www.sadibayram.com/ahi bölümü

Yayınlandığı Yer: Vakıflar Genel Müdürlüğü 14. Vakıf haftası Kitabı aralık 1997 ,1997
Yazar :
Konuyla İlgili Diğer Başlıklar:
  • AhÎlik Müessesesinde Yönetim (genel Olarak)
  • An " Akhi" Genealigical Tree
  • Ahi şerafettin
  •