TÜRK-İSLAM KÜLTÜR VE MEDENİYETİ - TURK'S AND ISLAMİC CİVİLİZATİOAN, FOUNDATİONS, ART,HİSTORİCAL ART, HİSTORY
OSMANLI DEVLETİNDE VAKIFLAR VE SULTAN II. BAYEZID'IN VAKFİYELERİ

Osmanlı Devleti'nin Kuruluşunun 700. Yıldönümü Münasebetiyle:

OSMANLI DEVLETİNDE VAKIFLAR
VE
SULTAN II.BAYEZID'IN VAKFİYELERİ


Sadi BAYRAM


Cumhuriyet öncesi Türk kültür ve medeniyeti incelendiği takdirde görülecektir ki ; sosyo-kültürel düzen hep vakıflar yoluyla yönlendirilmiş, şehirlerin sağlık, sosyal yardım, ekonomi, ticaret, bayındırlık ve beledî hizmetleri, merkezî idare olan Dersaadet, yani İstanbul'dan değil mahallinden idareler vasıtasıyla gerçekleştirilmiştir.

Öncelikle taşraya atanan yüksek düzeydeki idareci memurlara verilen arpalıklar memurları zengin etmek için değil, o bölgede,asker yetiştirmesi, beslemesi, bölgenin imarı ve sosyal dengenin kurulması, kültür etkinliklerinin de arttırılarak yüksek düzeydeki idarecilerin otorite tesisi gibi hususlar gözönüne alınırdı. Bu hususların bir kanunu olmayıp, gelenek olarak devam ettirilirdi. Ayrıca mahallî eşraf ve zenginler de bu hususa katılırdı.

Bunların yanında Türk-İslâm düşüncesinin, yani Allah'ın rızasısını kazanmak, amel defterinin kapanmasının önlemek, hayır¬hasenat duygusu, hümanizm felsefesinin de rolünün büyük olduğu kaçınılamaz olduğu aşıkârdır. Zira, peygamberimiz, komşusu açken, tok yatan bizden değildir, hadisi sosyal dayanışmanın zaruretini ortaya koymaktadır.

Batı'nın XX. yüzyıl başlarında Osmanlı İmparatorluğu'nun 621 yıl üç kıt'ada çeşitli ırk ve dinlere mensup kavimleri adaletle idaresi ve bunun altında yatan gerçekleri ilim adamları vasıtasıyla araştırılması neticesinde, atalarımızdan öğrendiği; XXI. yüzyıla girerken eski Cumhurbaşkanlarımızdan rahmetli Turgut Özal'ın merkezî idare yerine mahallinden idareyi her bürokrata tavsiyesi; XXı. yüzyıla girerken bugün Üçüncü sektör olan sivil toplam örgütlerinin, Birinci sektörlüğe yükselmesini; ecdadımız 900 yıl önce keşfetmiş olduğu bilinen gerçekler arasında olup, tarihten alınacak dersler daima vardır. Fakat, tarihden ders alsaydık, hatalar zincirinin halkası olmazdık. 17 Ağustos 1999'daki Adapazarı-İzmit-Gölcük deprem felâketi acı gerçeği yansıtmıyor mu !.

Cumhuriyetimizin kurucusu büyük Atatürk'ün " ... millî şuûrun ayakta kalabilmesi ve uyanık bulunması için dil ve tarih uğurunda çalışmaya mecburuz. Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır. Türk kabiliyet ve kudretinin tarihteki başarıları meydana çıktıkca bütün Türk çocukları kendileri için lâzım gelen hamla kaynağını o Tarihte bulacaklardır " diyerek, bizlere tarih ve dilimizi iyi araştırmamız, onlardan ibret alarak, geleceğe daha emin adımlarla yürümemizi tavsiye etmiştir.
Sosyal tarih araştırmaları yurdumuzda maalesef 30-40 yıl önce başlamış olup, yetişen bilim adamlarımız, artık kültürümüzü dünyaya tanıtmakta ve öğretmektedirler.
Sanat tarihi duayen hocalarımızdan Prof.Dr. Oktay Aslanapa'nın hocası bilindiği gibi Alman Emil Boş'tur. Eğe Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof.Dr. Gönül Öney, Eski Kültür Müsteşarlarımızdan Prof.Dr. Oluş Arık ve bu satırların yazarının sanat tarihi hocası, Nisan 1998'de 92 yaşında vefat eden Prof.Dr.Katherina Otto-Dorn'dur. Cumhuriyetimizin 50 yılından itibaren, büyük Atatürk'ün yurt dışına burslu gönderdiği öğrenciler yetişerek-yetiştirerek, artık kültür ve medeniyetimizi öğrenmek için yurt dışından öğretim üyesi ithal etmiyor, bilâkis gururla ifade edelim ki; yurt dışına bilim adamı ihraç ediyoruz. Kendi kültürümüzü, tarihimizi Türk gibi düşünen, yabancı ideoloji ve düşmanlıklardan arınmış üniversitelere artık sahibiz. O halde kültürümüzün sentezini artık bizler daha doğru yapma imkânına haiziz. O halde ; Yüce Atatürk'ün belirttiği gibi " ... Biz daima hakikâti arayan ve onu buldukça ve bulduğumuza kani oldukça ifadeye cür'et gösteren adamlar olmalıyız." sözlerinin gereğini yerine getirmemiz gerekmekte; karınca kaderince, hatalı taraflarımızı hoşgörünüze sığınarak, Kuruluşunun 700. Yıldönümünde Osmanlı Vakıfları ve Sultan II. Bayezıd Vakıfları konusunu huzurunuza getirmeye gayret edeceğiz.

Vakıf, ferdin taşınır veya taşınmaz bir malını; Allah'ın rızasını kazanmak amacıyla, hayır-hasenat duygusu içinde, şahsî mülkiyetinden çıkarıp, kamu yararına tahsisi, diyebiliriz.

Selçuklu Türkleri; Anadolu'ya ebediyyen girdikten sonra, feth ettikleri şehirlerin merkezi en yüksek noktasında, ruh temizliği için öncelikle ulu camileri inşa etmişler, şehir topografyasına uygun olarak, ulu cami yanında beyin temizliği için, o günlerde medrese adını verdiğimiz lise-üniversite seviyesinde eğitim kurumlarını; bugün ana okulu adını verdiğimiz Sıbyan Mekteplerini; ticaret için bedestenler-arastalar-kapalı çarşıları; hastalar için darüşşifaları; akıl hastaları için bimarhaneleri; yorgunlar için dinlenme-nekâhat evleri manasına gelen tâbhaneleri; fakirler için sıcak bir yemek verilmesi amacıyla imârethaneleri; kervanların konaklaması-ticaret için kervansaraylar ve hanları; temizlik için hamam, çeşme, şadırvanları; susuzlar için sebil, zaman ve namaz saatlerini belirlemek için muvakkithane, nehirler dereler üzerinden geçmek için köprüler inşa ederek bunları ücretsiz olarak kamu hizmetine tahsis etmişlerdir.

Dolayısıyla batı medeniyetinde 20. asrın başlarında keşfedilen mahallinden idareyi, Selçuklu Türkler'i 900 yıl önce kullanmışlar, devlet, merkezi idareden kaçarak, fütühat ve büyük projelerle uğraşmışlardır. Ayrıca bugün üçüncü sektör adını verdiğimiz vakıflar, Türk milletine 950 yıldan beri çeşitli hizmetleri sunmaktadır.

Bugün Millî Eğitim Bakanlığı bünyesindeki okulların tamamı vakıflar bünyesindeydi. Kültür Bakanlığı bünyesindeki kütüphaneler ve Güzel Sanatlar da vakıfların görevleri arasındaydı. Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı, Bayındırlık Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı, Belediyelerin bugünkü görevleri, yine vakıflar eliyle yürütülüyordu.

Konuya Osmanlılardan önce Anadolu'da hüküm sürmüş olan ve Osmanlı'nın temeli, Selçuklu vakfiyeleri ve araştırmalarıyle girmek istiyorum.

Selçuklu vakfiyeleri dediğimiz zaman, zamanımızdan 928 yıl öncesine gitmemiz icap etmektedir.

Dolayısıyla bilim ve tekniğin henüz emekleme safhasına daha erişmeden, Rönesans ve Reform hareketleri doğmadan, bütün dünya ülkelerinin gözünün Orta-Doğu'da bulunduğu, Anadolu Selçukluları'nın dünyanın en ileri ve modern toplumu olduğunu hatırdan çıkarmadan, ilmin elyazısı ile birlikte medrese dersleriyle, yani ekseriyetle şifahi¬ezber olarak, kulak dolgunluğu ile yayıldığını unutmamak gerekmektedir.

Eldeki Selçuklu vakfiyeleri çok cüz'idir. Bunların sayısı bugün 75'i geçmemekte ve asıl nüsha olmayıp, istinsah, yani kopya nüshalardır. Bir kısmı ise, siyakat yazı çeşidi ile yazılmış şahsiyet Kayıtları, yani, mütevelli, cami, medrese, imaret gibi vakıf eserlere görevli tayini ile ilgili Osmanlı kayıtlarıdır. Burada Selçuklu ile ilğili olan kısım, sadece vakfın adıdır. Diğer bilğiler ise, Osmanlı Devrine aittir.

Selçuklu vakıfları genelde tomar denilen , büğünkü tabirle rulo diyebileceğimiz şekilde olup, tezyinatsızdırlar. Daha sonraki dönemlerde, yani Erken Osmanlı döneminde tezyinatın girdiği varsayılabilir. Zira halen eldeki Selçuklu vakıflarının kopyaları tezyinatsızdır. Asıl nüshalar ise, harpler, yangınlar, depremler, sel gibi tabii afetlerle şahısların elinden koybolup gitmiştir. Bir kısmı ise, yabancı gezginler, tüccarlar tarafından Batı dünyasına numune olarak kaçırılmıştır. Kaçırılma hadiseleri; genelde Anadolu kültür özelliğini batıya göstermek, oradan bir hatıra bulundurmak kabilinden olup, daha sonraları çeşitli müzelere ve kolleksiyonlara dağılmıştır.

Vakfiyeler, devrinin sosyo-ekonomik kültürleriyle birlikte medeniyetlerinide bize aktaran, aksettiren önemli kıymeli vesikalardır.
Selçuklu vakfiyeleri üzerinde rahmetle andığımız Mükrimin Halil Yinanç, Prof.Dr.Osman Turan, Prof.Dr. İbrahim Kafesoğlu, İbrahim Hakkı Konyalı, Ord.Prof.Dr. Ahmed Süheyl Ünver üstadımız, Prof.Dr. Feridun Nafiz Uzluk, Osman Nuri Gençosman, M. Zeki Oral, aziz dostumuz hocamız Prof.Dr. Mehmet Altay Köymen; günümüzde Prof.Dr. Nejat Kaymaz, Selçuk Üniversitesinden Prof.Dr. İsmet Kayaoğlu, Prof.Dr. Ali Sevim, Gazi Üniversitesi Meslekî Eğitim Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Refet Yinanç, çalışmışlar , değerli makaleler ve eserler yayınlamışlardır.
Bunlar arasında:
Süheyl Ünver ;" Büyük Selçuklu İmparatorluğu Zamanında Vakıf
Hastahanelerin Birkısmına Dair", Vakıflar Dergisi, S.I, Anlara 1938, s.17-23.
Süheyl Ünver ; Amasya Dar'üşşifası 1308,Tedavi Seririyatı ve
Labortuarı, C.V, No.17, İstanbul 1935, 6 s.
M.Cevdet ; " Sivas Dar'üşşifası Vakfiyesi Tercümesi", Vakıflar
Dergii,S. I, Ankara 1938, s. 35-39.
M.Ferit-M.Mesut; Selçuk Veziri Sahip Ata ile Oğullarının Hayat ve Eserleri, İstanbul, 1934.
Osman Turan; Selçuklu Kervansarayları, Belleten C.X, 1946, s.471¬495.
Osman Turan ; " Şemseddin Altun-Aba Vakfiyesi ve Hayatı",
Belleten, C.XI, S.42, Ankara 1947, s.197-237.
Osman Turan ; "Selçuklu Devri Vakfiyeleri III, Celaleddin Karatay Vakıfları ve Vakfiyeleri ", Belleten, C.XII, S.45, s.17-173.
Osman Turan ; "Mubârizeddin Er-Tokuş ve Vakfiyesi", Belleten,
C.XI, S.43, s,415-431.
Osman Turan ; Türkiye Selçukluları Hakkında Resmi Vesikalar, Türk Tarih Kurumu Yayınları No.32, Ankara, 1958.
Osman Turan ; "Selçuklular Zamanında Sivas Şehri " Dil ve Tarih¬Coğrafya Fakültesi Dergisi S.IX/4, Ankara, 1951,s.447-457.
Osman Turan ;Selçuklu Tarihi ve Türk -İslâm Medeniyeti, 1965.
M. Zeki Oral; " Selçuklu Devri Vesikaları Ahi Ahmed Nahcivanî
Vakfiyesi ", İlahiyat Fakültesi Dergisi, C.III, S.3-4, Ankara 1954, s.57-65.
M. Zeki Oral ; " Turgutoğulları, Eserleri, Vakfiyeleri", Vakıflar Dergisi, S.III,Ankara 1956, s.31-65.
M. Zeki Oral ; " Aksaray'ın Tarihi Önemi ve Vakfiyelerı ",
Vakıflar Dergisi, S.V,Ankara 1962, s.223-241.
Prof.Dr. Ahmet Temir; Caca Oğlu Nureddin'in 1272 Tarihli Arapca¬Moğolca Vakfiyesi, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara 1959.
Nejat Kaymaz; Pervane Mu'inü'd-din Süleyman, Ankara, 1970.
İsmet Kayaoğlu; " Torumtay Vakfiyesi", Vakıflar Dergisi, S.XII,
Mars Matbaası, Ankara 1978, s.91-112.
İsmet Kayaoğlu ; " Râhatoğlu ve Vakfiyesi ", Vakıflar Dergisi, S. XIII, Ankara 1981, s.1-29.
Refet Yinanç; Mengüçeklere Ait Bir Vakfiye Sureti, Tarih Araştırmaları Dergisi, VIII-XII/14-23 ( 1970-74) s.18-21.
Refet Yinanç; Selçuklu Medreselerinden Amasya Halifet Gazi Medresesi ve Vakıfları, Vakıflar Dergisi, S.XV, Önder Matbaası Ankara¬1982, s.5-22.
Refet Yinanç; Eshab-ı Kehf Vakıfları, Vakıflar Dergisi, S. XX, Mas Matbaacılık, Ankara 1988, s.311-320.

Refet Yinanç; Sivas Abideleri ve Vakıfları, Vakıflar Dergisi. S.XXII, Lâle Matbaası, Ankara 1991, s. 15'44. ; S.XXIII, Tisamat Matbaası. Ankara 1994, s.5-18. ; S.XXV. s. 15-44
Sadi Bayram- Ahmet Hamdi Karabacak ; " Sahib Ata Fahrü'd-din Ali'nin Konya, İmaret ve Sivas Gökmedrese Vakfiyeleri ", Vakıflar Dergisi, S.XIII, Ankara 1981, s. 31-69.
Sadi Bayram; Amasya-Taşova-Alparslan Beldesi Seyyid Nureddin Alparslan er-Rufâî'nin 655 H./1257 Tarihli Arapca Vakfiyesi Tercümesi ile 996 H./ 1588 M. Tarihli Seyyid Fettah Velî Silsile-nâmesi, Vakıflar Dergisi, S. XXIII, Tisamat Basımevi, Ankara 1994. s.31-74.
İslâmiyetin geniş hoşgörü şemsiyesi altında Selçuklu vakıfları, Allah rızası,hayır-hasenat duygusu,insanlık sevgisi ve dolayısıyla tamamen insanlık humanizmi tesiri altında yapılmıştır. Vakfiyelerde; din, dil, cinsiyet ve ırk farkı gözetilmemiştir. Bugün bizler bu konularda Selçuklu tolerensını maalesef gösteremememin burukluğu içindeyiz. Ama yine de bizler Selçuklu toleransı ile dünyayı görmeye gayret edelim !...

Anadolu Selçuklu vakfiyeleri konusunda önceki büyüklerimiz bugüne kadar hemen hemen herşeyi söylemişler... Bizim de artık yeni bir vakfiye veya belge parçası bulma şansımız, süprizler istisna olmak üzere maalesef pek yok ! Yapılacak tek şey analiz ve yanlış-eksik noktaların bulunarak yeniden yorumlanması. Bunun için de çok iyi arapca ve farsca bilgisi gerekli. Bir de eski arapca yazma kaynakların taranması gereklidir. Selçuk Üniversitesi öğretim üyesi Sayın Prof.Dr.Mikâil Bayram da ba çalışmayı yapmaktadır.
Selçuklu vakıfları genelde; cami, kervansaray ve hastahane üzerinde odaklaşmış olup, millî kültürümüzde üç gün misafirlik geleneği, kervansaraylarda konaklayan tüccar ve kervancılardan kaynaklanmıştır. Zira, kervansaraya gelen herhamgi bir kimse, ister tüccar olsun. ister kervancı, isterse yolcu olsun; kervansarayda üç gün misafir kalır, yer-içer-istirahat eder, ayakkabısını tamir ettirebilir, banyo yapar, ancak herhangi bir ücret alınmazdı. İsterse geldiği günün sabahı kervansarayı terk eder veya dördüncü günün sabahı kervansaraydan ayrılır veya orada ikametini devam ettirirse, daha sonraki günlerin ücretini öderdi.
Anadolu Selçuklu kervansarayları günümüz tesbitlerine göre 96 adet olup, bir kısmını sıralayacak olursak; Altınapa Han, Argıt Han, Kuruçeşme Han, Dokuzun Derbend Han, Sarı Han, Akbaş Han, Kızılören Han, KadınHan, Ertokuş Han, Pınarbaşı Han, Sultan Han, Durağan Han, Sadettin Han, İncir Han, Çay Han, hatun Han, Karatay Han, Kesikköprü Han, Öresin Han, Evdir Han, Şarapsa Han, Alara Han, Ak Han, Niksar Han, Tol Han, Ilgın Han, Obruk Han v.d. Kitâbelere göre en erken tarihlisi 1205 M. tarihli Kızılören Han, en geç tarihlisi Çay Han'dır.
Dar'üşşifaların önemlilerini sıralayacak olursak; Kayseri Gevher Nesibe Şifahiyesi 1205-6, Sivas İzzeddin Keykâvus Şifahanesi 1217-18, Sivas-Divriği Dar'üşşifası 1227-28, Çankırı Atabey Cemâleddin Ferruh Şifahanesi 1235, Kastamonu Pervaneoğlu Ali Şifahanesi 1272, Mardin, Silvan, Harput, Tokat Muiniddin Pervane Şifahanesi 1275, Amasya Bimarhanesi 1309.
Medreseler ise; Konya Karatay Medresesi, İnce Minareli Medrese, Kayseri Huand Hatun Medresesi, Sivas Gök Medrese, Tokat Gök Medrese, Amasya Gök Medrese, Erzurum Çifte Minareli Medrese, Yakutiye Medresesi ilk anda sayılabilir.
Yukarıda sıraladığımız bütün eserler, vakıftır. Anadolu'da ilk Türk vakfı; Bizans Döneminde çeşitli akınlarla Erzurum'un Pasinler mevkiine yerleşen Türkler tarafından 440 H./ 1048 M. tarihinde Seyyid Hilil Gucudivânî tarafından kurulmuş olup, vakıflar, Selçukluları Döneminde Vakıflar hızla gelişmiş, Osmanlı Döneminde ise müesseseleşmiştir.
* * *
Selçuklu Sultanı tarafından Domaniç Yaylasına uç beyi olarak gönderilen ve kendisine tuğ, alem ve tabl verilen Osman Gazi; Osmanlı Devleti'nin 1299 tarihine tarih sahnesine çıkardıktan sonra, kısa sürede adaleti, ahi ruhu ve çalışkanlığı, çeşitli din ve dile mensup kavimlere hoşgörüsü sayesinde kısa sürede gelişmiş, Balkanlara, daha sonra Viyana varoşlarına ulaşmış, 621 sene üç kıt'aya hükmetmiş, cihan İmparatorluklarından biridir.
Devlet; yerel yönetimleri mahalli idarelere, yani vakıflara bırakarak bürokrasi ile uğraşmamış, büyük projelere yönelmiş, merkezî yönetim fütühatla uğraşmış, böylece sınırlar, Viyana'dan Basra Körfezine, Kırım'dan Kuzey Afrıka kıyılarına kadar ulaşmıştır.
Osmanlı Devleti, bir krallık gibi yönetilmemiş, Divan-ı Hümâyûn bir meclis gibi çalışmış, Şeyhülislâmlık makamı Anayasa Mahkemesi gibi fetvalar vermiş, kararlar alınan fetvadan sonra " İrade-i Aliye " yanı Padişah tarafından bir fermanla onaylanarak, yürürlüğe konmuştur. Ayrıca, dünyadaki Roma-Cermen ve İngiltere İmparatorluğu'nun aksine, Osmanlı İmparatorluğu; eğemenliği altındaki ulusları ezmemiş,büyük serbestiyet tanımış, onları sömürmemiş, hukuka saygı göstermiş, ırk, dil ve mezhep ayrılıklarına karışmayarak, büyük bir toleransla tebasını yönetmiş, üstelik Anadolu'yu bir nev'î soyarak, vergileri tahsil ederek, Balkanlara, Orta'Doğu'ya hizmetler götürmüş, bu toprakları imâr ve ihya etmiştir.
Fatih Sultan Mehmed İstanbul'un fethinen sonra, Batılıların 1948 yılında kabul ettiği "İnsan Hakları Beyannamesi"'ni 1453 yılında ilân etmiştir. Ayrıca 28 Mayıs 1463 tarihinde Milodraz'a yazdırılan, ve aslı Bosna-Hersek Fojnica şehri Fransisken Katolik Kilisesi'nde olan Ahidnâmesini günümüz türkçesi ile aşağıya alıyoruz :
Murad Han'ın oğlu Mehmed, Daima Muzaffer

( Tuğra)
Ben, Fatih Sultan Han, bütün dünyaya ilân ediyorum ki; kendilerine bu Padişah Fermanı verilen Bosnalı Fransiskenler himâyem altındadır ve emrediyorum ki:
Hiç kimse ne bu adı geçen insanları ne de onların kiliselerini rahatsız etmesin ve zarar vermesinler. İmparatorluğumda huzur içinde yaşasınlar ve bu göçmen durumuna düşen insanlar özgür ve güvenlik içerisinde yaşasınlar. İmparatorluğumdaki tüm memleketlere dönüp korkusuzca kendi manastırlarına yerleşsinler.
Ne Padişahlık eşrafından, ne vezirlerden veya memurlardan, ne hizmetârlarımdan, ne de İmparatorluk vatandaşlarından hiç kimse, bu insanların onurunu kırmayacak ve onlara zarar vermeyecek.
Hiç kimse bu insanların hayatlarına, mallarına ve kiliselerine saldırmasın, hor görmesin veya tehlikeye atmasın. Hatta bu insanlar başka ülkelerden devletime birisini getirirse onlar da aynı haklara sahiptir.
Bu Padişah Fermanını ilân ederek burada yerlerin, göklerin yaratıcısı ve efendisi Allah, Allah'ın elçisi aziz Peygamberimiz Muhammed ve 124 bin peygamber ile kuşandığım kılıç adına yemin ediyorum ki; emrime uyarak bana sadık kaldıkları sürece tebâamdan hiç kimse bu fermanda yazılanların aksini yapmayacaktır ( ).
XXI. yüzyıla girerken Bosna-Hersek ve Kosova'da Batının çifte standartı, idareler arasındaki farkı gözler önüne sergilenmektedir. Dünya milletlerinin Osmanlı Devleti'nin kuruluşının 700. yıldönümünde tarihden alacakları çok dersler bulunmaktadır.
Diğer bir husus da egemenliği altında bulunan topraklarda, geniş vakıflar kurarak, mahallinden yönetim ile halkın sosyo-kültürel ihtiyacını gidermiş, sosyal patlamaları da önlemiştir.

Osmanlı Devleti'nde hemen hemen bütün Padişahların vakıfları bulunmaktadır. Sultan Orhangazi'den Sultan Reşad'a kadar bütün padişahların vakıfları bulunmaktadır. Devletin kuruluş süreci olduğu ve henüz topraklar genişlemediği için Osman Gazi'nin vakfı yoktur. Diğer Osmanlı Padişahları da kısa süre Padişahlık yaptığı, vakıf yapmaya fırsat bulamadıkları için Genç Osman, II.Süleyman, I.İbrahim, II.Ahmed, Abdülaziz, V.Murad ve Vahdettin'in vakıflarına rastlamıyoruz.
Sultan I. Murad; Edirne Eski Cami ve yanında bulunan bedesteni yaptırmış; Yıldırım Bayezıd Bursa Külliyesini 1399'da inşa ettirmiş; Çelebi Sultan Mehmed Merzifon'da ve Söğüt'de birer cami; II. Murad, Edirne'de mihrabının çinileriyle ünlü Muradiye Camisi, Üç Şerefeli Cami, Merzifon'da bir medrese, hamam; Fatih Sultan Mehmed, İstanbul Fatih ve Eyüp'de birer külliye, Saraybosna'da ve Travnik'de cami ; II. Bayezıd Amasya, Edirne ve İstanbul'da birer külliye, Vişegrad'da cami ; Yavuz Sultan Selim İstanbul-Çarşamba'da bir külliye; Kanuni Sultan Süleyman İstanbul'da iki külliye, Büyükçekmecede bir külliye, Orta'Doğu kervan ve haç yolunun stratejik mevkisi olan Hatay-Belen'de bir külliye, Haramidere, Küçükçekmece, Büyükçekmece, Silivri, Lüleburgaz köprüleri ; II. Selim Edirne'de bir külliye, Konya'da bir cami, Konya-Karapınar'da bir külliye; Sultan III.Ahmed İstanbul'da bir külliye; III. Mustafa İstanbul'da iki külliye inşa ettirmişler ; I.Abdülhamit, II.Mahmud, Abdülmecit cami yaptırarak insanlık hizmetine sumuşlar, ayrıca inşa ettirdikleri eserlerin idamesi için de vakıf kurarak gelir getirici şahsî mülklerini bizlere emanet etmişlerdir.

Sokollu Mehmed Paşa ise ; İstanbul-Kumkapı'da bir külliye, Azapkapıda bir cami, Hac yolunun güvenliği için Hatay-Payas'da büyük bir külliye, Edirne'de hamam, Edirne-Havsa'da bir küllüye, Lüleburgaz'da bir külliye inşa ettirmiş, personeli ve hizmetleri için vakıf tesis ederek gelir getirici akarları bırakarak insanlığa emanet etmişdir.
Merzifonlu Kara Mustafa Paşa ise, insanlara ve sanata karşı duyduğu aşırı hassasiyet sebebiyle II. Viyana kuşatmasında şehri alamamış, bedelini başı ile ödemiştir. Kara Mustafa Paşa, İstanbul'da bir medrese, Merzifon'da bir külliye, Kayseri-İncesu'da bir külliyeyi şahsi parası ile inşa ettirerek halkın hizmetine sunmuştur.
Kanuni Döneminin Sadrazamlarından Damat Rüstem Paşa; İstanbul Eminönünde çinili bir cami, Cagaloğlu'nda bir han, Van'da bir cami, Edirne ve Konya-Ereğli'de Kervansaray yaptırarak vakfetmiş, ayrıca gelir getirici emlaklar bırakmıştır.
Mihrimah Sultan, Atik Valde veya diğer adıyla Nurbânu Sultan, Mihrişah Sultan, Turhan Valide Sultan, Gülnuş Emetullah Valde Sultan, Bezm-i Alem Valide Sultan v.d. külliyeler inşa ettirmiş; Hürrem Sultan Hamam ve Dar'üşşifa, Esma Sultan. Hatice Sultan, Beyhan Sultan Çeşmeler yaptırarak vakfetmişler, ebediyete kadar idamesi için de yine gelir getirici mülkleri bizlere emanet etmişlerdir.
Sultan II.Bayezıd'ın kızı Selçuk Hatun'dan torunu olan Gazi Hüsrev Bey Bosna'da Hüsrev Bey Cami, medrese, taş han, hamam, Kütüphane yaptırmış olup; eski Yugoslavya genelindeki vakıf eserlerin sayısı Evliya Çelebiye göre 6.941'e ulaşmıştır. 1528-1531 ve 1567-1568 tarihli Tapu Tahrir Defterlerine göre Saraybosna'da 95 adet vakıf kayıtlıdır.
Ayrıca Şeyhülislâm, Sadrazam, Vezir, Beylerbeyi, Paşa, Bey, Ağa, Harem Ağası, Çeşnigirbaşı, Hazinedar, Defterdar v.b. gibi ünvanlar ile zenginler, sade vatandaşlar malî imkânlarına göre çeşitli vakıflar tesis ederek insanlık hizmetine sunmuşlar, bazıları da sadece nakit para vakfederek, onu onbirbuçuk hesabı ile zor durumdaki vatandaşlara borç para sağlamışlar ve bu paralar zamanla mazbut vakıflar arasına
alınarak, kuruluş kanunu 1913 yılında yayınlanan, ancak Balkan Savaşı neticesi gerçekleşemeyen,1954 yılında kurulan Türkiye Vakıflar Bankası'nın ana sermayesinin temelini oluşturmuştur.
Balkan Savaşları ile 99 Harbinde Kafkaslardan, anayurda dönen
göçmen vatandaşlarımız vakıf çiftliklerine yerleştirilmiş,İstanbul'daki tarihî Ok Meydanı da bundan nasibini almıştır.
Selçuklu ve Osmanlı Dönemlerinde kurulan vakıflar, vakfiyelerinde de belirtildiği gibi; zamanın hâkimi olan kadıların huzurunda, şahitler önünde şifahi veya yazılı olarak belirtilir. Kadı, islâmî kurallara göre vakfın kurulması gerekliliğine inanırsa, hüküm vererek vakfı tescil eder, vakıfın idaresi için mallarını, vakfiyelerinde öngörülen mütevellilere teslim ederek, vakıf faaliyetine başlardı.
Padişah, Sadrazam ve Vezirlerin mütevelliliğini ekseriyetle sarayda güvenilen kişilere vaya Hazineye verilirdi. Dolayısıyla bir
Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi'nde bugün Vakıf
isimleriyle ilgili olarak 41.925 kayıt bulunmakta olup, sadece İstanbul'da ait 7.965 isim bulunmaktadır. Bunların % 10'unu mükerrer kabul etsek bile, kırkbinin üzerinde bir isim zinciri bulunmaktadır. Hurufat kayıtları, Başbakanlık Arşivi'nde bulunan 180 çuval içindeki tasnif edilmemiş muhasebe kayıtları, Millî Kütüphanede bulunan Şer'i Siciller, İstanbul Müftülüğünde bulunan Şeyhüğlislâmlık kayıtları dikkate alındığında karşımıza 100.000'in altına inmeyecek bir rakkam ile karşılaşmak mümkündür.
Osmanlı Devleti'nin 700.Kuruluş Yıldönümünde; söz konusu vakıflar bilgisayara girilmeye başlanmış, onbin civarında belge, elektronik ortama aktarılmış olup, Baibakanlık Osmanlı Arşivi'ne verilen imkânların 1/4'ü Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi'ne verildiği takdirde 3-5 sene içinde sorunlar çözülmüş olacaktır.
*
* *
1448 yılında Çorlu civarında, Dimetoka'da Gülbahar Valide Sultan'dan dünyaya gelen Sultan II. Bayezıd'ın babası Fatih Sultan Mehmed olup, 1457-1481 yıllarında Amasya'da Valilik yapmıştır. Bu bakımdan Amasya'ya ayrı bir sevgisi vardır. 4 Mayıs 1481 tarihinde, 33 yaşında tahta geçen Padişah, 31 yıl saltanat sürdükten sonra oğlu Yavuz Sultan Selim için tahtından feragat etmiş veya indirilmiş; bundan sonraki hayatını devam ettirmek üzere 26 Mayıs 1512'de Dimetoka'ya giderken doğum yeri olan Çorlu'da bir ihtimale göre zehirlenerek (?) intihar etmiştir. İstanbul'da kendi adına inşa ettirdiği külliye'de Cami mihrabı önündeki türbesine gömülmüştür. Vakfiyesindeki vasiyeti ise; Eyüp'de Eyyub-i Ensarî türbesi civarına gömülmesini istemiş ve Gök kubbe ile cesedi arasına topraktan başka birşey girmesini istememiştir.Sultan II. Bayezıd'ın Sofu, Velî mahlâsı vardır.
10. Osmanlı Padişahı, Sultan II. Bayezıd'ın; İstanbul Bayezıd, Edirne ve Amasya Külliyeleri ile Bursa Kapanhan ve Mescidi, etrafındaki dükkânlara ait vakfiyeleri, İstanbul Külliyesi için vakfettiği geniş emlâkin hudutnâmesi Vakıflar Genel Müdürlüğü Kültür ve Tescil Dairesi Başkanlığı Arşivi'nde muhafaza edilmektedir.

Orijinal, yazma Vakfiyeler Arşiv'de K.33 ; K.68; K.127; K.128; K.129; K.130 ; K.131 ve K.185 numarada kayıtlıdır. Arşiv Kütüklerinde vakfiye ve hudutnâmelerinin istinsah kopyaları da ayrıca mevcuttur. Bunlar ; Vakfiyesi 2113. numaralı defterin 195 sahife 33. sırası- 2148. numaralı defterin 1-40 sahifelerinde; Edirne'deki hayratı, 2113 numaralı defterin 106 sahife 26. sıra- 2148.defterin 59-82. sahifelerinde; 901 tarihli Amasya Külliyesi vakfiyesi 2113. numaralı defterin 179 sahife 32. sırasında; İstanbul'daki vakfına ait 911 tarihli arapca hududnâme 2113.numaralı defterin 216 sıra, 34. sırası ile-2148 numaralı defterin 179-202. sayfaları arasında kayıtlıdır. Bunların yanısıra; K.68 numaralı eser, istinsah kopyadır. Cildi orijinal değildir. Mütevelliden Arşivimize intikal etmiş olabilir.
Ekseriyetinin zahriye sayfaları Anadolu Selçuklu uslubunu devam ettirmekte olup, lacivert, koyu mavi , yaldız gibi renkler kullanılmış, rumîlerle bezenmiştir. Bazılarında Sultan II. Bayezıd'ın yaldız ve kontürle çizilmiş tuğrası da bulunmaktadır.

Vakfiyeler 892-901-911 H./1487, 1496-1505 tarihlerinde tesis edilmiştir. Bu eserlerde; vakıfların yaşatılması için II. Bayezıd tarafından gayrimenkuller bırakıldıktan sonra, cami-imaret-dar'üşşifa görevlileri, tahsildarlar, kontrolörler, suyolcuları, tamirciler, alacakları ücretler, imarette kullanılacak gıda maddeleri, miktarı ve yıllık tutarları, aşcıları ücreti,günlük kullanılacak koyun eti miktarı, ekmeğin pişdikten sonraki gramajı, kullanılacak odun miktarı, hafızların okuyacağı dûalara yer verilir.

Hergün hatim indirmek üzere külliyelerindeki görevliler hariç ayrıca 95 hafızın görevlendirilmesi, ile her yıl vakfın artan parasından hacca gitmiş bir kişinin vâkıf adına hacca gönderilmesi şartı; Sofu Bayezıd veya Bayezıd-ı Velî olarak tanımlanan Padişah'ın bu lâkabı yakıştırma olmadığını göstermesi açısından dikkate şâyandır.
911 H. tarihli İstanbul külliyesi ile ilgili vakfiyesi sonuna, eserin tamamının İstanbulî kağıda tek hattat tarafından 8 cüz, 77 varak ve 1356 satır halinde yazıldığının açıkca belirtilmesin, diğer vakfiyelerde örneklerini göremiyoruz. II. Bayezıd'ın Vakfiyeleri, devrin edebî dili olan arapca ile yazılmiştir.

İstanbul Bayezıt Külliyesi ilk Vakıf Mütevellisi Vezir Mustafa Paşa'dır. Yıllık talebe yekûnu olan 30 Kur'an-ı Kerim öğrencisinin yılda iki defa giydirilmesi, öğrencilerin imaretten yemek yemesinin şart koşulması, öğrenci yetiştirlmesine verilen önemi göstermektedir. Ayrıca Selanik Bezezistan'ının ve bugün meskûn mahal olan Beşiktaş, Moda, Fenerbahçe Trabya, İstinye, Yeşilköy, Büyükçekmece, Küçükçekmece, Yarımburgaz, Kumburgaz ile Alibeyköy'ün tamamının Beyazıt vakfı olduğu anlaşılmaktadır.
Sultan II. Bayezıd vakfiyeleri; gerek tezyinat, gerekse kültür tarihimiz için önemli arşiv belgeleri arasındadır.

Şimdi bunları sırası ile inceleyelim :
K.33 NUMARALI ESER :
Cemaziyel evvel 901 H./ Ocak 1486 tarihli Amasya II.Bayezıd'ın arapca vakfiyesinin Osmanlıca tercümesidir. Bu vakfiye aynı zamanda, Vakıflar Genel Müdürlüğü Kültür ve Tescil Dairesi Başkanlığı Arşivi'inde 2113 numaralı Defterin 179. sayfası 32. sırasına kayıtlıdır. Yeni harflerle tercümesi ise, 2148 numaralı Defterin 84 -113. sayfaları arasında bulunmaktadır.
Eser ebrulu ciltli olup, 317 x 110 mm. ebadındadır. Her sayfanın 250 x 74 mm.lik alanı mıstarlanmış olup, her sayfasında 19 satır bulunan eser 111 sayfadan ibarettir. Ancak mıstar alanı hattat tarafından kenarlarda bazen yer yer taşdığı görülmektedir.
Vakfiyenin başında bulunan tasdik mühürü Abdullah Hamdi'ye ait olup, mührün hâkkâkı Mehmed Efendidir. Mühürde:

"İlim ve ameli ferah,
Ey bi Hakk'ı bari Hüdâ " yazısı okunmaktadır. Eserin sonunda da aynı şahsın mühürü bulunmaktadır. Tezyinat bulunmamaktadır. Metin cetvel içine de alınmamıştır.
K.33 numaralı eser, metin yönünden, 903/ Şubat 1498 tarihli
hududnâme haric K.127 numaralı eserle aynıdır.
K.68 NUMARALI ESER :

Orijinal olmayan cilt,değişmiş ve ayrica tamir görmüştür.
235 x 156 mm. ebadındaki eserin yazı alanı 170 x 77 mm.dir. Herhangi bir tezyinatı olmayan eserin her sayfasında 9 satır bulunmakta olup, 89. sayfada 901 Cemaziyelevvel ortaları, yani Ocak 1496 tarihi okunmakta ve Amasya II.Bayezıd Vakfiyesi 90. sayfada tamamlanmaktadır.
K.68 numaralı eserin 92. sayfasında Hududnâme başlar, 229.sayfada sona erer. Yazı alanı yine 170 x 77 mm.dir. Gurre-i Recep 903 / Şubat 1498 tarihlidir. Osmanlıca olan eserin sonunda Amasya Naib Vekili Ahmed Sıdkı'nın mührü bulunmaktadır. Ahmed Sıdkı Efendi'nin yaşadığı devir tesbit edildiği takdirde, vakiyenin istinsah tarihi ortaya çıkacaktır. Bizim kanaatimizce geç tarihlidir. Mütevelliden Arşivimize intikal etmiş olabilir.
K. 127 NUMARALI ESER :
Meşin, koyu kahverengi ciltli olan eser tamir görmüş olup, 290 x 122 mm. ebadındadır. Şemselidir. Sarımsı aharlı yerli kağıda yazılmıştır. Yazı alanı 61 x 205 mm. dir. Yazı alanı cetvellidir.
Her sayfada 11 satır bulumaktadır. Eserin tamamı 309 sayfadan ibarettir.
1 b varağı tezyin edilmiş olup, Selçuklu geleneğini yansıtır. Dikdörgen şeklindeki tezyinî alanı 68 x 61 mm.dir. Tezyinî alan üç ana grubada mütalaa edilebilir.

Birinci grup da tığlar bulunmakta olup, kenarlardaki yarım tığları da sayacak olursak, 18 mm. boyunda lâcivert 9 tığ vardır. Hepsi tek hizada olup, yükselti yoktur.
İkinci grupta; dikdörtgen lacivert zemin üzerinde sarı yaldız ve beyaz rozetler,ince yaldız kontürlerle yanlarda yarım, ortada üç mukarnasa benzer motifler içine yerleştirilmiştir. Yaldız rozetlerin içinde yeşil renkte göbek ve yaylar bulunmakta , sanki bir gülü andırmaktadır.
Üçüncü grup ise,başlık mahiyetindedir. Bir su ile çerçevelenen diktörtgen alanın içi lâcivert zemin üzerinde sarı yaldızla yapılmış oval kartuş içinde beyaz renkli besmele ve etrafı rumî ve hataîlerle bezenmiştir. Çok ufak olan hataî ve rumîler kırmızı, yeşil renklerle gölge verilmeye çalışılmıştır.
Bu tezyinatın altında 8 satır halinde dûa ve övgü cümleleri yer alır. Diğer yazı alanları 195 x 61 mm.lik bir cetvel içinde her sayfada 11 satır halinde vakfiye yer alır.
5a varağında Sultan II. Bayezıd'ın yaldız ve kontürle çizilmiş tuğrası bulunur. Tuğranın içinde bulunan geçmelerden bazılarının zemini lâcicertle doldurulmuştur. Altında vakfiyenin doğru ve meşruluğuna dair Anadolu ve Rumeli Kazaskerlerinin tasdiki vardır.
Daha sonra II. Bayezıd'ın Amasya Vakfiyesi devam eder . Vakfiye 901/Şubat 1496 tarihlidir. 118 sayfada yer alır. Vakfiye 120. sayfada sona erer.
K.127 numaralı eserin 129. sayfasında Hududnâme başlar, başlangıç tezhiplidir. 226 x 60 mm.lik cetvelli alan içinde 50 x 60 mm.lik alanda tezhip bulunmaktadır. Sultan II. Bayazıd'ın diğer eserlerinin aksine, 30 mm.lik tığ yeri olmasına rağmen, tığlar yapılmamıştır.
Lacivert zemin üzerine yaldızla rumî, narçiçeği ve açık mavi ile hataî motifleri vardır.Alt kısmı ince koyu camgöbeği bir çerçeve dolaşır. Bu çerçeve üzerinde (+) ve nokta işaretleri siyah renkle yapılmıştır. Camgöbeği çerçeve içi lacivert zeminli olup üzerinde narçiçeği, açık mavi hataîler bulunmaktadır. Ortada bulunan rozet ise;
yine varak yaldız zemin üzerinde besmele, grimsi siyah tonla yazılmıştır. Besmelenin etrafı, koyu camgöbeği rumî ve hataîlerle bezenmiştir.
131.sayfada Sultan II. Bayezıd'ın tuğrası ile Anadolu ve Rumeli Kazaskerlerinin tasdiki vardır. Hududnâme'de cetvelli sayfa alanı 290 x 124 mm. dir. 309. Gurre-i Recep 903 tarihi kayıtlı olup aynı sayfada Hududnâme sona erer.
K.128 NUMARALI ESER:
Orijinal, kahverengi,şemseli, meşin ciltli eser, 256 x 170 mm ebadındadır. İlk sayfası tezhibli olup, cetvelli alan 165 x 82 mm, tezhip alanı ise, 67 x 82 mm. dir. Üstte 12 mm. boyunda iki tığ, bunların ortasındaise 6 mm. boyunda bir tığ daha vardır. Yanlarda, cetvele yapışık yarımşar tığ bulunmaktadır.
Simetrinin ve lacivert rengin hâkim olduğu tezhipde; dikkat çeken kısım ortadaki, lacivert zemin üzerindeki beyaz besmeledir. Sütbeyazı-kar rengi Bismillahirrahmanirrahim yazısı etrafında açık pembe bitkisel motifler bulunmaktadır. Yaldız zemin üzerinde koyu mavi renkten açık mavi renge dönüşen çiçekler bulunur. Lacivert zemindeki hataîler yaldızla yapılmış olup, ince siyah kontürleri vardır. Köşelerde ve orta kenarlarda beyazkar taneleri bulunur. Koyu kahverengi minik kartuşlar da vardır.
4b varağında Sultan II. Bayezıd'ın tuğrası bulunur, altında ise, Anadolu Kazaskeri Mahmud Şeyh Mehmed el-Asî'nin şerî tasdiki vardır. 180. sayfada 911 Cemaziyel ahir 911 / 1505 tarihi bulunur. 182. sayfada vakfiye sona erer. Sayfa altı; sade, simetrik hataî ve çin bulutu motifi ile doldurulmuştur.
183.sayfadan 196.sayfaya kadar olan kısım boştur.
197.sayfada Hududname başlar. Tezhibi vardır. 168 x 82 mm.lik cetvelli alanda 65 x 82 mm. tezhip yer alır. Yanlardaki yarımşar tığ hariç, ortada 16 mm. boyunda üç tığ vardır. Besmelenin bulunduğu madalyonun zemini varak yaldızda dişi bırakılmış olup, besmele ahar renginde görülmektedir.Ayrıca siyah kontürleri vardır. Besmele etrafına siyah renkte hataîler konmuştur. Etrafında bulunan lacivert zemin üzerinde, diğer tezhiplerde gördüğümüz rumî ve hataî motifleri yine yeralmıştır.
199. sayfada Padişah'ın yaldızlı tuğrası bulunmakta; altında ve yanında ise, şer'an muvafık bulunduğuna dair tasdik yer almaktadır.
Her sayfada 9 satır bulunan hududnâmenin cetvelli alanı 156 x 82 mm. dir. Eser 314. sayfada sona erer. Tarih yoktur.
K.128 numaralı eser ile K. 129 numaralı eserler aynıdır. Sadece tezhipleri farklıdır. İkisi de Osmanlıcadır. Bunlarla da metin olarak aynı, ancak dil yönünden arapca olan eserler K.130 ve K.131. dir.
K.129 NUMARALI ESER :
256 x 166 mm. ebadında olan eser, orijinal ciltlidir. 1 b varağı tezyinatlıdır. Tezyinatla birlikte cetvelli alan 182 x 80 mm.dir. Tezhip, 83 x 80 mm.lik yer kaplar. ortada beş tığ vardır. Yanlarda ise, yarımşar tığ yer alır. Lacivert ve yaldızın egemen olduğu tezhip, K. 127 numaralı eserin ilk tezhibine benzer. Yalnız ortada yer alan besmele yaldız zemin üzerine yazılmıştır. Pembemsi kırmızı, beyaz, açık mavi renklerden yapılan çiçekler; sade, yeşil dallar ve yapraklar fazlaca göze batmayacak inceliklerde yapılmışlardır. İlk sayfada beş satırlık metin vardır. Metin Osmanlıcadır.
7.sayfada tuğra yer alır. Metinde cetvelli alan 157 x 79 mm.dir. Her sayfada sekiz satır yer alır.


180. sayfada Cemaziyel ula, 911 /1505 tarihi vardır. 182. sayfada vakfiye sona erer. 183-200. sayfalar boş bırakılmıştır.
201. Sayfada yine Hududnâme başlar. tezhiplidir. 170 x 81 mm. cetvelli alanda 73 x 81 mm. tezhip yer kaplar. Ortada 29 mm. yüksekliğinde beş tığ yer alır. yanlarda ise, dikey cetvele yapışık yarımşar tığ vardır. Yaldız zemin üzerine siyah kontürlerle besmele yazılmıştır.

Kartuşların etrafında açık yeşil bir kontür dolaşır. Hakim renk, lacivert ve yaldızdır. kiremidî, siyah, uçuk mavi ile çiçek yapılmıştır.

203. sayfada Padişah'ın tuğrası vardır. 339. sayfada eser sona erer. Tarih konmamıştır.
K.130 NUMARALI ESER :
255 X 173 mm. ebadındaki vakfiye; arapca olarak kaleme alınmıştır. İstanbulî kağıta tek hattat tarafından 1356 satır halinde yazılmıştır.
Eser; vakfiyenin sonundaki arapca metne göre:" sekiz cüz olup her cüz beş kaimdir. Her kaim iki varaktır. Her varakta dokuz satır bulunur. 1. cüzün 8 varakası yazılıdır. İlk varakada 6 satır vardır. Tevkiî Sultanî yazılı varakada bir sayfa vardır. 8.Cüzde 8 varaka yazılıdır. 9. cüzde 1 varaka yazılıdır. Yazılı varakların tamamı77 varakadır. Baştaki Elhamdülillâh'dan sonra tarih satırına kadar
1356 satırdır. Aralarında fasıl yoktur. Kağıtların hepsi İstanbulî'dir. Tek hattat tarafından yazmıştır. " ibaresi vardır.
İlk mütevelli, Vezir Abdülhay oğlu Mustafa Paşa'dır.
Eserin cildi, meşin olup, orijinaldir. Şemsesi vardır. 1 b varağı tezhiplidir. altun cetvel 171 x 84 mm. ebadındadır. Tezhip alanı 68 x 84 mm. dir. tezhip altında altı satır yazı bulunur.
Ortada beş adet 16 mm. yüksekliğinde tığ bulunmaktadır. Yanlarda
ise, yine yarısı görülen birer tığ görülür. Lacivert ve altın yaldız zemin üzerinde ; narçiçeği, açık yeşil, açık mavi renkli hataîlerle süslenen Sultan II. Bayezıd'ın Vakfiyesi tezhibinin ortasi, diğer nüshalarda olduğu gibi besmele yer alır. Besmele, yer yer parlatılmış varak altun zemin üzerinde beyaz renkte olup kontürleri yoktur. Ancak, açık-koyu yeşil, renklerde hataîler ile süslenmiştir.

Besmelenin etrafı, yine lacivert zemindir. Lacivert zemin üzerinde sağda ve solda iki kartuş, yukarıda üç nişimsî varak altun zemin bulunmaktadır. Bu zeminler üzerinde; açık mavi, açık pembe, narçiçeği, açık yeşil, koyu yeşil renklerde hataîler bulunmaktadır.
Tezhibin genel şeması, K. 127 ile sadece besmele ile zemini hariç büyük benzerlik gösterir.
Eserin 7. sayfasında yine Sultan'ın tuğrası bulunur ve şer'î tasdik Anadolu Kazaskeri Mahmud bin Şeyh Mehmed el - Gazi tarafından yapılmıştır. Her sayfada 9 satır bulunmaktadır. 148. sayfanın son satırında ise , tarih olarak 911 Cemaziyel Ulâ göze çarpar. 150. sayfada eser sona erer.
153. sayfada Hududnâme tezhiple başlar. 164 x 83 mm.lik cetvelli alan içinde 63 x 83 mm.lik tezhip görülür. Tezhipte kartuşların şekli küçülmüş, besmelenin bulunduğu kartuş büyümüş, hataî ve rumîler sıklaşmıştır. Besmele yine beyaz renkte dişi bırakılmış, etrafı kontürle çevrelenmiş, etrafına yeşil hataîler konmuştur. Besmelenin bulunduğu alan ki esas tezhip alanıdır, bunun etrafı mavi zincirekle çevrilmiştir. Üstte yine beş tığ olup, tığlar 17 mm. inmiştir. Aralarında yine ufak tığlar vardır. Tığların altında varak altunla üç adet ters lâle veya kandil motifi görülür. Narçiçeği , açık mavi,uçuk pembe ve açık yeşil renklerdeki çiçekler, lacivert ve altun yaldız zemin üzerinde kullanılmıştır. Yer yer, rumî kenarlarında siyah renge yer verilmiştir.

Tezhip altında altı satır metin bulunmaktadır. Tezhibin bulunduğu 153. sayfa ile 154. sayfa karşılıklı olup, 154. sayfada yine Padişah'ın tuğrası yer alır.

Hududnâme 276. sayfada son bulur. Tarih bulunmasına rağmen günü hakkında bilgi yazılmamıştır. Eserin sonu olan şahitler bölümü sadece burada ve bu eserde yer alır :

Mevlânâ Kasım ibni Abdülhayyilemin , Mevlânâ Kasım İbni Muhammed es-şehid bedke Kadıoğlu, Mevlânâ Kasım ibni Abdülhayyi Katib-i Hazel kitab, Muhammed bin şah Muhammed, Ali bin Nezirullah, Veyis bin Murad Han.

Şahitlerin isminden, eserin hattatının Mevlânâ Kasım ibni nAbdülyyi olduğu ortaya çıkmaktadır.

K. 131 NUMARALI ESER :
257 x 178 mm. ebadındaki eser,orijinal meşin ciltli olup, şemselidir.

2. sayfa tezhiplidir. 157 x 83 mm.lik cetvelli alan içinde tezhip 65 x 83 mm. yer kaplar. Tezhip altında yine 6 satır metin bulunur. tezhibi K. 130 ile fazla bir değişiklik göstermez.Kullanılan renkler aynıdır. Ancak kartuşların büyüklükleri farklıdır. Besmele yine zeminde dişi bırakılmış olup, etrafı kontürlerle belirlenmiştir. Tığlar 16 mm. düşmüştür.
8. sayfada yine tuğra vardır. Her sayfada yine 9 satır yazı bulunur.152. sayfada 911 Cemaziyel Ulâ tarihi vardır. 155. sayfada eser sona erer.

162-163. satfa karşılıklı olup, 162. sayfa tezhiplidir. 163. sayfada tuğra vardır. Tezhip, 152 x 84 mm.lik alan içinde 68x84 mm. lik yer alır. Tığlar 15 mm.dir ve sayısı dörte düşmüştür. Tezhip K.129. numaralı eserin ilk tezyinatı varyasyonudur.
Her sayfada yine 9 satır hat bulunmaktadır.
271. sayfada tarih ile eser sona erer. Ancak sadece tarih vardır ay gün yazılmamıştır. 130. numaralı eserin hattı ile aynıdır.
K. 185 NUMARALI ESER :
291 X 132 mm. ebadlı eser, 205 x 64 mm.lik cetvel içinde tezhip 80 x 64 mm. yer kaplar. Diğer eserler gibi, devrin renkleri olan varak altun, lacivert gibi çarpıcı renkler kullanılmamış, sanki XVIII.
asır eserleri gibi pastel renkler kullanılmıştır. Hataî ve rumîler kullanılmıştır. İlk sayfanın altında yedi satır bulunur. Diğer sayfalarda 11 satır olup, cetvel alanları 197 x 66 mm. dir.
103 sayfa olan eser, 892 Cemaziyelahir / 1486 Haziran tarihlidir. Dili, Osmanlıcadır.
911 TARİHLİ VAKFİYEDE YER ALAN HUSUSLAR:
İlk husus Sultan II. Bayezıd'ın vefat vukuunda gömüleceği yer ve
türbesi ile ilğili vasıyetidir. Cesedi; islâmi geleneklere ve dini inançlara uymak kaydıyle Eyyub-i Ensari Hazretleri Türbesi civarına defnolunacaktır. Defnolunacak yer, şer'an ölü defnetmeğe caiz bir yer olacaktır. kabri üzerine kubbe ve bulutla kabri arasına girecek herhangi bir bina veya başka bir şey yapılmayacaktır. Belki üzerine toprak çekilecek ve işi Allah'a bırakılacaktır.


İkinci husus; İstanbul'da Darüssaade yakınındaki yaptırdığı külliyesi, yani; camisi, fakir ve yetim çocuklar için mektebi, aynı civardaki imareti ile ilgilidir.

Bunların idamesi için çeşitli araziler vakfetmiş olup, bugün için çok önemli olanlar şunlardır :

Beşiktaş, İstinye, Boğazkesen Kalesi, Tarabya, Sarıyer, Fener, Yarımburgaz, Moda, Halkapınar, Kumburgaz, Ayazağa, Ayastafanos ( Yeşilköy) Büyükçekmece, Küçükçekmece, Alibeyköy, Kağıthane, İstanbul surları içinde Edirne kapusu diye maruf olan kapu yakınında Yenibahçe adıyla bilinen bahçenin tamamı, Siroz kasabasında iki köy; Selânik kalesindeki Bezazistan ve bunu çeviren 113 dükkân,485 dükkân arsası, bir han, Yenihamam, Eski hamam ( Medrese Hamamı) ,Şengül hamamı, diğer bir eski hamam, Edirne'de Hısın dalilinde Yemiş Kapanı Kervansarayı denen Han, Sultan II. Bayezıd'ın İstanbul külliyesine vakfedilmiştir. Yukarıda belirtilen yerler de dahil olmak üzere 201 parça köy veya mezra vakfedilmiştir.

Görevliler ve vakiye şartları ile ilğili konulara zaman darlığından girmiyorum. İlk mütevelli Vezir MustafaPaşa bini Abdülhay'dır.
892 CEMAZİYELAHİR /1487 TARİHLİ EDİRNE HAYRATI İLE İLGİLİ
VAKFİYE:
Edirne'de inşa ettirmiş olduğucami, medrese, Darü'şşifa, köprü ve müştemelâtıyla birlikte imaret'in devamı için özetle verebileceğimiz satın alma yoluyla malîk olduğu olduğu mülkleri vakfetmiştir.
GELİRİ VAKFEDİLEN YERİN ADI GÜMÜŞ DİRHEM -------------------------------------------- ------------
Rumeli vilâyeti Süzebolu namındaki kasaba, 81.082
Silistre Livâsı, Rvandrovköyü 237
Silistre Livâsı , Çenger Köyü 5.237
Silistre Livâsı , Aya Dimitri köyü 9.150
Romanda Karyesi Çiftlğiğ -----
Silistre Livâsı , Yoros Köyü 10.803
Vize Sancağı , Kırk kenise ( Kırk Kilise-Kırklareli) 15.356
Vize Sancağı , Uğurlu Şeyh Köyü 1.843
Vize Sancağı, Ahlatlu Köyü 4.073
Vize Sancağı, Ayucekler namıdiğer Elhamd Köyü 1.956
Vize Sancağı, Dereköy 2.612
Vize Sancağı , Kuballo Köyü 1.562
Vize Sancağı, Demürcüler Köyü 272
Pravadi Kasabası 3.750
Pravadi Kazası,Kırık Köyü 2.762
Pravadi Kazası,Çaşnigir Köyü 2.084
Pravadi Kazası, Cenüklü Köyü 781
Pravadi Kazası, Karagüllü Köyü 2.759
Pravadi Kazası, Umur Karyesi Çiftliği 2.532
Gümülçine tevabiinden Meğri Köyü 28.412
Karasu Yenicesi'den İskite 18.523
Karasu Yenicesi'nden Çomaklu Köyü 4.195
Karasu Yenicesi'nden Şerafeddin namı diğer Hamitler Köyü 6.078
Karasu Yenicesi'nden Yavuklu Köyü 7.486

Karasu Yenicesi'nden Dereyurdu Mezrası 100
Karasu Yenicesi'nden Horosı Mezrası 1.000
Karasu Yenicesi, Mehmet Köyü

---Dimitoka'ya bağlı,Ulunar Köyü
3.072 Dimitoka'ya bağlı ,Karaca Halil Köyü 2.880 Dimitoka'ya bağlı Kuburçuklu

1.489 Dimitoka'ya bağlı Mustafalu Köyü 3.737 Dimitoka'ya bağlı Bayhocalu Köyü 2.658 Dimitoka'ya bağlı Lulu Köyü
4.293 Dimitoka nahiyelerinden Ağrıcan'a bağlı Sündeklü Köyü 67 Dimetoka, Helvacı Köyü

4.189 Dimetoka, İnayetlü Köyü
3.694 Fekle Nahiyesi Veledisukûn Köyü 3.038 Fekle Nahiyesi İsmail Köyü
4.957 Fekle Nahiyesi Karacasüleyman Köyü
930 Fekle Nahiyesi Evronos Köyü
907 Fekle Nahiyelerinden Aslıhan Köyü
2.985 Fekle'ye bağlı Tonuz ( Domuz ) Viranı Köyü
497 Fekle Nahiyelerinden Yörük Göçbeği
376 Fekle'ye bağlı Hasköy ile Demurciler Köyleri
2.162 Fekle Nahiyelerinden Kavaklı Köyü
2.225 Abri ve bazan Saruhanlu adıyle anılan Köy ile
Karğı Alanı Mezrası 2.004
Fekle Nahiyelerinden Sarıkarhlu Köyü 1.856
Fekle'ye bağlı Uğuralanı Köyü 480
Fekle'ye bağlı İlyascı Köyü 620
Fekle'ye bağlı Hızırağa Köyü 1.026
Edirne, İnesi Köyü 9.343
Edirne Şehabeddin Paşa Hamamı 13.333
Edirne,Saraçlar, Yaycılar, Okcular,, Demurcüler Dükkanı ile Silâhhane'nin tamamı 43.333
Edirne,Sultaniye bağları 60.000
İstanbul, Yeni Camii Kebir Yanıdaki ( Bayezıd) Hamamı 70.333
İstanbul, Balat, Yeni Hamam 20.666
İstanbul, Silâhhane yanında yapılan Yeni Hamam 5.000
İstanbul,Mollahüsrev Mescidi yakınında yapılan Yeni Hamam 20.000
Üsküdar Nahiyelerinden Aslahan Köyü 2.200
Üsküdar Nahiyelerinden Bedir Çiftliği Köyü 628
Üsküdar Nahiyelerinden Bekârî Köyü 1.919
Üsküdar Nahiyelerinden Mahmedmen Köyü 1.444
Üsküdar Nahiyelerinden Göbellü Mezrası 5.990
Çermen, Akbaşlı Köyü 6.674
Beyler Köyü 1.738
Kırşehirlü Köyü 2.431
Yüregeçe Köyü 3.065 Kazan Köyü
6.022 Lefke Köyü

4.086 Mahmutcu Köyü
2.280 Sarıturalı Köyü 3.738
----------------------------------------------------------------¬TOPLAM 551.420
Vakfiyede daha sonra, Edirne külliyesi, personel, malzeme ile ilğili bilğiler bulunmaktadır. Bu konuda Fatih Müderrisoğlu'nun geniş bir araştırması Eylül 1991'de Vakıflar Dergisi 22. sayıda yayınlanmıştır. Bu bakımdan o konulara girmiyoruz.

901/1496 TARİHLİ SULTAN II. BAYEZID'IN AMASYA KÜLLİYESİ İLE
İLGİLİ VAKFİYESİ KAPSAMI İLE İLGİLİ ÖZET BİLGİ :
Sultan II. Bayezıd'ın Amasya'da inşa ettirdiği imaret, Cami, imaret'in batısında inşa edilen medrese, doğu tarafında Sıbyan Mektebi, ve Osmancık Kal'esi hizasında Kızılırmak üzerinde inşa edilen köprü ile ilğilidir.
Eserlerin idamesi için Amasya'ya bağlı Geldiklenabad nahiyesine bağlı Boğa Köyü; İskilip Nahiyesi Şephane Köyü; Amasya- Sonusa Nahiyesine bağlı Karakuş - Ayatekli Köyü ; Samsun'a bağlı Kadıköy, Çatalarmut-Karaağaç mezrası, Saruahmedlü, Evtmuşlu, Kılıçoğlu,Ahmetlü, Nayib Ahmedlü, Karlık, Eşekcilü, Üskülü, Ağrınus, Gömüce, Balaç, Eyümce, Nemadus, Affanlı, Virvek, Buzumlu, Dereköyü, Almacık, Tencük, Karakoluk, Bacılu, Seyrancık, Kulhasanlu, Holap, Kumcağız, Ayapetri, Gölayan, Enkişi, Kızılkıran köyleri; Canik Göl Nahiyesi'nde ( Samsun¬Çarşamba-Dikbıyık- Gölceğiz ? ) Karabahçe, Güman, Güdedi, Ramazan Köyleri; Ankara'ya bağlı Uluayaş, Karakaya, Bere, Kızılöz, Demürcü, Köymağara, Çakmakcı, Baş Ayaş, Kayalar, Balcıçak, Güdül, Kesanuş, Hacılar, Körpeviran, Şapanlu, Istanos, Kırkıyın, Erkeksu, Odan, Yeregiren, Yassıviran, Virancık, Aydıncık, Ahurcuk, Kazan, Yenice, Saruayaklu Köyleri ile Saruayaklu'dan Uluayaş köylerine kadar zikrolunan bütün köyler ; Mudurnu Nahiyesine bağlı Pelut özü, Gülliviran, Dereköyler; Kastamonu Nahiyesine bağlı Geymene, Mersini, Beysaray, Kuşkara Köyleri; Sinop'a bağlı Ordu, Koğalı, Akdoğan, İstavran, Demirci, Çengi, Altıparmak, Hazinedar, Şahabeddin, Köprü, Çiftlik, Ağaçerikli, Zeytunlu, Karim, Çanlu, Avlaksekü köyleri ; Göre¬İnebolu nahiyesinde Eskir, Harfik, Boyran, Şeyh Ömerli, Eguristan, Momre, Itır, Avrek, Yoğunca, Başköy, Dengüş, Binaryos, Acıyanos, Çirçile, Pelye, Verye, Fingere, Arvalye, Karacaköyü ve çiftlikleri; Kangırı ( Çankırı ) Furgun, Aktaş, Çöki, Şabanözü köyleri ile Tuzkırı mezrası; Ankara -Kalecik'e bağlı İdris, Mart köyleri, Mamak Çiftliği, Bayezıd Çiftliği, Abdi Çiftliği, Ali Çiftliği; Karıpazarı Nahiyesi Bastık köyü, Buga köyünden Bastık Köyü'ne kadar zikrolunan bütün köylerin dağları, dereleri, vadileri, mezraları, çayırları arkları, pirinç çeltikleri,-mescitler, yollar, mezarlıklar ve hanlar müstesna tamamı Sultan II. Bayezıd tarafından şer'i hükümlere göre satın alınıp şer'i hükümlere göre Amasya'da bulunan külliyesi için vakfedilmiştir.

Sultan II. Bayezıd; vakıf gelirlerinden her sene 300 dinarı Ravza-i Şerif Hüddamına, 400 dinarı ise, Medine-i Münevvere fukarasına gönderilmesini emretmiştir.
Mütevelli ve tahsildarlar ( cabiler ) vakıf emlâklerini kiraya
verirken, rayiç bedelden fazla ücret talep edemez ve kiraları arttıramaz hükmü de vakfiyede yer almaktadır. Vakıfta çalışan personelin maaşlarını bir gün dahi geçiktirilmemesi ve vâkıfın tâyin etmiş olduğu masrafları kısıp, azaltmaması, aksi takdirde, mes'ullerin görevden alınacağı vakfiye şartlarındandır.
Personel Personel Günlük
Adedi Ünvanı Ücreti Dirhem
------------------------------------------------------
1 İmama günde 8 dirhem
1 İmâret mescidi imamına günde 8 dirhem
1 Muvakkit günde 8 dirhem

4 Müezzin ( Herbirine ) günde 4 dirhem
1 Selâ okuyucusu günde 3 dirhem
1 Muarrif günde 3 dirhem
1 Sermahfel günde 5 dirhem
9 Devirhan ( Herbirine ) günde 3 dirhem
20 Hafız (herbirine ) günde 2 dirhem
4 En'amhan (herbirine ) günde 2 dirhem
1 Hiziphan günde 2 dirhem
7 Tesbihhan günde 2 dirhem
7 Selevathan (Selevat getirici ) günde 2 dirhem
1 Kandilci günde 2 dirhem
1 İmaret şeyhi günde 10 dirhem
1 Vekilharç günde 5 dirhem
1 Kilardar günde 4 dirhem
1 Anbarcı günde 3 dirhem
2 Ferraş (herbirine) günde 3 dirhem
2 İmaret nakibi (herbirine) günde 4 dirhem
2 İmaret kayyumu ( herbirine) günde 2 dirhem
4 Ekmekci (herbirine ) günde 3 dirhem
4 Aşcı (herbirine) günde 3 dirhem
2 Kâseci ( herbirine) günde 2 dirhem
1 Bevvab günde 3 dirhem
1 Et hammalı günde 2 dirhem
1 Buğday temizleyici günde 3 dirhem
1 Pirinç temizleyici günde 1 dirhem
1 İmarete su çeken günde 2 dirhem
1 İmaret ahur bekçisi günde 2 dirhem
1 İmaret tuvalet temizleyicisi günde 2 dirhem
2 Meremmetci(tamirci) günde 2 dirhem
13 Cabi(herbirine) günde 4 dirhem
1 Kâtip günde 3 dirhem
1 Müderris günde 50 dirhem
1 Medrese muidi günde 15 dirhem
15 Muit Yardımsısı olacak
kıdemlı iyi talebe (herbirine) günde 2 dirhem
1 Hafız-ı Kütüp günde 2 dirhem
1 Muallim günde 7 dirhem
1 Muallim yardımcısı, kalfa günde 2 dirhem
1 Medrese bevvabı günde 2 dirhem
1 Köprü tamir ustası günde 4 dirhem

İmaret için alınacak malzeme ise şu şekilde belirtilmiştir :
CİNSİ MİKTARI GÜNLÜK NOTLAR
¬Buğday unu 25 kile G pişen ekmeğin adedi 100 dirhem
Koyun eti 17 batman G yarısı çorba, 1/4 öğle,1/4 akşam
Pirinç 4 batman G ---------------------------------------------------------------------¬
Bulgur 4 kile G Akşam verilecek ise. ---------------------------------------------------------------------¬-Pirinç 10 batman Ramazan Zerde pilavi için ---------------------------------------------------------------------¬-Pirinç 10 batman Cuma gecesi için ---------------------------------------------------------------------¬-Pirinç 42 batman Bayramlar için ---------------------------------------------------------------------¬-Pirinç 30 batman Regaip,Ber'at, Aşure geceleri için ---------------------------------------------------------------------¬-Pirinç 750 batman senelik, misafir ziyefetleri için ---------------------------------------------------------------------¬-Nohut 3 Müd senelik ---------------------------------------------------------------------¬-Tuz 400 Batman senelik ---------------------------------------------------------------------¬-Bal 444 batman senelik, süzme en iyi cins ----------------------------------------------------------------------¬Tereyağ 500 batman senelik
---------------------------------------------------------------------¬-Soğan 500 dirhem senelik ---------------------------------------------------------------------¬-Mevsim sebzesi,
Kabak, havuç,v.s. 2.000 dirhem senelik
----------------------------------------------------------------------¬Baklava,zafiran 4.000 dirhem senelik, Ramazanda
----------------------------------------------------------------------¬Zirbah, v.s.levazımat 1.500 dirhem, senelik, iki bayram ve aşure günü ---------------------------------------------------------------------¬-Paça yemeği ve meyva 3.000 dirhem, senelik, misafirler için ---------------------------------------------------------------------¬-Arpa 125 müd senelik, mifir hayvanları için yem
---------------------------------------------------------------------¬-Reçel-Turşu 3.000 dirhem senelik ---------------------------------------------------------------------¬-Odun 6.000 dirhem senelik ---------------------------------------------------------------------¬-Kandil yağı, mum 6.000dirhem senewlil, İmaret ve misafirler için ----------------------------------------------------------------------¬Kase,kandil, süpürge,hasır 1.000 dirhem senelik ---------------------------------------------------------------------¬-Pirinç nakliyatı 3.720 dirhem senelik ----------------------------------------------------------------------¬Kapların kalaylanması 1.000 dirhem, senelik ---------------------------------------------------------------------¬-Köprü tamir masrafı 15 dihem G = senelik 5.475 dirhem ----------------------------------------------------------------------¬Câbiyet (tahsidar) masrafı 71 dirhem senelik -----------------------------------------------------------------------
Ağırlık ve diğer ölçü birimleri, 901 senesinde Amasya'da geçerli olan ve bilinen ağırlık ve para birimleridir, şerhi ayrıca vakfiyede işaret edilmiştir..

Sultan II. Bayezıd , Amasya Külliyesi vakfiyesinde; mektepte en az 10 fakir öğrencinin yatılı bulunacağını şartlarında belirterek, bunların gömlek, takke, pabuç, elbise masrafları için senede 150 dirhem tahsisat ayrılmıştır. Öğrencilerin her birine her öğünde 100 dirhem ekmek, iki kişiye içinde bir parça et bulunan bir kâse yemek verileceğini belirtir. Talebelerin yaz mevsiminde yaylak adı verilen sayfiyeye çıktıkları yaz mevsiminde, kendilerine önceden ne veriliyorsa ekmek hariç pişmemiş verilir.

İmârete gelen misafirler 2-3 kişi ise; misafirlere her öğünde 100 dirhem ekmek, fiatı 2 dirhem olan paçadan satın alınarak verilecek, ayrıca; 2 parça et, bir kâse yemek, 2 kepçe çorba verilecektir.

Misafir 1-2 kişi oldukları takdirde; fiatı 1 dirhem olan paçadan bir tabak, içinde parça bulunan bir kâse aş, bir kepçe çorba ikrâm ediler. Bu yiyecekler öğle yemeğidir. Bunlara kıyasla diğer yemekler de verilir.

Amasya Sultan II. Bayezıd'ın imâretinde bir kişinin akşam
yemeği ise şöyledir: Bir parça et, bir tabak tane pirinç, bir parça et ile bir parça aş, bir kepçe et suyu'dur.
İmarette yemeğe yetişememiş misafirlere bir ekmek ile 50 dirhem
temiz bal verilerek ihtiyacı gidermeye çalışılır.
Günlük et ihtiyacı olan 17 batman koyun etinin 1/17 si (1 batman) misafirlere ayrılır. Geri kalan etin yarısı çorbaya( 8 batman ), 1/4'ü öğleye (4 batman ) 1/4'ü akşama(4 batman) ayrılır.
İmaret'in hademesine ise, her öğünde ; 300 dirhem ekmek, iki parça etle iki kepçe aş verilir. Bu şekilde personelin yanlış yollara

sevk edilmedi önlenerek, erzak çalınmasına da mani olunmuş olunur. Yıllık blanço, Mütevelli Naibinin, Nazırın ve Şeyh'in huzurunda
yapılır.
Sultan II. Bayezıd'ın Amasya Külliyesi Vakfının ilk Mütevelliliğine Hazine-i Amire Reisi Feyruz Ağa ibni Abdullah atanmıştır.
Bu vakfiyeler; XV. asır sonları ile XVI. asır başlarında Osmanlılar'ın sosyal ve kültürel durumunu, sanatın ince zevkini açıklayan, tezyini sanatlardaki nirengi noktalarını işaret eden önemli belgeler olduğunu bir kez daha gözler önüne sermekte, İmparatorluğun yüzyıllarca diğer milletlere meydan okumasındaki hakiki sebebleri vakfiyelerde gizlenmektedir.

* * *
O halde bizler, sanat tarihi ile meşgul olanlar, bilinenleri yeniden araştırarak, incelemelerde bulunarak keşfetme arzusu içindeyiz. Sebeb ise, eski eserlerimizi doğanın tahribinden, kullanım tahribinden kurtararak, eski eserin eski şeklini tesbit ederek, gelecek nesillere fonksiyon vermeye de uğraşarak aktarabilmek...
10.10.1999

,10.10.1999
Yazar :
Konuyla İlgili Diğer Başlıklar:
  • Kur'an Ve Bilgisayar-computer Ilişkisi
  • Amasya Uluslararası Alimler Sempozyumu Ardından
  • ?Îdî-zâde -Âkif-zâde Abdurrahim El-amasî Sülâlesi Ve Eserleri
  • Sultan ıı. Bayezıd?ın Hattatı, Amasyalı şeyh Hamdullah Kur'an-ı Kerim'i Ve Bir Hâtıra
  • ?Îdî-zâde (- âkif-zâde) Abdurrahim El-amasî Sülâlesi Ve Eserleri
  • Osmanlı Döneminde Latin Harflerine Geçiş çalışmaları
  • Mühr-ü Süleyman Ve Türk Kültürü
  • Izgü Mescid
  • Taceddin Sultan Ve Evradı
  • çift Başlı Kartal
  • Türk Kültüründe ölüm
  • Bâki Kalan Bu Kubbede Hoş Bir Sedâdır
  • Ayasofya Camii, Müze Olması Ve Ardındaki Gerçekler
  • Bosna- Hersek Ve Balkanlarda Vakıf Kültür Izleri
    (seminer Konu?mas? )
  • Ahlat Vakıfları
  • Selçuklu Kervansaraylarının Turizme Açılması
  • Hasan Paşa'nın Vakfı, şeyhülislÂm Ankaravi Mehmed Emin Efendi Vakfiyesi, Ve Ankara Sulu Han HikÂyesi
  • Yemen Fatihi Gazi Sinan Paşa Vakfiyeleri, Tezyinatı Ve Türk Süsleme Sanatındaki Yeri
  • Yakın Tarihimizde Merzifon, Merzifon Anatolian Koleji
  • Ayasofya Camii, Müze Olması Ve Ardındaki Gerçekler
  • Milli Kültür, Günümüz Türkiyesi Ve Muasır Medeniyetler Seviyesi
  • Türk Hat, Yazı-resim, Cilt Ve Tezhip Sanatı Ile Ilgili
  • Vakıflar Dergisi Makaleler Fihristi ( 27. Sayıya Kadar )
  • Cumhuriyetin 75. Yılında Vakıflar
  • Sultan ıı. Mahmud'un Vakfiyelerindeki Tezyinat
  • Maniheizm Doğuşu, Gelişimi Ve Tesirleri
  • özel Müzeler Ve Denetimleri Hakkında Yönetmelik
  • Günümüzde Sosyal Devlet Anlayışı Ve Imaretler
  • Türk'ün Yolu Nereye Gidiyor
  • Toplumumuzda Kadın Ve Vakıf Kuran Kadınlarımız
  • Osmanlı Devleti Hakkında Bir Kronoloji Denemesi
  • Toplumumuzda Kadın Ve Vakıf Kuran Kadınlarımız
  • Cumhuriyetin 75. Yılında Vakıflar
  • Medeniyetlerin Beşiği Anadolu Ve Kılikya Aphrodosıas'ı ( Tisan )
  • Anadolu Turk - ıslam Sanatında Bazı Yapılar Ve Kronolojıye Aıt Katalog Denemesı...
  • Türk Kültüründe ölüm !
  • Büyük Türk Düşünürü Hacı Bayram-ı Veli Ve Akkoyunlu Uzun Hasan'ın Ankara Hacı Bayram Türbesi'ne Vakfettiği H
  • Xıv-xıx. Yüzyıl Vakfiyelerinde Türk Tezhip Sanatınının Gelişimi, Batı Tesirleri Ve Günümüzde Yorumlayanlar
  • Anadolu'da Ilk RufÂiler Ve Hz.zeynel Abidin Ali Er-rufÂi El-abdali El-kayserani Soyuna Ait Bir Deneme Anad
  • Osmanlı Döneminde 1899 -1920 Yıllarında Istanbul Camilerinden çalınan çiniler
  • Peygamberler şehri Tarsus Ve Tarsus'da Bir özbek Vakfı
  • Başkent Ankara'nın Ihtiyacı Olan Kongre Merkezi Ne Zaman Yapılacak ?
  • Ankara Ulus Semtinde Türk Vakıf Araştırma Merkezi'nde 15.11.1998 Tarihinde Hali Sergisi Açılış Konuşması
  • Prof.dr. Albert Gabriel'e Ait Bazı Belgeler
  • Cumhuriyet'in Ilk Yıllarında Ankara'da Imâr Faaliyetlerinde
  • Cumhuriyet'in Ilk Yıllarında Ankara'da Imâr Faaliyetlerinde
  • Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivinde Bulunan 12 Zilkâde 1262 H./ 21 Ekim 1846 Tarihli TeberrukÂt Eşyası
  • Atatürkcülük Ve 2001'li Yılların Türkiyesi üzerine
  • Ahilik Ve çıraklık Eğitim Ve öğretim Vakfı
  • Eski Eser Kaçakcılığı, Koleksiyonculuk Ve Müzecilik Tarihimize Bir Bakış
  • Cumhuriyet'in Derinliklerinden Hatıralar : Eski Ankaralılardan Dostum Sayın Nurettin Daş Ile
  • Medeniyetlerin Beşiği Anadolu Ve Kılikya Aphorodisias'ı ( Tisan Yapı Kooperatifi )-anatolıan : The Cradle Of Cı
  • Sultan ıı. Bayezıd'ın Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi'nde Bulunan Vakfiyelerindeki Tezyinat Ve
  • Bektaşi Nutku (kendini Bil Ki, Tanrıyı Bilesin)
  • Kültürümüzde Hoşgörü
  • Fatih Sultan Mehmed'in Eyüp Sultan Külliyesi Vakfiyesi
  • Hicaz Demiryolları Ve Vakıflar
  • Mostar Köprüsü Restorasyonu Hakkında Ilk ön Rapor
  • Atatürkün Vakıflar Hakkındaki Konuşmalrı
  • Selçuk-name
  • Xıv-xıx. Yüzyıl Vakfiyelerinde Türk Tezhip Sanatınının Gelişimi, Batı Tesirleri Ve Günümüzde Yorumlayanlar
  • Konyadaki Esk; Eserler Hakkında Atatürkün Başbakan Ismet Inönüye Telgrafı
  • Atatürkcülük Ve 2001'li Yılların Türkiyesi üzerine
  • Ord.prof.dr. Ahmed Süheyl ünver
  • Türk Kültürü Ve Yoksulluğu Ortadan Kaldırmak Için
  • Istanbul'un Fethine Kadar Beylik Dönemi Vakfiyeleri
  • Kıbrıs, Gürcistan, şirvan Fatihi Lala Mustafa Paşa'nın 1563 Tarihli Vakfiyesi
  • Vakıf Arazilere Ve Gayrimenkullerine Tecavüz Ve Düşündürdükleri
  • Günümüzde Sosyal Devlet Anlayışı Ve Imaretler
  • Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün Tekke Ve Zaviyelerin Kapatılmasından Sonra Taşınır Kültür Varlıklarının Korunması Ile
  • Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi'nde Bulunan 1783-1810 Tarihleri Arasında Işlem Görmüş Bir Mühür Tatbik Deft
  • Türk Kültürünün Temeli Vakıflardır
  • Kültür Bakanlığı Tarihçesi Ve Milli Kültürümüz
  • Milli Kültür, Günümüz Türkiyesi Ve Muasır Medeniyetler Seviyesi
  • Eyüp Sultan Türbesi'nde 1919-1920 Tarihlerinde Yapılan
  • Merzifonlu Hacıbayramoğlu Maden Mühendisi Mehmed Akif Efendi
  • Selçuklu Tarihi, Selçuk Adı
  • Cumhuriyet Dönemi Kültür çınarlarından : Mahmut Akok
  • Mardin Vakıfları,imam Zeynel Abidin'in 1158 M. Tarihli, Ve
  • Tarihte Türk Adı Ne Zaman Ortaya çıktı ?
  • Sahib Ata Fahrü'd-din Ali'nin Konya Imaret Ve Sivas Gökmedrese Vakfiyeleri
  • Phil.dr.hamit Zübeyr Koşay
  • Bulgarlar'ın Antik Başkenti Bulgar şehrindeki Islam Dönemi Mimari Eserlere Ait Panorama
  • Taşınır Kültür Varlıklarımızın Korunması Ve Yasa Dışı Trafiğinin önlenmesi
  • Ragıp Efendi'nin 1913-1922 Yılları Sibirya Ve Türkistan
  • Istanbul Vakıf Hat Sanatları Müzesi'nde Bulunan Tılsımlı Iki Gömlek Ve Kültürümüzdeki Yeri
  • Niksar Vakıflarına Genel Bir Bakış
  • Gazi Yahya Paşa'nın 1506 Tarihli Vakfiyesi
  • Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivinde Bulunan 12 Zilkâde 1262 H./ 21 Ekim 1846 Tarihli TeberrukÂt Eşyası
  • Kanuni Sultan Süleyman'ın Oğlu şehzade Mehmed'in 1548 Tarihli Vakfiyesi, Hududnamesi Ve Türk Sanatındaki Yeri
  • Merzifon Ulu Camisinin Yeri Ve Merzifon'da Türk Islam Eserleri
  • Merzifon, çelebi Sultan Mehmed Vakfı üzerine Bazı Belgeler
  • Hayat Ağacı, Kültürümüzdeki Yeri, önemi Ve Mitlerin Ardındaki Gerçek
  • Türk Kültürünün Izleri üzerinde Araştırmalar: Etrüskler'in Ilk Vatanı Anadolu Mu? : Truva Savaşı Ve Etrüskler
  • Yıldız çini Fabrikasına Ait Birkaç Vesika
  • Selçuklu Vakfiyeleri üzerine Bazı Düşünceler
  • Xıv. Asırda Tezhiblenmiş Beylik Dönemine Ait üç Kur'an Cüzü
  • Baki Kalan Bu Kubbede Hoş Bir Sedadır
  • Osmanlı Devletinin Kuruluşunun 700. Yıldönümü Münasebetiyle: Sultan ı.mahmud'un Orjinal Iki Vakfiyesi
  • ııı. Selim'in Vakfiyelerindeki Tezyinat Ve Türk Süsleme Sanatına Batı Sanatının Tesirleri
  • Osmanlı Dönemi Bazı Vakfiyelerin Hayır şartlarından Damlalar !
  • Bektaşilik Ve Masonluk
  • Minyatürle Ilgili Seçilmiş Bibliyografya
  • Kaynaklara Göre Güney-doğu Anadolu'da Ptoto- ön Türkler
  • çelebi Mehmed Vakfı Arazisi üzerine Kurulan Merzifon Anatolian Koleji Ve Hastaneye Ait Bilgiler
  • Eski Eser Kaçakcılığı, Koleksiyonculuk Ve Müzecilik Tarihimize Bir Bakış
  • Safranbolulu Izzet Mehmet Paşa Vakfiyesi Ve Kütüphanesine Ait Tezyinatlı Iki Kur'an-ı Kerim
  • Istanbul Depremleri Ve Mimar Koca Sinan'ın Bilinmeyen Bazı Teknikleri
  • Merzifon'da Bilinmeyen Br Türbe '' Künbet Hatun ''
  • özel Müzeler Ve Denetimleri Hakkındaki Yönetmelik
  • Bitlis Vakıfları Ve Vakıf Eski Eserleri
  • Vakıf Eski Eserlerin Yeni Koruma Politikası
  • Sultan ııı.osman Vakfiyesi, Tezyinatı, Cilt Sanatı Ve Türk Kültüründeki Yeri
  • The Deed Of Foundatıon Of Sultan Osman The Thırd, ıts Embellıshments, Bındıng And ıts Place ın Turkısh Culture
  • Hacı Bektaş-ı Veli, Merzifon'da Piri Baba, Budapeşte'de Gül Baba Ve Bazı Bektaşi Vakıfları
  • Nurbanu ( Atik ) Valide Sultan'ın Istanbul-üsküdar'da 1582 Tarihinde Tesis Ettirdiği Vakfiyesi
  • Girit Defterdarı Rıdvanzade Hacı Mehmed Efendi Oğlu Ali Efendi'nin 1748 Tarihli Vakfiyesi Ve Tezyinatı
  • Bir çınarın Ardından... Yılmaz önge Dostumuz Hakkında Kısa Anekdotlar...
  • Beyhan Sultan Vakfiyeleri Ve Tezyinatları
  • Beypazarı Vakıflarına Genel Bir Bakış Ve Beypazarı Sadr-ı Azam Nasuh Paşa Hanı
  • Türk Kültürü Ve Biz
  • Bulgaristan'da Bulunan Osmanlı Vakıflarıdan Bir Demet
  • Bulgaristan'da Müftü Yardımcısı Yetiştiren Bir Vakıf Kuruluşu: Nüvvap
  • Ladik Ve Seyyid Ahmed-i Kebir Er-rıfai Hazretleri
  • Vakıflar Genel Müdürlüğü Halı Müzesi'nde
  • Bektaşi Nutku
  • Balkanlar Ve Kosova Facıası
  • Cumhuriyet'in Kuruluşunun 90. Yılında Başkent Ankara:
  • Istanbul Fethinin 555. Ayasofya'nın Müze Olmasının 74. Yıldönümü Vesilesiyle:
  • Atatürk'ün Vakıflarla Ilgili Sözleri
  • 893 H / 1488 M. Tarihli Akkoyunlu Yakub Han Vakfiyesi
  • Komünizmin Sembolü Lenin Yıkıldı, Sıra Bizans'ı Dize Getiren Fatih Sultan Mehmed'e Mi Geldi ?
  • Afganistan Tarihine Kısa Bir Bakış Ve Türk Subaylar Eskden Olduğu Gibi Milenyumda Da Afganistan Ordusunun EğitimÄ
  • Ayaş Vakfiyeleri üzerine Bir Deneme
  • Hacı Bayram-ı Veli Ve Tarıhe Bağlılık
  • Amasya-taşova- Alparslan Beldesi Seyyid Nureddin Alparslan Er- Rufâi'nin 655 H./1257 Tarihli Arapça Vakfiyesi Tercümesi Ve
  • Birgi Ulu Camii Içşn 1327 M. Tarihinde Yazılan Kur'an
  • Ankara'da Roma Anıtı- Res Gestae
  • A N " Akhi " Genealogical Tree
  • Milenyum Ruyası: Osmanlı Devleti'nin 700 Kuruluş Yıldönümü Ve Düşündürdükleri üzerine Bir Deneme
  • Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi'nde Bulunan Kendinden Desenli üzeri Yazılı Iki Kumaş
  • Kur'anda Yol Gösterici Ayetler
  • Osmanlıda Resi Ilk Müze Adı Ne Zaman Ortaya çıktı?
  • Amasya Vakıflarına Toplu Bakış
  • Izmir Bahri Baba Eski Musevi Mezarlığı
  • Anadolu'da Xııı. Yüzyıl Başlarında Bir Rufâi Zaviyesi
  • Glazed Tles Stolen From ıstanbul Mosques Between 1899-1920 Ottoman Period
  • Sultan ıı. Abdulhamid'in 1888 Tarihli Vakfiyesi Tezyinatı Ve Osmanlı Imparatorluğunda Ilk Toplu Konut Projesi
  • Tokat Vakıfları
  • şehirciliğe Katkısı Olan Kadınlar: Istanbul _üsküdar- Toptaşı, Nûrbânû ( Atik Valide ) Sultan Külliyesi
  • Türk Hâkimiyeti Döneminde Merzifon Mezarlıkları
  • Anadolu'da Xııı.y�zyıl B�r Rufa� Zav�yes�
  • Hayatını Vakıflara Vakfeden Y.mimar -mühendis Prof.dr. M. ılmaz önge
  • Başbakan Ismet Inönü'nün Cami,mescit Ve Diğer Vakıf Eski Eserlerin Korunmasıyla Ilgii Bütün Bakanlıklara Ve Genel Müdürlüklere G
  • EvkÂf-ı IslÂmiye Müzesi'nin Kuruluşu Ve Yönetmeliği
  • Giresun Ili Vakıflarına Toplu Bir Bakış
  • Türk-islam Yapılarında Kronoloji Denemesi
  • Merzifon Tarihinden Yapraklar
  • Momumentum Ancyranum-res Gestae- Ankara Yazıtı-augustus'un Yaptı?ı ??ler
  • Bayramlu Beyliği (hacıemiroğulları )
  • Kur'an Ve ılım
  • Kur'anda Yol Gosterici Ayetler
  • Kur'an'ı Kerimdeki Cinle Ilgili Ayetlerin Tamamı
  • Kur'an-ı Kerim'ın Arapca ındırılmesı ıle ılgılı Ayetler
  • Xıı-xııı.yüzyıl Türk Hamamları
  • Tanrı Ve Yazğı
  • Balkanlar Ve Kosova Faciası
  • Amasyalı Meşhur Eski Devirdeki Tarihçiler
  • Başkent Ankaranın Kongre Merkezi Ne Zaman Yapılacak
  • Anadolunun Gobegınde 1229 Tarıhlı Tascı Ustalarının Dantel Gıbı ısledıgı Dıvrıgı Ulu Camı Ve Darussıfası
  • Merkez Efendının Mursıdı Merzıfonlu Sunbul Sınan
  • Merzıfonlu Tarıhcı ısmaıl Hamı Danısment
  • Amasyalı Tarıh Ve Cografyacılar
  • Milli Kütüphane'nin Dire?i Dr. Müjgan Cunbur 85 Ya??nda
  • Bektasılık Ve Tasavvuf
  • Alev?lerde Nas?p Alma Tören?
  • Asker? Kat?p Hafız ?brah?m Ethem Efend?’nin Eyüp Sultan Türbes?ne A?t Nukut Vakf?yeler? - Türkiye Vak?flar Bank.özelle?tir
  • Tar?kat-ı Rufaî ( Anonim )
  • Türk Tezh?p San'atına Genel B?r Bakı?
  • Sultanahmet Halı Müzes? Ve Vakıflar
  • Tokat Vakıfları
  • Toplumumuzda Kadın Ve Vakıf Kuran Kadınlarımız
  •