TÜRK-İSLAM KÜLTÜR VE MEDENİYETİ - TURK'S AND ISLAMİC CİVİLİZATİOAN, FOUNDATİONS, ART,HİSTORİCAL ART, HİSTORY
KUR'anda Yol Gösterici Ayetler


KUR'AN'DAN YOLGÖSTERİCİ AYETLER

Prof.Dr.Yaşar Nuri Öztürk Kur'an Meali, İstanbul-1998, Yeniboyut'tan,
Derleyen :Sadi Bayram


2. BAKARA SURESİ

2.Bakara, 63, Tûr'u üzerinize kaldırmıştık

2.Bakara102, Ancak şeytanlar küfre sapmıştı; insanlara büyüyü öğretiyorlardı.Ve Babil'de Hârût ve Mârût adlı iki melek üzerine öndirileni öğretiyorlardı. Oysaki o iki melek '' biz bir imtihan aracıyız, sakın küfre sapma '' demedikçe hiç kimseye bir şey öğretmiyorlardı¦
.
2 Bakara, 111,''Yahudi ve Hıristiyan olandan başkası cennete asla giremeyecek '' dediler. Bu onların hayâlleri, kuruntularıdır. De ki onlara: '' Eğer doğru sözlü iseniz, haydi getirin susturucu kanıtınızı ! ''

2 Bakara 112; İş onların sandığı gibi değil ! Kim güzel davranışlar sergileyerek yüzünü Allah'a teslim ederse, Rabbi katında ödülü vardır onun. Korku yoktur böyleleri için; tasalanmayacaklardır onlar..

2 Bakara 115; Doğu ve Batı yalnız Allah'ındır¦.

2 Bakara 121; Kendilerine Kitap verdiklerimiz onu, okunuşunun hakkını vererek okurlar¦

2 Bakara, 140 Yoksa siz, "İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve torunları Yahudi yahut Hıristiyanlardı" mı diyorsunuz? Söyle onlara: "Siz mi daha bilgilisiniz yoksa Allah mı?" Allah'tan kendine ulaşmış bir tanıklığı gizleyenden daha zalim kim vardır! Allah, yapmakta olduklarınızdan habersiz değildir.

2 Bakara 142 İnsanlar içinden bazı beyinsizler: "Onları, yönelmekte oldukları kıbleden ne çevirdi?" diyecekler. De ki: "Doğu da Allah'ın, batı da. O, dilediğini dosdoğru yola kılavuzlar."


2 Bakara 144 Biz senin, yüzünün habire göğe doğru çevrildiğini elbette görüyoruz. Hoşlanacağın bir kıbleye seni elbette döndüreceğiz. Artık yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. Nerede olsanız yüzünüzü Mescid-i Haram yönüne döndürün. Kendilerine kitap verilenler, onun, Rablerinden bir gerçek olduğunu çok iyi bilirler. Allah onların yapıp ettiklerinden habersiz değildir.

2 Bakara 149 Nereden çıkarsan çık, yüzünü Mescid-i Haram'a döndür. Bu, elbette Rabbinden gelen gerçektir. Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.

2 Bakara 150 Nereden çıkarsan çık, yüzünü Mescid-i Haram'a çevir. Nerede olursanız olun, yüzünüzü ona doğru çevirin ki, insanların elinde sizin aleyhinize bir delil bulunmasın. Onların zulme sapanları müstesna. Artık onlardan korkmayın, benden korkun. Yüzünüzü Mescid-i Haram'a dönün ki, üzerinizdeki nimetimi tamamlayayım. Ve bu sayede güzeli ve iyiyi bulmanız da umulmaktadır.

2 Bakara 151 Nitekim size aranızdan bir resul göndermişiz; size ayetlerimizi okuyor, sizi temizleyip arıtıyor, size Kitap'ı ve hikmeti öğretiyor, size, daha önce bilmediklerinizi belletiyor.

2 Bakara 152 Anın beni ki, anayım sizi. Şükredin bana, sakın nankörlük etmeyin!


2 Bakara 158 Safa ile Merve Allah'ın belliklerindendir. O evi hac veya umre ile ziyaret edenin onları tavaf etmesinde kendisi için bir sakınca yoktur. Kim içinden gelerek bir hayır işlerse Allah Şâkir'dir, teşekkür eder, Alim'dir, en iyi biçimde bilir.

2 Bakara 196 Haccı da umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer engellenirseniz, esir veya köle âzatlamak, Kâbe'ye kurbanlık hayvan veya başka bir şey sunmak şeklinde bağışta bulunmanın kolayınıza geleni yeterlidir. Bağış, kendi yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. İçinizden hasta olan yahut başından rahatsızlığı bulunan oruç tutarak yahut sadaka vererek veya kurban keserek/Allah'a yakınlık için Kâbe'ye bir şey bağışlayarak fidye yoluna gitsin. Güvene kavuştuğunuzda, hacca kadar umreden yararlanmak isteyen, esir veya köle âzatlamak, Kâbe'ye kurbanlık hayvan veya başka bir şey sunmak türünden kolayına gelen bir bağışta bulunsun! Bunu bulamayan oruç tutsun: Bu, üç günü hacda, yedi günü döndüğünüzde, tam on gündür. Bu, ailesi Mescid-i Haram'da oturmayan kişi içindir. Allah'tan sakının ve bilin ki, Allah'ın azabı çok şiddetlidir.


2 Bakara 255 Allah'tan başka ilah yok. Hayy'dır O, sürekli diridir; Kayyûm'dur O, kudretin kaynağıdır. Ne gaflet yaklaşır O'na ne kendinden geçme ne de uyku. Göklerde ne var, yerde ne varsa yalnız O'nundur. O'nun huzurunda, bizzat O'nun izni olmadıkça, kim şefaat edebilir! O, insanların önden gönderdiklerini de bilir, arkada bıraktıklarını da!... İnsanlar O'nun bilgisinden, bizzat kendisinin dilediği dışında, hiçbir şeyi kavrayıp kuşatamazlar. O'nun kürsüsü, gökleri ve yeri çepeçevre kuşatmıştır. Göklerin ve yerin korunması O'na hiç de zor gelmez. Aliyy'dir O, yüceliği sınırsızdır; Azim'dir O, büyüklüğü sınırsızdır. ( Âyet'el Kürsi-Allâ hülâ )

2 Bakara 257, Kötülerin dostu- yol göstericisi TAGĞUTTUR¦

2 Bakara 270 Hayır olarak harcadığınız, adak olarak adadığınız her şeyi, Allah mutlaka bilir. Zalimlerin yardımcıları olmayacaktır.

2 Bakara 276 Allah, ribadan beklenen artışı mahveder, sadakalar karşılığında artışlar getirir. Allah, nankörlüğe batmış günahkârların hiçbirini sevmez.

2 Bakara 285 ( Amene resül Dua 285-286) : Resul, Rabbin kendisine indirilene inanmıştır; müminler de. Hepsi; Allah 'a O'nun meleklerine, kitaplarına, resullerine inanmışlardır. Allah'ın resullerinden hiç birini ötekinden ayırmayız. Şöyle demişlerdir : '' Dinledik, boyun eğdik. Affet bizi ey Rabbimiz. Dönüş yalnız sanadır. ''

2 Bakara 286 ; Allah hiçbir benliğe yaratılış kapasitesinin üstünde bir yük yüklemez/ teklifte bulunmaz. Her benliğin yaptığı iyilik kendi lehine, işlediği kötülük kendi aleyhinedir / kişinin hem kendisi hem başkaları için kazandığı onun lehine yalnız kendi nefsi için kazandığı onun aleyhinedir./ kişinin kendi emeği ile kazandığı lehine, başkalarını sırtından kazandığı aleyhinedir. '' Ey Rabbimiz ! Unutur veya hata edersek bizi hesaba çekme. Ey Rabbimiz ! Bize bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz güç yetiremeyeceğimiz şeyleri de yükleme. Affet bizi , bağışla bizi , acı bize. Sen bizim Mevla'mızsın. Küfre sapanlar topluluğuna karşı yardım et bize '' .


3. ALİ İMRAN SURESİ

3 Ali İmran, 7 Kitap'ı sana indiren O'dur: Onun ayetlerinden bir kısmı muhkemlerdir ki; onlar Kitap'ın anasıdır. Diğer ayetlerse müteşâbihlerdir. Şu var ki, kalplerinde bir eğrilik ve bozukluk bulunanlar, fitne aramak, onun teviline öncelik tanımak için Kitap'ın sadece müteşâbih kısmının ardına düşerler. Onun tevilini ise bir Allah bilir, bir de ilimde derinleşmiş olanlar. Bunlar, "Ona inandık, hepsi Rabbimizin katındandır." derler. Gönül ve akıl sahiplerinden başkası gereğince düşünemez.

3 Al-i İmran,18, Allah, kendisinden başka tanrı olmadığına tanıktır. Meleklerle ilim sahipleri de adalet ölçüsüne sarılarak tanıklık etmişlerdir ki, o Aziz ve Hakim olandan başka hiçbir ilah yoktur.

3 Ali İmran ( Dua ) 26; Şöyle yakar: "Ey mülkün/saltanatın Mâlik'i/sahibi olan Allahım ! Sen mülkü/saltanatı dilediğine verir, mülkü/ saltanatı dilediğinden çekip alırsın. Dilediğini yüceltip aziz edersin, dilediğini alçaltıp zelil kılarsın. İmkân, mal ve nimet senin elindedir. Sen, her şeye kadirsin."

3 Ali İmran 33, Allah; Âdem'i, Nûh'u, İbrahim Ailesi'ni, İmran Ailesi'ni seçerek âlemlere üstün kılmıştır;

3 Ali İmran 41 Zekeriyya dedi: "Rabbim,bana bir belirti ver!" Allah buyurdu: "Sana belirti şudur: "İnsanlarla üç gün, işaretleşme dışında konuşmayacaksın. Rabbini çok an. Akşam-sabah tespih et!"

3 Ali İmran, 48 Ona Kitap'ı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğretecek.

3 Ali İmran 50 "Tevrat'tan önümde bulunanı doğrulayıcıyım. Size haram kılınmış olanın bir kısmını size helal yapacağım. Rabbinizden bir mucize getirdim size. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin!"

3 Ali İmran 52 İsa onlardan inkârı sezince şöyle konuştu: "Allah'a gidişte benim yardımcılarım kim?" Havâriler dediler ki: "Biz Allah'ın yardımcılarıyız!Allah'a iman ettik biz!Tanık ol, biz müslümanlarız/Allah'a teslim olanlarız."

3 Ali İmran 61 Sana ilimden bir nasip geldikten sonra, hak konusunda seninle tartışana de ki: "Gelin; oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, öz benliklerimizi ve öz benliklerinizi çağıralım, mübâhele edelim de Allah'ın lanetini yalancılar üzerine salalım."
3 Ali İmran 67 İbrahim ne bir Yahudi idi ne de bir Hıristiyan. O, sadece Hanif bir müslümandı/Allah'a teslim olandı. O müşriklerden değildi.

3 Ali İmran 84 De ki: "Allah'a, bize indirilene, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, torunlarına indirilmiş olana, Mûsa'ya, İsa'ya ve diğer nebilere Rablerinden verilmiş bulunana inandık. Onlardan hiçbirini ötekinden ayırmayız. Biz O'na teslim olanlarız."

3 Ali İmran 92 Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe hayırda erginliğe/dürüstlüğe asla ulaşamazsınız. İnfak etmekte olduğunuz her şeyi, Allah çok iyi bilmektedir.

3 Ali İmran 93 Tevrat indirilmeden önce İsrail'in kendi nefsine haram kıldığı şeyler dışında tüm yiyecekler İsrailoğullarına helaldi. Onlara de ki: "Tevrat'ı ortaya getirin; doğru sözlü iseniz onu okuyun."

3 Ali İmran 94 Artık bundan sonra kim yalan düzüp Allah'a iftira ederse böyleleri zalimlerin ta kendileridir.

3 Ali İmran 95 De ki: "Allah, doğrusunu söylemiştir/vaadinde sadıktır. Hadi artık hanif olarak İbrahim'in milletine uyun! Müşriklerden değildi o."

3 Ali İmran 96 Şu bir gerçek ki, âlemlere bir bereket kaynağı ve yol gösterici halinde insanlar için kurulan ilk ev Mekke'dekidir.

3 Ali İmran 97 Açık-seçik deliller, İbrahim'in makamı vardır orada. Oraya giren, güvene ermiş olur. Yoluna gücü yetenin o evi ziyaret etmesi, insanlar üzerinde Allah'ın bir hakkıdır. Kim nankörlük ederse hiç kuşkusuz, Allah bütün âlemlere muhtaç olmayacak bir Gani'dir.

3 Ali İmran 145 Allah'ın izni olmadıkça hiçbir kişi ölmez. Vakti belirlenmiş bir yazıdır o. Dünya çıkarını gözetene ondan veririz; âhiret yararını gözetene de ondan veririz. Şükredenleri ödüllendireceğiz biz.

3 Ali İmran 159 Allah'tan bir merhamet/bir sevgi sayesindedir ki, sen onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba-saba, katı yürekli olsaydın senin çevrenden kesinlikle dağılır giderlerdi. O halde bağışla onları, af dile onlar için; iş ve yönetim korusunda da onlarla şÃ»raya git. Bir kez azmettin mi de artık Allah'a güvenip dayan!Allah, tevekkül edenleri sever.

3 Ali İmran 169 Allah yolunda öldürülmüş olanları ölüler sanma sakın. Hayır! Onlar diridirler. Rablerinin katında rızıklandırılıyorlar.

3 Ali İmran, 185 Her benlik ölümü tadacaktır. Hak ettiğiniz karşılıklar size, kıyamet günü, eksiksiz bir biçimde mutlaka verilecektir. Ateşten uzaklaştırılıp cennete sokulan kesinlikle kurtulmuş olacaktır. İğreti-sefil hayat aldatıcı bir yararlanmadan başka şey değildir.

3 Ali İmran 191 Onlar o kişilerdir ki, ayakta, otururken, yan yatarken hep Allah'ı zikrederler; göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler: "Ey Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Şanın yücedir senin!Ateş azabından koru bizi!"

4.NİSA SURESİ

4 Nisa 2 Yetimlere mallarını verin. Temizi pise değişmeyin. Yetimlerin mallarını kendi mallarınıza katarak yemeyin. Bunu yapmak gerçekten büyük bir vebaldir.


4 Nisa 29 Ey inananlar! Mallarınızı aranızda bâtıl bir yolla/tutarsız bahanelerle yemeyin. Kendi hoşnutluğunuzla gerçekleşmiş bir ticaret olursa başka. Kendi canlarınıza kıymayın/intihar etmeyin. Hiç kuşkusuz, Allah, size karşı çok merhametlidir.

4 Nisa 30 Kim düşmanlık ve zulümle intihar günahını işlerse onu ateşe sokacağız. Bu, Allah için çok da kolaydır.

4 Nisa 51, 60,76, Tâgut 'dan bahseder,

4 Nisa 85 Kim güzel bir işe aracı olursa ondan ona bir pay vardır. Kim kötü bir şeye aracı olursa ondan da ona bir pay vardır. Allah herşeye, herkese gıda ulaştırır, Mukit'tir.

4 Nisa 86 Bir selam ile selamlandığınızda, onun daha güzeliyle yahut aynısıyla karşılık verin. Hiç kuşkusuz Allah Hasib'dir, herşeyi güzelce hesaplamaktadır.

4 Nisa 100 Kim Allah yolunda hicret ederse yeryüzünde, varıp sığınarak karşı harekete girişecek çok yer bulur; geniş bir imkân da bulur. Ve her kim, evinden Allan'a ve resulüne hicret niyetiyle çıkar da kendisine ölüm yetişirse onun ödülünü vermek Allah'a düşer. Allah Gafûr'dur, Rahim'dir.

4 Nisa 103 Namazı/duayı tamamlayınca, artık Allah'ı ayakta, oturarak, yan yatmışken anın. Sükûnet bulduğunuzda, namazı/duayı tam bir biçimde yerine getirin. Namaz/dua, müminler üzerine vakti belirlenmiş bir farz olmuştur.

4 Nisa 132 Hem göklerdekiler hem yerdekiler Allah içindir.Vekil olarak Allah yeter.

4 Nisa 134 Dünya nimeti ve bereketini isteyen bilsin ki, dünya nimeti de âhiret mutluluğu da Allah katındadır. Allah, çok iyi işitir, çok iyi görür.

4 Nisa 154 Kesin söz vermeleri için Tûr'u üzerlerine kaldırdık ve onlara: "Kapıdan secde ederek girin." dedik. Onlara şunu da söyledik: "Cumartesi gününde azgınlık yapmayın." Onlardan sapasağlam bir söz almıştık.

4 Nisa 163 Biz, tıpkı Nûh'a ve ondan sonraki peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. Biz İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, torunlarına, İsa'ya, Eyyûb'e, Yûnus'a, Hârun'a, Süleyman'a da vahy ettik. Dâvud'a da Zebur'u verdik.

4 Nisa 167 İnkâr edip Allah yolundan geri çevirenler, dönüşü olmayan bir sapıklığa düşmüşlerdir.

4 Nisa 168 İnkâr edip zulme sapanlar var ya, Allah onları affetmeyecek, onları hiçbir yola kılavuzlamayacaktır.

4 Nisa 169 Cehennem yolu hariç!Uzun süre kalacaklardır orada. Allah için çok kolaydır bu.

4 Nisa 170 Ey insanlar! Resul size Rabbinizden hakkı getirdi; artık inanın ona ki hayrınıza olsun. Nankörlük ederseniz göklerdekiler de yerdekiler de Allah'ındır. Allah Alim'dir, Hakim'dir.

4 Nisa 171 Ey Ehlikitap! Dininizde aşırılığa gidip doymazlık etmeyin! Allah hakkında gerçek dışı bir şey söylemeyin! Meryem'in oğlu İsa Mesih, Allah'ın resulü ve kelimesidir. Onu, kendisinden bir ruhla beraber Meryem'e atmıştır. Artık Allah'a ve resullerine inanın. "Üçtür!" demeyin. Son verin, sizin için daha iyi olur. Allah Vâhid'dir, tek ve biricik ilahtır. Kendisi için bir çocuk olmasından arınmıştır O. Yalnız O'nundur göklerdekiler ve yerdekiler. Vekil olarak Allah yeter.

5.MAİDE SURESİ

5 Maide 48 Sana da Kitap'ı hak olarak indirdik. Kitap'tan onun yanında bulunanı tasdikleyici ve onu denetleyip güvenilirliğini sağlayıcı olarak... O halde onlar arasında Allah'ın indirdiğiyle hükmet, Hak'tan sana gelenden uzaklaşıp onların keyiflerine uyma. Sizden her biri için bir yol/şeriat ve bir yöntem belirledik. Allah dileseydi sizi elbette bir tek ümmet yapardı. Ama size vermiş olduklarıyla sizi imtihana çeksin diye öyle yapmamıştır. O halde hayırlarda yarışın. Tümünüzün dönüşü Allah'adır. O size, tartışmış olduğunuz şeylerin esasını bildirecektir.

5 Maide 51 Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları gönül dostları edinmeyin. Onlar birbirlerinin gönül dostlarıdır. Sizden kim onları gönül dostu edinirse o, onlardandır. Allah, zalimler toplumunu doğruya ve güzele kılavuzlamaz.XXXXXXX

5 Maide 55 Sizin gönül dostunuz Allah'tır, O'nun resulüdür, bir de rükû eder bir halde namazı/duayı yerine getirip, zekâtı vererek iman edenlerdir.

5 Maide 89 Allah sizi yeminlerinizdeki boş lakırdıdan ötürü hesaba çekmez, ama bilinçli olarak gerçekleştirdiğiniz yeminlerden sizi sorumlu tutar. Böyle bir yeminin keffâreti, ailenize yedirmekte olduğunuzun orta derecesinden on yoksulu doyurmak, yahut onları giydimek, yahut da özgürlüğünden yoksun kalmış bir benliği özgürlüğüne kavuşturmaktır. Bunlara imkân bulamayan üç gün oruç tutar. Yemin ettiğinizde yeminlerinizin keffâreti işte budur. Yeminlerinizi koruyun. Allah size ayetlerini böyle açıklar ki şükredebilesiniz.

5 Maide,110 110 Hani, Allah şöyle demişti: "Ey Meryem'in oğlu İsa! Senin ve annenin üzerindeki nimetimi hatırla. Seni Ruhulkudüs'le desteklemiştim, beşikte iken ve erginlik çağında insanlarla konuşuyordun. Sana Kitap'ı, hikmeti, Tevrat'ı, İncil'i öğretmiştim. Benim iznimle çamurdan kuş görünümünde bir şey yaratıyor, içine üflüyordun da o benim iznimle kuş oluyordu. Doğuştan körü, abraşı benim iznimle iyileştiriyordun. Benim iznimle ölüleri çıkarıyordun. İsrailoğullarını senden uzak tutmuştum. Hani, sen onlara açık-seçik ayetleri getirdiğinde, küfre sapanları şöyle deyivermişti: "Açık bir büyüden başka bir şey değil bu."

6.EN'AM SURESİ

6 En'am 6 Kendilerinden önce nice yurt ve medeniyeti yerle bir ettiğimizi görmediler mi? Biz o yurtlara yeryüzünde size vermediğimiz imkânları vermiş, üzerlerine gök bereketini bol bol indirmiş, nehirleri altlarından akar hale getirmiştik. Derken, onları kendi günahlarıyla helâk ettik ve arkalarından başka bir nesil oluşturduk.

6 En'am 38 Yeryüzünde debelenen hiçbir canlı, iki kanadıyla uçan hiçbir kuş istisna olmamak üzere hepsi sizin gibi ümmetlerdir. Biz bu Kitap'ta, herhangi birşeyi ne eksik bıraktık ne fazla yaptık. Onlar, sonunda Rableri önünde haşredilirler.

6 En'am 50 Onlara şunu söyle: "Ben size Allah'ın hazineleri yanımdadır demiyorum. Gaybı da bilmem ben! Size ben bir meleğim de demiyorum. Yalnız bana vahyedilene uyarım ben!" Sor onlara: "Körle gören bir olur mu? Hâlâ düşünmüyor musunuz?"

6 En'am 59 Gaybın anahtarları O'nun yanındadır; onları O'ndan başkası bilmez. O, karada ve denizde olanı da bilir. O'nun bilgisi dışında bir yaprak bile düşmez. Toprağın karanlıklarındaki bir dâne, yaş ve kuru her şey apaçık bir Kitap'ın içindedir.

6 En'am 60 O, odur ki, geceleyin sizi öldürür. Gün boyunca neler yapıp neler kazandığınızı bilir. Sonra, belirlenmiş süre işletilip tamamlansın diye, gün içinde sizi diriltir. Nihayet O'nadır dönüşünüz. Sonra, yapıp ettiklerinizi size haber verecektir.

6 En'am 61 Kulları üzerinde egemenlik sahibi Kaahir'dir O. Üzerinize koruyucular gönderir. Nihayet ölüm birinize geldiğinde, elçilerimiz onu vefat ettirirler. Ne vaktinden önce iş yaparlar onlar ne de vaktinden sonra.

6 En'am 62 Nihayet onlar gerçek Mevlâ'ları olan Allah'a götürülürler. Gözünüzü açın! Hüküm yalnız O'nundur. Ve hesap görenlerin en süratlisi de O'dur.

6 En'am 72 Ve "Namazı kılın/duayı yerine getirin, O'ndan sakının!" diye emrolunduk. Huzurunda haşrolunacağınız O'dur.

6 En'am74 İbrahim, babası Âzer'e şöyle demişti: "Putları tanrılar mı ediniyorsun? Seni de toplumunu da açık bir sapıklık içinde görüyorum."

6 En'am 75 Böylece biz İbrahim'e göklerin ve yerin melekûtunu gösteriyorduk ki, gerçeği görüp bilerek inananlardan olsun.

6 En'am 84 Biz ona İshak'ı ve Yakub'u hediye ettik. Hepsini doğruya ve güzele kılavuzladık. Daha önce Nûh'a ve onun soyundan olan Dâvud'a, Süleyman'a, Eyyûb'e, Yûsuf'a, Mûsa'ya, Hârun'a da kılavuzluk etmiştik. Güzel düşünüp güzel davrananları böyle ödüllendiririz biz.

6 En'am 85 Zekeriyya, Yahya, İsa ve İlyas... Hepsi iyilik ve barış için çalışanlardandı.

6 En'am 86 İsmail, Elysa', Yûnus ve Lût... Hepsini âlemlere üstün kıldık.

6 En'am 92 Bu da bizim, kentlerin/medeniyetlerin anasını uyarman için indirdiğimiz bir kitap. Kutsal-bereketli, kendinden öncekini doğrulayıcı. Âhirete inananlar, ona da inanırlar ve onlar namazlarına/dualarına devam ederler.

6 Enam 95 Hiç kuşkusuz, Allah'tır Fâlık olan/dâneyi yaran, çekirdeği patlatan. Ölüden diri çıkarır O; diriden ölüyü çıkaran da O'dur! İşte budur Allah! Peki nasıl ters bir yöne çevriliyorsunuz?

6 En'am 96 Şafağı yarıp sabahı ortaya çıkaran/Fâlık O'dur! Geceyi dinlenme zamanı yaptı; Güneş'i ve Ay'ı hesap aracı. İşte budur ölçülendirmesi o Aziz'in, o Alim'in!

6 En'am 99 Size gökten su indiren de O'dur! Biz o suyla her şeyin bitkisini çıkardık. Ondan da bir yeşillik çıkardık. O yeşillikten birbiri üzerine binmiş dâneler çıkardık. Hurma ağacının da tomurcuğundan sarkan salkımlar, üzümlerden bağlar, zeytin, nar çıkardık. Birbirine benzeyeni var, benzemeyeni var. Meyve verdiğinde ve meyveler olgunlaştığında bir bakın onun ürününe! Bu size gösterilenlerde, iman eden bir topluluk için, çok ibret vardır!

6 En'am 100 Allah'a bir de cinleri/gözle görülmeyen yaratıkları ortak koştular. Oysaki, onları O yaratmıştır. Bilgisizce O'na oğullar ve kızlar isnat etme saçmalığını gösterdiler. Şanı yücedir O'nun! Onların nitelemelerinin ötesindedir O!

6 En'am 105 Ayetleri bu şekilde, çeşitli başlıklarla veriyoruz ki, "Sen ders aldın!" desinler, biz de ilimden nasiplenen bir toplum için onu iyice açıklayalım.

6 En'am, 112 İşte böyle, biz peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık. Bunlar aldatmak için birbirlerine lafın yaldızlısını fısıldarlar. Rabbin dileseydi onu yapamazlardı. Bırak onları, düzdükleri iftiralarla baş başa kalsınlar;

6 En'am 119 Size ne oluyor da üzerine Allah'ın adı anılmış olanlardan yemiyorsunuz? Zorda kalışınız dışında üzerinize haram kıldığını bizzat kendisi size ayrıntılı olarak açıklamıştır. Birçokları ilimsiz bir biçimde kendi keyiflerine uyarak halkı şaşırtıyorlar. Hiç kuşkusuz, seni Rabbin sınır tanımaz azgınları çok iyi bilmektedir.

6 En'am 128 Gün olur şöyle diyerek onları huzurunda toplar: "Ey cinler/görünmez varlıklar topluluğu! Şu insanlara gerçekten çok ettiniz/insanların birçoğuna göz diktiniz." Onların insanlardan olan dostları şöyle derler: "Rabbimiz, kimimiz kimimizden yararlanmıştı. Bizim için belirlediğin sürenin sonuna geldik." Buyurur ki: "Barınağınız ateştir. Allah'ın dilediği zamanlar hariç orada süreklisiniz." Senin Rabbin Hakim'dir, Alim'dir.

6 En'am 129 İşte biz, zalimlerin bir kısmını bir kısmına, kazanır oldukları şeyler yüzünden bu şekilde dost/yardımcı/yönetici/önder yaparız.

6 En'am 130 Ey cinler ve insanlar topluluğu! İçinizden, size ayetlerimi anlatan ve şu gününüzle yüz yüze geleceğiniz hususunda sizi uyaran resuller gelmedi mi? "Kendi aleyhimize tanıklık ettik." dediler. İğreti hayat onları aldattı da küfre saptıklarına ilişkin, öz benlikleri aleyhinde tanıklık ettiler.

6 En'am 131 Sebep şudur: Rabbin, halkı habersiz bir haldeyken kentleri helâk edici değildir.

6 En'am 132 Her birinin, yapıp ettiklerinden kaynaklanan dereceleri vardır. Rabbin onların işlediklerinden gafil değildir.

6 En'am 140 Şu bir gerçek ki, ilimsizlik yüzünden öz evlatlarını beyinsizce katledenlerle Allah'ın kendilerine verdiği rızıkları, Allah'a iftira ederek haramlaştıranlar gerçekten hüsrana uğramışlardır. İnan olsun, sapıtmışlardır onlar; hiçbir zaman doğruyu ve güzeli bulamazlar.

6 En'am 141 Çardaklı ve çardaksız bahçeleri, ürünleri çeşit çeşit hurmaları, sebzeleri, zeytinleri, narları, birbirine benzer ve benzemez biçimde oluşturan O'dur. Her birinin meyvesinden, olgunlaştığı zaman yiyin ve hasat gününde onun hakkını da verin. İsraf etmeyin, Allah israf edenleri sevmez.

6 En'am 142 Hayvanlardan yük taşıyanı da yaygı/döşek yapılanı da yaratan yine O'dur. Allah'ın size verdiği rızıklardan yiyin, şeytanın adımlarını izlemeyin! Çünkü o sizin için açık bir düşmandır.

6 En'am 143 Sekiz çift: Koyundan iki, keçiden de iki. De ki "İki erkeği mi haram kıldı, iki dişiyi mi, yoksa iki dişinin rahimlerinin kuşattığını mı? Eğer doğru sözlü iseniz bana ilimle haber verin."

6 En'am 144 Ve deveden iki, sığırdan iki. De ki "İki erkeği mi haram kıldı, iki dişiyi mi, yoksa iki dişinin rahimlerince kuşatılanı mı? Yoksa Allah size bunu önerirken siz de tanıklık mı ediyordunuz?" İlim dışı bir şekilde insanları şaşırtmak için yalan düzüp Allah'a iftira edenden daha zalim kim olabilir? Allah, zulme sapan bir topluluğa kılavuzluk etmiyor.

6 En'am 145 De ki: "Bana vahy olunanlar içinde, bu haram dediklerinizi yiyecek birine yasaklanmış bir şey bulamıyorum. Yalnız şunlardan biri olursa başka: leş, akıtılmış kan, domuz eti -ki o bir pisliktir- Allah'tan başkası adına boğazlanmış bir murdar." Iztırar haline düşen, başkasının hakkına dokunmamak, zorunluluk sınırını da aşmamak şartıyla bunlardan yiyebilir. Çünkü senin Rabbin çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.

6 En'am 146 Yahudilere tüm tırnaklı hayvanları haram kıldık. Onlara ayrıca sığır ve koyunun yağlarını da haram kıldık. Sığır ve koyunun sırtlarının ve bağırsaklarının taşıdığı yağlarla, kemiklerle karışan yağlar bunun dışındadır. Bunu onlara azgınlıkları yüzünden bir ceza olarak yaptık. Biz elbette sözünde duranlarız.

6 En'am 148 Şirke batanlar şöyle diyecekler: "Allah dileseydi, ne biz şirke sapardık ne de atalarımız. Hiçbir şeyi haram da yapmazdık." Onlardan öncekiler de azabımızı tadıncaya kadar bu şekilde yalanlamışlardı. De ki: "Yanınızda, önümüze çıkaracağınız bir ilminiz var mı? Zandan başka bir şeye uymuyorsunuz. Sadece saçmalıyorsunuz siz."

6 En'am 151 De ki onlara: "Hadi gelin, Rabbinizin size neleri haram kıldığını yüzünüze karşı okuyayım: Hiçbir şeyi O'na ortak koşmayın. Ana-babaya çok iyi davranın. Yoksulluk endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin; biz sizi de onları da rızıklandırırız. Kötülüklerin görünenine de gizli kalanına da yaklaşmayın. Allah'ın saygın ve aziz kıldığı cana, bir hakkı savunmak dışında kıymayın. Allah size bunları önerdi ki, aklınızı işletebilesiniz."

6 En'am 152 "Yetimin malına yaklaşmayın! Ancak rüştüne erişinceye kadar en güzel yolla ilgilenme hali müstesna. Ölçme ve tartmayı tam bir dürüstlükle yerine getirin. Hiç kimseye yaratılış kapasitesinin üstünde yükümlülük getirmiyoruz. Konuştuğunuz zaman, yakınlarınız/aleyhine de olsa, adaleti gözetin. Ve Allah'a verdiğiniz söze sadık kalın. Düşünüp öğüt alasınız diye O size bunları önerdi.

6 En'am 156 "Kitap, bizden önce iki topluluğa indirildi. Biz onu okuyup araştırmaktan gerçekten habersizdik." demeyesiniz.

6 En'am 165 Sizi yeryüzünde öncekilere halefler yapan O'dur. Verdiği nimetlerle sizi denemek için kiminizi kiminiz üzerine derecelerle yükseltmiştir. Rabbin ceza verdiğinde çok süratli verir. Ama O, gerçekten çok affedici, çok merhametlidir. XXX

7.ARAF SURESİ

7 A'raf 7 Onlara bir ilmin tanıklığında/bir ilmin aracılığıyla bütün serüveni mutlaka anlatacağız. Biz olup bitenlerden habersiz değildik. XXXXX

7 A'raf 10 Yemin olsun, sizi yeryüzünde yerleştirdik ve sizin için orada, geçiminize yarayacak nimet ve imkânlara vücut verdik. Ne de az şükrediyorsunuz!

7 A'raf 11 And olsun ki sizi yarattık, sonra sizi biçimlendirdik, sonra da meleklere "Âdem'e secde edin" dedik. Onlar da secde ettiler. Ama İblis etmedi, secde edenlerden olmadı o.

7 A'raf 12 Allah buyurdu: "Sana emrettiğimde secde etmeni engelleyen neydi?" İblis dedi: "Ben ondan hayırlıyım. Beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın."

7 A'raf 31 Ey âdemoğulları! Tüm mescitlerde süslü, güzel giysilerinizi kuşanın. Yiyin, için fakat israf etmeyin. Allah israf edenleri sevmez.

7 A'raf 38 Allah buyurdu: "Sizden önce gelip geçmiş cin ve insan topluluklarıyla iç içe girin bakalım ateşe." Her ümmet girdiğinde, yoldaşına/kızkardeşine lanet eder. Nihayet, hepsi orada bir araya gelince, sonrakiler öncekiler için şöyle derler: "Rabbimiz! Bizi bunlar saptırdılar. Ateş azabını bunlara bir kat daha fazla ver." Allah buyurur: "Her biri için bir kat fazlası var, fakat siz bilmezsiniz!"

7 A'raf 40 Ayetlerimizi yalanlayan ve onlar karşısında büyüklük taslayanlar var ya, gök kapıları açılamayacaktır onlar için ve deve iğne deliğinden geçinceye kadar cennete giremeyeceklerdir onlar. Suçluları böyle cezalandırırız biz.

7 A'raf 52 Yemin olsun ki, biz onlara, ilme uygun biçimde, ayrıntılı kıldığımız bir Kitap getirdik. İnanan bir topluluk için bir kılavuz, bir rahmettir o.

7 A'raf 54 Rabbiniz o Allah'tır ki, gökleri ve yeri altı günde yaratmış, sonra da arş üzerinde egemenlik kurmuştur. Geceyi gündüze bürüyüp örter. O bunu, bu da onu aralıksız ve titiz bir biçimde kovalar durur. Güneş, Ay, yıldızlar O'nun emrine boyun eğmiş. Gözünüzü açın; yaratış da O'nundur, emir veriş de/yaratış da O'nun içindir, emir veriş de. Âlemlerin Rabbi olan Allah çok yücedir.

7 A'raf 62 ( Hz.Nuh ) "Size Rabbimin vahiylerini tebliğ ediyorum, size öğüt veriyorum. Allah'ın yardımıyla, sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum."

7 A'raf 85 Medyen'e de kardeşleri Şuayb'ı gönderdik. Şöyle dedi: "Ey toplumum! Allah'a kulluk edin. Size O'ndan başka ilah yok! Size Rabbinizden açık bir kanıt gelmiştir. Ölçü ve tartıda dürüst davranın. İnsanların eşyasına el koymaya tenezzül etmeyin. Yeryüzünde, orası barışa kavuştuktan sonra bozgun çıkarmayın. Eğer inanan insanlarsanız bu sizin için daha hayırlıdır."

7 A'raf 133 Biz de onlar üzerine, açık açık mucizeler olarak tufan, çekirge, haşarat, kurbağalar ve kan gönderdik; yine de kibre saptılar ve günahkâr bir topluluk oluverdiler.

7 A'raf 37 Ezilip itilmekte olan topluluğu da içine bereketler doldurduğumuz toprağın doğularına ve batılarına mirasçı kıldık. Rabbinin, İsrailoğullarına verdiği güzel söz, sabretmeleri yüzünden hedefine vardı. Firavun ve toplumunun sanayi olarak meydana getirdiklerini de dikip yükselttikleri sarayları da yere geçirdik.

7 A'raf 142 Mûsa ile otuz gece için vaatleştik. Ve bunu, bir on ekleyerek tamamladık. Böylece Rabbinin belirlediği süre kırk geceye ulaştı. Mûsa, kardeşi Hârun'a dedi ki: "Toplumum içinde benim yerime sen geç, barışçı ol, bozguncuların yolunu izleme!"

7A'raf 145 Biz Mûsa için levhalarda her şeyi yazdık: Öğüt olarak, her şeyin ayrıntısı olarak. "Kuvvetle tut bunları ve emret toplumuna da onları en güzel şekliyle tutsunlar. Sapıklar yurdunu göstereceğim size."

7A'raf 160 Biz onları, on iki torun kabileye ayırdık. Toplumu kendisinden su istediğinde de Mûsa'ya, "Asanı taşa vur!" diye vahyettik. Taştan, on iki göze fışkırdı. Her oymak, su içeceği yeri belledi. Onların üzerlerine bulutları gölgelik yaptık, kendilerine kudret helvası ve bıldırcın indirdik. "Yiyiniz size verdiğimiz rızıkların temizlerinden." Onlar bize zulmetmediler, ama öz benliklerine zulmediyorlardı.

7 A'raf 161 Onlara şöyle denildi: Şu kentte oturun, orada istediğiniz yerden yiyin. 'Affet!' diye yalvarın; kapıdan da secde ederek girin ki, hatalarınızı bağışlayalım. Güzel düşünüp güzel iş yapanlara daha fazlasını da vereceğiz.

7 A'raf 162 Onların zulme sapanları, bir sözü, kendilerine söylenenin dışında bir sözle değiştirdiler. Bunun üzerine biz de üzerlerine gökten bir pislik azabı saldık; çünkü zulmediyorlardı.

7 A'raf 163 Sor onlara o deniz kıyısındaki kentin durumunu. Cumartesi günü azıp sınır tanımazlık ediyorlardı. Sebt yaptıkları gün balıkları onlara akın akın gelindi; sebt yapmadıklarında ise onlara gelmezdi. Yoldan sapmaları yüzünden onları böyle imtihan ediyorduk.

7 A'raf 169 Arkalarından, yerlerini alan halefler geldi. Bunlar, kitaba vâris olmuşlardı. Şu basit dünyanın geçici menfaatini esas alıyorlar ve şöyle diyorlardı: "Biz zaten bağışlanacağız!" Kendilerine, bir menfaat daha gelse onu da alıyorlardı. Bunlardan, Allah hakkında, gerçek dışında bir şey söymemelerine ilişkin kitap misakı alınmamış mıydı? O Kitab'ın içindekileri okuyup incelemediler mi? Âhiret yurdu, takvaya sarılanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ aklınızı işletmeyecek misiniz?

7 A'raf 179 Yemin olsun ki, biz, cehennem için, cinlerden ve insanlardan, birçok kişiye vücut verdik/birçoğunu döllendirip yaydık. Kalpleri var bunların, onlarla anlamazlar; gözleri var bunların, onlarla görmezler; kulakları var bunların, onlarla işitmezler. Davarlar gibidir bunlar. Belki daha da şaşkın. Gafillerin ta kendileridir bunlar.


7 A'raf 180 En güzel isimler/Esmâül Hüsna Allah'ındır; O'na onlarla dua edin. O'nun isimlerinde ters bir tutum izleyenleri bırakın. Yapıp ettikleinin cezasını çekeceklerdir.

7 A'raf 185 Göklerin ve yerin melekûtuna, Allah'ın yarattıığı herhangi bir şeye bakmadılar mı; ecellerinin gerçekten yaklaşmış olabileceğini düşünmediler mi? Peki, bu Kur'an'dan sonra hangi hadise/söze iman ediyorlar?

7 A'raf 186 Allah'ın şaşırttığına kimse kılavuzluk edemez. O bırakır onları ki, kudurganlıkları içinde bocalayıp dursunlar.

7 A'raf 187 Ne zaman gelip çatacak diye kıyamet saatini soruyorlar sana. De ki: "Ona ilişkin bilgi Rabbim katındadır. Onu, vakti geldiğinde belirginleştirecek olan yalnız O'dur. Göklere de yere de ağır gelmiştir o. O, size ansızın gelecektir, başka değil." Sen onu iyice biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. De ki: "O'na ilişkin bilgi Allah katındadır, fakat insanların çokları bilmiyorlar."

7 A'raf 188 De ki: "Ben kendi nefsime, Allah'ın dilediğinden başka ne bir yarar sağlayabilirim ne de bir zarar verebilirim. Eğer gaybı biliyor olsaydım iyilik ve güzelliği elbette çoğaltırdım. Bana kötülük dokunmamıştır bile. Ben, inanan bir topluluk için bir uyarıcı ve müjdeciden başkası değilim."

7 A'raf 189 O, odur ki, sizi bir tek canlıdan yarattı, eşini de ondan vücuda getirdi ki, gönlü buna ısınsın. Eşini sarıp kucaklayınca o, hafif bir yük yüklendi de bir süre onu gezdirdi. Ağırlaştığında ikisi birden Rablerine şöyle dua ettiler: "Bize iyi huylu, yakışıklı bir çocuk verirsen yemin ederiz, şükredenlerden olacağız."

7 A'raf 190 Allah onlara iyi huylu, barışçıl bir çocuk verince, kendilerine verdiği nimette ikisi birden Allah'a ortak koşmaya başladılar. Allah onların ortak koştuğu şeylerden arınmıştır.


7 A'raf 204 Kur'an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki, size rahmet edilsin.

7 A'raf 205 Rabbini, öz benliğinin içinde yalvarıp ürpererek, bağırtılı olmayan bir sesle sabah-akşam zikret. Sakın gafillerden olma!

7 A'raf 206 Rabbinin katında olanlar, büyüklük taslayıp O'na ibadetten yüz çevirmezler; O'nu tespih ederler ve yalnız O'na secde ederler.

8 ENFÂL SURESİ

8 Enfâl 35 Onların o evdeki ( Beytullah'taki ) namazı/duası; ıslık çalmak, el çırpmak/engel olmaktan başka bir şey değildir. O halde, inkâr etmekte olduğunuz için tadın azabı.

8 Enfâl 68 Eğer Allah'tan bir yazı önden gelmemiş olsaydı, aldığınız fidyeden ötürü size büyük bir azap dokunurdu.


9 TEVBE SURESİ

9 Tevbe 17 Müşrikler, öz benliklerinin küfre sapışına tanık olup dururlarken, Allah'ın mescitlerini onarmaya girişemezler. Tüm amelleri boşa çıkmıştır onların. Ateşte uzun süre kalacaklardır onlar.

9 Tevbe 18 Allah'ın mescitlerini; ancak Allah'a, âhiret gününe inanan, namazı/duayı yerine getiren, zekâtı veren ve Allah'tan başka kimseden korkmayan kişiler onanır. İşte bunların, hidayete erenlerden olmaları beklenir.

9 Tevbe 19 Siz; hacı sakalığını, Mescid-i Haram tamirciliğini, Allah'a ve âhiret gününe inanıp Allah yolunda cihat eden kişinin yaptığıyla bir mi tuttunuz? Allah katında bir olmazlar bunlar. Allah, zulüm sergileyenler topluluğuna kılavuzluk etmez.

9 Tevbe 20 İman edip hicret eden, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihat edenler, derece bakımından Allah katında daha yücedir. Kurtuluşa erenler de işte bunlardır.

9 Tevbe 5 Yemin olsun ki, Allah size birçok yerde yardım etti. Huneyn gününde de. Hani, çokluğunuz sizi böbürlendirmişti de bu hiçbir işinize yaramamıştı. Tüm genişliğine rağmen, yeryüzü size dar gelmişti. Sonra da sırtınızı dönüp kaçmıştınız.

9 Tevbe 30 Yahudiler: "Uzeyr, Allah'ın oğludur." dediler; Hıristiyanlar da: "Mesih, Allah'ın oğludur." dediler. Kendi ağızlarının sözüdür bu. Kendilerinden önce inkâr edenlerine sözlerine benzetme yapıyorlar. Allah onları kahretsin! Nasıl da yüz geri çevriliyorlar!

9 Tevbe 31 Allah'ın yanında hahamlarını ve ruhbanlarını da rabler edindiler. Meryem'in oğlu Mesih'i de öyle. Oysa kendilerine, tek olan Allah'tan başkasına ibadet/kulluk etmemeleri emredilmişti. İlah yok o tek Allah'tan başka. Onların ortak koştuklarından arınmıştır O.

9 Tevbe 34 Ey iman sahipleri! Şu bir gerçek ki, hahamlardan ve rahiplerden birçoğu halkın mallarını uydurma yollarla tıkabasa yerler ve Allah'ın yolundan geri çevirirler. Altını ve gümüşü depolayıp da onları Allah yolunda harcamayanlara korkunç bir azap muştula!

9 Tevbe 36 Gökleri ve yeri yarattığı gündeki yazısına göre, Allah katında ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. Eskimez din işte budur. Artık o aylar içinde benliklerinize zulmetmeyin. Müşrikler sizinle nasıl topyekün savaşıyorlarsa siz de onlarla topyekün savaşın. Şunu bilin ki, Allah, takva sahipleriyle beraberdir.

9 Tevbe 59 Ne olurdu, bunlar, Allah ve resulünün kendilerine verdiklerine razı olsalardı da şöyle deselerdi: "Allah bize yeter. Allah bize lütfundan verecektir; resulü de. Zaten biz, gönlümüzü yalnız Allah'a bağlamışız."

9 Tevbe 60 Sadakalar/zekât malları Allah'tan bir farz olarak sadece şunlar içindir: Fakirler, düşkünler, sadakalarla ilgilenmeye memur edilenler, kalpleri yakınlaştırılıp ısındırılacak olanlar, özgürlüğünü yitirmiş olanlar, borçlular, Allah yolundakiler, yolda kalmış kişi. Allah Alim'dir, Hakim'dir.

9 Tevbe 70 Gelmedi mi onlara kendilerinden öncekilerin haberi: Nûh kavminin, Âd'ın, Semûd'un, İbrahim kavminin, Medyen halkının ve altı üstüne gelmiş kentlerin. Resulleri onlara açık-seçik ayetler getirmişti. Allah onlara zulmediyor değildi; aksine, öz benliklerine onlar zulmediyorlardı.

9 Tevbe 71 Mümin erkeklerle mümin kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyilik ve güzelliği belirlenene özendirirler, kötülük ve çirkinliği belirlenenden sakındırırlar. Namazı kılar /duayı yerine getirirler, zekâtı verirler. Allah'a ve resulüne itaat ederler. Allah bunlara rahmet edecektir. Allah Aziz'dir, Hakim'dir.

9 Tevbe 72 Allah, mümin erkeklerle mümin kadınlara, altından ırmaklar akan cennetler vaat etmiştir. Sürekli kalacaklardır orada. Adn cennetlerinde de tertemiz barınaklar vaat etmiştir. Allah'ın bir hoşnutluğu ise hepsinden büyüktür. İşte budur o büyük başarı/o büyük kurtuluş.

9 Tevbe 81 Allah'ın resulüne ters düşmek için arkada kalanlar, çöküp oturdukları için sevindiler; Allah yolunda, mallarıyla canlarıyla cihadı tiksindirici bulup şöyle dediler: "Bu sıcakta seferber olmayın!" De ki: "Hararet bakımından cehennem daha zorludur." Bir anlayabilselerdi!

9 Tevbe 105 De ki: "İş yapıp değer üretin; yapıp ürettiğinizi Allah da resulü de müminler de görecektir. Ve siz, görülmeyen âlemi de görülen âlemi de bilenin huzuruna döndürüleceksiniz, O size, yapıp ettiklerinizi bir bir haber verecektir."

9 Tevbe 111 Allah, müminlerin canlarını ve mallarını, karşılığında kendilerine cennet vermek üzere satın almıştır. Allah yolunda çarpışırlar da öldürürler, öldürülürler. Allah'ın; Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da kendi üzerine hak olarak yazdığı bir vaattır bu. Ahdine, Allah'tan daha vefalı kim var? Perçinlediğiniz bu antlaşmanızdan ötürü müjdeler olsun size. İşte budur o büyük başarının ta kendisi.

9 Tevbe 126 Görmüyorlar mı ki, her yıl bir veya iki kez imtihan ediliyorlar. Hâlâ ne tövbeye yelteniyorlar ne de öğüt alıyorlar

10 YUNUS SURSİ s.189

10. Yunus 3 Şu bir gerçek ki, sizin Rabbiniz gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra arş üzerine egemenik kurup iş ve oluşu çekip çeviren Allah'tır. O'nun izni olmadıkça hiçbir şefaatçı devreye giremez. İşte bu Allah'tır sizin Rabbiniz. Artık O'na kulluk/ibadet edin. Düşünüp anlamıyor musunuz?

10 Yunus 5 Güneş'i ısı ve ışık kaynağı; Ay'ı, hesabı ve yılların sayısını bilesiniz diye bir nur yapıp ona evreler takdir eden O'dur. Allah bütün bunları rastgele değil, şaşmaz ölçülere bağlı olarak yaratmıştır. Bilgiyle donanmış bir topluluk için ayetleri ayrıntılı kılıyor.

10 Yunus 10 Orada onların yakarışı, "Tespih ederiz seni ey Allahımız!" ve birbirlerine esenlik dilemeleri, "Selam!" şeklindedir. Ve onların son çağırışları şudur: Bütün övgüler âlemlerin Rabbi Allah'adır.

10 Yunus 22 O yürütüyor sizi karada ve denizde. Diyelim, gemidesiniz: Gemiler, içindekileri latif bir rüzgârla götürüyorlar. İçerdekiler ferah ve sevinç duymaktalar. Birden korkunç bir kasırga geliverdi. Her taraftan dalgalar üzerlerine çullandı. Çepeçevre kuşatıldıklarını düşünüp dini yalnız Allah'a özgüleyerek duaya koyuldular: "Eğer bizi şu durumdan kurtarırsan, yemin olsun, sana şükredenlerden olacağız."

10 Yunus 31 Sor: "Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? Ya o işitme gücünün ve gözlerin sahibi kim? Kim çıkarıyor ölüden diriyi ve kim çıkarıyor diriden ölüyü? Kim çekip çeviriyor iş ve oluşu?" Hemen, "Allah!" diyecekler. De ki: "Hâlâ kendinize gelmiyor musunuz?"

10 Yunus 34 De ki: "Ortak tuttuklarınız içinde, yaratışa başlayan, sonra, yarattığını çevirip bir daha yaratan kim var?" De ki: "Allah! Yaratışı başlatır, sonra onu çevirip yeniden yaratır. O halde nasıl oluyor da başka bir yöne döndürülüyorsunuz?"XXXXX

10 Yunus Yunus 41 Seni yalanladılarsa şöyle söyle: "Benim yaptığım bana, sizin yaptığınız size. Siz benim yaptığımdan uzaksınız, ben de sizin yaptığınızdan uzağım."

10Yunus 62 Gözünüzü açın! Allah'ın velileri için hiçbir korku yoktur. Tasaya da düşmezler onlar.

10 Yunus 73 Bunun üzerine, onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla beraber bulunanları kurtardık, onları yöneticiler yaptık; ayetlerimizi yalanlayanları da batırıp boğduk. Bak da gör, önceden uyarılanların sonu nice oluyor!

10 Yunus 93 Yemin olsun, biz, İsrailoğullarını çok güzel bir yurda yerleştirdik ve kendilerine temiz yiyeceklerden rızık verdik. Kendilerine ilim gelinceye kadar ihtilafa düşmediler. Hiç kuşkusuz, Rabbin, tartışmakta oldukları şey hakkında kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.

10 Yunus 107 Allah sana bir zarar dokundurursa, onu kaldıracak olan başkası değil, yine O'dur. O sana bir hayır dilerse, O'nun lütfunu reddedecek yoktur. Kullarından dilediğini lütfuyla nasiplendirir. Gafûr'dur O, Rahim'dir.

11 HUD SURESİ s. 201

11 Hûd 7 O, odur ki, gökleri ve yeri altı günde yaratmıştır. O'nun arşı da su üzerinde idi. Böyle yapması, iş ve davranış yönünden hanginizin daha güzel olduğunu belirlemek için sizi denemeye yöneliktir. Sen, "Kuşkusuz, sizler ölümden sonra diriltileceksiniz!" dediğinde, küfre batanlar hemen ve kesinlikle şöyle derler: "Bu apaçık bir büyüden başka şey değildir."
11. Hud 14 Eğer size cevap veremedilerse artık bilin ki o, ancak Allah'ın ilmiyle indirilmiştir. Ve O'ndan başka da ilah yoktur. Artık müslüman oluyor/Allah'a teslim oluyor musunuz?

11 Hud 44 Ve denildi: "Ey yer! Suyunu yut ve ey gök, sen de tut." Ve su çekidi. İş bitirilmişti. Gemi, Cûdi üzerine oturdu ve haykırıldı: "O zalimler topluluğu geri gelmez olsun!"

11 Hud 60 Bu dünyada ve kıyamet gününde arkalarına lanet takıldı. Dikkat edin; Âd, Rablerine nankörlük etmişti. Dikkat edin, Hûd'un kavmi olan Âd geri gelmez oldu.

11 Hud 67 Zulme sapmış olanları o korkunç titreşimli ses yakaladı da öz yurtlarında yere çökmüş hale getirdiler.

11 Hud 68 Sanki hiç hayat sürmemişlerdi orada. Dikkat edin! Semûd kavmi, Rablerine nankörlük etmişti. Dikkat edin, Semûd geri dönmez olmuştur.

11 Hud 69 Yemin olsun, resullerimiz İbrahim'e muştu getirip "Selam!" demişlerdi. O da "Selam!" demiş, fazla beklemeden kızartılmış bir buzağı getirmişti.

11 Hud 70 Ellerinin ona ulaşmadığını görünce onlardan işkillendi. Ve kendilerinden ürpermeye başladı. "Korkma, dediler, biz Lût kavmine gönderildik."

11 Hud 71 Orada dikilmekte olan karısı güldü. Bunun üzerine ona İshak'ı müjdeledik, İshak'ın arkasından da Yakub'u.

11 Hud 11 Hud 82 Nihayet emrimiz gelince oranın üstünü altına getirdik. Ve üzerlerine, pişirilmiş çamurdan yapılıp istif edilmiş taş yağdırdık. ( Tablet =? )

11 Hud 94 Emrimiz gelince Şuayb'ı ve onunla birlikte iman edenleri bizden bir rahmetle kurtardık. Zulmedenleri o yüksek titreşimli sayha yakaladı da öz yurtlarında yere çömelmiş hale geldiler.

11 Hud 95 Sanki hiç yurt tutmamışlardı orada. Bakıp görün ki, Medyen de tıpkı Semûd gibi, dönüşü olmayan bir gidişle gitti.

11 Hud 100 İşte bunlar o kentlerin/medeniyetlerin haberlerinden bir kısmı, anlatıyoruz sana. Kimi hâlâ ayakta onların, kimi kökünden biçilip gitmiştir.

11 Hud 102 Rabbin zulme sapan kentleri/medeniyetleri çarptığı zaman, işte böyle çarpar. O'nun çarpması gerçekten korkunçtur, şiddetlidir.

11 Hud 117 Halkı iyilik ve barış sevenler olsaydı, Rabbin o kentleri/medeniyetleri zulümle helâk edecek değildi ya!

11 Hud 118 Eğer Rabbin dileseydi insanları elbette ki bir tek ümmet yapardı. Ama birbirleriyle çekişmeye devam edeceklerdir.

11 Hud 119 Rabbinin rahmet ettikleri müstesna. O, onları işte bunun için yaratmıştır. Rabbinin, "Yemin olsun ben cehennemi, tümden insanlar ve cinlerle dolduracağım!" sözü tamamlanacaktır.

12.YUSUF SURESİ

12 Yusuf 2 Biz onu sana, aklınızı çalıştırasınız diye, Arapça bir Kur'an olarak indirdik.

12 Yusuf 76 Bunun üzerine Yûsuf öz kardeşinin heybesinden önce, öteki kardeşlerin heybelerini aramaya başladı. Nihayet su kabını, öz kardeşinin heybesinden çıkardı. Yûsuf'a böyle bir tuzak öğretmiştik. Yoksa Yûsuf, Allah'ın dilemesi dışında, kralın dinine göre öz kardeşini alamazdı. Dilediklerimizi derece derece yükseltiriz biz. Her bilgi sahibinin üstünde bir başka bilen vardır.

13 RA'D SURESİ

13. Ra'd 5 Eğer şaşıyorsan, esas şaşılacak olan onların şu sözüdür: "Biz toprak olunca mı ve gerçekten mi yeni bir yaratılış içinde bulunacağız?" Bunlar Rablerini inkâr edenlerdir. Ve bunlar boyunlarına bukağılar vurulanlardır. Bunlar ateşe dost onların ta kendileridir; orada uzun süre kalacaklardır.

13 Rad 8 Allah her dişinin neye gebe olduğunu, rahimlerin neyi eksiltip neyi artıracağı bilir. O'nun katında her şey bir ölçüye bağlıdır.

13 Rad 9 Gaybı da görünen âlemi de bilendir/Âlim'dir O... Kebir, sınırsızca büyük O'dur; Müteâl, sonsuzca yüce O'dur.

13 Rad 10 Sizden, sözü saklayan da açıklayan da geceye sığınıp gizlenen de gündüz yol alan da onun için birdir.

13 Rad 11 Her biri için onu önünden ve arkasından izleyen gözcüler vardır ki, kendisini Allah'ın emrine bağlı olarak koruyup denetlerler. Gerçek şu ki Allah, bir toplumun mâruz kaldığı şeyleri, onlar, birey olarak içlerindekini/birey olarak kendilerine ilişkin olanı değiştirmedikçe, değiştirmez. Allah bir topluma bir perişanlık dileyince de artık onu geri çevirecek bir güç yoktur. Ve onlar için Allah'ın berisinden koruyucu bir dost da olamaz.

13 Rad 12 Size, hem korku hem ümit olsun diye şimşeği gösteren O'dur. Yüklü yüklü bulutları da O oluşturuyor.

13 Rad 13 Gök gürültüsü O'nu hamd ile tespih eder; melekler de O'ndan ürpererek... Yıldırımlar gönderir de onlarla dilediğini çarpar. Allah, tuzak kuranların hilelerini başlarına geçirmede çok güçlü olduğu halde, onlar O'na karşı mücadele edip duruyorlar.

13 Ra'd 23 Adn cennetleri bunlar içindir. Atalarından, eşlerinden, zürriyetlerinden hayra ve barışa hizmet etmiş olanlarla birlikte girerler oraya. Meleklerse her kapıdan yanlarına sokulurlar.

13 Rad 24 "Selam size, sabrettiğiniz için! Ne güzeldir şu sonsuzluk yurdu!" derler.
13 Ra'd 28 Böyleleri, inanan ve gönülleri Allah'ın zikriyle/Kur'an'ıyla tatmin bulan kişilerdir. Gözünüzü açın! Gönüller yalnız Allah'ın zikriyle/Kur'an'la tatmin bulur.

13 Ra'd 36 Kendilerine kitap verdiklerimiz, sana indirilenle ferahlarlar. Ama hiziplerden bazıları onun bir kısmını inkâr ederler. De ki: "Bana, yalnız Allah'a kulluk etmem, O'na ortak koşmamam emredildi. Ben O'na yakarır, O'na davet ederim. Dönüşüm de O'nadır."

13 Rad 37 İşte biz o Kur'an'ı Arapça bir hüküm kaynağı olarak indirdik. Eğer sana gelen ilimden sonra onların keyiflerine uyarsan, Allah'tan sana ne bir dost nasip olur ne de bir koruyucu.

14 İBRAHİM SURESİ

14 İbrahim 4 Biz, görevlendirdiğimiz her resulü ancak kendi toplumunun diliyle gönderdik ki, onlara açık-seçik beyanda bulunsun. Bunun ardından, Allah dilediğini saptırır, dilediğini de iyiye ve güzele kılavuzlar. Aziz'dir, Hakim'dir O!

14 İbrahim 5 Yemin olsun ki, biz Mûsa'yı, "Toplumunu karanlıklardan aydınlığa çıkar ve onlara Allah'ın günlerini hatırlatıp bellet!" diye ayetlerimizle gönderdik. Şu bir gerçek ki, bunda iyice sabreden, çokça şükreden herkes için sayısız âyetler vardır.

14 İbrahim 33 Görevlerini şaşmadan yapmak üzere Güneş'i ve Ay'ı da size boyun eğdirdi. Geceyi ve gündüzü de hizmetinize verdi.

14 İbrahim 37 "Ey Rabbimiz! Ben, çocuklarımdan bir kısmını senin kutsal evinin yanındaki, ziraata elverişsiz vadiye yerleştirdim ki, namazı kılsınlar /duayı yerine getirsinler, ey Rabbimiz! Sen de insanlardan bazı gönülleri, onlardan hoşlanır yap. Çeşitli meyvelerle onları rızıklandır ki, şükredebilsinler!"

14 İbrahim 40 "Rabbim! Beni, namazı/duayı özenle yerine getiren bir insan yap. Soyumdan bir kısmını da. Rabbimiz, duamı kabul et!"

14 İbrahim 49 O gün suçluların, birbirine perçinlenmiş bukağılarla çengellendiklerini görürsün.

15 HİCR SURESİ

15. Hicr 4 Biz hiçbir yurt ve medeniyeti, belirlenmiş bir yazgısı olmaksızın ortadan kaldırmadık.

15 Hicr 9 Hiç kuşkusuz, o zikiri/Kur'an'ı biz indirdik, biz; her hal ve şartta onu muhakkak koruyacak olan da biziz.

15 Hicr 12 Biz o Zikir'e , günaha batmışların gönüllerinde böyle bir yol veririz.

15 Hicr 26 Yemin olsun, biz insanı; kuru çamurdan, değişken-cıvık bir balçıktan yarattık.

15 Hicr 27 Cini/İblis'i de daha önce kavurucu ateşten yaratmıştık.

15 Hicr 28 Hatırla o zamanı ki Rabbin meleklere, "Ben, kupkuru bir çamurdan, değişken, cıvık balçıktan bir insan yaratacağım." demişti.

15 Hicr 29 "Onu, amaçlanan düzgünlüğe ulaştırıp öz ruhumdan içine üflediğim zaman, önünde hemen secdeye kapanın."

15 Hicr 30 Meleklerin tümü, toplu halde secde ettiler.

15 Hicr 31 İblis müstesna. O, secde edenlerle beraber olmaya karşı çıktı.

15 Hicr 32 Allah dedi: "Ey İblis! Sana ne oluyor da secde edenlerle beraber olmuyorsun?"

15 Hicr 33 Dedi: "Kuru bir çamurdan, değişken-cıvık bir balçıktan yarattığın bir insana secde etmek için var olmadım."

15 Hicr 34 Buyurdu: "Öyleyse çık oradan, çünkü kovuldun."

15 Hicr 35 "Din gününe kadar üzerinde lanet var."

15 Hicr 36 Dedi: "Rabbim, onların diriltileceği güne kadar bana süre ver."

15 Hicr 37 Buyurdu: "Hadi, süre verilenlerdensin."

15 Hicr 38 "Bilinen vaktin gününe kadar..."

15 Hicr 39 Dedi: "Rabbim! Beni azdırmana yemin ederim ki, yeryüzünde onlar için mutlaka süslemeler yapacağım ve onların tümünü kesinlikle azdıracağım."

15 Hicr 15 Hicr 43 Cehennem onların tümünün şaşmaz buluşma yeridir.

15 Hicr 44 Yedi kapısı vardır onun. Her kapıya onlardan bir bölük ayrılmıştır.

15 Hicr 59 "Yalnız Lût'un ailesi suçlu değildir. Biz onların hepsini kurtaracağız."

15 Hicr 60 "Lût'un karısı hariç. O günahkârla geriye kalacaktır. Öyle takdir ettik."

15 Hicr 61 Elçiler Lût ailesine geldiklerinde,

15 Hicr 65 "Gecenin bir yerinde aileni yola çıkar. Sen de arkalarından onları izle. Hiçbiriniz geri dönüp bakmasın. Emredildiğiniz yere kadar gidin."

15 Hicr 74 O kentin üstünü altına getirdik/üst düzeydekileri alt düzeye indirdik. Ve üzerlerine pişmiş çamurdan taşlar yağdırdık.

15 Hicr 83 Korkunç titreşimli ses onları da sabaha girecekleri sırada yakaladı.

15 Hicr 87 Yemin olsun ki, biz sana ikişerlerden/ikililerden/iç içe kıvrımlar halindeki çift mânalılardan yedi taneyi ve şu büyük Kur'an'ı verdik.

15 Hicr 88 Sakın, onlardan bazı çiftlere verdiğimiz nimet ve zevklere gözlerini dikme. Onlar için tasalanma da. Müminler için kanadını indir sen!

15 Hicr 91 Onlar ki Kur'an'ı parça parça/bölük bölük/falcılık aracı yaptılar.

16 NAHL SURESİ

16 Nahl 1 Allah'ın emri geldi. Onunla yüzyüze gelmekte acele etmeyin. Tüm varlığın tespih ettiğidir o Allah. Arınmıştır onların şirk koştuklarından.

16 Nahl 4 İnsanı bir spermden yarattı. Bir de bakmışsın insan, açıkça kafa tutan bir hasım oluvermiştir.

16 Nahl 5 Davarları da O yaratmıştır. Onlarda sizin için bir ısıtıcı-koruyucu ve nice nice yararlar vardır. Onlardan bazı şeyleri/onlardan bazılarını yersiniz.

16 Nahl 6 Bir güzellik de vardır onlarda sizin için: Sabah saldığınız sırada, akşam topladığınız sırada.

16 Nahl 7 Ve ağırlıklarınızı yüklenir, canlarınızın yarısını tüketmeden varamayacağınız beldelere kadar taşırlar. Hiç kuşkusuz, Rabbiniz gerçekten Raûf'tur, çok acıyıp esirger; Rahim'dir, sınırsızca merhamet eder.

16 Nahl 8 Hem binesiniz diye hem de bir süs olarak atları, katırları, eşekleri de yarattı. Ve bilemeyeceğiniz daha neler yaratır O...

16 Nahl 12 Geceyi, gündüzü, Güneş'i ve Ay'ı sizin emrinize vermiştir. Yıldızlar da O'nun emriyle bir hizmete boyun eğmiştir. Bütün bunlarda, aklını çalıştıran bir topluluk için elbette ibretler vardır.

16 Nahl 14 Ve O'dur ki, içinden taze bir et yemeniz ve kuşanacağınız bir süs çıkarmanız için denizi emrinize vermiştir. Gemileri onda yara yara gider görürsün. Böyle yapmıştır ki, O'nun kereminden nasip arayasınız ve şükredebilesiniz.

16 Nahl 16 Ve nice işaretler! Yıldızla da onlar, yol ve yön doğrulturlar.

16 Nahl 25 Şunun için ki, onlar, kıyamet günü kendi günahlarını tamamen yüklendikten başka, ilimsizlik yüzünden saptırdıkları kişilerin günahlarının bir kısmını da yüklenecekler. Bakın, ne kötü şey yükleniyorlar!

16 Nahl 31 Adn cennetleri... Girecekler içlerine. Altlarından ırmaklar akacak. Orada diledikleri şey kendilerinin olacak. Allah, korunup sakınanları işte böyle ödüllendirir.

16 Nahl 32 Melekler, canlarını temiz insanlar olarak aldıklarına şöyle derler: "Selam size, yapıp ettiklerinize karşılık olarak girin cennete!"

16 Nahl 43 Biz senden önce de elçi olarak kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başkasını göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, zikir/Kur'an ehline sorun.

16 Nahl 44 Açık delillerle, kitaplarla gönderdik. Sana da bu zikiri/Kur'an'ı vahyettik ki, kendilerine indirileni insanlara açık-seçik bildiresin de derin derin düşünebilsinler.

16 Nahl 67 Hurmalıkların meyvalarından, üzümlerden de sarhoş edici bir içecek ve güzel bir rızık elde edersiniz. İşte bunda, aklını işleten bir topluluk için kesin bir mucize vardır.

16 Nahl 68 Rabbin, balarısına şöyle vahyetti: "Dağlardan evler edin, ağaçlardan ve insanların kurdukları çardaklardan da..."

16 Nahl 69 "Sonra, meyvaların her türünden ye de boyun bükerek Rabbinin yollarına koyul." Onun karıncıklarından, renkleri çeşit çeşit bir içecek çıkar ki, insanlar için onda şifa vardır. Derin derin düşünen bir topluluk için, bunda kesin bir mucize var.

16 Nahl 70 Allah sizi yarattı, sonra sizi vefat ettirecek. İçinizden bazıları, ömrün en basit ve düşük noktasına geri çevirilir ki, bir ilimden sonra hiçbir şey bilmez olsun. Allah Alim'dir, Kadir'dir.

16 Nahl 71 Allah, rızıkta kiminizi kiminize üstün kılmıştır. Fazla verilenler, rızıklarını ellerinin altındakilere aktarıp da hepsi onda eşit hale gelmiyor. Allah'ın nimetini mi inkâr ediyor bunlar?

16 Nahl 77 Göklerin ve yerin gaybı Allah'ındır. O saate/dünyanın sonuna ilişkin emirse bir göz açıp yummak gibi, hatta ondan da yakındır. Allah her şeye kadirdir.

16 Nahl 78 Allah sizi annelerinizin karınlarından çıkardı, hiçbir şey bilmiyordunuz; şükredebilesiniz diye size işitme gücü, gözler ve gönüller verdi.

16 Nahl 90 Şu bir gerçek ki Allah; adaleti, iyi ve güzel davranmayı, akrabaya vermeyi emreder. Tüm pisliklerden/edepsizliklerden, kötülükten, azgınlık-doymazlık ve kıskançlıktan yasaklar. Düşünüp ibret alırsınız ümidiyle size öğüt veriyor.

16 Nahl 98 Kur'an'ı okuduğun zaman, o kovulup taşlanmış şeytandan Allah'a sığın!

16 Nahl 102 De ki: "İman edenleri güçlendirip kökleştirmek için ve Müslümanlara bir müjde ve kılavuz olarak, Ruhulkudüs onu, senin Rabbinden indirdi.

16 Nahl 103 Yemin olsun ki, biz, onların, "Kur'an'ı ona bir insan öğretiyor" demekte olduklarını biliyoruz. Nispet etmeye uğraştıkları adamın dili yabancıdır. Oysaki bu, apaçık Arapça bir dildir.

16 Nahl 112 Allah, şu ülkeyi/medeniyeti de örnek vermiştir: Güvenli, mutlu-huzurlu idi; rızkı her yandan bol bol gelirdi. Sonra onlar Allah'ın nimetlerine nankörlük ettiler de Allah kendilerine, sanayi olarak ürettikleri şeyler yüzünden açlık ve korku elbisesini/birlikteliğini/karmaşasını tattırdı.

16 Nahl 124 Cumartesi tatili, sadece onda ihtilaf edenlere farz kılındı. Rabbin, tartışmakta oldukları şey hakkında, onlar arasında kıyamet günü hüküm verecektir.

17 İSRA SURESİ

17 İsra 3 Ey Nûh ile beraber taşıdığımız kişilerin soyu! Gerçek şu ki, Nûh çok şükreden bir kuldu.
4 Biz, Beniisrail'e Kitap'ta şu yolda bir yargıda bulunduk: Siz yeryüzünde muhakkak iki kez bozgun vücuda getireceksiniz ve muhakkak büyük bir kibirle böbürleneceksiniz.

17 İsra 5 Nihayet, o ikiden birincinin vadesi geldiğinde, üzerinize aşılmaz bir güce sahip kullarımızı gönderdik de onlar, barınakların aralarına girip araştırdılar. Ve bu, yerine getirilmiş bir vaat idi.

17 İsra 6 Sonra onlar üzerinde size tekrar egemenlik verdik, mallar ve oğullarla sizi güçlendirdik ve sizi toplum olarak çoğalttık.
17 İsra 7 Eğer güzel davranırsanız, kendi benlikleriniz için güzellik sergilemiş olursunuz. Ve eğer kötülük yaparsanız o da benlikleriniz aleyhine olur. Bu sırada, yüzlerinizi çirkinleştirsinler, ilk kez girdikleri gibi mabede girsinler ve egemenlik altına aldıklarını yerle bir etsinler diye ikinci vaat geldi.

17 İsra 12 Biz, geceyi ve gündüzü iki ayet yaptık; sonra gecenin ayetini silip gündüzün ayetini gösterici yaptık ki, Rabbinizden bir lütuf isteyesiniz, yılların sayısını ve hesabı bilesiniz. Biz her şeyi ayrıntılı bir biçimde açıkladık.

17 İsra 13 Her insanın uğursuzluk kuşunu onun boynuna takmışızdır. Kıyamet günü kendisine, önünde açılmış olarak bulacağı bir kitap çıkaracağız:

17 İsra 14 "Oku kitabını! Bugün sana hesap sorucu olarak öz benliğin yeter."

17 İsra 15 Kim yola gelirse kendisi için yola gelmiş olur. Sapıtan da kendi aleyhine sapıtmış olur. Hiçbir günahkâr, bir başka günahkârın yükünü taşımaz. Ve biz, bir resul göndermedikçe azap edici değiliz.

17 İsra 16 Biz bir ülkeyi/medeniyeti mahvetmek istediğimizde, onun servet ve nimetle şımarmış elebaşlarına emirler yöneltiriz/onları yöneticiler yaparız da onlar, orada bozuk gidişler sergilerler. Böylece o ülke/medeniyet aleyhine hüküm hak olur; biz de onun altını üstüne getiririz.

17 İsra 21 Bak nasıl, kimini kimine üstün kıldık! Ama âhiret, dereceler bakımından elbette daha büyük, lütuflandırma bakımından daha yücedir.

17 İsra 23 Rabbin şöyle hükmetti: O'ndan başkasına kulluk/ibadet etmeyin, anaya-babaya çok güzel davranın: Onlardan birisi yahut her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına gelirse sakın onlara "Öf!" bile deme; onları azarlama, onlara tatlı-iltifatlı söz söyle.

17 İsra 24 Rahmetten yerlere eğilme kanadını onlar için indir ve de ki: "Rabbim, merhametli davran onlara, tıpkı küçüklüğümde beni koruyup büyüttükleri gibi."

17 İsra 30 Hiç kuşkusuz Rabbin, dilediğine rızkı açar da kısar da. O, kullarını görüyor, onlardan haber alıy34 Yetimin malına yaklaşmayın. Ancak rüştüne erişinceye kadar, güzel bir yolla ilgilenebilirsiniz. Ahdinize vefalı olun çünkü verilen söz sorumluluk gerektirir.

17 İsra 34 Yetimin malına yaklaşmayın. Ancak rüştüne erişinceye kadar, güzel bir yolla ilgilenebilirsiniz. Ahdinize vefalı olun çünkü verilen söz sorumluluk gerektirir.

17 İsra 35 Ölçtüğünüz zaman tam ve dürüst ölçün. Hilesiz teraziyle tartın. Bu, hem hayırlı hem de sonuç bakımından güzeldir.

17 İsra 41 Biz, gerçeği, Kur'an'da türlü biçimlerde ifade ettik ki, düşünüp anlayabilsinler. Fakat bu onların sadece kaçışlarını artırıyor.

17 İsra 44 Yedi gök, yerküre ve bunların içindekiler O'nu tespih ederler. Hiçbir şey yoktur ki, O'nu överek tespih etmesin; fakat siz onların tespihlerini fark edemezsiniz. O Halim'dir, Gafûr'dur.

17 İsra 55 Rabbin, göklerdeki ve yerdeki kimseleri de daha iyi bilir. Yemin olsun, biz, peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün kılmışızdır. Davûd'a da Zebur'u verdik.

17 İsra 58 Hiçbir kent/medeniyet dışta kalmamak üzere, kıyamet gününden önce hepsini ya helâk edeceğiz yahut da şiddetli bir azapla azaplandıracağız. İşte bu, Kitap'ta satır satır yazılmış bulunuyor.

17 İsra 60 Hani, sana: "Rabbin, insanları çepeçevre kuşatmıştır." demiştik. Sana gösterdiğimiz o rüyayı da Kur'an'da lanetlenmiş bulunan o ağacı/soyu da insanları sınamak dışında bir sebeple göndermedik. Biz onları korkutuyoruz ama bu onların kudurganlığını artırmaktan başka bir katkı sağlamıyor.

17 İsra 61 Hani, meleklere: "Âdem'e secde edin!" demiştik; onlar da secde etmişlerdi. Ama İblis secde etmemiş, şöyle demişti: "Çamur olarak yarattığın kişiye secde mi ederim?"

17 İsra 68 Peki, kara tarafında sizi yere geçirivermesinden yahut üstünüze çakıl savuran bir kasırga göndermesinden emin misiniz? Sonra kendinize hiçbir vekil bulamazsınız.

17 İsra 69 Yoksa sizi bir kez daha oraya gönderip üstünüze kırıp geçiren bir fırtına salarak, inkâr ettiğinizden dolayı sizi boğmayacağından emin misiniz? Sizin adınıza, bizden bunun öcünü alacak birini de bulamazsınız.

17 İsra 70 Yemin olsun, biz, âdemoğullarını onur ve üstünlükle donattık, onları karada ve denizde binitlerle yükledik. Onları, güzel ve temiz rızıklarla besledik. Ve onları, yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık.

17 İsra 71 Gün olur, insan gruplarından herbirini kendi önderiyle çağırırız. O gün kitabı kendisine sağdan verilenler, kitaplarını okuyacaklar ve bir kıl kadar haksızlığa uğratılmayacaklar.

17 İsra 78 Güneşin kaymasından/aşağı sarkmasından, gecenin kararmasına kadar namazı/duayı yerine getir. Sabah Kur'an'ını da gözet. Çünkü sabah Kur'an'ı tanıklarca izlenmektedir.

17 İsra 79 Sana özgü bir davranış olarak, gecenin bir kısmında, o Kur'an'la meşgul olmak üzere uyanık ol/uykudan uyan. Böylece Rabbinin seni övülmüş makama / Makam-ı Mahmûd'a ulaştırması umulur.

17 İsra 80 Şöyle yakar: "Rabbim! Beni, gireceğim yere doğruluk-dürüstlükle sok, çıkacağım yerden doğruluk-dürüstlükle çıkar. Katından bana yardımcı bir güç/kanıt ver."

17 İsra 81 Ve de ki: "Hak geldi bâtıl yıkılıp gitti. Bâtıl, yok olmaya zaten mahkûmdu."

17 İsra 82 Biz Kur'an'dan, inananlar için şifa ve rahmet olacak şeyler indiriyoruz. Ama bu, zalimlerin yıkımını artırmaktan başka katkı sağlamıyor.

17 İsra 88 De ki: "Yemin olsun, eğer insanlar ve cinler şu Kur'an'ın bir benzerini getirmek üzere bir araya toplansalar, birbirlerine de destek olsalar, onun bir benzerini yine de ortaya getiremezler."

17 İsra 98 Cezaları işte budur. Çünkü ayetlerimizi inkâr ettiler ve şöyle dediler: "Biz, bir kemik yığını olduktan, un-ufak hale geldikten sonra mı, sahi bundan sonra mı, yeni bir yaratılışla diriltileceğiz?"

17 İsra 107 De ki: "İster inanın ona, ister inanmayın. O, kendilerine daha önce ilim verilmiş olanlara okunduğunda, onlar, çeneleri üstü secdelere kapanıyorlar."

18 KEHF SURESİ

18 Kehf 5 Ona ilişkin ne kendilerinin bir ilmi vardır ne de atalarının. Söz olarak ne büyüktür ağızlarından çıkıveren! Onlar bir yalandan başka şey söylemiyorlar.

18 Kehf 9 Yoksa sen o Ashab-ı Kehf'i, mağara ve kitabe yâranını, bizim ayetlerimizden, hayrete düşüren bir tanesi mi sandın?

18 Kehf 23 Hiçbir şey için, "Ben bunu yarın kesinlikle yapacağım." deme.
18 Kehf 25 Onlar, mağaralarında üçyüz yıl kaldılar; dokuz da ilave ettiler.

18 Kehf 31 Bunlar için, altlarından ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. Orada altın bileziklerle süslenecekler, ince ve kalın ipekten yeşil giysiler giyip koltuklar üzerine kurulacaklar. O ne güzel karşılık, o ne güzel dayanak!

18 Kehf 39 "Bağına girdiğinde, 'Mâşallah, kuvvet yalnız Allah'tandır!' desen olmaz mıydı? Gerçi sen beni, malca ve evlatça senden basit görüyorsun ama,

18 Kehf 83 Sana Zülkarneyn'den de sorarlar: De ki: "Size ondan bir hatıra okuycağım."

18 Kehf 84 Biz onun için yeryüzünde güç ve saltanat hazırladık ve ona herşeyden bir sebep verdik.

18 Kehf 85 O da bir sebebi izledi.

18 Kehf 86 Nihayet, Güneş'in battığı yere varınca onu kara balçıklı bir gözede batar buldu. Onun yanında bir de kavim buldu. Dedik ki: "Ey Zülkarneyn, ya bunlara azap edersin ya da haklarında güzel bir tavrı esas alırsın."

18 Kehf 90 Bir süre sonra, Güneş'in doğduğu yere varınca onu, ona karşı kendilerine bir siper yapmadığımız bir topluluğun üzerine doğar buldu.

18 Kehf 91 İşte böyle! Biz onun yanında olan her şeyi bilgimizle kuşatmıştık.

18 Kehf 92 Sonra yine bir sebebi izledi.

18 Kehf 93 Nihayet, iki set arasında ulaştı. Setler arasında öyle bir topluluk buldu ki neredeyse söz anlamıyorlardı.

18 Kehf 94 Dediler: "Ey Zülkarneyn! Ye'cûc ve Me'cûc bu yerde bozgunculuk yapıyorlar. Onlarla bizim aramızda bir set yapman şartıyla sana vergi verelim mi?"

18 Kehf 95 Dedi: "Rabbimin beni içinde tuttuğu imkân ve güç daha üstündür. Siz bana bedensel gücünüzle destek verin de onlarla sizin aranıza çok muhkem bir engel çekeyim."

18 Kehf 96 "Bana demir kütleleri getirin!" İki ucu tam denkleştirince, "Körükleyin!" dedi. Onu ateş haline koyunca da "Getirin bana, üzerine erimiş bakır/katran dökeyim!" diye seslendi.

18 Kehf 97 Artık onu ne aşabildiler ne delebildiler.

19 MERYEM SURESİ

19 Meryem 35 Bir oğul edinmek Allah'a asla yakışmaz. O'nun şanı yücedir. Bir iş ve oluşa karar verdi mi, ona sadece "Ol!" der, o hemen oluverir.

19 Meryem 43 "Babacığım, bana ilimden, sana ulaşmayan bir nasip geldi. O halde bana uy ki, seni düzgün bir yola ileteyim!"

19 Meryem 50 Onlara, rahmetimizden nimetler bağışladık. Ve kendileri için yüksek bir doğruluk dili oluşturduk.

19 Meryem 62 Orada boş lakırdı değil, yalnızca "selam" işitirler. Orada kendilerinin sabah, akşam, rızıkları da hazırdır.

19 Meryem 97 Biz onu; senin dilinle kolaylaştırdık ki, sakınanları onunla müjdeleyesin, inatçı bir kavmi de onunla uyarasın.

20 TAHA SURESİ

20 Taha 2 Biz bu Kur'an'ı sana, zahmet çekesin, bedbaht olasın diye indirmedik;

20 Taha 3 Saygıyla ürperene bir hatırlatma/düşündürme/öğüt verme olsun diye indirdik.

20 Taha 8 Allah'tır O. İlah yok O'ndan başka. Esma'ül Hüsna, en güzel isimler O'nundur.

20 Taha 12 "Benim ben, senin Rabbin! Hadi, pabuçlarını çıkar; sen kutsal vadide, Tuva'dasın."

20 Taha 40 "Hani, kızkardeşin gidiyor, şöyle diyordu: 'Onun bakımını üstlenecek kişiyi size göstereyim mi?' Nihayet, seni annene geri döndürdük ki, gözü aydın olsun, tasalanmasın. Sen bir de adam öldürmüştün. O zaman seni gamdan kurtarmıştık. Seni iyice bir imtihana çekmiştik. Bunun ardın sen Medyen halkı arasında yıllarca kaldın. Sonra, belirlenen bir vakitte/bir kadere göre geliverdin, ey Mûsa!"

20 Taha 41 "Seni kendim için seçip yetiştirdim."

20 Taha 52 "Onlara ilişkin bilgi, Rabbim katında bir Kitap'tadır. Rabbim ne şaşırır ne de unutur."

20 Taha 55 Sizi yerden yarattık. Tekrar oraya göndereceğiz. Ve oradan sizi bir kez daha çıkaracağız.

20 Taha 69 "Sağ elindekini yere bırak! Onların, sanayi olarak ortaya çıkardıklarını yalayıp yutsun. Onların sanayi olarak ürettikleri sadece bir büyücünün hilesidir. Büyücü ise nereye gitse iflah etmez."

20 Taha 80 Ey İsrailoğulları, şu bir gerçek ki, biz sizi düşmanınızdan kurtardık. Tûr'un sağ yanında size vaatte bulunduk. Ve üstünüze kudret helvasıyla bıldırcın indirdik.
20 Taha 98 Gerçek olan şu ki, sizin ilahınız kendisinden başka hiçbir tanrı olmayan Allah'tır. O, ilim bakımından her şeyi çepeçevre kuşatmıştır.

20 Taha 114 O Melik/o hak hükümdar olan Allah, yüceler yücesidir. Sana vahyi tamamlanmadan önce, Kur'an hakkında aceleci olma. Şöyle de:"Rabbim, ilmimi artır!"

20 Taha 120 Derken, şeytan ona şöyle diyerek vesvese verdi: "Ey Âdem! Sana, sonsuzluk ağacıyla eskimez-çökmez mülk ve saltanatı göstereyim mi?"

20 Taha 121 Nihayet, ikisi de ondan yediler. Bunun üzerine, çirkin yerleri kendilerine açıldı; üzerlerine cennet yapraklarından örtmeye başladılar. Âdem, Rabbine isyan etmiş, azmış, ziyana uğramıştı.

21 ENBİYA SURESİ

21 Enbiya 6 Onlardan önce yere batırdığımız hiçbir yurt ve uygarlık iman etmemiştir. Onlar mı iman edecekler!...

21 Enbiya 16 Biz, gökleri de yeri de bunlar arasındakileri de eğlenip eğlendirelim diye yaratmadık.

21 Enbiya 30 O küfre sapanlar görmediler mi ki gökler ve yer bitişik idi, biz onları ayırdık. Her canlı şeyi sudan oluşturduk. Hâlâ iman etmeyecekler mi?

21 Enbiya 31 Yerküreye, onları çalkalamasın diye bir takım dağlar diktik. Ve orada geniş geniş yollar açtık ki, doğru gidebilsinler.

21 Enbiya 32 Göğü, korunmuş bir tavan yaptık. Ama onlar göğün ayetlerinden hâlâ yüz çeviriyorlar.

21 Enbiya 33 O odur ki, geceyi, gündüzü, Güneş'i ve Ay'ı yarattı. Her biri bir yörüngede yüzmektedir.

21 Enbiya 34 Senden önce hiçbir insana ölümsüzlük vermedik. Şimdi sen ölürsen, onlar ölümsüz mü olacaklar?"

21 Enbiya 35 Her canlı, ölümü tadacaktır. Biz bir imtihan olarak sizi şer ile de hayır ile de deniyoruz. Sonunda bize döndürüleceksiniz.

21 Enbiya 36 O küfredenler seni gördüklerinde, seni şu şekilde alaya almaktan başka birşey yapmazlar: "İlahlarınızı diline dolayan bu mu?" Ama Rahman'ın zikrini/Kur'an'ı bizzat onlar örtüp inkâr ediyorlar.

21 Enbiya 37 İnsan, aceleden yaratılmıştır. Ayetlerimi size göstereceğim. Benden acele istemeyin!

21 Enbiya 69 Biz de şöyle dedik: "Ey ateş, İbrahim'e bir serinlik ol, bir selam ol!"

21 Enbiya 70 Ona tuzak kurmak istediler de biz onları hüsranın en beterine uğrayanlar yaptık.

21 Enbiya 71 Biz onu da Lût'u da kurtarıp içinde âlemlere bereketler sakladığımız toprağa ulaştırdık.

21 Enbiya 72 Ona İshak'ı bağışladık, ayrıca Yakub'u da hediye ettik. Hepsini hak ve barış için çalışan insanlar yaptık.

21 Enbiya 73 Onları, bizim buyruğumuzla yol alan önderler yaptık. Onlara iyilikler yapmayı, duayı/namazı yerine getirmeyi, zekât vermeyi vahyettik. Onlar, yalnız bize kulluk ediyorlardı.

21 Enbiya 74 Lût'a da hükümranlık ve ilim verdik. Onu, pislikler üretip duran bir kentten kurtardık. O kent halkı yoldan çıkmış kötü bir kavimdi.
78 Ve Dâvud ile Süleyman... Hani, halkın davarının yayıldığı ekinler hakkında hüküm veriyorlardı da biz hükümlerine tanıklar olmuştuk.

21 Enbiya 79 Onu Süleyman'a derhal kavrattık. Her birine hükümdarlık ve bilgi verdik. Dâvud'a dağları boyun eğdirdik. Kuşlarla beraber tespih ediyorlardı. Yapmak isteyince yapanlarız biz!

21 Enbiya 80 Ona, sizi sizin şiddetinizden koruyacak olan zırh yapma sanatını öğrettik. Peki, siz şükrediyor musunuz?

21 Enbiya 81 Ve Süleyman'a kasırgayı boyun eğdirdik. İçini bereketlerle doldurduğumuz toprağa doğru onun emriyle akıp giderdi. Her şeyi bilenleriz biz!

21 Enbiya 82 Kendisi için dalgıçlık eden, daha başka iş de yapan bazı şeytanları da onun emrine verdik. Biz onları koruyup gözetiyorduk.

21 Enbiya 83 Ve Eyyûb... Rabbine şöyle yakarmıştı: "Dert/zorluk gelip çattı bana; sen, rahmet edenlerin en merhametlisisin!"

21 Enbiya 84 Hemen cevap verdik ona, kendisindeki derdi kaldırdık. Tarafımızdan bir rahmet ve ibadet edenler için bir hatırlatma olarak, ona ailesini ve beraberinde, benzerlerini de verdik.

21 Enbiya 85 İsmail, İdris, Zülkifl, hepsi sabredenlerdendi.

21 Enbiya 86 Hepsini rahmetimize soktuk. Onlar hak ve barış için çalışanlardandı.

21 Enbiya 87 Ve Zünnûn. Hani, kızarak gitmişti de ona asla güç yetiremeyeceğimizi/ölçüyü kendisine uygulamayacağımızı sanmıştı. Sonra, karanlıkların bağrında şöyle yakardı: "Senden başka ilah yok, tespih ederim seni! Kuşkusuz, ben zalimlerden oldum."

21 Enbiya 88 Hemen imdadına yetiştik. Gamdan kurtardık onu. İnananları işte böyle kurtarırız biz!
89 Ve Zekeriyya. Hani, Rabbine yakarmıştı: "Rabbim, beni yapayalnız, bir başıma bırakma! Sen, Vâris olanların/mirasçıların en hayırlısısın!"

21 Enbiya 90 Kendisine hemen cevap vermiş. Yahya'yı ona hediye etmiş, karısını kendisi için doğurmaya elverişli hale getirmiştik. Onlar, hayırlarda yarışırlar, umarak ve korkarak bize yalvarırlardı. Onlar, bize ürpererek saygı gösterirlerdi.

21 Enbiya 95 Helâk ettiğimiz bir kente/medeniyete yaşamak haram edilmiştir. Onlar bir daha geri dönemezler.

21 Enbiya 96 Ye'cûc ve Me'cûc'ün önü açıldığı zaman onlar, her tepeden akın ederler.

21 Enbiya 104 Gün olur, göğü, yazı tomarlarını dürer gibi düreriz. İlk yaratılışta başladığımız gibi onu baştan yaparız. Üzerimizde bir vaat olarak biz bunu mutlaka yapacağız.

22 HAC SURESİ

22 Hac 3 İnsanlardan bazıları vardır, hiçbir ilme sahip olmadan Allah konusunda mücadele eder ve her inatçı-kaypak şeytanın ardı sıra gider.

22 Hac 5 Ey insanlar! Ölümden sonra dirilme konusunda kuşku içinde olabilirsiniz. Ama şu bir gerçek ki, biz sizi bir topraktan, sonra bir spermden, sonra bir embriyodan/döllenmiş bir karışımdan, sonra ne olduğu kısmen belirli, kısmen belirsiz bir et parçasından yarattık ki, size açık-seçik beyanda bulunalım. Ve sizi rahimlerde, belirlenen bir süreye kadar dilediğimiz şekilde bekletiyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyoruz. Daha sonra da tam kuvvetinize ulaşmanızı sağlıyoruz. Bununla birlikte içinizden bir kısmı öldürülüyor, yine içinizden bir kısmı ilimden sonra bir şey bilmesin diye ömrün en basit ve düşük noktasına geri gönderiliyor. Yeryüzünü de sönmüş kül halinde görürsün. Nihayet onun üzerine suyu indirdiğimizde titrer, kabarır ve her güzel/bereketli çiftten bir şeyler bitirir.

22 Hac 8 İnsanlar içinde öylesi vardır ki, Allah konusunda ilimsiz, kılavuzsuz ve aydınlık getiren bir kitaba sahip olmaksızın mücadele edip durur.

22 Hac 17 İman edenler, Yahudiler, Sâbiiler, Hıristiyanlar, Mecusiler ve şirke sapanlar arasında Allah, kıyamet günü ayrım yapacaktır. Allah, her şey üzerine Şehid'dir, tanıktır.

22 Hac 18 Görmedin mi göklerdeki kimseler, yerdeki kimseler, Güneş, Ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanlardan birçoğu hep Allah'a secde ediyor. Birçoğunun da üzerine azap hak olmuştur. Allah'ın hakir kıldığına ikramda bulunan olmaz. Allah, dilediğini yapar.

22 Hac 25 Küfre sapanlar, Allah'ın yolundan alıkoyarlar. Hem sürekli içinde kalan hem dışarıdan gelen tüm insanlar için oluşturduğumuz Mescid-i Haram'dan da geri çeviriyorlar. Kim orada zulmederek haktan sapmak isterse, biz ona acıklı bir azabı tattıracağız.

22 Hac 26 Bir zamanlar İbrahim için, o evin yerini, şöyle diyerek hazırlamıştık: Bana hiçbir şeyi ortak koşma, evimi; tavaf edenler, kıyamda duranlar, rükû-secde edenler için temizle.

22 Hac 27 İnsanlar içinde haccı ilan et ki, gerek yaya olarak gerekse derin vadilerden gelerek, yorgunluktan incelmiş binitler üzerinde sana ulaşsınlar.

22 Hac 33 Onlarda sizin için, belirli bir süreye kadar yararlar vardır. Sonunda onların varacakları yer saldırılardan korunmuş/tarihi/yüce evdir.

22 Hac 45 Zalim olduğu için helâk ettiğimiz nice kent/medeniyet var ki, duvarları, tavanları üzerine çökmüş halde. Nice kullanılmaz halde bırakılmış su kuyusu, nice görkemli/süslü/bakımlı köşk var.

22 Hac 47 Senden aceleyle azabı istiyorlar: Allah, vaadine asla ters düşmez. Şu da bir gerçek ki Rabbinin katındaki bir gün, sizin saymakta olduğunuzun bin yılı gibidir.

22 Hac 54 Kendilerine ilim verilenler onun, senin Rabbinden bir hak olduğunu bilsinler, ona inansınlar da kalpleri ona saygı duysun diye böyle yapılmıştır. Şu bir gerçek ki Allah Hâdi'dir, iman edenleri dosdoğru yola mutlaka ulaştıracaktır.

22 Hac 58 Allah yolunda hicret edip sonra da öldürülen yahut ölenleri, Allah güzel bir rızıkla mutlaka rızıklandıracaktır. Alah, rızık verenlerin elbette ki en hayırlısıdır.

22 Hac 67 Her ümmet için biz, bir ibadet şekli/bir ibadet yeri belirledik; onlar, onu izlerler. Artık bu iş konusunda seninle çekişmesinler. Sen de Rabbine davet et/dua et. Sen, elbette ki şaşırtmadan yol aldıran bir kılavuzun ardındasın.

22 Hac 70 Bilmedin mi ki; Allah gökte ne var, yerde ne varsa hepsini bilir. Bunların tümü bir kitaptadır. Bütün bunlar Allah için çok kolaydır.

22 Hac 71 Allah'tan ayrı olarak, hakkında O'nun hiçbir kanıt indirmediği şeye kulluk ediyorlar. Kendilerinin de onunla ilgili bir ilmi yoktur. O zalimlerin yardımcısı olmayacaktır.

22 Hac 75 Allah, meleklerden de resuller seçer, insanlardan da. Şüphesiz ki, Allah Semi' ve Basir'dir.

22 Hac 76 Onların önden gönderdiklerini de bilir, arkaya bıraktıklarını da. İş ve oluşlar Allah'a döndürülür.

22 Hac 77 Ey iman edenler! Rükû edin, secde edin; Rabbinize ibadet edin, hayır işleyin ki kurtulabilesiniz.

22 Hac 78 Allah uğrunda O'na yaraşır bir gayretle didinin. O sizi seçmiş ve dinde size hiçbir güçlük çıkarmamıştır. Babanız İbrahim'in milletini esas alın. Allah sizi, önceden de şu Kitap'ta da "Müslümanlar/Allah'a teslim olanlar" diye adlandırdı ki, resul sizin üzerinize bir tanık olsun, siz de insanlar üzerine tanıklar olasınız. O halde namazı/duayı yerine getirin, zekâtı verin ve Allah'a sarılın. O'dur sizin Mevlâ'nız. Ne güzel Mevlâ'dır O, ne güzel yardımcıdır O!

23 MÜMİNÛN SURESİ

Yaradılış

23 Mümin'un 13 Sonra onu çok dayanaklı bir karargâhta bir damlacık yaptık.

23 Mümin'un 14 Sonra o damlacığı bir embriyo halinde yarattık, sonra o embriyoyu bir et parçası halinde yarattık, sonra o et parçasını bir kemik halinde yarattık ve nihayet o kemiğe de bir et giydirdik. Sonra onu bir başka yaratılışta yeniden kurduk. Yaratıcıların en güzeli Allah'ın kudret ve sanatı ne yücedir!

23 Mümin'un 17 Yemin olsun, biz sizin üstünüzde yedi yol yarattık! Ve biz yaratılıştan/yaratılmışlardan gafil de değiliz.

23 Mümin'un 18 Gökten bir kaderle/belli ölçüde bir su indirdik de onu yeryüzünde durdurduk. Elbette ki biz, onu gidermeye de gücü yetenleriz!

23 Mümin'un 19 Onunla size hurmalardan ve üzümlerden bahçeler yetiştirdik, onlarda sizin için birçok meyveler vardır; onlardan yiyorsunuz.

23 Mümin'un 20 Ve bir ağaç da yetiştirdik ki, Tûr-i Sina'dan çıkar, yağlı olarak biter; yiyenlere katıktır.

23 Mümin'un 21 Davarlarda da sizin için elbette bir ibret vardır! Onların karınlarındakilerden size içiriyoruz. Onlarda sizin için birçok yarar var. Onlardan yiyorsunuz da.

23 Mümin'un 22 Hem onlar üzerinde hem de gemiler üzerinde taşınıyorsunuz.

23 Mümin'un 27 Bunun üzerine biz, Nûh'a şöyle vahyettik: "Gözlerimizin önünde ve vahyimize uygun olarak gemiyi yap. Emrimiz gelip tandır kaynayınca, ailenle birlikte her türden iki çifti gemiye sok. İçlerinden, haklarında daha önce hüküm verilmiş olanları dışta bırak. Zulmetmiş olanlar hakkında bana yakarıp durma. Onlar kesinlikle boğulacaklardır."

23 Mümin'un 31 Sonra onların ardından başka bir nesil oluşturduk.

23 Mümin'un 42 Sonra onların arkasından başka nesiller oluşturduk.

24 NUR SURESİ

24 Nur 24 Gün gelecek onların kendi dilleri, kendi elleri, kendi ayakları, yapıp ettikleri işler hakkında kendi aleyhlerine tanıklık edecektir.
24 Nur 27 Ey iman edenler! Kendi evleriniz dışındaki evlere, sahipleriyle kaynaşıp izin almadan, bir de ev sakinlerine selam vermeden girmeyin! Düşünüp taşınmanızı sağlamada bu sizin için daha hayırlıdır.
24 Nur 31 Mümin kadınlara da söyle: Bakışlarını yere indirsinler. Cinsel organlarını/ırzlarını korusunlar. Süslerini/zinetlerini, görünen kısımlar müstesna, açmasınlar. Örtülerini/başörtülerini göğüs yırtmaçlarının üzerine vursunlar. Süslerini şu kişilerden başkasına göstermesinler: Kocaları yahut babaları yahut kocalarının babaları yahut oğulları yahut kocalarının oğulları yahut kardeşleri yahut erkek kardeşlerinin oğulları yahut kız kardeşlerinin oğulları yahut kendi kadınları yahut ellerinin altında bulunanlar yahut ihtiyaç içinde olmayan erkeklerden kendilerinin hizmetinde bulunanlar yahut kadınların kaygı duyulacak yerlerini henüz anlayacak yaşa gelmemiş çocuklar. Süslerinden, gizlemiş olduklarının bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler, Allah'a topluca tövbe edin ki kurtuluşa erebilesiniz! ( Türban- Örtünme )

24 Nur 35 Allah, göklerin ve yerin Nur'udur. Onun nurunun örneği, içinde çerağ bulunan bir kandile benzer. Kandil, bir sırça içerisindedir. Sırça, inciden bir yıldız gibidir ki, doğuya da batıya da nispeti olmayan bereketli bir zeytin ağacından yakılır. Bu ağacın yağı, neredeyse ateş dokunmasa bile ışık saçar. Nur üzerine nurdur o. Allah, dilediğini kendi nuruna kılavuzlar. Allah, insanlara örnekler verir. Allah herşeyi bilmektedir. ( Zeytin yağı ).

24 Nur 36 Kandil, Allah'ın yükseltilmesine ve içinde adının anılmasına izin verdiği evlerdedir. Orada sabah-akşam O'nu tespih eder.

24 Nur 37 Öyle erler vardır ki, bir ticaret de bir alış-veriş de onları Allah'ın zikrinden/Kur'an'ından, namazı/duayı yerine getirmekten, zekât vermekten alıkoyamaz. Onlar, kalplerle gözlerin döneceği/yer değiştireceği günden korkarlar.

24 Nur 45 Allah, tüm canlıları sudan yarattı. Onlardan kimileri karnı üzerinde yürür, kimileri iki ayak üstünde yürür, kimileri de dört ayak üstünde... Allah dilediğini yaratıyor, Allah her şeye kadirdir.

24 Nur 51 Allah'a ve aralarında hüküm vermek üzere O'nun resulüne çağrıldıklarında, müminlerin sözleri sadece şunu söylemeleridir: "İşittik, itaat ettik." İşte bunlardır kurtuluşa erenler.
56 Namazı/duayı yerine getirin, zekâtı verin, resule itaat edin ki, rahmete erdirilesiniz.

24 Nur 60 Artık nikâh arzuları kalmamış, hayızdan ve evlattan kesilen kadınların, süslerini göstermek için ortalıkta dolaşmamaları şartıyla dış giysilerini bırakmalarında kendileri için bir günah yoktur. Ama sakınmak için titiz davranmaları, onlar için daha hayırlıdır. Allah, her şeyi işitir, her şeyi bilir. ( ÖRTÜNME )

24 Nur 61 Köre güçlük yoktur; topala güçlük yoktur, hastaya güçlük yoktur. Sizin için de gerek kendi evlerinizden gerekse şu kişilerin evlerinden yemek yemenizde bir sakınca yoktur: Babalarınızın evleri yahut annelerinizin evleri yahut erkek kardeşlerinizin evleri yahut kız kardeşlerinizin evleri yahut amcalarınızın evleri yahut halalarınızın evleri yahut teyzelerinizin evleri yahut anahtarı size teslim edilmiş olan evler yahut arkadaşlarınızın evleri. Hep birlikte yahut ayrı ayrı yemenizde sizin için hiçbir sakınca yoktur. Evlere girdiğinizde, Allah katından bir esenlik, bir bereketlilik, bir temizlik dileği olarak kendinize de selam verin. Allah size ayetleri işte böyle ayan-beyan bildiriyor ki, aklınızı çalıştırabilesiniz.

24 Nur 64 Gözünüzü açın! Göklerde ne var, yerde ne varsa yalnız Allah'ındır. O sizin ne hal üzere olduğunuzu bilir. Bir gün O'na döndürülecekler de O onlara, yapıp ettiklerini haber verecektir. Allah her şeyi iyice bilmektedir.

25 FURKAN SURESi s.327

25 Furkan 18 Derler ki: "Tespih ederiz seni; seni bırakıp da başka dostlar edinmek bize yaraşmazdı. Ama sen onları ve atalarını öylesine nimetlendirdin ki, zikiri/Kur'an'ı unuttular ve helâke giden bir topluluk oldular."

25 Furkan 25 Gün olur, gök, bulutlarla yarılır ve melekler ardarda indirilir.

25 Furkan 32 Gerçeği örten nankörler/inkârcılar dediler ki: "Kur'an ona toptan, bir kerede indirilsedi ya!" Biz böyle yaptık ki, onunla senin kalbini dayanıklı kılalım. Biz onu parça parça/ayet ayet okuduk.

25 Furkan 53 İki denizi birbiri üstüne salan O'dur. Bu, tatlı ve yürek ferahlatıcı; şu, tuzlu ve acı. Ve ikisinin arasında bir berzah, geçişi engelleyen bir perde koymuştur. ( ATLAS OKYANUSU )

25 Furkan 58 O hiç ölmeyecek diriye, o Hayy olana dayanıp güven, O'nu överek tespih et! Kullarının günahlarından O'nun haberdar olması yeter!

25 Furkan 59 Gökleri, yeri ve bunlar arasındakileri altı günde yaratıp sonra arş üzerinde egemenlik kuran O'dur. Rahman'dır O. Haberdar olana sor O'nu.

25 Furkan 60 Onlara, "Rahman'a secde edin!" dendiğinde şöyle derler: "Rahman da neymiş? Senin emrettiğin şeye secde eder miyiz hiç?" Ve bu söz onların nefretini artırdı.

25 Furkan 61 Şanı yücedir o kudretin ki; gökte burçlar yarattı, orada bir kandil ve ışık yansıtıcı bir ay oluşturdu.

25 Furkan 62 Geceyle gündüzü, öğüt almak isteyenlerle şükretmek isteyenler için, birbirini izler hale getiren O'dur.

25 Furkan 63 Rahman'ın kulları, yeryüzünde böbürlenmeden/rahatsız etmeden yürüyen kişilerdir. Cahiller onlara hitap edince, "Selam!" derler.

25 Furkan 64 Geceleri, Rableri huzurunda secde ederek, ayakta durarak geçirirler.

25 Furkan 65 Ve şöyle yakarırlar: "Rabbimiz, cehennem azabını bizden uzak tut! Doğrusu, onun azabı inatçı ve yapışkandır."

25 Furkan 74 Onlar şöyle yakarırlar: "Rabbimiz, eşlerimizden ve çocuklarımızdan bize göz aydınlığı bağışla. Bizi takvaya sarılanlara önder kıl.

26 ŞUARA SURESi s.333

26 Şuara 76-90 Dua

26 Şuarâ 76 "Siz ve o eski atalarınız!"

26 Şuarâ 77 "Şüphesiz onlar benim düşmanım. Ama âlemlerin Rabbi dostum."

26 Şuarâ 78 "O yarattı beni, O yol gösteriyor bana."

26 Şuarâ 79 "O'dur beni doyuran, suvaran."

26 Şuarâ 80 "Hastalandığında O'dur bana şifa ulaştıran."

26 Şuarâ 81 "Beni öldürecek, sonra diriltecek O'dur."

26 Şuarâ 82 "Din gününde hatalarımı affetmesini umup durduğum da O'dur."

26 Şuarâ 83 "Rabbim, bana hükmetme gücü/hikmet bağışla, beni hak ve barış seven iyiler arasına kat!"

26 Şuarâ 84 "Sonradan gelecekler arasında benimle ilgili doğru/isabetli bir dil oluştur."

26 Şuarâ 85 "Beni, nimetlerle dolu cennetin mirasçılarından kıl."

26 Şuarâ 86 "Babamı da affet. Çünkü o, sapmışlardandır."

26 Şuarâ 87 "Herkesin diriltileceği gün beni utandırma."

26 Şuarâ 88 "Bir gündür ki o, ne mal fayda verir ne oğullar."

26 Şuarâ 89 "Yalnız temiz bir kalple Allah'a varan kurtulur."

26 Şuarâ 90 Cennet takva sahiplerine yaklaştırılır.

26 Şuarâ 112 Nûh dedi: "Onların yaptıklarına ilişkin bir ilmim yok."

26 Şuarâ 149 "Keyif içinde, dağlardan evler yontuyorsunuz."

26 Şuarâ 181 "Ölçüyü tam yapın; şunun-bunun hakkını çarpanlardan olmayın;

26 Şuarâ 182 "Doğru-düzgün terazi ile tartın."

26 Şuarâ 195 Açık-seçik Arapça bir dille indirdi.

26 Şuarâ 196 O, elbette ki öncekilerin kitaplarında da var.

26 Şuarâ 197 Beniisrail bilginlerinin de onu bilmesi bunlar için bir belirti/kanıt değil mi?

26 Şuarâ 198 Biz onu Arapça konuşmayanlardan birine indirseydik de,

26 Şuarâ 199 O onu onlara okusaydı, yine de ona inanmayacaklardı.

26 Şuarâ 208 Biz, uyarıcıları olmayan hiçbir kenti/uygarlığı helâk etmemişizdir.

26 Şuarâ 227 İman edip barışa/hayra yönelik işler yapanlar, Allah'ı çok ananlar ve zulme uğratıldıktan sonra başarıya ulaşanlar böyle değillerdir. Zulmedenler, hangi devrime uğrayıp baş aşağı döneceklerini yakında bilecekler.

27 NEML SURESİ s.344

27 Neml 7 Hatırla o zamanı; Mûsa, ailesine şöyle demişti: "Ben bir ateş fark ettim. Ondan size bir haber getireceğim, yahut parlak bir kor getireceğim ki ateş yakıp ısınabilesiniz."

27 Neml 12 "Elini koynuna sok; Firavun ve toplumuna yönelik dokuz mucizeden biri olarak pürüzsüz ve lekesiz, bembeyaz bir biçimde çıkacaktır. O Firavun ve yandaşları sapmış bir topluluk haline geldiler."

27 Neml 15 Yemin olsun, biz, Davûd'a da Süleyman'a da bir ilim verdik. Onlar şöyle dediler: "Bizi, mümin kullarının bir çoğundan üstün kılan Allah'a hamd olsun."

27 Neml 16 Süleyman, Davûd'a mirasçı oldu ve şöyle dedi: "Ey insanlar, bize kuşların dili öğretildi ve bize herşeyden biraz verildi. Kuşkusuz bu, apaçık lütfun ta kendisidir."

27 Neml 17 Cinlerden, insanlardan ve kuşlardan orduları, Süleyman'ın huzurunda bir araya getirildi. Onlar, düzenli bir biçimde sevk ediliyorlardı.

27 Neml 18 Karınca vadisine geldiklerinde bir karınca şöyle seslendi: "Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin ki, Süleyman ve orduları farkında olmayarak sizi ezmesinler."

27 Neml 23 "Sabâlılara hükmeden bir kadın buldum. Kendisine herşeyden bir pay verilmiş, kocaman bir tahtı var."

27 Neml 24 "Onu ve toplumunu, Allah'ı bırakıp Güneş'e secde eder buldum. Şeytan onlara, yapıp ettiklerini süslü gösterip onları yoldan saptırmış. Artık doğruyu bulamazlar."

27 Neml 25 "Göklerde ve yerdeki sırrı açığa çıkaran, onların gizlediklerini de açıkladıklarını da bilen Allah'a secde etmemek gayretindeler."

27 Neml 38 Süleyman, kurmaylarına dedi ki: "Onlar teslim olup huzuruma gelmeden önce, o kadının tahtını hanginiz bana getirebilir?"

27 Neml 39 Cinlerden bir ifrit şöyle dedi: "Sen daha makamından kalkmadan, onu sana getirebilirim. Ben bunu yapacak güçteyim ve gerçekten güvenilir biriyim."

27 Neml 40 Kendinde Kitap'tan bir ilim olan kişi de şöyle dedi: "Ben onu sana, gözünü açıp yumuncaya kadar getiririm." Derken Süleyman, tahtı, yanında kurulmuş görünce şöyle konuştu: "Rabbimin lütfundandır bu. Şükür mü edeceğim, nankörlük mü diye beni denemek istiyor. Esasında, şükreden, kendisi lehine şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse bilsin ki, Rabbim Gani'dir, cömerttir."

27 Neml 41 Emir verdi: "Onun tahtını başkalaştırın, bakalım tanıyacak mı, tanıyamayanların arasına mı girecek?"

27 Neml 42 Melike gelince şöyle denildi: "Senin tahtın da böyle mi?" Dedi: "Bu sanki o. Zaten daha önce bize bilgi verilmişti ve biz müslüman olmuştuk."

27 Neml 43 Daha önce Allah dışında ibadet ettikleri, onu engellemişti. Çünkü o, küfre sapmış bir topluluktandı.

27 Neml 44 Ona denildi: "Köşke gir!" Melike onu görünce su sandı ve baldırlarını açtı. Süleyman dedi ki: "O, cilalı sırçadan yapılmış bir parlak avlu/zemindir." Melike dedi: "Rabbim, doğrusu ben öz benliğime zulmetmişim. Artık Süleyman'la birlikte, âlemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oluyorum."

27 Neml 52 İşte sana onların, işledikleri zulümler yüzünden çöküp ıpıssız kalmış evleri. Hiç kuşkusuz bunda, ilmi kullanan bir topluluk için kesin bir ibret vardır.

27 Neml 61 Yoksa yeri bir karargâh yapıp şurasına-burasına nehirler serpiştiren, üzerine dayanaklı dağlar konduran ve iki deniz arasına bir engel yerleştiren mi hayırlı? İlah mı var Allah'ın yanında!? Hayır! Ama onların çokları ilimden nasipsizliği sürdürüyorlar.

27 Neml 84 Geldiklerinde Allah onlara: "Ayetlerimizi, onlara ilminiz yeterli olmadığı için mi inkâr mı ettiniz yoksa başka bir iş mi yapıyordunuz?" der.

27 Neml 86 Görmedin mi; biz geceyi, içinde dinlensinler diye, gündüzü de gösterici bir ışık olsun diye oluşturduk. İşte bunda, inanan bir topluluk için elbette ibretler vardır.

27 Neml 88 Sen dağlara bakar da onları donuk-durgun görürsün. Oysaki onlar, bulutların dolaştığı gibi dolaşmaktadır. Her şeyi güzel ve yerli yerinde yapan Allah'ın sanatıdır bu! Yaptıklarınızdan gereğince haberdardır O!

27 Neml 92 "Ve Kur'an okumakla emrolundum. Artık kim yola gelirse kendi nefsi için gelir. Sapmışa gelince, böylesine de ki: 'Ben uyarıcılardan biriyim. Hepsi bu!"

28 KASAS SURESİ s. 352.

28 Kasas 6 Ve yeryüzünde onlara imkân ve kudret verelim. Firavun'a, Hâman'a ve onların ordularına da korkmakta oldukları şeyleri gösterelim.
28 Kasas 8 Nihayet, Firavun ailesi onu kayıp bir şey olarak bulup aldı. O, kendileri için bir düşman ve tasa olacaktı. Gerçek olan şu ki Firavun, Hâman ve bunların orduları yanlış yoldaydılar.

28 Kasas 14 Mûsa, yiğitlik çağına ulaşıp olgunlaşınca ona hikmet ve ilim verdik. Biz, güzel düşünüp güzel davrananları böyle ödüllendiririz.

28 Kasas 29 Mûsa süreyi bitirip ailesiyle yola çıkınca, Tûr tarafından bir ateş fark etti. Ailesine dedi ki: "Bekleyin, bir ateş fark ettim. Belki ondan size bir haber getiririm, belki bir ateş koru getiririm de ısınırsınız."

28 Kasas 38 Firavun dedi: "Ey seçkinler topluluğu! Ben sizin için benden başka bir tanrı tanımıyorum. Ey Hâmân! Benim için çamurun üzerinde ocağı yakıp bana bir kule yap ki Mûsa'nın tanrısına ulaşayım. Aslında ben onun yalancılardan olduğunu sanıyorum."

28 Kasas 53 O, onlara okunduğu zaman şöyle derler: "İnandık buna, Rabbimizden gelmiş haktır o. Biz, ondan önce de müslümanlardık."

28 Kasas 54 İşte böylelerine ödülleri, sabrettikleri için iki kez verilir. Onlar, kötülüğü güzellikle karşılayıp savarlar. Ve onlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan infak ederler.

28 Kasas 55 Boş lakırdıyı duyduklarında, ondan yüz çevirir şöyle derler: "Bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz size. Selam olsun hepinize. Biz cahilleri önemsemeyiz."

28 Kasas 70 O, Allah'tır! Tanrı yoktur O'ndan başka. İlkte de sonda da hamt yalnız O'nadır. Hüküm de yalnız O'nundur/O'nun içindir. Ve siz yalnız O'na döndürüleceksiniz.

28 Kasas 76 Şu da bir gerçek ki Karun, Mûsa kavmindendi. Onlara karşı şımarıklık/azgınlık yaptı. Ona öyle hazineler vermiştik ki, anahtarlarını taşımak, kuvvetli bir grubu bile zorluyordu. Kavmi ona şöyle demişti: "Şımarma, çünkü Allah, şımaranları sevmez."

28 Kasas 77 "Allah'ın sana verdikleri içinde âhiret yurdunu ara, dünyadan da nasibini unutma. Allah'ın sana güzel davrandığı gibi sen de güzel davran/Allah'ın sana lütufta bulunduğu gibi sen de lütufta bulun. Yeryüzünde fesat isteyip durma, çünkü Allah fesat peşinde koşanları sevmez."

28 Kasas 78 O dedi: "Bu servet bana, bendeki bir ilim sayesinde verildi." Peki o bilmedi mi ki Allah, önceki nesiller içinden ondan kuvvetçe daha zorlu, sayıca daha çok olanları bile helâk etmiştir. Günahlarının ne olduğu, günahkârlardan sorulmaz.

28 Kasas 79 Karun, süsü-püsü içinde toplumunun karşısına çıktı. Şu iğreti dünya hayatını amaçlayanlar dediler ki: "Ah, Karun'a verilenin bir benzeri bize de verilseydi. Gerçekten o, çok nasipli bir adam!"

28 Kasas 80 Kendilerine ilim verilmiş olanlar şöyle demişti: "Yazıklar olsun size! İman edip hayra ve barışa yönelik iş yapan kişi için Allah'ın vereceği karşılık daha üstündür. Ama buna, sadece sabredenler ulaştırılır."

28 Kasas 81 Nihayet, Karun'u da sarayını da yere geçirdik. Allah'a karşı kendisine yardım edecek yandaşları da yoktu. Kendi kendisine yardım edebileceklerden de değildi.

28 Kasas 82 Akşam onun mevkiine/konumuna imrenenler sabah şöyle diyorlardı: "Vay be! Allah, kullarından dilediğine rızkı açıp yayıyor, dilediğine de ölçüyle veriyor/kısıyor. Allah bize lütufta bulunmasaydı, vallahi bizi de batırmıştı. Demek ki, inkârcılar asla iflah etmiyorlar."

85 Bu Kur'an'ı sana farz kılan, elbette ki seni vaat edilen yere/belirlenen sona götürecektir. De ki: "Hidayeti getireni de açık bir sapıklık içinde olanı da en iyi Rabbin bilir."

28 Kasas 86 Sen bu Kitap'ın sana indirileceği ummuyordun; Rabbinden bir rahmet olarak geldi. O halde, gerçeği örten nankörlere/inkârcılara sakın destekçi olma.

29 ANKEBUT SURESİ s. 361.

29 Ankebût 14 Yemin olsun, biz Nûh'u toplumuna göndedik de o onların arasında bin yıldan elli yıl eksik kaldı. Sonunda onları tufan yakaladı. Çünkü zalimlerdi onlar.
29 Ankebût 39 Karun'u, Firavun'u, Hâmân'ı da öyle yaptık. Yemin olsun, Mûsa onlara açık-seçik kanıtlarla geldiği halde, yeryüzünde büyüklük tasladılar. Ama öne geçemezlerdi.

29 Ankebût 43 Bunlar bizim, insanlara vermekte olduğumuz örneklerdir ki ilim sahiplerinden başkası onlara akıl erdiremez.

29 Ankebût 44 Allah gökleri de yeri de hak olarak yaratmıştır. Kuşkusuz, bunda, iman sahipleri için mutlak bir mucize vardır.

29 Ankebût 45 Kitap'tan sana vahyedileni oku! Namazı/duayı yerine getir! Çünkü namaz/dua, çirkinliklerden ve kötülüklerden alıkoyar. Elbette ki, Allah'ın zikri/Kur'an'ı daha büyüktür! Allah, neler yaptığınızı biliyor.

29 Ankebût 49 Hayır, o, kendilerine ilim verilenlerin göğüsleri içinde ayan-beyan ayetlerdir. Bizim ayetlerimizi, zalimlerden başka kimse inkâr etmez.


29 Ankebût 57 Her can, ölümü tadacaktır; sonra bize döndürüleceksiniz.

29 Ankebût 62 Allah, kullarından dilediğine rızkı açıp yayar da ölçülü verip kısar da. Allah herşeyi çok iyi bilir.

30 RUM SURESİ s. 368.

30 Rûm 2 Yenilgiye uğratıldı Rûm.

30 Rûm 3 Yeryüzünün en yakın/en alçak bir yerinde. Ama onlar yengilerinin ardından galip duruma geçecekler,

30 Rûm 11 Allah yaratışa başlar, sonra onu varlık alanından çekip tekrar yaratır. En sonunda O'na döndürülürsünüz.

30 Rûm 19 Diriyi ölüden çıkarır O, ölüyü diriden çıkarır. Ölümünün ardından toprağa hayat verir. Siz de işte böyle çıkarılacaksınız.

30 Rûm 22 Göklerin ve yerin yaratılmasıyla dillerinizin ve renklerinizin farklı olması da O'nun ayetlerindendir. Bunda, ilim sahipleri için elbette ibretler vardır.

30 Rûm 25 Göğün ve yerin O'nun emriyle ayakta durması da O'nun ayetlerindendir. Sonra sizi bir çağrıyla davet ettiğinde siz yerden hemen çıkacaksınız.

30 Rûm 27 Yaratmaya ilk başlayan/yaratılanları ilk yaratan O'dur. Sonra onları çevirip yeniden yaratacaktır. Bu O'nun için çok da kolaydır. Göklerde ve yerde en yüce örnekler/en yüce sıfatlar O'nundur. O'dur Aziz, O'dur Hakim...


30 Rûm 38 O halde, akrabaya hakkını ver. Yoksula, yolda kalmışa da. Allah'ın yüzünü isteyenler için bu daha hayırlıdır. İşte böyleleridir, kurtuluşa erenler.

30 Rûm 50 Artık Allah'ın rahmetinin eserlerine bak, nasıl diriltiyor toprağı ölümü ardından! İşte bu Muhyi, ölüleri elbette diriltir. O, herşeye Kadir'dir.

30 Rûm 56 İlim ve iman verilenler ise şöyle dediler: "Yemin olsun, siz, Allah'ın Kitabı gereğince yeniden dirilme gününe kadar kaldınız. İşte bu, yeniden dirilme günüdür. Fakat siz daha önceden bilmiyordunuz."

31 LOKMAN SURESİ s.374

31 Lokman 20 Görmediniz mi, Allah, göklerde ve yerde bulunan şeyleri sizin emrinize verdi ve görünür-görünmez nimetlerini üstünüze saçtı. İnsanlardan öylesi var ki, Allah uğrunda ilimsiz, kılavuzsuz ve aydınlatıcı bir kitaba dayanmaksızın mücadele eder.

32 SECDE SURESİ s.377,

26 Evlerinde-yurtlarında dolaşıp durdukları nice nesilleri, kendilerinden önce helâk etmiş olmamız onlara yol göstermedi mi? Kuşkusuz, bunda ibretler vardır. Hâlâ işitmiyorlar mı?

33 AHZÂB SURESİ s. 380

33 Ahzâb 3 Allah'a dayanıp güven! Vekil olarak Allah yeter.

33 Ahzâb 13 Hani, onlardan bir grup şöyle demişti: "Ey Yesrib halkı, duracak yeriniz yok, hemen geri dönün!" İçlerinden bir grup da Peygamber'den izin istiyor: "İnan olsun, evlerimiz kaygı duyulacak durumda." diyorlardı." Oysaki evleri kaygı duyulacak durumda değildi; sadece kaçmak istiyorlardı.

33 Ahzâb 40 Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir; O, Allah'ın resulü ve nebilerin sonuncusudur. Allah herşeyi gereğince biliyor.

33 Ahzâb 48 İnkârcılara, ikiyüzlülere itaat etme, onların ezalarına aldırma; Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.

34 SEBE SURESİ s. 389

34 Sebe 10 Yemin olsun, biz, Dâvud'a katımızdan bir lütufta bulunduk. "Ey dağlar, onunla birlikte tespih edin ve ey kuşlar siz de." dedik. Ve onun için demiri yumuşattık.

34 Sebe 11 Geniş ve uzun zırhlar yap! Dokumasında titiz davran! Siz de hayra ve barışa yönelik iş yapın. Kuşkusuz, ben, yaptıklarınızı görüyorum.

34 Sebe 12 Süleyman için de sabah gidişi bir ay, akşam dönüşü bir ay olan rüzgârı görevlendirdik. Onun için erimiş katran/bakır kaynağını sel gibi akıttık. Cinlerden öylesi vardı ki, Rabbinin izniyle onun önünde iş yapardı. Onlardan hangisi buyruğumuzdan yan çizse, alevli ateş azabını kendisine tattırdık.

34 Sebe 13 Onlar Süleyman için, mihraplardan/kalelerden, heykellerden, havuzlar gibi çanaklardan, yerinden kaldırılamaz kazanlardan ne dilerse yaparlardı. Ey Davûd ailesi, şükür olarak iş yapın! Kullarım içinden şükredenler o kadar az ki!

34 Sebe 16 Ne var ki onlar yüz çevirdiler; biz de üzerlerine Arim selini gönderdik. Onların iki bahçesini, buruk yemişli, acı ılgınlı, birazcık da sedir ağacı bulunan iki bahçeye çevirdik.

35 FATIR SURESİ s. 395.

35 Fatır 8 Ya o kişi? Yaptıklarının kötülüğü kendisine allanıp pullanmış da onu güzel görüvermiş. Doğrusu şu: Allah dilediğini/dileyeni saptırır, dilediğini/dileyeni de doğruya ve güzele kılavuzlar. O halde canın onlar için üzüntülere dalmasın. Hiç kuşkusuz, Allah onların ürettiklerini/ortaya koydukları oyunları çok iyi bilmektedir.

35 Fatır 9 Allah odur ki, rüzgârları gönderdi. Rüzgârlar bir bulut kaldırır. Derken onu ölü bir beldeye sevk ettik de ölümünden sonra toprağa onunla hayat verdik. İşte ölümünden sonra dirilme de böyledir.

35 Fatır 10 Onur ve yücelik isteyen bilsin ki, onur ve yüceliğin tümü Allah'adır. Temiz ve güzel kelime O'na yükselir; hayra ve barışa yönelik amel de o kelimeyi yüceltir. Kötülükleri kuranlara/kötülükleri tuzak yapanlara gelince, onlar için şiddetli bir azap vardır. Ve böylelerinin tuzağı tarumar olur.

35 Fatır 11 Allah sizi bir topraktan, sonra bir spermden yarattı; sonra sizi çiftler haline getirdi. O'nun ilmi dışında, bir dişi ne hamile olur ne de doğurur. Yaşayan bir varlığa daha çok ömür verilmesi de onun ömründen biraz azaltılması da mutlaka bir kitapta yazılıdır. Bu, Allah için gerçekten çok kolaydır.

35 Fatır 27 Görmedin mi, Allah, gökten bir su indirdi. Onunla, renkleri çeşit çeşit meyvelar çıkardık. Dağlardan da yollar var; beyaz, kırmızı, değişik renklerde. Ve simsiyah yollar da var.

35 Fatır 34 Şöyle derler: "Hamt olsun, üzüntüyü bizden gideren Allah'a! Rabbimiz mutlak Gafûr, mutlak Şekûr'dur.

37 SAFFAT SURESİ s.405.

37 Saffât 7 Ve her türlü inatçı-âsi şeytandan koruduk.

37 Saffât 16 "Öldüğümüz, toprak ve kemik haline geldiğimiz zaman mı? Biz gerçekten diriltilecek miyiz?"

37 Saffât 58 "Peki, biz artık ölmeyecek miyiz?"

59 "Sadece ilk ölümümüz; azaba da uğratılmayacağız, öyle mi?"

37 Saffât 78 Sonrakiler içinde, ona işaret eden bir şey bıraktık.

37 Saffât 79 Selam olsun Nûh'a âlemler içinde!

37 Saffât 158 Allah'la cinler arasında bir nesep oluşturdular. Yemin olsun, cinler de bilmiştir kendilerinin Allah huzuruna mutlaka getirileceklerini/cinler de bilmiştir, bunların Allah'ın huzuruna mutlaka çıkarılacaklarını.

37 Saffât 181 Selam olsun tüm hak elçilerine!...

37 Saffât 182 Hamt olsun âlemlerin Rabbi Allah'a!...

38 SAD SURESİ s. 413.

38 Sad 1 Sâd. Zikir/öğüt/uyarı dolu Kur'an'a yemin olsun ki,

38 Sad 36 Bunun üzerine, rüzgârı onun emrine verdik; onun emriyle onun istediği yere uysal uysal/tatlı tatlı akıp giderdi.

38 Sad 37 Şeytanları da onun emrine verdik. Hepsi bina ustası ve dalgıçtı.

38 Sad 69 "Onlar tartışırlarken, o yüce konsey hakkında benim hiçbir bilgim yoktu."

38 Sad 76 İblis dedi: "Ben ondan hayırlıyım! Beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın."

38 Sad 77 Buyurdu: "Hadi, çık oradan! Sen kovulmuş birisin."

38 Sad 78 "Din gününe kadar lanetim üzerinedir."
38 Sad 87 Bu, âlemler için bir Zikir'den başka şey değildir.

39 ZÜMER SURESİ s. 419

39 Zümer 6 Sizi bir tek canlıdan yarattı; sonra o canlıdan onun eşini vücuda getirdi. Ve sizin için davarlardan sekiz çift indirmiştir. Sizi annelerinizin karınlarında üç karanlık içinde, bir yaratıştan öbürüne geçirerek oluşturuyor. İşte Allah! Budur sizin Rabbiniz! Yalnız O'nundur mülk ve saltanat! İlah yoktur O'ndan başka! Hal böyle iken nasıl oluyor da gerçeğin tersine döndürülüyorsunuz?!

39 Zümer 9 Böyle birisi; gece saatlerinde secde ederek, ayakta durarak ibadet eden, âhiretten korkan, Rabbinin rahmetini uman biri gibi midir? De ki: "Hiç bilenlerle bilmeyenler eşit olur mu? Ancak gönül ve akıl sahipleri düşünüp ibret alır."

39 Zümer 17 Tâğuttan, ona kulluk etmekten kaçınıp Allah'a yönelenlere müjde var! Muştula kullarıma!

39 Zümer 28 Bunu, eğri-büğrüsü olmayan Arapça bir Kur'an olarak indirdik ki, korunup sakınabilsinler.

39 Zümer 42 Allah, canları, ölümleri sırasında alır, ölmeyenleri de uykuları sırasında. Sonra, haklarında ölüm hükmü verdiklerini alıkoyar; ötekileri, belirlenen bir süreye kadar salıverir. Bunda, iyice düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.

39 Zümer 49 İnsana bir zorluk/zarar dokunduğunda bize yalvarır-yakarır; sonra ona bizden bir nimet lütfettiğimizde şöyle der: "Bu bir ilim sayesinde verildi bana!" Hayır, öyle değil; o bir fitnedir ama onların çokları bilmiyorlar.

39 Zümer 63 Göklerin ve yerin kilitleri/anahtarları O'nundur. Allah'ın ayetlerini inkâr edenler, hüsrana uğrayanların ta kendileridir.

40 NüMİN SURESİ s.417.

40 Mü'min 11 Dediler: "Rabbimiz! Bizi iki kez öldürdün, iki kez dirilttin. Artık günahlarımızı itiraf ettik. Buradan çıkmak için bir yol daha var mı?"

40 Mü'min 15 O Refi'dir, dereceleri yükseltendir; arşın sahibidir. Buluşma günü hakkında uyarmak için emrinden olan Rûh'u kullarından dilediğine indirir.

40 Mü'min 24 Firavun'a, Hâmân'a ve Karun'a göndermiştik de onlar şöyle demişlerdi: "Tam yalancı bir sihirbazdır bu!"

40 Mü'min 36 Firavun dedi ki: "Ey Hâmân, sebeplere ulaşabilmem için bana yüksek bir kule yap!"

40 Mü'min 37 "Göklerin sebe m, plerine ulaşırsaMûsa'ın tanrısına, da ulaşırım. Ben onun yalancı biri olduğunu düşünüyorum." Firavun'a, yaptığı işin kötülüğü bu şekilde süslü gösterildi de yoldan saptırıldı. Firavun'un tuzağı hep kayıptadır.

40 Mü'min 64 Allah odur ki, yeryüzünü sizin için durulacak yer, göğü bir bina yaptı; sizi yaratıp donattı ve görünüşünüzü güzel yaptı, sizi temiz ve güzel nimetlerle rızıklandırdı. İşte bu Allah'tır sizin Rabbiniz! Âlemlerin Rabbi olan Allah ne kadar yücedir!


41 FUSİLET 437

41 Fusilet 3 Bilgi ile donanmış bir toplum için ayetleri, Arapça bir Kur'an halinde ayrıntılı kılınmış bir kitaptır bu.

41 Fusilet 8 İman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanlara gelince, onlar için minnet altına sokmayan bir ödül vardır.

41 Fusilet 9 De ki: "Siz, yerküreyi iki günde yaratana gerçekten nankörlük edip O'na ortaklar mı koşuyorsunuz? Âlemlerin Rabbi'dir O."

41 Fusilet 10 O, yeryüzüne, denge ve dayanıklık sağlayan dağları üstünden yerleştirdi. Onda bereketlere vücut verdi. Ve onda, azıklarını dört günde takdir edip düzenledi. İsteyip duranlar için eşit miktarda olmak üzere...

41 Fusilet 11 Sonra buhar/duman halindeki göğe yöneldi de ona ve yerküreye şöyle seslendi: "İsteyerek veya istemeyerek gelin!" Onlar şöyle dediler: "İsteyerek geldik!"

41 Fusilet 12 Böylece onları, iki günde yedi gök halinde takdir edip her göğe kendi iş ve oluşunu vahyetti. Ve biz, arza en yakın göğü kandillerle ve bir korumayla donattık. İşler bunlar Aziz ve Alim olanın takdiridir.


41 Fusilet 9 De ki: "Siz, yerküreyi iki günde yaratana gerçekten nankörlük edip O'na ortaklar mı koşuyorsunuz? Âlemlerin Rabbi'dir O."

41 Fusilet 10 O, yeryüzüne, denge ve dayanıklık sağlayan dağları üstünden yerleştirdi. Onda bereketlere vücut verdi. Ve onda, azıklarını dört günde takdir edip düzenledi. İsteyip duranlar için eşit miktarda olmak üzere...

41 Fusilet 11 Sonra buhar/duman halindeki göğe yöneldi de ona ve yerküreye şöyle seslendi: "İsteyerek veya istemeyerek gelin!" Onlar şöyle dediler: "İsteyerek geldik!"

41 Fusilet 12 Böylece onları, iki günde yedi gök halinde takdir edip her göğe kendi iş ve oluşunu vahyetti. Ve biz, arza en yakın göğü kandillerle ve bir korumayla donattık. İşler bunlar Aziz ve Alim olanın takdiridir.

41 Fusilet 25 Biz onları birtakım yakınlarla/dostlarla çevreleyip sardık da onlar, önlerinde ve arkalarında ne varsa bunlara süslü gösterdiler. Kendilerinden önceki cin ve insan ümmetleri için hak olan söz, bunlar aleyhine de hak oldu. Çünkü bunlar, hüsrana uğrayanlardı.

41 Fusilet 44 Eğer biz onu yabancı dilde bir Kur'an yapsaydık, elbette şöyle diyeceklerdi: "Ayetleri ayrıntılı kılınmalı değil miydi?/Arap'a yabancı dil mi?/ister yabancı dilde, ister Arapça!" De ki: "O, iman edenler için bir kılavuz, bir şifadır. İnanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır. Ve Kur'an, onlar için bir körlüktür. Böylelerine, çok uzak bir mekândan seslenilmektedir."

42 ŞURA SURESİ s. 441

42 Şurâ 7 İşte böyle! Biz sana Arapça bir Kur'an vahyettik ki, ülke ve medeniyetlerin anasını ve çevresindekileri uyarasın. Ve toplama günü konusunda da uyarıda bulunasın. Hiç kuşku yok o günde. Bir bölük cennettedir, bir bölük ateşte.

42 Şurâ 8 Eğer Allah dileseydi onları bir tek ümmet elbette yapıverirdi. Fakat O, dilediği kişiyi/dileyeni rahmetine sokar. Zalimlere gelince, onlar için ne bir dost vardır ne de bir yardımcı.

42 Şurâ 9 Yoksa O'ndan başka veliler mi edindiler? Allah! O'dur gerçek dost. Ölüleri O diriltir. O herşeye güç yetirir.

42 Şurâ 10 Herhangi bir şeyde ihtilafa düştüğünüzde onun hükmü Allah'a bırakılır. İşte budur Rabbim olan Allah! Yalnız O'na güvenip dayadım; yalnız O'na yönelirim ben.

42 Şurâ 11 Gökleri ve yeri ortaya çıkarandır, Fâtır'dır O. Size, benliklerinizden eşler yapmıştır; davarlardan da çiftler. Bu tarz içinde üretiyor sizi. O'nun benzeri gibi bir şey yoktur. Gereğince işiten, gereğince görendir O.

42 Şurâ 12 Göklerin ve yerin kilitleri/anahtarları O'nundur. Rızkı, dilediğine açıp bol bol verir. Kısarak, ölçüyle de verir. Gerçek şu ki, O herşeyi en iyi biçimde bilmektedir.

42 Şurâ 13 Sizin için, dinden, Nûh'a önerdiğini, sana vahyettiğini, İbrahim'e, Mûsa'ya ve İsa'ya önerdiğimizi şöyle diyerek kanunlaştırdı: "Dini dosdoğru tutun; onda bölünüp fırkalara ayrılmayın!" Onları çağırdığın bu tutum, şirke bulaşanlara çok ağır gelmiştir. Allah, dilediğini kendisi için seçer ve hakka yönelenleri kendisine iletir.

42 Şura 7 İşte böyle! Biz sana Arapça bir Kur'an vahyettik ki, ülke ve medeniyetlerin anasını ve çevresindekileri uyarasın. Ve toplama günü konusunda da uyarıda bulunasın. Hiç kuşku yok o günde. Bir bölük cennettedir, bir bölük ateşte.

42 Şurâ 8 Eğer Allah dileseydi onları bir tek ümmet elbette yapıverirdi. Fakat O, dilediği kişiyi/dileyeni rahmetine sokar. Zalimlere gelince, onlar için ne bir dost vardır ne de bir yardımcı.

42 Şurâ 9 Yoksa O'ndan başka veliler mi edindiler? Allah! O'dur gerçek dost. Ölüleri O diriltir. O herşeye güç yetirir.

42 Şurâ 10 Herhangi bir şeyde ihtilafa düştüğünüzde onun hükmü Allah'a bırakılır. İşte budur Rabbim olan Allah! Yalnız O'na güvenip dayadım; yalnız O'na yönelirim ben.

42 Şurâ 11 Gökleri ve yeri ortaya çıkarandır, Fâtır'dır O. Size, benliklerinizden eşler yapmıştır; davarlardan da çiftler. Bu tarz içinde üretiyor sizi. O'nun benzeri gibi bir şey yoktur. Gereğince işiten, gereğince görendir O.

42 Şurâ 12 Göklerin ve yerin kilitleri/anahtarları O'nundur. Rızkı, dilediğine açıp bol bol verir. Kısarak, ölçüyle de verir. Gerçek şu ki, O herşeyi en iyi biçimde bilmektedir.

42 Şurâ 13 Sizin için, dinden, Nûh'a önerdiğini, sana vahyettiğini, İbrahim'e, Mûsa'ya ve İsa'ya önerdiğimizi şöyle diyerek kanunlaştırdı: "Dini dosdoğru tutun; onda bölünüp fırkalara ayrılmayın!" Onları çağırdığın bu tutum, şirke bulaşanlara çok ağır gelmiştir. Allah, dilediğini kendisi için seçer ve hakka yönelenleri kendisine iletir.

42 Şurâ 14 Kendilerine ilim geldikten sonra, sadece aralarındaki kıskançlık ve azgınlık yüzünden fırkalara bölündüler. Eğer belli bir süreye kadar erteleme sözü Rabbinden gelmiş olmasaydı, aralarında iş mutlaka bitirilirdi. Onların ardından Kitap'a mirasçı olanlar da onun hakkında, işkillendiren bir kuşku içindedirler.

42 Şurâ 23 Allah'ın, iman edip hayra ve barışa yönelik iyi işler yapanlara müjdelediği, işte budur. De ki: "Ben, buna karşılık sizden, yakın akrabamı/Ehlibeytimi sevmeniz dışında bir ücret istemiyorum." Kim bir iyilik/güzellik üretirse onun için, o ürettiğine bir güzellik daha ekleriz. Çünkü Allah Gafûr'dur, çok affeder; Şekûr'dur, iyiliğe karşılık verir/teşekkür eder.

42 Şurâ 39 Kendilerine zulüm ve haksızlık gelip çattığında, yardımlaşırlar.

43 ZUHRUF SURESİ s. 446

43 Zuhruf 3 Biz onu akıl erdiresiniz diye Arapça bir Kur'an yaptık.

44 DUHAN SURESİ s.453

44 Duhan 32 Yemin olsun, biz onları bir ilim sayesinde âlemlere üstün kılmıştık.

44 Duhan 43 Şu bir gerçek ki zakkum ağacı,

44 Duhan 44 Suçluların yemeğidir. ( devamı 50 CEHENNEM AZABI )

44 Duhan 45 Erimiş maden misali, karınlarda kaynar.

44 Duhan 46 Sıcak suyun kaynaması gibi...

44 Duhan 47 "Tutun onu, cehennemin tam ortasına götürün!"

44 Duhan 48 "Sonra başının üstüne, kaynar su azabından dökün!"

44 Duhan 49 "Tat bakalım! Hani sen onurluydun, seçkindin."

44 Duhan 50 "İşte budur o kuşkulanıp durduğunuz şey."

44 Duhan 58 Biz o Kur'an'ı senin dilinle/senin diline kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alabilsinler.

46 AHKAf suresi S. 462

46 Ahkaf 23 Dedi: "İlim, ancak Allah katındadır. Ben size, bana vahyedileni tebliğ ediyorum. Fakat sizin, cahillik edip duran bir toplum olduğunuzu görüyorum."

46 Ahkaf 29 Bir zaman, cinlerden bir topluluğu, Kur'an'ı dinlemeleri için sana yöneltmiştik. Onu dinlemeye hazır hale geldiklerinede: "Susup dinleyin!" dediler. Dinleme bitirilince de uyarıcılar olarak kendi toplumlarına döndüler.

47 MUHAMMED SURESİ s.466

47 Muhammed 16 İçlerinden bir kısmı seni dinler, sonra senin yanından çıktıklarında, kendilerine ilim verilmiş olanlara şöyle sorarlar: "Az önce ne söyledi?" İşte bunlar, Allah'ın, kalplerine mühür bastığı kimselerdir, boş arzularının ardına düşmüşlerdir.

47 Muhammed 49 Hucurat 13 Ey insanlar! Biz sizi, bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve örfler yoluyla tanışıp kaynaşasınız diye sizi milletlere, boylara ayırdık. Hiç kuşkusuz, Allah katında en seçkininiz, sakınılması gereken şeylerden en çok sakınanınızdır. Allah her şeyi bilir, her şeyden haberdardır.

50 KAF SURESİ s. 475

50 Kaf 16 Yemin olsun ki, insanı biz yarattık. Nefsinin ona neler fısıldadığını da biz biiriz. Biz ona, şah damarından daha yakınız.

50 Kaf 17 Sağında ve solunda oturmuş iki görevli, kayıt yapmaktadır.

50 Kaf 18 Bir söz sarfetmeye dursun, yanındaki gözcü hemen zaptediverir.


53 NECM SURESİ s.484

1-23 ayeti birden mütalada yarar var¦

Rahman ve Rahim Allah'ın adıyla...

53 Necm 1 Yemin olsun inip çıktığı zaman yıldıza/fışkırıp çıktığı zaman çimene/süzülüp aktığı zaman Ülker Yıldızı'na/aşağı indiği zaman o parçalar halinde ağır ağır gelene,

53 Necm 2 Ki arkadaşınız ne saptı ne de azdı.

53 Necm 3 O; kuruntudan, keyfinden konuşmuyor.

53 Necm 4 İndirilmiş bir vahiyden başkası değildir o.

53 Necm 5 Kuvvetleri çok müthiş olan belletip öğretti onu ona.

53 Necm 6 Akıl, güzellik ve güç sahibidir. Doğrulup dikildi.

53 Necm 7 En yüksek ufuktadır o.

53 Necm 8 Sonra iyice yaklaştı ve sarktı,

53 Necm 9 İki yayın beraberliği gibi, belki ondan da yakındı.

53 Necm 10 Böylece vahyetti kuluna vahyettiğini.

53 Necm 11 Kalp yalanlamadı gördüğünü.

53 Necm 12 Onun gördüğü şey hakkında kuşkuya düşüp onunla çekişiyor musunuz?

53 Necm 13 Yemin olsun ki onu bir başka inişte de görmüştü.

53 Necm 14 Son sınır ağacı, Sidretül Münteha yanında.

53 Necm 15 O ağacın yanındadır sığınılacak bahçe.

53 Necm 16 O vakit kuşatıp sarıyordu Sidre'yi kuşatıp saran,

53 Necm 17 Göz ne kayıp şaştı ne azıp haddi aştı.

53 Necm 18 Yemin olsun ki Rabbinin en büyük ayetlerinden bir kısmını gördü.

53 Necm 19 Gördünüz mü Uzza'yı, Lât'ı.

53 Necm 20 Ve ötekini, üçüncüsü olan Menât'ı.

53 Necm 21 Erkek size, dişi Allah'a mı?

53 Necm 22 İşte bu, insafsız bir bölüştürme.

53 Necm 23 Bunlar, sizin ve atalarınızın taktığı isimlerden başka şeyler değildir. Onlar hakkında Allah bir kanıt indirmemiştir. Onlar, sadece sanıya, bir de nefislerin hoşlandığı şeylere uyuyorlar. Yemin olsun, onlara hidayet Rablerinden gelmiştir.

53 Necm 31 Göklerde ne var yerde ne varsa Allah'ındır. Bu, Allah'ın; yaptıklarıyla kötülük sergileyenleri cezalandırması, güzel davranıp güzel düşünenleri de güzellikle ödüllendirmesi içindir.

53 Necm 49 Hiç kuşkusuz, Şi'ra yıldızının/şuurlanmanın Rabbi de O'dur.

54 KAMER SURESİ s.487

54 Kamer 49 Şu bir gerçek ki, biz herşeyi bir ölçüye göre/bir kaderle yarattık.

54 Kamer 52 Onların yapmış oldukları her şey defterlerdedir.

54 Kamer 53 Küçük-büyük tümü, satır satır yazılmıştır.

55 RAHMAN SURESİ s. 490

55 Rahman 1 O Rahman,

55 Rahman 2 O öğretti Kur'an'ı,

55 Rahman 3 O yarattı insanı,

55 Rahman 4 O belletti ona beyanı.

55 Rahman 5 Güneş ve Ay. Hesaba bağlıdır herbirinin her şeyi.

55 Rahman 6 Çimen/yıldız ve ağaç secde ediyorlar.

55 Rahman 7 Ve gök. Yükseltti onu. Ve koydu şaşmaz ölçüyü, mizanı.

55 Rahman 8 Azgınlık etmeyin ölçü ve tartıda, saptırmayın mizanı.

55 Rahman 9 Ölçüyü titizlikle, adaletle koruyun ve hüsrana araç yapmayın mizanı.

55 Rahman 10 Ve yerküre. Koydu onu toprakta yaşayacak yaratıklar için.

55 Rahman 11 Bir meyve var onda. Ve salkımlarla donatılmış hurma ağaçları.

55 Rahman 12 Çimli ve samanlı dâne ve hoş kokulu otlar vardır.

55 Rahman 13 Bu böyle iken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlıyorsunuz?

55 Rahman 17 İki doğunun Rabbi de O'dur, iki batının Rabbi de.

55 Rahman 19 Salmıştır iki denizi; buluşup kucaklaşıyorlar.

55 Rahman 33 Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin bucaklarından/köşelerinden geçip gitmeye gücünüz yeterse, hadi geçin gidin. Bilgi ve güç dışında bir şeyle geçip gidemezsiniz!

55 Rahman 46 Rabbinin makamından korkan kimseye iki cennet var.

56 VAKIA SURESİ s. 493

56 Vakıa 47 Ve şöyle derlerdi: "Ölünce mi, toprak ve kemik haline gelince mi, sahi o zaman mı yeniden diriltileceğiz?"

56 Vakıa 52 Zakkumdan bir ağaçtan mutlaka yiyeceksiniz/yiyecekler.

56 Vakıa 62 Yemin olsun, ilk yaratışı/yaratılışı bildiniz. Peki düşünüp ibret alsanız olmaz mı?

56 Vakıa 63 Ekmekte olduğunuzu gördünüz mü?

56 Vakıa 64 Siz mi bitiriyorsunuz onu, yoksa bitirenler bizler miyiz?

56 Vakıa 65 Dileseydik, onu kuru bir çöl haline getirirdik de başlardınız şu şekilde gevelemeye:

56 Vakıa 66 "Vallahi, kayba uğrayıp borçlandık."

56 Vakıa 67 "Doğrusu mahrum bırakıldık biz."

56 Vakıa 68 Şu içmekte olduğunuz suya baktınız mı?

56 Vakıa 69 Buluttan onu siz mi indirdiniz, yoksa indirenler bizler miyiz?

56 Vakıa 70 Dileseydik, onu tuzlu yapıverirdik. Peki şükretmeniz gerekmez mi?

56 Vakıa 71 Çakıp çakıp çıkardığınız o ateşi gördünüz mü?

56 Vakıa 72 Onun ağacını siz mi yarattınız yoksa yaratıp oluşturan bizler miyiz?

56 Vakıa 73 Biz onu hem bir ibret hem de çöl yolcularına bir nimet kıldık.

56 Vakıa 74 O halde o yüce Rabbinin adını tespih et!

56 Vakıa 75 İş onların sandığı gibi değil! Yıldızların doğup batma, kayıp düşme noktalarına yemin ediyorum.

56 Vakıa 76 Ve eğer bilirseniz, gerçekten büyük bir yemindir bu.

56 Vakıa 77 O, kesinlikle şerefli bir Kur'an'dır.

56 Vakıa 78 Titizlikle saklanan bir Kitap'tadır.

56 Vakıa 79 Ona, arındırılmışlardan başkası dokunmaz.

56 Vakıa 80 Âlemlerin Rabbi'nden indirilmiştir.

57 HADİD SURESİ s.497


57 Hadid 1 Göklerde ve yerdeki her şey Allah'ı tespih etmektedir. Aziz'dir O, Hakim'dir.

57 Hadid 2 Göklerin ve yerin mülkü ve yönetimi O'nundur; diriltir, öldürür. Her şey üzerinde kudret sahibidir O.

57 Hadid 3 Evvel'dir O, başlangıcı yoktur; Âhir'dir O, sonu yoktur; Zâhir'dir O, her şeyde belirir; Bâtın'dır O, gözlerden gizlenmiştir. Her şeyi en güzel biçimde bilendir o.

57 Hadid 4 O, odur ki, göklerle yeri altı günde yarattı, sonra arş üzerinde egemenlik kurdu. Yere gireni ve ondan çıkanı, gökten ineni ve onda yükseleni bilir. O, nerede olursanız olun sizinle beraberdir. Allah, işleyip üretmekte olduklarınızı en iyi şekilde görmektedir.

57 Hadid 5 Göklerin de yerin de mülkü ve yönetimi O'nundur. İşler ve oluşlar Allah'a döndürülür.

57 Hadid 22 Yeryüzünde ve kendi benliklerinizde meydana gelen hiçbir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce bir Kitap'ta belirlenmiş olmasın. Bu, Allah için çok kolaydır.

57 Hadid 25 Yemin olsun, biz, resullerimizi açık-seçik delillerle gönderdik ve onlarla birlikte Kitap'ı ve ölçüyü de indirdik ki, insanlar adaleti ayakta tutsunlar/adaletle doğrulsunlar. Ve demiri de indirdik. Onda zorlu bir kuvvet ve insanlar için birçok yarar vardır. Allah bu sayede, kendisine ve resullerine, gayba inanarak kimin yardım edeceğini bilecektir. Allah Kavi'dir, Aziz'dir.

57 Hadid 26 Yemin olsun, Nûh'u ve İbrahim'i de resul olarak gönderdik. Peygamberliği ve Kitap'ı bunların soyları arasına koyduk. O soylardan bir kısmı hidayete ermiştir. Ama onlardan çoğu, yoldan çıkmış olanlardır.

57 Hadid 27 Sonra onların eserleri üzere, resullerimizi art arda gönderdik. Meryem'in oğlu İsa'yı da onların ardınca gönderdik. Ona İncil'i verdik; ona uyanların gönüllerine şefkat ve merhamet koyduk. Bir bid'at olarak ortaya çıkardıkları ruhbaniyeti, onlar üzerine biz yazmamıştık. Allah'ın rızasını kazanmak için ortaya çıkardılar. Ama ona gerektiği şekilde saygılı olmadılar. Onların, iman edenlerine ödüllerini verdik. Onlardan çoğu yoldan çıkmış olanlardır.


58 MÜCADELE SURESİ

58 Mücâdile Suresi, 11 Ey iman edenler! Size, "Meclislerde yer açın!" dendiğinde, yer açın ki, Allah da sizin için genişlik sağlasın. "Kalkın!" dendiğinde de kalkın ki, Allah, içinizden inananlarla kendilerine ilim verilmiş olanların derecelerini yükseltsin. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.
59 HAŞR SURESİ

59 Haşr Suresi, 21 Eğer biz bu Kur'an'ı bir dağın üzerine indirseydik, her halde sen onu Allah korkusundan huşÃ» ile boynunu bükmüş, çatlayıp yarılmış görürdün. Biz benzetmeleri insanlar için yapıyoruz ki, inceden inceye düşünebilsinler.

59 Haşr 22 Öyle Allah ki O, tanrı yok O'ndan başka. Gaybı da görünen âlemi de bilen O! Rahman O, Rahim O.

59 Haşr 23 Öyle Allah ki O, ilah yok O'ndan gayrı! Melik, Kuddûs, Selâm, Mümin, Müheymin, Aziz, Cebbâr, Mütekebbir. Allah, onların ortak koşmalarından yücedir, arınmıştır.

59 Haşr 24 Allah'tır O! Haalik, Bâri', Musavvir'dir O! En güzel isimler/Esmâül Hüsna O'nundur. Göklerde ne var, yerde ne varsa O'nu tespih eder. Aziz'dir O, Hakim'dir.

67 Mülk 30 Şunu da söyle: "Bir sabah suyunuz çekiliverse, kim getirecek fışkırıp akan bir su size?"

68 Kalem 2 Ki sen, cin tasallutuna uğramış değilsin; Rabbinin nimeti sayesinde,
68 Kalem 28 Ortancaları/ılımlı olanı şöyle dedi: "Ben size söylemedim mi? Tespih etseydiniz ya!"

68 Kalem 52 Oysaki o Zikir/Kur'an âlemler için bir öğütten başka şey değildir.



69 Hâkka 17 Melek de onun kenarlarındadır. Rabbinin arşını, o gün onların üstündeki sekiz taşır. ( Sonsuz işaretimi kasdeliliyor acaba ?)

70 Mearic 4 Melekler ve Rûh, miktarı elli bin yıl olan bir günde yükselirler O'na.

71 Nuh 23 Dediler ki: "İlahlarınızı sakın bırakmayın! Ved'di, Süva'ı asla bırakmayın! Yeğus'u, Yeuk'u, Nesr'i de bırakmayın!

72 Cin 1 De ki: "Cinlerden bir topluluğun dinleyip şunu söyledikleri bana vahyolundu: 'Gerçekten biz, hayranlık verici bir Kur'an dinledik."

72 Cin 5 "Biz sanmıştık ki, ne insanlar ne de cinler Allah hakkında asla yalan söylemezler."

72 Cin 6 "Gerçek şu ki, insanlardan bazı erkekler, cinlerden bazı erkeklere/cinlerin şerrinden bazı erkeklere sığınırlardı da onların şımarıklık ve azgınlığını artırırlardı."

72 Cin 7 "Onlar, tıpkı sizin sandığınız gibi, Allah'ın hiç kimseyi asla diriltmeyeceğini/peygamber göndermeyeceğini sanmışlardı."


72 Cin 28 Ki onların, Rablerinin elçiliklerini hedefine tam ulaştırdıklarını bilsin. Allah, onların katında bulunan şeyleri kuşatmış ve her şeyi inceden inceye sayıya bağlamıştır.

73 Müzemmil 4 Yahut buna biraz ekle! Ve Kur'an'ı ağır ağır, düşüne düşüne oku!

74 MÜDDESİR SURESİ s. 537

MÜDDESSİR SURESİ

(4/74. sure)

Rahman ve Rahim Allah'ın adıyla...

74 Müddesir 1 Ey giysisine bürünüp kenara çekilen!

74 Müddesir 2 Kalk da uyar!

74 Müddesir 3 Rabbinin yüceliğini duyur!

74 Müddesir 4 Temizle giysilerini!

74 Müddesir 5 Uzaklaştır kendinden pisliği!

74 Müddesir 6 Çok bularak başa kakma yaptığın iyiliği!

74 Müddesir 7 Ve yalnız Rabbin için dayanıklı kıl benliği!

74 Müddesir 8 O boruya üfürüldüğünde,

74 Müddesir 9 İşte o gün çok zorlu, çok çetin bir gündür.

74 Müddesir 10 Küfre batmışlar için hiç de kolay değildir.

74 Müddesir 11 Benimle, yarattığım kişiyi baş başa bırak!

74 Müddesir 12 Hesapsız bir mal verdim ona.

74 Müddesir 13 Göz doyurucu oğullar verdim.

74 Müddesir 14 Alabildiğine imkânlar döşedim onun için.

74 Müddesir 15 Tüm bunlardan sonra hırs ile daha da artırmamı istiyor.

74 Müddesir 16 Hayır, iş sanıldığı gibi değil! O, bizim ayetlerimize karşı bir inatçı kesildi.

74 Müddesir 17 Ben onu dik bir yola süreceğim.

74 Müddesir 18 Derin derin düşündü o; ölçtü-biçti.

74 Müddesir 19 Kahrolası, nasıl bir ölçü kullandı!

74 Müddesir 20 Bir kez daha kahrolası, nasıl bir ölçü kullandı?!

74 Müddesir 21 Sonra baktı.

74 Müddesir 22 Sonra yüzünü buruşturdu, kaşlarını çattı.

74 Müddesir 23 Sonra arkasını döndü ve böbürlendi.

74 Müddesir 24 Şöyle dedi: "Bu, rivayet edilerek gelen bir büyüden başka şey değil."

74 Müddesir 25 "İnsan sözünden başka bir şey değil bu."

74 Müddesir 26 Onu sekara fırlatacağım.

74 Müddesir 27 Bilir misin nedir sekar?

74 Müddesir 28 Ortada bir şey bırakmaz, hiçbir şeyi görmezlik etmez o.

74 Müddesir 29 İnsan için tablolar/levhalar/ekranlar sunandır o/deriyi yakıp kavurandır o.

74 Müddesir 30 Üzerinde ondokuz vardır onun.

74 Müddesir 41 Suçlular hakkında:

74 Müddesir 42 "Sizi sekara sürükleyen nedir?"

74 Müddesir 43 Cevap verdiler: "Namazı/duayı yerine getirenlerden değildik."

74 Müddesir 44 "Yoksulu yedirip doyurmuyorduk."

74 Müddesir 45 "Boş lakırdılara dalanlarla dalar giderdik."

74 Müddesir 46 "Din gününü yalanlıyorduk."

74 Müddesir 47 "Nihayet, tartışılmaz ve karşı çıkılmaz bilgi önümüze dikildi."

75 KIYAMET SURESİ s.539

75 Kıyamet 6 "Kıyamet günü nerede/ne zaman?" diye sorar.

75 Kıyamet 7 Göz şimşek çaktığında,

75 Kıyamet 8 Ay tutulduğunda,

75 Kıyamet 9 Ve Güneş'le Ay bir araya getirildiğinde,

75 Kıyamet 10 Der ki insan o gün: "Kaçılacak yer nerede?"

76 İnsan 2 Doğrusu, biz insanı karışım olan bir spermden yarattık. Halden hale geçiririz onu. Sonunda onu işitici, görücü yaptık.

76 İnsan 3 Biz onu yola kılavuzladık. Artık ya şükredici olur ya nankör.

76 İnsan 4 Biz, nankörler için zincirler, bukağılar ve kızgın bir ateş hazırladık.

77 MÜRSELAT SURESİ s. 543

77 Mürselat 16 Öncekileri helâk etmedik mi?

77 Mürselat 17 Sonra, geriden gelenleri de onların peşlerine takarız.

77 Mürselat 18 Biz, suçlulara işte böyle yaparız.

77 Mürselat 19 Yalanlayanların o gün vay haline!

77 Mürselat 20 Sizi basit bir sudan yaratmadık mı?

77 Mürselat 21 Onu dayanıklı karargâhta tuttuk.

77 Mürselat 22 Bilinen bir ölçüye/süreye kadar.

77 Mürselat 23 Bir ölçüyle yaptık. Ne güzel ölçü koyanlarız biz!

77 Mürselat 24 Vay başına o gün, yalanlayanların!

77 Mürselat 25 Yeri, bir toplanma zemini yapmadık mı?

77 Mürselat 26 Diriler bakımından da ölüler bakımından da.

78 NEBE SURESİ , s.545

78 Nebe 9 Sizin uykunuzu bir dinlenme/bir rahatlama/bir tür ölüm yaptık.

78 Nebe 10 Geceyi bir giysi yaptık.

78 Nebe 11 Gündüzü, geçim için çalışma zamanı yaptık.

78 Nebe 12 Üstünüzde yedi sağlam/aşınmaz kurduk.

78 Nebe 13 Bir de parıl parıl parlayan kandil yerleştirdik.

79 Naziât 2 Yemin olsun, rahatça, incitmeden çekenlere/düğümü hünerle çözenlere/bir yerden bir yere gidenlere/coşkuyla iç çekenlere,

80 ABESE

80 Abese 21 Sonra öldürdü onu, kabre koydurdu onu.

80 Abese 22 Sonra dilediği zaman diriltip ortaya çıkardı onu.

82 İNFİTAR SURESİ s. 552 , kur.586.

82 İnfitar 10 Ve şu kuşkusuz ki, sizin üzerinizde koruyucular-bekçiler var.

82 İnfitar 11 Çok değerli yazıcılar,

82 İnfitar 12 Bilirler yapmakta olduğunuzu.


83. MUTAFFİN SURESİ s. 553, kur. 587.

Rahman ve Rahim Allah'ın adıyla...

83 Mutaffin 1 Azap ve kaygu, tartıda ve ölçüde hile yapanlara olsun;

83 Mutaffin 2 Ki onlar insanlardan alırken ölçüyü tam yaparlar,

83 Mutaffin 3 Onlara vermek üzere tartıp ölçtükleri zaman, eksiltmeye giderler.

83 Mutaffin 4 Peki, bunlar kendilerinin diriltileceğini sanmıyorlar mı?

83 Mutaffin 5 Çok büyük bir gün için.

83 Mutaffin 6 Bir gün ki, insanlar, âlemlerin Rabbi huzurunda kıyama geçerler.

83 Mutaffin 7 Hayır, iş düşündükleri gibi değil! Rezilliğe batmışların kitabı, karanlık ve pis bir çukurun, Siccin'in ta içindedir.

83 Mutaffin 8 Siccin'in ne olduğunu sana gösteren nedir?

83 Mutaffin 9 Rakamlandırılmış bir kitaptır o.

83 Mutaffin 10 Vay haline o gün, yalanlayanların!

83 Mutaffin 11 Onlar ki din gününü yalanlarlar.

83 Mutaffin 12 Onu ancak her şımarıp azmış, günaha batmış olan yalanlar.

83 Mutaffin 13 Ayetlerimiz ona okunduğunda, "Daha öncekilerin efsaneleri!" deyiverir.

83 Mutaffin 14 İşin esası o değil! Onların kazanmakta oldukları, kalplerinin üstünde pas oluşturmuştur.

83 Mutaffin 15 Hayır! Onlar o gün Rablerine karşı tam bir şekilde perdelenmişlerdir.

83 Mutaffin 16 Sonra onlar mutlaka cehenneme dalacaklardır.

83 Mutaffin 17 Sonra da: "İşte budur, o yalanlamakta olduğunuz şey!" denilecektir.

83 Mutaffin 18 Hayır, sandıkları gibi değil! İyilik sergileyenlerin kitabı İlliyyûn'da, en yüce burçlardadır.

83 Mutaffin 19 İlliyyûn'un ne olduğunu sana anlatan nedir?

83 Mutaffin 20 Rakamlanmış bir kitaptır o.

83 Mutaffin 21 Yaklaştırılmış olanlar tanıklır ederler ona.

83 Mutaffin 22 İyilik sergileyenler büyük bir nimetin tam içindedir.

84.İNŞİKAK SURESİ s.555, kur. 558.

Rahman ve Rahim Allah'ın adıyla...

84 İnşikak 1 Gök yarılıp parçalandığı,

84 İnşikak 2 Ve Rabbini dinleyip de hakkın belirişine araç kılındığı zaman!

84 İnşikak 3 Ve yer uzatıldığı,

84 İnşikak 4 Ve içindekini atıp boşaldığı,

84 İnşikak 5 Ve Rabbini dinleyip de hakkın belirişine araç kılındığı zaman!

84 İnşikak 6 Ey insan, sen Rabbine varmak için çok didinecek, sonunda O'na kavuşacaksın!

84 İnşikak 7 O zaman kitabı sağdan verilen,

84 İnşikak 8 Kolay bir hesapla hesaba çekilecek,

84 İnşikak 9 Ve sevinçli olarak ailesine dönecektir.

84 İnşikak 10 Kitabı arka tarafından verilen,

84 İnşikak 11 Bir ölüm çağıracak,

84 İnşikak 12 Ve korkunç ateşe girecektir.

84 İnşikak 13 O, ailesi içinde sevinçli idi.

84 İnşikak 14 Daha düşkün bir konuma asla geçmeyeceğini sanmıştı.

84 İnşikak 15 Hayır! Rabbi onu iyice görmekteydi.

84 İnşikak 16 İş, sandıkları gibi değil! Yemin ederim akşamın kızıllığına,

84 İnşikak 17 Geceye ve derlediğine,

84 İnşikak 18 Toparlandığı zaman Ay'a,

84 İnşikak 19 Ki siz boyuttan boyuta/halden hale mutlaka geçeceksiniz.

84 İnşikak 20 Peki onlara ne oluyor da iman etmiyorlar?!

84 İnşikak 21 Karşılarında Kur'an okunduğu zaman secde etmiyorlar.


85 BURUC SURESİ s.556

85 Bürûc 21 İş onların iddialarının aksinedir! O, çok yüce bir Kur'an'dır.

85 Bürûc 22 Korunmuş bir levhada/Levh-i Mahfûz'dadır.


86 TARIK SURESİ s.557
86 Târık 8 O Allah, o insanı tekrar hayata döndürmeye elbette kadirdir

87 ALA SURESI s. 558, kur. S.591.

(8/87.sure)

Rahman ve Rahim Allah'ın adıyla...

87 Alâ 1 Rabbinin o Al'a,o yüce adını tespih et!

87 Alâ 2 O ki yarattı, düzene koydu,

87 Alâ 3 O ki miktarını, şeklini belirledi, yolunu çizip aydınlattı.

87 Alâ 4 O ki otlağı çıkardı,

87 Alâ 5 Sonra da onu sellerin sürüklediği morarmış bir atık haline getirdi.

87 Alâ 6 Seni/sana okutacağız da artık unutmayacaksın.

87 Alâ 7 Allah'ın dilediği müstesna. O, açıklananı da gizleneni de bilir.

87 Alâ 8 Sana, en kolay olanı kolaylaştıracağız.

87 Alâ 9 Eğer hatırlatmak yarar sağlarsa hatırlat/öğüt ver!

87 Alâ 10 İçine ürperti düşen, öğüt alacaktır.

87 Alâ 11 İçi kararmış bedbaht ise ondan kaçınacaktır.

87 Alâ 12 En büyük ateşe girer o.

87 Alâ 13 Sonra orada ne ölür ne de hayat bulur.

87 Alâ 14 Benliğini arındıran/zekât veren, kurtuluşa gerçekten ermiştir.

87 Alâ 15 Rabbinin adını anmış, namaz kılmıştır/dua etmiştir o.

87 Alâ 16 Doğrusu şu ki, siz şu iğreti hayatı yeğliyorsunuz.

87 Alâ 17 Oysaki sonraki hayat daha mutlu, daha kalıcıdır.

87 A'la Suresi 18 Hiç kuşkusuz, bu Kur'an, ilk sayfalarda da elbette vardır.

87 A'la 19 İbrahim'in ve Mûsa'nın sayfalarında.

89 FECR SURESİ , s.560, Kur. s.592


Rahman ve Rahim Allah'ın adıyla...

89 Fecr 1 Yemin olsun tan yerinin ağırma vaktine,

89 Fecr 2 On geceye,

89 Fecr 3 Çifte ve teke,

89 Fecr 4 Yola koyulduğu zaman geceye.

89 Fecr 5 Nasıl, bunlarda akıl sahibi için bir yemin var mı?

89 Fecr 6 Görmedin mi ne yaptı Rabbin Âd kavmine?

89 Fecr 7 Sütunlarla dolu İrem'e,

89 Fecr 8 Ki beldeler içinde onun benzeri yaratılmamıştı.

89 Fecr 9 Ve ne yaptı vadide kayaları oyan Semûd kavmine?

89 Fecr 10 Ve kazıklar sahibi Firavun'a.

89 Fecr 16 Ama Rabbi onu sıkıntıya uğratıp rızkını ölçüye bağlarsa: "Rabbim bana ihanet etti!" der.

89 Fecr 17 Doğrusu şu ki, siz yetime ikramda bulunmuyorsunuz.

90 BELED SURESİ

90 Beled 4 Biz insanı gerçekten bir sıkıntı ve zorluk içinde yarattık.

93DUHASURESİ

93 Duhâ 8 Seni aile geçindirme zorluğu içinde bulup da zengin etmedi mi?

93 Duha 9 O halde, yetimi örseleme!

93 Duha 10 Yoksulu/bir şey isteyeni azarlama!



102 Karia 8 Tartıları hafif çekeninse,

102 Karia 9 Anası, Hâviye'dir.

102 Karia 10 Onun ne olduğunu sana bildiren nedir?

102 Karia 11 Kızışmış bir ateştir o!


102 TEKASUR SURESI

(16/102.sure)

Rahman ve Rahim Allah'ın adıyla...

102 Tekasür 1 Aldatıp oyaladı o çokluk yarışı sizleri,

102 Tekasür 2 Öyle ki, ziyaret edip saydınız kabirleri.

102 Tekasür 3 Ama iş öyle değil; yakında bileceksiniz!

102 Tekasür 4 Hayır, hayır! İş öyle değil! Yakında bileceksiniz.

102 Tekasür 5 İş, sizin bildiğiniz gibi değil! Ne olurdu, şaşmaz ve aldatmaz bir bilgiyle bilseydiniz!

102 Tekasür 6 Yemin olsun, o cehennemi mutlaka göreceksiniz!

102 Tekasür 7 Yine yemin olsun, onu gözünüzle apaçık göreceksiniz!

102 Tekasür 8 Sonra o gün, nimetten kesinlikle sorguya çekileceksiniz!

ASR SURESI

(13/103.sure)

Rahman ve Rahim Allah'ın adıyla...

103 Asr 1 Yemin olsun zamana/çağa/gündüzün iki ucuna/sabah namazına/ikindi vaktine/Asrısaadet'e ki,

103 Asr 2 İnsan, gerçekten tam bir hüsran içindedir!

103 Asr 3 İnanıp hayra ve barışa yönelik işler yapanlar, birbirlerine hakkı önerenler, birbirlerine sabrı önerenler müstesnadır.

104 Hümeze

104 Hümeze 2 O ki, mal biriktirdi, onu saydı da saydı,

104 Hümeze 3 Sanır ki, malı sonsuzlaştıracaktır kendisini.

105 Fil 4 Atıyorlardı onlara kurumuş çamurdan damgalı taş.

109 Kafirun 6 Sizin dininiz size, benim dinim bana!"

NASR SURESİ

(114/110. sure)

Rahman ve Rahim Allah'ın adıyla...

114 Nasr 1 Allah'ın yardımı ve fetih geldiğinde,

114 Nasr 2 Ve insanları kitleler halinde Allah'ın dinine girerken gördüğünde,

114 Nasr 3 Tespih et Rabbini O'na hamt ile! Ve O'ndan af dile! Çünkü O, Tevvâb'dır, günahları affeder sınırsız bir şekilde.
Yayınlandığı Yer: Sadi Bayram Web Sitesi ,2010
Yazar :
Konuyla İlgili Diğer Başlıklar:
  • Kur'an Ve Bilgisayar-computer Ilişkisi
  • Amasya Uluslararası Alimler Sempozyumu Ardından
  • ?Îdî-zâde -Âkif-zâde Abdurrahim El-amasî Sülâlesi Ve Eserleri
  • Sultan ıı. Bayezıd?ın Hattatı, Amasyalı şeyh Hamdullah Kur'an-ı Kerim'i Ve Bir Hâtıra
  • ?Îdî-zâde (- âkif-zâde) Abdurrahim El-amasî Sülâlesi Ve Eserleri
  • Osmanlı Döneminde Latin Harflerine Geçiş çalışmaları
  • Mühr-ü Süleyman Ve Türk Kültürü
  • Izgü Mescid
  • Taceddin Sultan Ve Evradı
  • çift Başlı Kartal
  • Türk Kültüründe ölüm
  • Bâki Kalan Bu Kubbede Hoş Bir Sedâdır
  • Ayasofya Camii, Müze Olması Ve Ardındaki Gerçekler
  • Bosna- Hersek Ve Balkanlarda Vakıf Kültür Izleri
    (seminer Konu?mas? )
  • Ahlat Vakıfları
  • Selçuklu Kervansaraylarının Turizme Açılması
  • Hasan Paşa'nın Vakfı, şeyhülislÂm Ankaravi Mehmed Emin Efendi Vakfiyesi, Ve Ankara Sulu Han HikÂyesi
  • Yemen Fatihi Gazi Sinan Paşa Vakfiyeleri, Tezyinatı Ve Türk Süsleme Sanatındaki Yeri
  • Yakın Tarihimizde Merzifon, Merzifon Anatolian Koleji
  • Ayasofya Camii, Müze Olması Ve Ardındaki Gerçekler
  • Milli Kültür, Günümüz Türkiyesi Ve Muasır Medeniyetler Seviyesi
  • Türk Hat, Yazı-resim, Cilt Ve Tezhip Sanatı Ile Ilgili
  • Vakıflar Dergisi Makaleler Fihristi ( 27. Sayıya Kadar )
  • Cumhuriyetin 75. Yılında Vakıflar
  • Sultan ıı. Mahmud'un Vakfiyelerindeki Tezyinat
  • Maniheizm Doğuşu, Gelişimi Ve Tesirleri
  • özel Müzeler Ve Denetimleri Hakkında Yönetmelik
  • Günümüzde Sosyal Devlet Anlayışı Ve Imaretler
  • Türk'ün Yolu Nereye Gidiyor
  • Toplumumuzda Kadın Ve Vakıf Kuran Kadınlarımız
  • Osmanlı Devleti Hakkında Bir Kronoloji Denemesi
  • Toplumumuzda Kadın Ve Vakıf Kuran Kadınlarımız
  • Cumhuriyetin 75. Yılında Vakıflar
  • Medeniyetlerin Beşiği Anadolu Ve Kılikya Aphrodosıas'ı ( Tisan )
  • Anadolu Turk - ıslam Sanatında Bazı Yapılar Ve Kronolojıye Aıt Katalog Denemesı...
  • Türk Kültüründe ölüm !
  • Büyük Türk Düşünürü Hacı Bayram-ı Veli Ve Akkoyunlu Uzun Hasan'ın Ankara Hacı Bayram Türbesi'ne Vakfettiği H
  • Xıv-xıx. Yüzyıl Vakfiyelerinde Türk Tezhip Sanatınının Gelişimi, Batı Tesirleri Ve Günümüzde Yorumlayanlar
  • Anadolu'da Ilk RufÂiler Ve Hz.zeynel Abidin Ali Er-rufÂi El-abdali El-kayserani Soyuna Ait Bir Deneme Anad
  • Osmanlı Döneminde 1899 -1920 Yıllarında Istanbul Camilerinden çalınan çiniler
  • Peygamberler şehri Tarsus Ve Tarsus'da Bir özbek Vakfı
  • Başkent Ankara'nın Ihtiyacı Olan Kongre Merkezi Ne Zaman Yapılacak ?
  • Ankara Ulus Semtinde Türk Vakıf Araştırma Merkezi'nde 15.11.1998 Tarihinde Hali Sergisi Açılış Konuşması
  • Prof.dr. Albert Gabriel'e Ait Bazı Belgeler
  • Cumhuriyet'in Ilk Yıllarında Ankara'da Imâr Faaliyetlerinde
  • Cumhuriyet'in Ilk Yıllarında Ankara'da Imâr Faaliyetlerinde
  • Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivinde Bulunan 12 Zilkâde 1262 H./ 21 Ekim 1846 Tarihli TeberrukÂt Eşyası
  • Atatürkcülük Ve 2001'li Yılların Türkiyesi üzerine
  • Ahilik Ve çıraklık Eğitim Ve öğretim Vakfı
  • Eski Eser Kaçakcılığı, Koleksiyonculuk Ve Müzecilik Tarihimize Bir Bakış
  • Cumhuriyet'in Derinliklerinden Hatıralar : Eski Ankaralılardan Dostum Sayın Nurettin Daş Ile
  • Medeniyetlerin Beşiği Anadolu Ve Kılikya Aphorodisias'ı ( Tisan Yapı Kooperatifi )-anatolıan : The Cradle Of Cı
  • Sultan ıı. Bayezıd'ın Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi'nde Bulunan Vakfiyelerindeki Tezyinat Ve
  • Bektaşi Nutku (kendini Bil Ki, Tanrıyı Bilesin)
  • Kültürümüzde Hoşgörü
  • Fatih Sultan Mehmed'in Eyüp Sultan Külliyesi Vakfiyesi
  • Hicaz Demiryolları Ve Vakıflar
  • Mostar Köprüsü Restorasyonu Hakkında Ilk ön Rapor
  • Atatürkün Vakıflar Hakkındaki Konuşmalrı
  • Selçuk-name
  • Xıv-xıx. Yüzyıl Vakfiyelerinde Türk Tezhip Sanatınının Gelişimi, Batı Tesirleri Ve Günümüzde Yorumlayanlar
  • Konyadaki Esk; Eserler Hakkında Atatürkün Başbakan Ismet Inönüye Telgrafı
  • Atatürkcülük Ve 2001'li Yılların Türkiyesi üzerine
  • Ord.prof.dr. Ahmed Süheyl ünver
  • Türk Kültürü Ve Yoksulluğu Ortadan Kaldırmak Için
  • Istanbul'un Fethine Kadar Beylik Dönemi Vakfiyeleri
  • Kıbrıs, Gürcistan, şirvan Fatihi Lala Mustafa Paşa'nın 1563 Tarihli Vakfiyesi
  • Vakıf Arazilere Ve Gayrimenkullerine Tecavüz Ve Düşündürdükleri
  • Günümüzde Sosyal Devlet Anlayışı Ve Imaretler
  • Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün Tekke Ve Zaviyelerin Kapatılmasından Sonra Taşınır Kültür Varlıklarının Korunması Ile
  • Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi'nde Bulunan 1783-1810 Tarihleri Arasında Işlem Görmüş Bir Mühür Tatbik Deft
  • Türk Kültürünün Temeli Vakıflardır
  • Kültür Bakanlığı Tarihçesi Ve Milli Kültürümüz
  • Milli Kültür, Günümüz Türkiyesi Ve Muasır Medeniyetler Seviyesi
  • Eyüp Sultan Türbesi'nde 1919-1920 Tarihlerinde Yapılan
  • Merzifonlu Hacıbayramoğlu Maden Mühendisi Mehmed Akif Efendi
  • Selçuklu Tarihi, Selçuk Adı
  • Cumhuriyet Dönemi Kültür çınarlarından : Mahmut Akok
  • Mardin Vakıfları,imam Zeynel Abidin'in 1158 M. Tarihli, Ve
  • Tarihte Türk Adı Ne Zaman Ortaya çıktı ?
  • Sahib Ata Fahrü'd-din Ali'nin Konya Imaret Ve Sivas Gökmedrese Vakfiyeleri
  • Phil.dr.hamit Zübeyr Koşay
  • Bulgarlar'ın Antik Başkenti Bulgar şehrindeki Islam Dönemi Mimari Eserlere Ait Panorama
  • Taşınır Kültür Varlıklarımızın Korunması Ve Yasa Dışı Trafiğinin önlenmesi
  • Ragıp Efendi'nin 1913-1922 Yılları Sibirya Ve Türkistan
  • Istanbul Vakıf Hat Sanatları Müzesi'nde Bulunan Tılsımlı Iki Gömlek Ve Kültürümüzdeki Yeri
  • Niksar Vakıflarına Genel Bir Bakış
  • Gazi Yahya Paşa'nın 1506 Tarihli Vakfiyesi
  • Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivinde Bulunan 12 Zilkâde 1262 H./ 21 Ekim 1846 Tarihli TeberrukÂt Eşyası
  • Kanuni Sultan Süleyman'ın Oğlu şehzade Mehmed'in 1548 Tarihli Vakfiyesi, Hududnamesi Ve Türk Sanatındaki Yeri
  • Merzifon Ulu Camisinin Yeri Ve Merzifon'da Türk Islam Eserleri
  • Merzifon, çelebi Sultan Mehmed Vakfı üzerine Bazı Belgeler
  • Hayat Ağacı, Kültürümüzdeki Yeri, önemi Ve Mitlerin Ardındaki Gerçek
  • Türk Kültürünün Izleri üzerinde Araştırmalar: Etrüskler'in Ilk Vatanı Anadolu Mu? : Truva Savaşı Ve Etrüskler
  • Yıldız çini Fabrikasına Ait Birkaç Vesika
  • Selçuklu Vakfiyeleri üzerine Bazı Düşünceler
  • Xıv. Asırda Tezhiblenmiş Beylik Dönemine Ait üç Kur'an Cüzü
  • Baki Kalan Bu Kubbede Hoş Bir Sedadır
  • Osmanlı Devletinin Kuruluşunun 700. Yıldönümü Münasebetiyle: Sultan ı.mahmud'un Orjinal Iki Vakfiyesi
  • ııı. Selim'in Vakfiyelerindeki Tezyinat Ve Türk Süsleme Sanatına Batı Sanatının Tesirleri
  • Osmanlı Dönemi Bazı Vakfiyelerin Hayır şartlarından Damlalar !
  • Bektaşilik Ve Masonluk
  • Minyatürle Ilgili Seçilmiş Bibliyografya
  • Kaynaklara Göre Güney-doğu Anadolu'da Ptoto- ön Türkler
  • çelebi Mehmed Vakfı Arazisi üzerine Kurulan Merzifon Anatolian Koleji Ve Hastaneye Ait Bilgiler
  • Eski Eser Kaçakcılığı, Koleksiyonculuk Ve Müzecilik Tarihimize Bir Bakış
  • Safranbolulu Izzet Mehmet Paşa Vakfiyesi Ve Kütüphanesine Ait Tezyinatlı Iki Kur'an-ı Kerim
  • Istanbul Depremleri Ve Mimar Koca Sinan'ın Bilinmeyen Bazı Teknikleri
  • Merzifon'da Bilinmeyen Br Türbe '' Künbet Hatun ''
  • özel Müzeler Ve Denetimleri Hakkındaki Yönetmelik
  • Bitlis Vakıfları Ve Vakıf Eski Eserleri
  • Vakıf Eski Eserlerin Yeni Koruma Politikası
  • Sultan ııı.osman Vakfiyesi, Tezyinatı, Cilt Sanatı Ve Türk Kültüründeki Yeri
  • The Deed Of Foundatıon Of Sultan Osman The Thırd, ıts Embellıshments, Bındıng And ıts Place ın Turkısh Culture
  • Hacı Bektaş-ı Veli, Merzifon'da Piri Baba, Budapeşte'de Gül Baba Ve Bazı Bektaşi Vakıfları
  • Nurbanu ( Atik ) Valide Sultan'ın Istanbul-üsküdar'da 1582 Tarihinde Tesis Ettirdiği Vakfiyesi
  • Girit Defterdarı Rıdvanzade Hacı Mehmed Efendi Oğlu Ali Efendi'nin 1748 Tarihli Vakfiyesi Ve Tezyinatı
  • Bir çınarın Ardından... Yılmaz önge Dostumuz Hakkında Kısa Anekdotlar...
  • Beyhan Sultan Vakfiyeleri Ve Tezyinatları
  • Beypazarı Vakıflarına Genel Bir Bakış Ve Beypazarı Sadr-ı Azam Nasuh Paşa Hanı
  • Türk Kültürü Ve Biz
  • Bulgaristan'da Bulunan Osmanlı Vakıflarıdan Bir Demet
  • Bulgaristan'da Müftü Yardımcısı Yetiştiren Bir Vakıf Kuruluşu: Nüvvap
  • Ladik Ve Seyyid Ahmed-i Kebir Er-rıfai Hazretleri
  • Vakıflar Genel Müdürlüğü Halı Müzesi'nde
  • Bektaşi Nutku
  • Balkanlar Ve Kosova Facıası
  • Cumhuriyet'in Kuruluşunun 90. Yılında Başkent Ankara:
  • Istanbul Fethinin 555. Ayasofya'nın Müze Olmasının 74. Yıldönümü Vesilesiyle:
  • Atatürk'ün Vakıflarla Ilgili Sözleri
  • 893 H / 1488 M. Tarihli Akkoyunlu Yakub Han Vakfiyesi
  • Komünizmin Sembolü Lenin Yıkıldı, Sıra Bizans'ı Dize Getiren Fatih Sultan Mehmed'e Mi Geldi ?
  • Afganistan Tarihine Kısa Bir Bakış Ve Türk Subaylar Eskden Olduğu Gibi Milenyumda Da Afganistan Ordusunun EğitimÄ
  • Ayaş Vakfiyeleri üzerine Bir Deneme
  • Hacı Bayram-ı Veli Ve Tarıhe Bağlılık
  • Amasya-taşova- Alparslan Beldesi Seyyid Nureddin Alparslan Er- Rufâi'nin 655 H./1257 Tarihli Arapça Vakfiyesi Tercümesi Ve
  • Birgi Ulu Camii Içşn 1327 M. Tarihinde Yazılan Kur'an
  • Ankara'da Roma Anıtı- Res Gestae
  • A N " Akhi " Genealogical Tree
  • Milenyum Ruyası: Osmanlı Devleti'nin 700 Kuruluş Yıldönümü Ve Düşündürdükleri üzerine Bir Deneme
  • Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi'nde Bulunan Kendinden Desenli üzeri Yazılı Iki Kumaş
  • Osmanlıda Resi Ilk Müze Adı Ne Zaman Ortaya çıktı?
  • Amasya Vakıflarına Toplu Bakış
  • Izmir Bahri Baba Eski Musevi Mezarlığı
  • Anadolu'da Xııı. Yüzyıl Başlarında Bir Rufâi Zaviyesi
  • Glazed Tles Stolen From ıstanbul Mosques Between 1899-1920 Ottoman Period
  • Sultan ıı. Abdulhamid'in 1888 Tarihli Vakfiyesi Tezyinatı Ve Osmanlı Imparatorluğunda Ilk Toplu Konut Projesi
  • Tokat Vakıfları
  • şehirciliğe Katkısı Olan Kadınlar: Istanbul _üsküdar- Toptaşı, Nûrbânû ( Atik Valide ) Sultan Külliyesi
  • Türk Hâkimiyeti Döneminde Merzifon Mezarlıkları
  • Anadolu'da Xııı.y�zyıl B�r Rufa� Zav�yes�
  • Hayatını Vakıflara Vakfeden Y.mimar -mühendis Prof.dr. M. ılmaz önge
  • Başbakan Ismet Inönü'nün Cami,mescit Ve Diğer Vakıf Eski Eserlerin Korunmasıyla Ilgii Bütün Bakanlıklara Ve Genel Müdürlüklere G
  • EvkÂf-ı IslÂmiye Müzesi'nin Kuruluşu Ve Yönetmeliği
  • Giresun Ili Vakıflarına Toplu Bir Bakış
  • Türk-islam Yapılarında Kronoloji Denemesi
  • Merzifon Tarihinden Yapraklar
  • Momumentum Ancyranum-res Gestae- Ankara Yazıtı-augustus'un Yaptı?ı ??ler
  • Bayramlu Beyliği (hacıemiroğulları )
  • Osmanlı Devletinde Vakıflar Ve Sultan ıı. Bayezıd'ın Vakfiyeleri
  • Kur'an Ve ılım
  • Kur'anda Yol Gosterici Ayetler
  • Kur'an'ı Kerimdeki Cinle Ilgili Ayetlerin Tamamı
  • Kur'an-ı Kerim'ın Arapca ındırılmesı ıle ılgılı Ayetler
  • Xıı-xııı.yüzyıl Türk Hamamları
  • Tanrı Ve Yazğı
  • Balkanlar Ve Kosova Faciası
  • Amasyalı Meşhur Eski Devirdeki Tarihçiler
  • Başkent Ankaranın Kongre Merkezi Ne Zaman Yapılacak
  • Anadolunun Gobegınde 1229 Tarıhlı Tascı Ustalarının Dantel Gıbı ısledıgı Dıvrıgı Ulu Camı Ve Darussıfası
  • Merkez Efendının Mursıdı Merzıfonlu Sunbul Sınan
  • Merzıfonlu Tarıhcı ısmaıl Hamı Danısment
  • Amasyalı Tarıh Ve Cografyacılar
  • Milli Kütüphane'nin Dire?i Dr. Müjgan Cunbur 85 Ya??nda
  • Bektasılık Ve Tasavvuf
  • Alev?lerde Nas?p Alma Tören?
  • Asker? Kat?p Hafız ?brah?m Ethem Efend?’nin Eyüp Sultan Türbes?ne A?t Nukut Vakf?yeler? - Türkiye Vak?flar Bank.özelle?tir
  • Tar?kat-ı Rufaî ( Anonim )
  • Türk Tezh?p San'atına Genel B?r Bakı?
  • Sultanahmet Halı Müzes? Ve Vakıflar
  • Tokat Vakıfları
  • Toplumumuzda Kadın Ve Vakıf Kuran Kadınlarımız
  •