TÜRK-İSLAM KÜLTÜR VE MEDENİYETİ - TURK'S AND ISLAMİC CİVİLİZATİOAN, FOUNDATİONS, ART,HİSTORİCAL ART, HİSTORY
SELÇUKLU TARİHİ, Selçuk Adı

SELÇUKLU TARİHİ,

Prof.Dr. İbrahim KAFESOĞLU
Milli Eğitim Bakanlığı Basımevi, İstanbul 1972, s. 3-13.'den alınmıştır.


Selçukular ve Tarih Sahnesine Çıkışları
Selçuk adı:
Selçuklu hükümdar ailesinin atası olan Selçuk'.un adı, telaffuz akımından, münakaşalara mevzu olmuştur. Önce Türkçedeki ses-uyumu kaidesi üzerine dikkati çeken Prof. J. Marquart adın Selçuk şeklinde söylenmesi gerektiğini ileri sürmüş ve is-min böyle kaydedildiği bir XIII. yüzyıl tarihçisinin eserini misal göstermiştir. Sonra Prof. W. Barthold, XI. yüzyılın ünlü Türk bilgini Kaşgarlı Mahmud tarafından tesbit edilen Selçük şeklinin en doğru telaffuz olduğunu belirterek, sonraki Türk kaynaklanndan da bunu teyid edecek örnekler vermiştir. Daha sonra bu mesele üzerinde duran Prof. L. Rasonyi çeşitli delillere dayanarak, adın Selçuk (Selcük) olması gerektiği üzerinde ısrar etmiştir ki, bu söyleniş şekli XII. yüzyıl Arap müellifi el-Azımı ve Farsça Enisü'l-kulûb yazarı Kadı Burhan'üd-din'ül-Anevi tarafından da kaydedilmiştir. Buna rağmen. İranlı ve Arap müelliflerin büyük çoğunluğu tarafından. Arap imlası ile, Selçuk olarak zaptedilen ve bize de böyle intikal eden adın Selçuk telaffuzu umumi bir hal almıştır.
Selçüklu şeklinin "küçük sel" manasına geldiğini ileri süren Rasonyi'ye göre, Oğuz başbuğu Selçuk'un Orta Asya'da Kırgızlar tarafından bazan Muz- (Buz) tağ denilen Sel-tağ civarında doğmuş ve adını da bu dağdan almış olması muhtemeldir. Diğer taraftan Prof. P. Pelliot,. kelimenin "Salçug" 'şekli ile Türkçede "mücadeleci" manasında olduğunu ileri sürmüştür.

Selçukun ailesi:
Selçuk'un ailesi, gerek tarihi kayıtlardan, gerek paralardan ve damgalardan anlaşıldığı üzere Oğuzlann Kınık boyuna mensup idi. Babası Dokak (veya Tokak) adını taşıyordu. Bazı kaynaklarda (msl. Rahat'us-sudur, Ahbar'ud-Devlet'is-Selçükiye, Yazıcıoğlu, Cami'üt-tevarİh-İ Hasani) görülen Yakak ve Lukman şekli yanlış olup, Dokak'tan bozulmadır. Dokak Oğuzlar arasında Temir-Yalıg (demir yaylı) lakabı ile anılmakta idi ki, bu lakap, onun işgal ettiği yüksek mevkii göstermesi itibariyle ehemıniyetlidir. Eski Türk geleneğinde yay hakimiyet alameti idi. Kaynaklanmıza göre de, o, Hazar bozkırlarında yaşayan bütün Türk boylan tarafından bu lekabı ile tanınmış olup "her hususta kendisine başvurulan" bir şahıstı. Kuvvetli olduğu içİn ona Demİr - yaylı denmişti. Aral gölü civarındaki Oğuz devletinde vazifeli olduğunu gösteren kısa bilgi dışında, hakkında malum at sahibi olmadığımız Dokak. eskiden beri reislik mevkiini elinde tutan bir aileden gelmekte idi. Nitekim daha Tuğrul Bey zamanından itibaren tarihi kaynaklar Dokak ailesinin asaletini belirtmekte birIiktirIer. Tuğrul Bey'in inşa Divanı reisi (verişi) İbn Hassul, bugün, kaybolmuş tarihi eserinde Selçuklu ailesini efsanevi Türk hüküm-darı Efrasyab (Alp Er Tunga) 'a bağlamakta ve Tafzil'üI-Etrak adlı eserinde de ailenin şerefli bir nesebe sahip bulunduğunu belirtmektedir. Selçuklu veziri meşhur Nizam'ül-mülk ise Siyasetname'sinde bu hanedan mensuplarının babadan oğula hükümdar olduklarım kaydetmiş ve Tuğrul Beyin 435 (1043) yılında haIifeye bir mektup gönderdiğinden bahseden Süryani yazar Barhebraeus sultanın bu mektupta kendisinin atalardan beri hükümdar ailesine mensup olduğunu yazdığını kaydetmiştir. Ailenin bu asaleti daha başka kaynaklarda da zikredilmiştir. Böylece eski Türk hanlan veya Türk beyleri soyundan geldiği açıkça görülen Selçuklu hanedanını XIV. yüzyıl başlarında yazılmış Cami'üt-tevarilh'teki temelsiz bir rivayeti nakleden bir XVI. yüzyıl yazarına dayanarak Kerakuci adlı bir çadırcıya bağlamak teşebbüsünün yersizliğini ayrıca belirtmeye Iüzum yoktur. Dokak ile kendisine tabi kitlelerin, Aral gölü kuzeyindeki yurtlarında iken, Hazar-Türk devletine mi~ yoksa Oğuz Yabgu devletine mi bağlı bulundukları meselesi henüz münakaşa konusudur. X. yüzyılda Hazarların durumuna işaret eden bazı araştırıcılar , yukarıda zikredilen İbn HassuI'un bir kaydına dayanarak, Dokak'ın HazarIara bağlı olduğunu ileri sürmüşler ise de, Dokak'ın hayatta bulunduğu tahmin edilen sıralarda Hazar devletinin hayli sarsıntılara uğradığı ve Peçeneklerin tazyiki sebebiyle de komşuları Oğuzlar ile ittifak etmek zorunda kaldığı düşünülürse, bu tabiiyet keyfiyetinin şüphe ile karşılanması gerekir. Kıpçak bozkırındaki Oğuzların başbuğu bulunan Dokak'ın kaynakta ifade edildiği gibi Hazar melikine bağlı bir kumandan değil, fakat Oğuz devleti içinde nüfuzlu bir idareci olduğu veya ayın devlette federatif bir kuvveti temsil ettiğı ihtimali umumiyetle kabul edilmiştir. Nitekim Oğuz devletinde Yabgu'dan sonra gelen en büyük şahsiyet olduğu devlet idaresindeki mes'ul mevkünden anlaşılan Dokak, Yabgu'nun bir Türk zümresi üzerine yapmak istediği sefere itiraz etmiş, bu yüzden çıkan kavgada kendisi yüzünden yaralanmış, fakat gürz ile vurduğ'u Yabgu'yu atından düşürmüştür. İbn Hassul'ün Dokak ile oğlu Selçuk'u birbirine karıştırdığı bu mücadeleyi bahis konusu eden bazı kaynaklar Dokak'ın İslam ülkelerine karşı tertiplenen sefere engel olduğunu kaydetmekle bu Oğuz başbuğunu İslam müdafii olarak göstermek istemişlerdir. Fakat 875 - 885 yıllan arasında vuku bulduğu sanılan bu hadise sıralarında İslamiyetin Oğuzlar arasında yayılmış olması ihtimalden uzak bulunmakle beraber, o tarihlerde diğer Oğuzlarla birlikte Kınık boyunun ve Dokak ailesinin dini durumu iyice aydınlanmış değildir. Vaktiyle Selçuklu ailesindeki İsrail ve MikaiI gibi adlardan dolayı bu ailenin Hıristiyanlığı veya museviliği kabul ettiği ileri sürülmüş ise de, bu hususlan teyid edecek başka delil bulunmadığından, bu iddialar kuvvetli temellere dayanmayan tahminler olmaktan ileri geçememektedir. Oğuzların ancak X. yüzyılın ikinci yarısından itibaren müslüman olmaya başlamaları ve Dokak soyundan ilk müslüman kişi olarak Selçuk'un gösterilmesi sebebiyle, Dokak'ın da İslamiyet ile ilgisinin bulunduğunu kabule imkan yok gibidir. O sıralarda Selçuklu ailesinin henüz eski Türk kamlık inancında olduğuna hükmetmek herhalde daha doğrudur.

Selçuklu göçü':
X.yüzyılın başlarında doğan Selçuk'un, babası Dokak öldüğü zaman, 17-18 yaşlarında bulunduğu sanılıyor. Yabgu'nun yanında yetişmiş ve daha son.ra babasının devletteki yüksek yerini işgal ederek, Yabgu Oğuz'larına subaşı (ordu, kumandan) olmuştu. Hükümdarlığın ilahi menşeli olduğu inancına dayanan eski Türk geleneği icabı Türklerin tarih boyunca asıl hanedanlara karşı duydukları bağlılıktan dolayı, babası gibi, kalabalık Oğuz kitleleri başında bulunan ve bu defa subaşı olarak devletin askeri kuvvetini elinde tutan Selçuk'un yabgu ile arasının açılmasında iktidar için gizli mücadele rol .oynamış görünmekte ise de, hatunun ('yabgunun zevcesi) kocasının Selçuk'a karşı tahrik ettiğine dair olan rivayet ve buna dayanılarak Selçuk'un memleketten yüz atlı ile kaçtığı hükmü sağlam esaslardan mahrum görünmektedir. Devlette ve memleketindeki durumunu belirttiğimiz SeIçuk'un güneye doğru hareketi ile başlayan büyük Oğuz göçünün daha Ciddi sebeplerden doğması gerekir ki, bu hususta kaynaklarımızda kafi derecede aydınlatıcı bilgi mevcuttur. Tarihteki büyük Türk göçlerinin çoğunda olduğu gibi, bur8ida da başlıca göç sebebinin. Yer darlığı ve otlak yetersizliği olduğu anlaşılıyor. Orta-Asya'dan batı ve Yakın-doğu istikametindeki göçlerin umumiyetle yer darlığından vukua geldiği XlI. yüzyıl yazarları tarafından belirtilmiş Selçuklu göçünden bahseden kaynaklardan bir kısmı da Selçuk'un emri altındaki kitlelerin, kalabalık oluşları ve yerlerinin kafi gelmeyişi yüzünden, Mavera'ün-ne-hir'e doğru indiklerini tasrih etmişlerdir. Selçukluların Mavera'ün-nehir'de ve Horasan'da iken de çok kala;balık olduklan malumdur. Oğuz devletinin kışlık merkezi Hazar ile Aral arasındaki Yeni-kent şehrinden (bugünkü Cankent harabeleri) ayrılırken de Selçuk'un beraberinde, başta Kınık boyu mensupları olmak üzere, diğer Oğuz kitlelerinin külliyetli miktarda at, deve, koyun ve sığır getirmiş olmaları bunu teyid eder.
Selçuk Sır-Derya (Seyhun) nın sol kenanrıda. yine bir Oğuz şehri olan Cend'e geldi (ihtimal 960'1 takip eden yıllarda). Yeni-kent' den uzak olmayan ve Maveraünnehir'den göç etmiş Müslümanların oturduğu, Türkler ile İslam ülkeleri arasında bir sınır şehri olan Cend'e Selçuk'un gelişi tarihte mühim bir çağın başlangıcı olmuştur. Birçok kalabalık Türk kitlelerinin islamiyete girdikleri bu devirde, dini inançlarına yabancı olmadığı ve esasen Kaşgarlı Mahmud'a göre, ahalisinin bir kısmı Türk olan bir müslüman bölgesinde yaşamaki için zarurİ ve aynca, siyasi imkanlar sağlamak bakımından da lüzumlu gördüğü islamiyeti kabulü düşünen, böylece yeni çevrenin siyasi ve sosyal şartlannı hemen kayramak suretiyle devlet adamlığı vasfını İsbat eden Selçuk, bu düşüncesinin gerçekleşmesini etrafındakiler ile kararlaştırdıktan sonra Buhara ve Harezm gibi civar İslam ülkelerinden din adamları istedi ve kendisine bağlı Oğuzlar ile birlikte müslüman oldu. Bundan sonra kaynaklarımızda kendi-lerinden bahsedilirken, "Selçuklular" (SaIçukiyan, Salacika) diye anılan ve aynı zamanda, yine kaynaklarda, belirli bir Türk zümresinin adı olmayıp daha önce Karluklar, sonra Oğuzlar arasında, islamiyete girmezden evvel dahi, siyasi bir tabir olarak kullanıldığı anlaşılan Türkmen adı ile de zikredilen bu Türk kütlesi, böylece siyasi ve sosyal yönden yeni bir hüviyyet kazanmış oldu. Oğuz yabgusunun, yıllık vergiyi tahsil etmek üzere Cend'e gelen memurların, "kafirlere haraç vermeyeceğini" söyleyerek, uzaklaştıran Selçuk, islamiyet için cihada hazır "gazi" sıfatıyle, Oğuz devletine karşı mücadeleye girişiyordu. Böylece vukua gelen ve kendisine sonraları "el-Melik'ül-Gazi Selçuk" denilmesine sebep olan savaşlardan iki mühim fayda temin etti. Önce bir kısım müslümanların yardımlarını ve muharebelere katılmak isteyen Türklerin kendisine ilhaklarInı sağladı, sonra da Cend'de ve havalisinde, yabgunun hakimiyetini kırarak, müstakil bir idare kurmağa muvaffak oldu. Kuvveti gittikçe artan Selçuk, bu hüviyyet altında komşu devletler (msl. Samaniler) tarafından tanınmak suretiyle devletler arası siyaset sahasında aldığı mevkiin ehemmiyetini, Mave-raünnehir'deki Samani -devletinin kendisinden yardım istemesi üzerine, oğlu Arslan (İsrail) kumandasında gönderdiği kuvvetlerle, bu devlete Karahanlılara galibiyet sağlayarak, isbat etti ki, bu sebeple Selçuklulara Buhara - Semerkand arasında ve KarahanIılara karşı olmak üzere sınırda, Nur kasabası civarında, yeni topraklar (yurt) verildi. XIV. yüzyıl tarihçilerinden Hamdullah Müstevfİ SelçukluIann Maveraünnehir'e gelişleri şeklinde vasıflandırdığı bu hadiseyi 375 (985/986) yılında göstermektedir. Fakat herhalde, Karahanlılar hükümdarı Buğra Han'ın 382 (992) de Semerkand'dan dönerken o civardaki Oğuz kuvvetlerinin taarruzuna uğramış olmasından da anlaşıldığına göre, hadise son tarihten, yani 992/93 ten önce vuku bulmuş olmalıdır. Nur bölgesine gelen Selçuklular Arslan'ın emrindeki Türkmenlerdi. Selçuklular bu yeni muhitlerinde, Maveraünnehir için mücadele halinde bulunan Karahanlılar ve Samanİler gibi biri Türk, diğeri İranlı büyük ve teşkilatlı iki devlet arasında, siyası ma-haret ve cesaretleriyle muvaffakiyetler sağlamayı başardılar. 992 de Samanı başkenti Buhara'yı zaptetmiş olan Karahanlı Buğra Harun'un hastalığına ilaveten Oğuz yardımı sayesinde Maveraünnehir'e tekrar hakim olan Samanı hükümdan Nuh II. b. Mansur'un ölümünden (997) sonra da Samanı devletindeki devamlı iç kanşıkIıklar (Faik, Ebu Ali Simcur, Begtüzün mücadeleleri) ve Nuh II. un oğlu Mansur II. un öldürülerek, yerine kardeşi Abd'ülmelik ''Il.'in geçirilmesi gibi hadiseler, daha güneyde yeni ve kuvvetli bir devlet halinde gelişen Gaznelilerin Samaniler aleyhine Horasan işlerine karışmaları, SelçukluIar'ın Maveraünnehir bölgesine karşı olan ilgilerini arttırdı. Karahanlı Nasr İlig Han'ın Buhara'yı tekrar zaptederek (ekim 999), Abd'ül-melik ile hanedan üyelerini kendi başkenti Özken gönderilmesinden sonra, Samani Devleti fiilen yıkılmış olmakla beraber, Abd'ül-melik'in kaçmağa muvaffak ,olan akrabası, Ebu İbrahim'ul-Muntasir, Horasan'daki mücadelelerinden netice alamayınca, yardım, sağlamak üzere Oğuzlara iltica etmiş ve Selçuklular yanlarında el-Muntasir olduğu halde, Karahanlı kumandanı sübaşı Tigin'i ve arkasından Semerkand .civarında bir gece baskını ile, Nasr İlig-Han'ı mağlup etmişler (Ağustos, 1003), daha sonra da, kendilelerinden bir müddet ayrılmış olan el-Muntasır ile beraber Usruşana'da Haziran 1004'de Karahanlı kuvvetlerini 3. defa bozguna uğratmışlardır. Selçuklulardan yüz çeviren bu son Samani temsilcisinin başarısızlığı ve ölümü ile neticelenen bütün bu hadiselerde rol oynayanlar yine Arslan'a bağlı Türkmenlerdi. Burada hanedan mensuplarından her birinin kendine bağlı kuvvetler ve boylara sahip alınası 'Şeklindeki eski Türk geleneğinin bir örneği görülmektedir ki, daha sonra da Selçuklu ailesinde devam ettiğini bildiğimiz bu durum dışında, Selçuklu hanedanı mensuplarının taşıdıkları Yabgu, Yınal, İnanç, Bey vb. gibi ünvanlar da Selçuk'un idaresinde bulunan yeni hükümette eski Oğuz devlet teşkilatının tatbik edildiğini göstermektedir. Uzun ömürlü olduğu kaynaklarda belirtilen Selçuk, böylece dünya tarihinde sürekli tesirler uyandıracak olan Selçuklu imparatorluk ve devletlerinin temelini atıp, onu teşkilatlandırdıktan ve savaşları ile sağlamlaştırdıktan sonra, büyük Türk-İslam devletinin belirdiği yer ve ayrıca bir sınır şehri olarak siyasi ve tarihi ehemmiyeti daima takdir edilen Cend'de 1.009'a doğru, 100 yaşlarında öldü.





Selçuk'un oğulları:
Türkmen "hükümdarlarından" birinin kızı ile evwlenmiş olduğu rivayet edilen Selçuk'un 4 oğlu vardı:
Mikail, Arslan (ısrail), Yusuf, Musa. En büyük oğlu olan Mikail, babası hayatta iken bir savaşta ölmüş (995'ten sonra) olduğu için, onun iki oğlu çağrı ve Tuğrul dedeleri Selçuk tarafından yetiştirilmiştir. Oğuz devlet teşkilatma uygun olarak, yabgu ünvanını taşıyan Arslan, Selçuk'tan sonra idare başına geçmiş, erken öldüğü tahmin edilen (995'ten sonra) Yusuf Yınal ünvanı ile ve, inanç ünvanı aldığı tahmin edilen ve bilahare yabgu olarak uzun müddet yaşayan (ölm. lO64'ten sonra) Musa, Arslan'ın yardımcısı durumunda bulunmuş, o sırada en çok 17 - 20 yaşlarında olmaları gereken Tuğrul ve Çağrı kardeşler ise, bey olarak idaredeki yerlerini almışlardır. Selçuklu ailesinin mensuplarının, yukarıda belirtildiği üzere, Arslan Yabgu'nun yüksek hakimiyetinde bulunmakla beraber, her biri kendine bağlı Türkmen kitlelerinin başında olarak Maveraünnehir'e indikleri zaman, "müttefikleri" Samani devleti ortadan kalkmış ve Buhara - Semerkand bölgesi, üstelik Gazneliler ile de anlaşma halinde olan Karahanlılar'ın eline geçmiş bulunduğundan, Karahanlılar ile doğuran doğruya karşılaşma mevkiinde, kalmış oluyorlardı. Fakat Karahanlı Nasr Han, Selçuklular'dan çekiniyor ve mümkün olursa-kuvvetlerinden faydalanmak maksadıyle, onlarla anlaşmak istiyordu. Bununla beraber, karşılıklı güvensizlik havası yüzünden, aralannda mücadele başlamıştı. Bu esnada Tuğrul ve Çağn Beyler diğer Karahanlı hükümdan Buğra Han'a müracaata karar vererek, onun arzusu üzerine Talas havalisine gitmişlerse de, orada Tuğrul Beyin Han tarafından tevkif edilmesi aralarının açılmasına sebep olmuş, Çağn Beyin şiddetli bir baskında Buğra Han'ın kuvvet-lerini mağlup ve kumandanlarından bazılarını esir alması neticesinde, Tuğrul Bey kurtarılmış ve Selçuklurlar'ın yanına dönmüştü. Bu hadise Mikail-oğullarına bağlı kitlelerin içinde bulundukları müşkül durumu gösterir. Tekrar Mavera'ün-nehir'e döndükleri zaman da, Nasr Han'ın 403 (1012/1013)'te ölümü üzerine, Buhara'ya gelerek, burada müstakil bir devlet kuran Karahanlı ailesinden Ali Tigin mukavemeti ile karşılaştılar. Bu sırada Keş (Yeşil şehir) ile Nahşeb sahralarında oturan Selçukluları uzaklaştırmak için, Ali Tigin "Türkistan melik ve sultanlarına" mektuplar yazarak. yardım istemişti ki, siyasi tazyik ve yer sıkıntısı altında bunalan Selçukluların Çağrı Bey idaresindeki Doğu Anadolu'ya meşhur akını (1016-1021) bu sebeple olmuştur.

Yayınlandığı Yer: Selçuklu Tarihi, 1972, Milli Eğitim.Bak.Yay. ,1972
Yazar : İbrahim kafesoğlu
Konuyla İlgili Diğer Başlıklar:
  • Kur'an Ve Bilgisayar-computer Ilişkisi
  • Amasya Uluslararası Alimler Sempozyumu Ardından
  • ?Îdî-zâde -Âkif-zâde Abdurrahim El-amasî Sülâlesi Ve Eserleri
  • Sultan ıı. Bayezıd?ın Hattatı, Amasyalı şeyh Hamdullah Kur'an-ı Kerim'i Ve Bir Hâtıra
  • ?Îdî-zâde (- âkif-zâde) Abdurrahim El-amasî Sülâlesi Ve Eserleri
  • Osmanlı Döneminde Latin Harflerine Geçiş çalışmaları
  • Mühr-ü Süleyman Ve Türk Kültürü
  • Izgü Mescid
  • Taceddin Sultan Ve Evradı
  • çift Başlı Kartal
  • Türk Kültüründe ölüm
  • Bâki Kalan Bu Kubbede Hoş Bir Sedâdır
  • Ayasofya Camii, Müze Olması Ve Ardındaki Gerçekler
  • Bosna- Hersek Ve Balkanlarda Vakıf Kültür Izleri
    (seminer Konu?mas? )
  • Ahlat Vakıfları
  • Selçuklu Kervansaraylarının Turizme Açılması
  • Hasan Paşa'nın Vakfı, şeyhülislÂm Ankaravi Mehmed Emin Efendi Vakfiyesi, Ve Ankara Sulu Han HikÂyesi
  • Yemen Fatihi Gazi Sinan Paşa Vakfiyeleri, Tezyinatı Ve Türk Süsleme Sanatındaki Yeri
  • Yakın Tarihimizde Merzifon, Merzifon Anatolian Koleji
  • Ayasofya Camii, Müze Olması Ve Ardındaki Gerçekler
  • Milli Kültür, Günümüz Türkiyesi Ve Muasır Medeniyetler Seviyesi
  • Türk Hat, Yazı-resim, Cilt Ve Tezhip Sanatı Ile Ilgili
  • Vakıflar Dergisi Makaleler Fihristi ( 27. Sayıya Kadar )
  • Cumhuriyetin 75. Yılında Vakıflar
  • Sultan ıı. Mahmud'un Vakfiyelerindeki Tezyinat
  • Maniheizm Doğuşu, Gelişimi Ve Tesirleri
  • özel Müzeler Ve Denetimleri Hakkında Yönetmelik
  • Günümüzde Sosyal Devlet Anlayışı Ve Imaretler
  • Türk'ün Yolu Nereye Gidiyor
  • Toplumumuzda Kadın Ve Vakıf Kuran Kadınlarımız
  • Osmanlı Devleti Hakkında Bir Kronoloji Denemesi
  • Toplumumuzda Kadın Ve Vakıf Kuran Kadınlarımız
  • Cumhuriyetin 75. Yılında Vakıflar
  • Medeniyetlerin Beşiği Anadolu Ve Kılikya Aphrodosıas'ı ( Tisan )
  • Anadolu Turk - ıslam Sanatında Bazı Yapılar Ve Kronolojıye Aıt Katalog Denemesı...
  • Türk Kültüründe ölüm !
  • Büyük Türk Düşünürü Hacı Bayram-ı Veli Ve Akkoyunlu Uzun Hasan'ın Ankara Hacı Bayram Türbesi'ne Vakfettiği H
  • Xıv-xıx. Yüzyıl Vakfiyelerinde Türk Tezhip Sanatınının Gelişimi, Batı Tesirleri Ve Günümüzde Yorumlayanlar
  • Anadolu'da Ilk RufÂiler Ve Hz.zeynel Abidin Ali Er-rufÂi El-abdali El-kayserani Soyuna Ait Bir Deneme Anad
  • Osmanlı Döneminde 1899 -1920 Yıllarında Istanbul Camilerinden çalınan çiniler
  • Peygamberler şehri Tarsus Ve Tarsus'da Bir özbek Vakfı
  • Başkent Ankara'nın Ihtiyacı Olan Kongre Merkezi Ne Zaman Yapılacak ?
  • Ankara Ulus Semtinde Türk Vakıf Araştırma Merkezi'nde 15.11.1998 Tarihinde Hali Sergisi Açılış Konuşması
  • Prof.dr. Albert Gabriel'e Ait Bazı Belgeler
  • Cumhuriyet'in Ilk Yıllarında Ankara'da Imâr Faaliyetlerinde
  • Cumhuriyet'in Ilk Yıllarında Ankara'da Imâr Faaliyetlerinde
  • Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivinde Bulunan 12 Zilkâde 1262 H./ 21 Ekim 1846 Tarihli TeberrukÂt Eşyası
  • Atatürkcülük Ve 2001'li Yılların Türkiyesi üzerine
  • Ahilik Ve çıraklık Eğitim Ve öğretim Vakfı
  • Eski Eser Kaçakcılığı, Koleksiyonculuk Ve Müzecilik Tarihimize Bir Bakış
  • Cumhuriyet'in Derinliklerinden Hatıralar : Eski Ankaralılardan Dostum Sayın Nurettin Daş Ile
  • Medeniyetlerin Beşiği Anadolu Ve Kılikya Aphorodisias'ı ( Tisan Yapı Kooperatifi )-anatolıan : The Cradle Of Cı
  • Sultan ıı. Bayezıd'ın Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi'nde Bulunan Vakfiyelerindeki Tezyinat Ve
  • Bektaşi Nutku (kendini Bil Ki, Tanrıyı Bilesin)
  • Kültürümüzde Hoşgörü
  • Fatih Sultan Mehmed'in Eyüp Sultan Külliyesi Vakfiyesi
  • Hicaz Demiryolları Ve Vakıflar
  • Mostar Köprüsü Restorasyonu Hakkında Ilk ön Rapor
  • Atatürkün Vakıflar Hakkındaki Konuşmalrı
  • Selçuk-name
  • Xıv-xıx. Yüzyıl Vakfiyelerinde Türk Tezhip Sanatınının Gelişimi, Batı Tesirleri Ve Günümüzde Yorumlayanlar
  • Konyadaki Esk; Eserler Hakkında Atatürkün Başbakan Ismet Inönüye Telgrafı
  • Atatürkcülük Ve 2001'li Yılların Türkiyesi üzerine
  • Ord.prof.dr. Ahmed Süheyl ünver
  • Türk Kültürü Ve Yoksulluğu Ortadan Kaldırmak Için
  • Istanbul'un Fethine Kadar Beylik Dönemi Vakfiyeleri
  • Kıbrıs, Gürcistan, şirvan Fatihi Lala Mustafa Paşa'nın 1563 Tarihli Vakfiyesi
  • Vakıf Arazilere Ve Gayrimenkullerine Tecavüz Ve Düşündürdükleri
  • Günümüzde Sosyal Devlet Anlayışı Ve Imaretler
  • Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün Tekke Ve Zaviyelerin Kapatılmasından Sonra Taşınır Kültür Varlıklarının Korunması Ile
  • Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi'nde Bulunan 1783-1810 Tarihleri Arasında Işlem Görmüş Bir Mühür Tatbik Deft
  • Türk Kültürünün Temeli Vakıflardır
  • Kültür Bakanlığı Tarihçesi Ve Milli Kültürümüz
  • Milli Kültür, Günümüz Türkiyesi Ve Muasır Medeniyetler Seviyesi
  • Eyüp Sultan Türbesi'nde 1919-1920 Tarihlerinde Yapılan
  • Merzifonlu Hacıbayramoğlu Maden Mühendisi Mehmed Akif Efendi
  • Cumhuriyet Dönemi Kültür çınarlarından : Mahmut Akok
  • Mardin Vakıfları,imam Zeynel Abidin'in 1158 M. Tarihli, Ve
  • Tarihte Türk Adı Ne Zaman Ortaya çıktı ?
  • Sahib Ata Fahrü'd-din Ali'nin Konya Imaret Ve Sivas Gökmedrese Vakfiyeleri
  • Phil.dr.hamit Zübeyr Koşay
  • Bulgarlar'ın Antik Başkenti Bulgar şehrindeki Islam Dönemi Mimari Eserlere Ait Panorama
  • Taşınır Kültür Varlıklarımızın Korunması Ve Yasa Dışı Trafiğinin önlenmesi
  • Ragıp Efendi'nin 1913-1922 Yılları Sibirya Ve Türkistan
  • Istanbul Vakıf Hat Sanatları Müzesi'nde Bulunan Tılsımlı Iki Gömlek Ve Kültürümüzdeki Yeri
  • Niksar Vakıflarına Genel Bir Bakış
  • Gazi Yahya Paşa'nın 1506 Tarihli Vakfiyesi
  • Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivinde Bulunan 12 Zilkâde 1262 H./ 21 Ekim 1846 Tarihli TeberrukÂt Eşyası
  • Kanuni Sultan Süleyman'ın Oğlu şehzade Mehmed'in 1548 Tarihli Vakfiyesi, Hududnamesi Ve Türk Sanatındaki Yeri
  • Merzifon Ulu Camisinin Yeri Ve Merzifon'da Türk Islam Eserleri
  • Merzifon, çelebi Sultan Mehmed Vakfı üzerine Bazı Belgeler
  • Hayat Ağacı, Kültürümüzdeki Yeri, önemi Ve Mitlerin Ardındaki Gerçek
  • Türk Kültürünün Izleri üzerinde Araştırmalar: Etrüskler'in Ilk Vatanı Anadolu Mu? : Truva Savaşı Ve Etrüskler
  • Yıldız çini Fabrikasına Ait Birkaç Vesika
  • Selçuklu Vakfiyeleri üzerine Bazı Düşünceler
  • Xıv. Asırda Tezhiblenmiş Beylik Dönemine Ait üç Kur'an Cüzü
  • Baki Kalan Bu Kubbede Hoş Bir Sedadır
  • Osmanlı Devletinin Kuruluşunun 700. Yıldönümü Münasebetiyle: Sultan ı.mahmud'un Orjinal Iki Vakfiyesi
  • ııı. Selim'in Vakfiyelerindeki Tezyinat Ve Türk Süsleme Sanatına Batı Sanatının Tesirleri
  • Osmanlı Dönemi Bazı Vakfiyelerin Hayır şartlarından Damlalar !
  • Bektaşilik Ve Masonluk
  • Minyatürle Ilgili Seçilmiş Bibliyografya
  • Kaynaklara Göre Güney-doğu Anadolu'da Ptoto- ön Türkler
  • çelebi Mehmed Vakfı Arazisi üzerine Kurulan Merzifon Anatolian Koleji Ve Hastaneye Ait Bilgiler
  • Eski Eser Kaçakcılığı, Koleksiyonculuk Ve Müzecilik Tarihimize Bir Bakış
  • Safranbolulu Izzet Mehmet Paşa Vakfiyesi Ve Kütüphanesine Ait Tezyinatlı Iki Kur'an-ı Kerim
  • Istanbul Depremleri Ve Mimar Koca Sinan'ın Bilinmeyen Bazı Teknikleri
  • Merzifon'da Bilinmeyen Br Türbe '' Künbet Hatun ''
  • özel Müzeler Ve Denetimleri Hakkındaki Yönetmelik
  • Bitlis Vakıfları Ve Vakıf Eski Eserleri
  • Vakıf Eski Eserlerin Yeni Koruma Politikası
  • Sultan ııı.osman Vakfiyesi, Tezyinatı, Cilt Sanatı Ve Türk Kültüründeki Yeri
  • The Deed Of Foundatıon Of Sultan Osman The Thırd, ıts Embellıshments, Bındıng And ıts Place ın Turkısh Culture
  • Hacı Bektaş-ı Veli, Merzifon'da Piri Baba, Budapeşte'de Gül Baba Ve Bazı Bektaşi Vakıfları
  • Nurbanu ( Atik ) Valide Sultan'ın Istanbul-üsküdar'da 1582 Tarihinde Tesis Ettirdiği Vakfiyesi
  • Girit Defterdarı Rıdvanzade Hacı Mehmed Efendi Oğlu Ali Efendi'nin 1748 Tarihli Vakfiyesi Ve Tezyinatı
  • Bir çınarın Ardından... Yılmaz önge Dostumuz Hakkında Kısa Anekdotlar...
  • Beyhan Sultan Vakfiyeleri Ve Tezyinatları
  • Beypazarı Vakıflarına Genel Bir Bakış Ve Beypazarı Sadr-ı Azam Nasuh Paşa Hanı
  • Türk Kültürü Ve Biz
  • Bulgaristan'da Bulunan Osmanlı Vakıflarıdan Bir Demet
  • Bulgaristan'da Müftü Yardımcısı Yetiştiren Bir Vakıf Kuruluşu: Nüvvap
  • Ladik Ve Seyyid Ahmed-i Kebir Er-rıfai Hazretleri
  • Vakıflar Genel Müdürlüğü Halı Müzesi'nde
  • Bektaşi Nutku
  • Balkanlar Ve Kosova Facıası
  • Cumhuriyet'in Kuruluşunun 90. Yılında Başkent Ankara:
  • Istanbul Fethinin 555. Ayasofya'nın Müze Olmasının 74. Yıldönümü Vesilesiyle:
  • Atatürk'ün Vakıflarla Ilgili Sözleri
  • 893 H / 1488 M. Tarihli Akkoyunlu Yakub Han Vakfiyesi
  • Komünizmin Sembolü Lenin Yıkıldı, Sıra Bizans'ı Dize Getiren Fatih Sultan Mehmed'e Mi Geldi ?
  • Afganistan Tarihine Kısa Bir Bakış Ve Türk Subaylar Eskden Olduğu Gibi Milenyumda Da Afganistan Ordusunun EğitimÄ
  • Ayaş Vakfiyeleri üzerine Bir Deneme
  • Hacı Bayram-ı Veli Ve Tarıhe Bağlılık
  • Amasya-taşova- Alparslan Beldesi Seyyid Nureddin Alparslan Er- Rufâi'nin 655 H./1257 Tarihli Arapça Vakfiyesi Tercümesi Ve
  • Birgi Ulu Camii Içşn 1327 M. Tarihinde Yazılan Kur'an
  • Ankara'da Roma Anıtı- Res Gestae
  • A N " Akhi " Genealogical Tree
  • Milenyum Ruyası: Osmanlı Devleti'nin 700 Kuruluş Yıldönümü Ve Düşündürdükleri üzerine Bir Deneme
  • Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi'nde Bulunan Kendinden Desenli üzeri Yazılı Iki Kumaş
  • Kur'anda Yol Gösterici Ayetler
  • Osmanlıda Resi Ilk Müze Adı Ne Zaman Ortaya çıktı?
  • Amasya Vakıflarına Toplu Bakış
  • Izmir Bahri Baba Eski Musevi Mezarlığı
  • Anadolu'da Xııı. Yüzyıl Başlarında Bir Rufâi Zaviyesi
  • Glazed Tles Stolen From ıstanbul Mosques Between 1899-1920 Ottoman Period
  • Sultan ıı. Abdulhamid'in 1888 Tarihli Vakfiyesi Tezyinatı Ve Osmanlı Imparatorluğunda Ilk Toplu Konut Projesi
  • Tokat Vakıfları
  • şehirciliğe Katkısı Olan Kadınlar: Istanbul _üsküdar- Toptaşı, Nûrbânû ( Atik Valide ) Sultan Külliyesi
  • Türk Hâkimiyeti Döneminde Merzifon Mezarlıkları
  • Anadolu'da Xııı.y�zyıl B�r Rufa� Zav�yes�
  • Hayatını Vakıflara Vakfeden Y.mimar -mühendis Prof.dr. M. ılmaz önge
  • Başbakan Ismet Inönü'nün Cami,mescit Ve Diğer Vakıf Eski Eserlerin Korunmasıyla Ilgii Bütün Bakanlıklara Ve Genel Müdürlüklere G
  • EvkÂf-ı IslÂmiye Müzesi'nin Kuruluşu Ve Yönetmeliği
  • Giresun Ili Vakıflarına Toplu Bir Bakış
  • Türk-islam Yapılarında Kronoloji Denemesi
  • Merzifon Tarihinden Yapraklar
  • Momumentum Ancyranum-res Gestae- Ankara Yazıtı-augustus'un Yaptı?ı ??ler
  • Bayramlu Beyliği (hacıemiroğulları )
  • Osmanlı Devletinde Vakıflar Ve Sultan ıı. Bayezıd'ın Vakfiyeleri
  • Kur'an Ve ılım
  • Kur'anda Yol Gosterici Ayetler
  • Kur'an'ı Kerimdeki Cinle Ilgili Ayetlerin Tamamı
  • Kur'an-ı Kerim'ın Arapca ındırılmesı ıle ılgılı Ayetler
  • Xıı-xııı.yüzyıl Türk Hamamları
  • Tanrı Ve Yazğı
  • Balkanlar Ve Kosova Faciası
  • Amasyalı Meşhur Eski Devirdeki Tarihçiler
  • Başkent Ankaranın Kongre Merkezi Ne Zaman Yapılacak
  • Anadolunun Gobegınde 1229 Tarıhlı Tascı Ustalarının Dantel Gıbı ısledıgı Dıvrıgı Ulu Camı Ve Darussıfası
  • Merkez Efendının Mursıdı Merzıfonlu Sunbul Sınan
  • Merzıfonlu Tarıhcı ısmaıl Hamı Danısment
  • Amasyalı Tarıh Ve Cografyacılar
  • Milli Kütüphane'nin Dire?i Dr. Müjgan Cunbur 85 Ya??nda
  • Bektasılık Ve Tasavvuf
  • Alev?lerde Nas?p Alma Tören?
  • Asker? Kat?p Hafız ?brah?m Ethem Efend?’nin Eyüp Sultan Türbes?ne A?t Nukut Vakf?yeler? - Türkiye Vak?flar Bank.özelle?tir
  • Tar?kat-ı Rufaî ( Anonim )
  • Türk Tezh?p San'atına Genel B?r Bakı?
  • Sultanahmet Halı Müzes? Ve Vakıflar
  • Tokat Vakıfları
  • Toplumumuzda Kadın Ve Vakıf Kuran Kadınlarımız
  •