SİİRİMSİ BİR KİTAP - THE POETRY BOOK
TARİH VE GÜNÜMÜZ TÜRKİYESİ'NDEN DAMLALAR

TARİH VE GÜNÜMÜZ TÜRKİYESİNDEN DAMLALAR !

( Bugün Bir Nisan )


Sadi BAYRAM




Ezelde Anadolu'da doğdum, Elbruz Dağlarını aştım, Orta Asya'ya ulaştım,
Geliştim, büyüdüm, çoğaldım, artık Altay Dağlarına sığmaz oldum,
Güneş doğudan doğardı, ama batıda kaybolurdu, ben onu aramaya çıktım,
Çıkış o çıkış, zaman o zaman, gün o gün, yani bir Hıdırellez !
Ömür boyu arıyorum ben hakikâtleri, ama elime gelmiyor, tutsam tutamıyorum,
Bırakmak da istemiyorum, hayâllerim, bir gün hakikât olacak, inanıyorum !.

Altay içlerinden, Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan yaylalarından,
Bozkırlarından, isteplerinden, çöllerinden batıya hep atla gittim,

Uluğ Türkistan büyük bir kuraklığa uğradı, sürülerim susuzluğa dayanamadı,
Beş balık, Aral gölünü geçtim, Issık yaylasından kana kana su içtim,
Ergenekon Yurdunda dağları erittim, hep Anadolu'ya gelmek için !¦

Niye derseniz, ben Hazreti Nuh neslinden geliyorum,
Bindiğim gemi ilk defâ Cûdi Dağında karaya oturdu.

Tufandan sonra dünyada ilk insanlar Anadolu'da çoğaldı, aileler gelişti,
Büyük Dedem Hz. Nuh, Allah'a yakardı, Babam Yafes'e doğuyu gösterdi,
Amcalarım Ham'a batıyı, Sam'a güneyi yani Arabistan'ı yurt gösterdi.

İşte onun için yüzyıllardır yaşadığım Büyük Türkistan'da Ergenekon'dan çıkıp,
Anadolu yollarına düştüm, adalet için, eşitlik için, ahi ahlaki için,
Yiğitlik ve mertliği dünyaya yaymak için, İslâmın kılıcı-kalkanı olmak için,

Peygamberler diyarı Anadolu'da dört iklimi bir arada yaşamak,
Mekke-Medine-Küdüs gibi kutsal mekânları korumak,
Hoşgörü ve toleransla tümünü insanlık hizmetine sunmak için¦

Gobi Çöllerinde yaz güneşi, develer sırtında aylak aylak,
Geçeriz çölleri, kara kartal gibi gökyüzünde süzülürken,
Tarihte derinlerden haşmetli bir ses geliyor, yeni yazılacak çağlara,
Atların ayaklarından şimşekler çakarken sabah ezanlarında,
Türkler Batıya göçüyor, Selçuk Sultan önderliğinde,

Çift başlı kartal, doğan, şahin bizim avcı kuşlarımız,
Hedefimiz Anadolu, yolumuz Hazar kıyıları.

O günleri petrol nedir bilmiyoruz, denizlere ulaşmak istiyoruz,
Karadeniz, Akdeniz, Ege, bizi bekliyor, takalar, sandallar hayâliyle¦
Denizden korkan, balık yemeyen bir ırkın bütün haşmetiyle¦
Erzurum Pasinler ovasından, Muş, Ahlat yolu ile,
Malazgirt ovasında karşılaştık Diyogenes'in Bizans Ordusuyle,

27 Zilkade 463 Hicri, yani 26 Ağustos 1071 Cuma günü,
Cum'a namazında hutbe okumak için minbere çıkan Sultan Alparslan,
İşte benim kefenim, şehadete benimle giden var mı ? Diye sorulunca,
Bütün ordu Malazgirt ovasına üşüştü,
Bizans'ın paralı askerleri, Türk ırkından Kıpçaklar, Bolkarlar,
Gördü kardeşlerini karşı safta, Sultan Alparslan'ın safına geçiverdi,
İnsan kendi kardeşi ile savaşır mı?, kendi kanını akıtır mı?
Böylece savaşın kaderi değişti, Türk ordusu muzafferiyete erişti,

Romanos Diyogenes af diledi, el-etek öptü Sultan Alparslan'dan,
Adaletli Hükümdar, gönderdi O'nu eski tahtı İstanbul'a,
Haraca bağladı, Doğu Roma imparatorluğunu,
Kahpe Bizans eski İmparatoruna gösterdi malûm oyununu,
Gözlerine mil çekti, eski İmparatorun,
Tahtından etti, gözünden etti, yenilmenin acısını bu şekilde hafifletti.

Büyük bir heyecanla giriyoruz, Anadolu'yu imâr ve ihyâ etmek için,
Dostluk için, kardeşlik için, şefkât için,
Rum, Ermeni, Yahudi, Galat, Firiğ, Hattı, Hitit,
Anadolu'da artık bizimle dost, komşu, kardeş,
Herkes dininde hür, vicdanında hür, zenaatında hür,
Anadolu'yu kalkındırmak için, çalışmada birlik için,

Göçebe kültüründen yerleşik kültüre geçiş,
İşte şehirleşme, işte yerleşme, işte medrese, işte çarşı,
Çalış, evlâtlarını yetiştir, bu dört mevsimlik memlekette,
Ağrı'dan Toroslara, Sinop'tan Antalya'ya, işte bekliyor seni Kartalkaya,

Oylat, Havza, Haymana, Kızılcahamam, Ayaş, Kuzuluk, Bursa,
Afyon, Ilıca, Yoncalı, Gönen, Çermik, Bolu-Seben hepsi birer kaplıca,
Yanardağların ısısıyla ısınıyor Anadolu'da binlerce kaplıca,
Hepsi her derde birer devâ,
Şifa veriyor binlerce insanlara,

Sular fazla ısınınca dağlar biraz hareketleniyor,
Yirmi-otuz yılda bir Anadolu kendini silkeliyor,
Ağrı, Karadağ, Karacadağ, Tendürek, Süphan, Erciyes, Hasandağ, Uludağ,
Hepsi birer eski yanardağ!
Mağma ısısı, çekirdekten kabuğa vurunca,
Gazlar çıkacak delik arıyor, bu arada toprak ta kayıyor!

İşte bunları aklında tut, mabetlerini inşa ederken, depremi düşün,
İnşa ettiğin binaların uzun ömürlü olması için, statik hesabını iyi yap,
Gediz, Fethiye, Amasya, Erzincan, Gölcük, İzmit, Düzce depremini düşün,
Bir de atalarının yaptığı, Süleymaniye, Bursa Ulu Camii, Yıldırım Darüşşifası,
Manisa-Muradiye, Afyon-Çay, Edirne-Selimiye medreselerini, kervansaraylarını düşün !

Gelelim Selçukluya;

Amasya, Tokat Gökmedreseleri, Selçuklu çinisiyle aydınlatıyor sekiz yüz yıldan beri,
Asrın bilgilerini öğrencilerine aktararak nurlandırıyor, yerleri-gökleri,
Turkuazın en ünlüsü, patlıcan morunun en hakikisi, siyahın en zarifi,
İşte Selçuklu'nun İncisi,

Ahlat, Hasan Padişah, Divriği Kale Camii, Turan Melik Dar'üşşifası,
Sivas Ulu Cami, Şifahiye, Gökmedrese, hepsi birer Selçuklu eseri,
Kayseri Huant Hatun, Gıyasiye, Sahabiye, Çifte Medrese,
Hepsi birer külliye, birer erişilmez fakülte,
Okunur buralarda tıp-tarih, hendese,
Mevlânâ'nın hocası Seyyid Burhaneddin de Kayseri'de,

O yetmez ticaretin pirlerini yetiştiren Kayseri şehrine,
Rufâi Pirlerinden, İki Sancak taşıyan, Eyyüp Ensâri soyundan,

Hacı Bayram Ocağından, Samsun Lâdik şehrinden,
Küçük Seyyid Ahmed'in ilk torunlarından Zeynel Abidin Ali el-Kayserani,

Hunat Hatun Medresesi yanında, Sultan İkinci Abdülhâmit'in,
Onarttığı büyük bir kubbe altındaki ebedi istirahatgâhında,
Kayseri esnafını gözetliyor!¦

Kayseri'den çıkarsam yola, Aksaray Sultan Han, Zazadin, diğer adıyla, Sadettin Han,
Horozhanla gelinir Selçuk şehri Konya'ya,
Dış surda karşılar beni Ulu Hazret Mevlânâ Celâleddin-i Rumi,
Alâeddin Tepesinde şehrin incisi, nur saçıyor,
Konya Belediyesi etrafına metro yapmış, bu güzel inciyi yıkmaya çalışıyor,
Orası eski bir höyük, çabuk göçer,
Hızlandırmak için yapmış Belediye bir su deposu bu tepeye,
Selçuk Sultanının adını bir an önce ortadan kaldırmak için,
Tarih sevgisi altında, tarih düşmanlığını korumak için,
Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksek Kurulu mani olmak istedi,
Prof.Dr.Yılmaz Önge bir huruç ile Belediyeyi adalete şikâyet etti,
Politika, her zaman olduğu gibi bütün dünyaya hükmetti,
Adaletten bir netice alamadı, bezginliğinden geldi bir kalp krizi,
Bir Ramazan ayının Cuma akşamı dostlarına verdi bir iftar ziyafeti,
Sabahında ise onu elimizden aldı, yücelerin yücesi,
Bütün işi Konya'daki vakıf eski eserler,
İnce Minareli, Karatay, Selimiye, Aziziye, Şems, Ateşbaz, Şerafeddin,
Hepsi Konya'nın boynuna dolanmış birer gerdanlığı,

Ancak, bazı Konyalılar bu kıymetlerin farkına varamamış,
Din, siyaset, ahlâk, imân, kumar, para; hepsi mezata düşmüş,
Meram Bağlarında güller artık yasa düşmüş, bülbüller figân ediyor,
Yeşil sermaye, Konyayı ele geçirmiş, bin yıllık Mevleviler bile isyân ediyor,
Tasavvuf, geniş bir hoşgörü ve toleransa bağlıdır,
Kâmil insan olmak için yedi mertebeden geçmek gerekir,
Evvelâ nefsine sahip olman gerekir,
Kendi apdesti kaçacak diye, mini eteklilere söylenir.
Nefsi levvame, nefsi mutmain tasavvufun ilk yolu,
Kâmil insan olabilmek için yedi fırın ekmek yiyeceksin,
Hayır hizmetler için halktan aldığın bağışları nasıl iç edeceksin,
Nerede o eski kâmil insanlar, nerede bugünkü mollalar,
Tasavvuf için, düşünmeye, Allah adını anmaya, felsefeye ne gerek var,
Kör insanlar arasında gözlük takmaya lüzum mu var?

Körlerin kalp gözü açık olur derler, sakın inanma,
Bu körler, bakar kör, gözleri, hisleri, kalpleri kapalı,
Tanrıyı acaba hangi yolla aramalı ?

Sen nerede isen Tanrı orada, yanı başındadır,
Sana, şah damarından daha da yakındır,
Düşündüğün, hissettiğin, yaptığın her şey, ona mâlûmdur,
Ezelden ebede geçtiğimiz bütün yollar,
Aşkla, şevkle zikrettiğimiz bütün anılar,
Hakikât, rüyâ, hayâl, hepsi bu dünyada saniyelik olaylar,
Dünya kurulduğundan beri bütün canlılar,
Zerreden küreye, küreden damlaya, damladan denizlere, dünyadan kâinata,

Binlerce âlemi O, insanlar, yani bizim için yarattı,
Hazreti Ademle Havva'yı çamurdan halketti,
Fitne-fücur insanlar arasında şeytanla yayıldı,
O da bir melek idi, hem de meleklerin en kıdemlisi,
Kâinata saçtı zehrini, bütün başkaldırmasıyla,
Güzel ile çirkini, iyi ile kötüyü o zaman anladı insanlar,
Şükretmesini öğrenebilmek için yaratıldı şeytanlar,

Süleyman Şah, Kılıç Arslan, Melik Şahı Selçuk,
I. Mes'ut, II. Kılıç Arslan, Gıyaseddin Keyhüsrev,
Rükneddin Süleyman Şah, III. Kılıç Arslan,
Gıyeseddin Keyhüsrev, İzzeddin Keykâvus, I.Alâeddin Keykubad,
II.Gıyaseddin Keyhüsrev, II. İzzeddin Keykâvus, IV. Kılıç Arslan,
II.Alâeddin Keykubad, tekrar IV. Kılıç Arslan,
1077 yılından beri hükmetti Anadolu'ya, Moğol hâkimiyetine kadar,

Saltuklu, Danişmendli, Artuklu, Akkoyun-Karakoyunlu,
Dilmaçoğulları, Mardin Artukluları, Ahlatşahlar, İnaloğulları,
Alâiye Beyliği, Aydınoğulları, Candaroğulları,
Dülkadir, Eretna, Eşref, Germiyan, Hamid, Kadı Burhaneddin, Karamanoğulları,
Karesi, Menteşe, Pervane, Ramazan, Saruhan, Taceddin, Bayramoğulları,
Osmanlı zamanında Beylikler ülkesi haline geldi bu güzelim Anadolu ülkesi,

Osmanlı deyince aklıma geldi, Osman Gazi'nin Kayınpederi,
Büyük bir ahi babasıydı, nasihatleri önemliydi,
Deniz iktidarı kaybedince, O'na sarılmak istedi,
Etrafındaki kurmayları ona silâhlarını çevirdi,
Kurtuldular altı oktan, hepsi birer birer istifalarını verdi,
Yirmi yıllık peryotlarla hep iktidara sahiplendi.

Sırası gelmişken Ahilik nedir, ne değildir anlatayım sizlere,
Yiğitlik, civanmertlik, adalet, merhamet, şefkât, tevâzu,
Alınteri ile, dürüst çalışma bizim düsturumuz,
Kelimenin kökeki Akıdır,1067 yılında yazmış Yusuf Has Hacip,
Kutatgu Biliğ'dir onun adı,
Anadolu Türkçesinde ahilik derler, Batıda ise Şövalye,

Ahilik sayesinde 600 yıl üç kıt'aya hükmettim,
Dürüstlük, iyilik, adalet, eşitlikle dünyaya numune oldum,
İdeal, norm, kalite, yardım sandıkları ile günümüz sendikalarını aştım,
Yiğitlik, civanmertlik, kararlılık, bilgi, görgü, ilke, ülkü, sevgiyle,
Ticarette, zeneatta, eğitimde dünya milletlerine örnek oldum.

Güneş her zaman doğudan nurlandırdı dünyamızı,
Batı ise çalışma zamanının başladığını hatırlattı,
Günü üçe böler bir ahi her zaman,
Birinde çalışır, birinde dinlenir, birinde uyur,
Gereğinde iki zamanı birleştirir, zamanı iyi kullanır,
Allah'a inanır, günlük ibadetini imkân ölçüsünde yerine getirir,
Ailesine önem verir, haklarını korur, sevgi ile konulara yaklaşır,
Komşusu siftah etmeden, kendisi malını satmaz, terazide hile yapmaz,
Dükkân, bedesten, arasta, kapalıçarşı, han, kervansaray,
Hepsi çalışmanın, nafakasını aramanın, alın terinin birer altın kapısı,

Evrendeki bütün hadiselerin ilki ve sonuncusu olan en büyük kuvvet,
Kudretlerin en ihtişamlısı, en yenilmezi, ve en şaşmazı,
Hava, su, ateş, insan benliğini temizleyen, arındıran kudret,
Eline, diline, beline, gözüne, kulağına, aklına hükmederek;
Basiret, sabır, çalışma, iman, adalet, ismet nezâket,
Ahlâk, iffet, itaat, tolerans, sevgi, merhamet, şeref, haysiyet,
Sevgi ile hepimizin hayatta altın bir anahtarı olur.
İşte başarı o zaman daima bizimledir¦

Cesaret, sadâkât, hepimizin rehberi, ahiliğin en önemli kaideleridir,
Fakirliği, çalışma ve özveri ile lügâtinden atan kimsedir.
Ahi, azim, çalışma, alın teri ile zamanını iyi kullanır,
Büyük kitabımız Kur'an-ı Kerim de bunu bize hatırlatır.
Zamana and olsun diye başlar, 100. Sure, yaşadığın zamanı iyi kullan,
Vel Asr Suresi, bütün insanlara daha 622'lerde zamanın değerini anlatırken,
Biz de uyumanın, kaytarmanın yollarını arayıp dururken,
Muhiddin-i Arabi, tasavvufi aşk ile etik münasebetini,
Endülüs'de El Kurtuba'da anlatırken,
El Cabir, cebiri icat etti, İbn-i Sina'ın kan dolaşımı teorisi,
Endülüs'te ve İngiltere Fakültelerinde okutuldu.

Cambridge okullarına bu bilgiler transfer edildi.
Batı, medeniyette yol aldı, Rönesans'ı keşfetti,
Uygur Türklerinin, Koreliler'in daha önceleri kullandığı müteharrik harfli matbaayı,
Gutenberg, Avrupa'da yeniden icat etti !

Domaniç Yaylalarında Ertuğrul Gazi ile Hayme Ana,
Osmanoğlunu dünyaya getirdi, cümle Beylikler ona biat etti,
Bugün Ermeni tezini kabul eden Fransa,
Kanuni Sultan Süleyman'dan imdat istedi!
Altı yüzyirmi iki sene bu fani dünyaya hükmetti,
Doğu Beyazıt ile Viyana'yı bir köprü ile birleştirdi,
Budapeşte'de Tuna üzerinde gemilerle köprü kurdu,
Adriyatik'ten Çin'e geniş bozkırlarda,
Atlı kültür medeniyeti kemikleşti, ancak, ilmin önemi azaldı, cazgırlık prim yaptı,
Tekke ve zaviyelere rüşvetle postnişin tayinleri çoğaldı,
Bu şekilde de Devletin altı oyuldu, Devlet, Tekkelerden idare edilmeye başlandı,
Yeniliklere, matbaaya, yazıcıların bahanesiyle karşı çıkıldı,
Okuma yazma bilenlerin sayısı hızla azaldı, üfürükcülük moda oldu,
II. Mahmut'la birlikte modern ordu kuruldu, Yeniçeriler ortadan kaldırıldı,
I.Meşrutiyet, Tanzimat Fermanı, II. Meşrutiyet derken, Balkan Harbi,
Yaşlandı Osmanlı, zamana ayak uyduramadı.
İngiltere, Fransa, İtalya ve Yunan canım Anadolu'yu paylaştı,
Sahiller azınlıklar tarafından yağmalandı, yurt, Batılılar tarafından işgal edildi,
Damat Ferit Paşa Hükümeti Mondoros ve Sevr'i imzalamaya mecbur edildi.

19 Mayıs 1919'da şafak sökerken, Bandırma Vapuru Samsun'da sahile yanaşdı,
Ve bir aşı yapıldı Anadolu halkına,
Altı yüz yıllık uykudan uyanan, sömürülen Anadolu, Sevr'i yırttı,
İngiliz, Fransız, İtalyan, Yunan'ı esir etti,
Ancak düşmanını hakir görmedi, insanlığı öğretti,
Anzaklara, Venizeloslara zeytin dalını uzattı,
Ama onlar, aradan geçen 80 yıl içinde,
Amaçlarından hiç bir zaman vazgeçmediler,
Bilek gücü ile Sevr'i kabul ettiremediklerini,
Türkiye'ye ekonomik güçle sahip olup,
II. Gülhane Hattı Hümayununu, Bize kabul ettirmeye çalıştılar,
Bazı bankaları, büyük önemli şirketler hortumladı,
Suçlular arandı, halkın tepkisi üzerine cezaevlerinde saklandı,

Devalüasyon, enflasyon gibi birçok ekonomik deyimi bize ezberlettiler,
Para politikalarını Derviş'lere emanet ettiler¦

Ekonomik kriz sebebiyle, esnaf siftah yapmadan günlerce dükkan kapadı,
Protesto amacıyla yürüdü Tandoğan'da, provakatörler sayesinde taşladı,
Esnaf şaşırdı, hedefi siftah yapmaktı, hedef şaşırdı,
Bankalar yasası, Telekom Yasası hemen hazırlandı,
Öksüz ile Derviş'in yaraları azdı,

Onbeş yasa, bir ayda Yüce Meclis'ten geçecek,
Kim haklı, kim haksız, artık zaman gösterecek,
İMF, AB emrine girdiğimiz gece,
Ondört milyar dolar Merkez Bankası cebine inecek,

Alacağımız döviz, borç, borca gidecek,
Yatırımlar durdu, esnaf kan ağlıyor, memur şaşkın, işci direnişe geçecek,
Türk-İş Başkanı Meral ile Devlet Bakanı Keçeciler bu konuyu çözecek,
Enflasyon yüzde elli beş, verilecek zam yüzde on,
Haklı-haksız herkes düşüncesini söyleyebilir ülkemizde,

Ne de olsa Avrupa Birliğine giriyoruz, idam cezası kalkıyor, medenileşiyoruz,
Böylece otuz bin şehidimizin kemiklerini sızlatıyoruz !¦

Ancak bizim gümrük duvarlarını yıkarak girdiğimiz Batı,
Amerika'da idam cezasını kaldırma yollarını bir türlü bulamıyor,
Galiba gözleri kör, ayağı topal, felç mi geçirmiş acaba?
Birileri gece elinde fener, adalet arıyor galiba!
Amerika'ya bir türlü ders veremiyor Avrupa¦
Konu medeniyet değil, ekonomik,
Kurdun kuzuya söylediğini bir düşün !


Marifetnâme yazarı Erzurumlu İbrahim Hakkı gibi düşünenler,
Görelim Mevlâm neyler, ne eylerse güzel eyler,
Merzifonlu Hacı Bayram soyundan, bütün insanlara sevgi ve saygılar !
Dostluk, kardeşlik, el ele sarılalım birbirimize,
Bu güzel vatanı daha modern cennet yapmak için,
Sağlık, huzur, sukûn, mutluluk için, çalışalım elbirliği ile,
Bu güzelim Türkiye'de !¦

Bugün bir Nisan, neşe doluyor insan !¦




Ankara, 01.04.2001,
Sadi BAYRAM


Yayınlandığı Yer: Sadi Bayram Web Com.Ankara ,01.04.2001
Yazar : Sadi BAYRAM
Konuyla İlgili Diğer Başlıklar:
  • Amasya Uluslararası Alimler Sempozyumu Ardından
  • Benim De Hayallerim Vardı !
  • Hoş Geldin Sayın Hussein Barack Obama,
  • Kendini Bil Oğul 1
  • Canım Merzifon
  • Bush Ve Kerry Mücadelsinde ırak
  • Avrupa Birliği Ve Türkiye
  • Hayat Bu Kardeşim
  • O'nun Ardından ( Kayseri )
  • Tarihten Gereken Dersleri Aldık Mı ?
  • Aziz Ve Muhterem Dostum Yolun Nereye ?
  • Bektaşi Nutku ( Kendini Bil Ki Tanrıyı Bilesin ! )
  • Vefa Arıyorum Gözlerim Kapalı !
  • Milenyum RüyÂsı:
  • Talih Ve Tarih
  •