TÜRK-İSLAM KÜLTÜR VE MEDENİYETİ - TURK'S AND ISLAMİC CİVİLİZATİOAN, FOUNDATİONS, ART,HİSTORİCAL ART, HİSTORY
Kıbrıs, Gürcistan, Şirvan Fatihi LALA MUSTAFA PAŞA'NIN 1563 TARİHLİ VAKFİYESİ


Kıbrıs, Gürcistan, Şirvan Fatihi LALA MUSTAFA PAŞA'NIN 1563 TARİHLİ VAKFİYESİ



21.08.2004 tarihinde kaybettiğimiz Türk kültür tarihinin duayenlerinden ve 2200'e yakın yazıları yayımlanan Dr.Mehmet Önder'in aziz hatırasına¦


Erzurum Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi tarafından 21-23 Nisan 2005 tarihinde tertpilenen IX. Ortaçağ ve Türk Dönemi Kazıları ve Sanat Tarihi Araştırmaları Sempozyumunda bildiri olarak sunulmuştur.

Sadi BAYRAM

Sultan II.Selim'in Lalası, Kıbrıs Fatihi, Doğu'nun Serdarı ve Tiflis ve Gürcistan,Şirvan Fatihi adları ile anılan Vezir Deli Hüsrev Paşa'nın kardeşi, Mustafa Paşa; Saray-Bosna Sokoloviç köyünde doğmuş olup, Yavuz Sultan Selim zamanında kardeşi Deli Hüsrev Paşa vasıtasıyla Saraya girmiş, 6 yıl Kanuni Sultan Süleyman'ın Berberbaşılığını yapmış, Sipahi Oğlanları Bölüğüne geçmiş, daha sonra Çeşnigirliğe terfi etmiş, Şehzâde Bayazıd ve Sadrazam Kara Ahmet Paşa'nın himayesiyle küçük Mirahorluğa terfi etmiştir.

Kara Ahmed Paşa'nın katlinden sonra halefi Rüstem Paşa'nın gazabına uğrayarak Çeşnigirbaşılığa tenzili rütbe edilmiştir. Şehzâde Bayazıd'ın gözden düşüp, Şehzâde Selim'in ön plana geçmesi için gereken entrikaları düzenlemiş, bu durumu sezen Rüstem Paşa, Lala Mustafa Paşa'nın Şehzâde Selim'in yanından uzaklaşması için o'nu Pojega Sancak Beyliğine tayin etmiştir.


. Lala Mustafa Paşa, II. Selim'in lalalığını yapmış, Tamışvar Beylerbeyliği,Van Beylerbeyliği, Erzurum Beylerbeyliği, Halep Beylerbeyliği, Kıbrıs Fatihi, İran Seferi Serdarlığı yapmış, bu arada Tiflis, Şirvan ve Gürcistan'ı Osmanlı topraklarına katmış, Kansu Gavri'nin oğlu Mehmed Bey'in kızı Fatma Hatun ile evlenmiş, eşinin vefatı üzerine Kanuni Sultan Süleyman'ın oğlu Şehzâze Mehmet'in kızı Hümâ Sultan ile 25.08.1575'de evlenmiştir. 07.08.1580 tarihinde İstanbul'da Tophane'deki evinin bahçesinde fenalaşarak vefat etmiş, ölümünden 17 gün önce Eyüp Vakfı Mütevellisi ile anlaşarak mezar yeri satın almış ve Eyüp Sultan Türbesi'nin hemen sağına, Türbe'nin batısına gömülmüştür.

Hz. Ömer devrinde Kıbrıs'ın bir kısmı müslümanlar tarafından zabdedilmiş ve o dönemde inşa olunan cami harabeleri, Venedikliler tarafından domuz mezbahanesi yapıldığı haberini Lala Mustafa Paşa Şam Beylerbeyi iken almış ve Kıbrıs'a kendi kumandanlığında sefer yapılmasını talep etmişse de , böyle seferlerin Vezirlere ait olduğu sebebiyle ret edilmişti. Lala Mustafa Paşa, Kubbe Vezirliği sırasında konuyu tekrar gündeme getirmiş ve Mısır Defterdarının bindiği geminin Kıbrıslılar tarafından ele geçirilerek yağmalanması karşısında Sokollu Mehmet Paşa, bu isteği geri çevirmemiş ve Venedikê harp ilân edilerek Kaptan Piyale Paşa Kumandasındaki deniz birlikleri 15 Mayıs 1570'de hareket etmişti. 2 Temmuz 1570'de Limasol ve Larnaka'ya varan birlikler, karaya çıkarak Lefkoşa kuşatmasına başladılar ve 9 Eylül 1570'de Lefkoşa zapt edildi, Bunun üzerine Baf ve Girne kaleleri teslim oldu. Garip bir tarihi tesadüf ki, yine bir 9 Eylül 1921 günü İzmir'i işgal eden Yunanlılar da aynı gün denize döküldü.

Hasis ve cimri olduğu da söylenen Lala Mustafa Paşa Erzurum'da bir cami,çeşme, Halep'te 360 odalı Lala Mustafa Paşa Hanı, Hamam, Tekke, yine Şam civarında Kunaytira'da cami ve imâret, Lefkoşa'da Ömer Camiine ait vakıflar tesis etmiş, Konya-Ilgın'da cami, bedesten, kervansaray, Tiflis ve Kars'ta cami, Mekke ve Medine'de bazı hayratlar yaptırmıştır.

19.10.1563 tarihinde Erzurum 'da yaptırdığı camisi için bir vakfiye hazırlamış ve uygulamaya koymuştur

Kanuni Sultan Süleyman'ın Veziri, Erzurum Valisi, Beylerbeyi, Veliaht II. Selim'in Lalası Abdurrahman ( Abdülmennan) oğlu Lala Mustafa Paşa'nın vakfiyesi 608/1 Numaralı Defterin 184 sayfa, 213/2 sırasına kayıtlı olup Arapaçadır. Tercüme Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu üyesi olan Bulgaristan'daki Müftü yetiştiren Nüvvap'tan mezun olup, ayrıca yüksek kısmı sayılabilecek Kahire'de El-Ezher'den de mezun olan Osman Keskioğlu Vakıf Kayıtlar Arşivi mütercimiyken 07.06.1952 tarihinde yapılmıştır.

Biz bu tercümeyi dikkate alarak Rebiulevvel ayı başları 971 H./ 19.10.1563 M. Dönemindeki bazı konulara ulaşmaya çalıştık.

Öncelikle şunu belirtmekte büyük fayda var. İncelediğimiz binlerce vakfiyelerde bunu göremiyoruz. Bunun da sebebi zannedersem, Veliaht'ın Lalası olması..

970 H. Ramazan ortalarında, yani 08.05.1563 tarihinde Padişah olan Kanuni Sultan Süleyman bir ferman yayınlayarak, Vezir-i Azam Mustafa Paşa'nın Erzurum'da bir cami ve mektep yaptırdığından bahisle caminin vakfı olmadığını, o civarda bulunan yabancılardan, sipahilerden, ocak erlerinden, Gürcü Beylerinden , Aznavurlardan, rızaları ile mülk satın alınmasını ve ileride herhangi bir niza teşkiline, niza çıkmasına sebep olunmamasına özen gösterilmesini istemiştir.

Meselâ; bir arazi satın alınırken nelere dikkat ediyor Vâkıf Lala Mustafa Paşa¦ Ayrıca vakıf, Bu zikrolunan iki köy, yaylak, mer' a vesaire, bu yedi adet değirmen ve üç adet üzüm bağı bunların hepsi Zaim Sivaslı Ali oğlu İbrahim Beyden şer' i satışla satın alınmıştır. O' da onları toptan bu mübayaadan sonra Müslüman olduğu için şimdi Mehmet Bey adını taşıyan Gürcistan Emirlerinden Asferidun Bey oğlu Yospit Beyden satın almıştır. Bu şer' i ve sahih satışa ait olan Hüccet Şavşat ve Ardahan Kadısı mevlâna Recep bini Ramazan imzasını taşımaktadır. Keza bu vesikanın tasdikini yapan Erzurum Hakiminin imzası ile de imzalanmıştır.

Yine Şavşat Sancağında İmreho nahiyesinde bulunan Oba adlı köyün temamı , adı geçen köyde bulunan ve hudutları verilen bir adet bağı bu zikr olunanların cümlesi bütün hudut ve hukuk ile, tevabi ve levahik ile, merasim ve merafik ile, mensup ve muzafat ile, sulama haklar ile, ırmaklar ile, meyve veren ve meyve vermeyen ağaçlar ile, bağları ve bahçeler ile, değirmenleri ve tarlalar ile mer'aları ve çayırlar ile, çayları ve ırmaklar ile, şer' i hukuk ve adi rüsum ile, sulanan ve sulanmayan arazisi ile, ovaları ve dağları ile, çölleri ve tepeler ile, çukurları ve yüksek yerler ile, söylensin söylenmesin, zikrolunsun -olunmasın bilumum dahil ve hariç hakk ile, bütün vücuh ve esbab ile vakıf olup bunların cümlesi, Mamervan Sancağında Emir merhum Kaya Beyoğlu Fahrül ümera Piri Bey'den satın alınmıştır. O'da bundan önce onları mezbur Şavşat Sancağı Emiri kıdvetül ümerail fiham Asferidun Bey oğlu Mahmut Bey'den şeri satış yolu ile satın almış olup mülkiyet Hücceti Şavşat Kadısı Nasuh oğlu Mevlana Mustafa imzası ile ve keza bu vesikanın üstüne tevkiini koyan Erzurum Hakiminin imzası ile imzalanmıştır. Bu satışa kardeşi Şavşat Sancağı Emiri Mehmet Bey de razı olmuş, kardeşi Mahmut Bey'in satışını o'da rıza göstererek kabul etmiştir. Buna dair olan hüccet Ardahan ve Şavşat Kadısı mevlana Veli bini Mustafa ve Pertekrek Kadısı mevlana Emir Hüseyin bini Emir Süleyman tarafından imzalanmıştır.

Bu ifadelerden anlaşılıyor ki; Lala Mustafa Paşa mülk alırken, öncelikle emlaki kendi adamına aldırıyor, oradan vakfa aktarıyor. Her iki tapu işlemini mahalin kadısına ve Erzurum kadısına tasdik ettiriyor. Baba emlak satarken, çocuklarının da ayrıca rızaları alınıyor ki, ileride herhangi bir anlaşmazlık olmasın, vakfın mülküne zarar gelmesin, kul hakkı geçmesin. Zira yapılan iş, öncelikle Allah rızası için yapılmaktadır , daha sonra Erzurum'un sosyal ihtiyaçlarının giderilmesi için yapılmıştır.

Vakfiyede adı geçen mimari eserler :

1.Lala Mustafa Paşa, Beylerbeyi Sarayı'nın ikamet ettiği evin yanına, Kâbe Mescidi adı verilen minareli bir cami yaptırmış ve halkın hizmetine açmıştır.

2.Cami yanına Kur'an öğrenimi için bir de mektep yaptırmıştır.
3.Ayas Paşa Vakfı Nazırlarıyla mutabakata varıp (trampa yapılarak- iki dükkan verip, şer'i hüküm alınarak ), Çeşmesinden bir lüle su getirerek çeşme yaptırmıştır.
4. Altı hücreli tuvalet,
5.Gümüşhane'de bir hamam ve han yaptırmıştır.
6.Salhane yaptırmıştır.

Akarları :
Köy, mer'aları saymazsak; 18 değirmen, 9 bağ, 5 bahçe, 86 dükkan, 39 evi akar olarak bırakmıştır.

Vakfiyenin tetkikinden Erzurum'da Şeyh Kümbet, Çeşmesi, Sultan Mahmud Hankâhı, Vali Konağı ( Sarayı ), Kürkçü Mescididi, Laklak Mescidi, Talimhane, Kuyumcular Çarşısı, Nalbantlar Çarşısı, Ayaspaşa Vakfı Hamamı, Çeşmesi, Vezir-i Azam Rüstem Paşa'nın Erzurum'da Vakfının bulunduğu, Çermik olduğu, Köy ve mezraların Gürcüce eski isimlerinin o çevrede aynen korunduğunu, o tarihteki vakıfta çalışan personelin maaşından Erzurum'un ekonomik durumunu, ilk defa vakfın kuruluşundan itibaren teftişi için ücret tahsisini, o tarihte görev yapan sancak beyleri ile mahalli kadıların isimlerini, kendi kardeşinin ismini, Gürcü Beylerinin adları ve çocuklarının adlarını, bazı Gürcü beylerinin islâmiyeti seçtiklerini, zimmilerin ticaret ve ziraate aynen katıldıkları ve Osmanlı ile zimmilerin kaynaştığı, Artvin civarında ve Gümüşhane civarında pamuk ziraati de yapıldığını, Gürcistan'da zeytin ağaçlarının bulunduğunu, caminin hizmete girdiğindeki teberrûkât eşyalarının ( Kur'an, cüz, şamdan, halı, kilim) listesini, öğreniyoruz.

Vakfiyede:
Vakfın ilk Mütevellisi: Erzurum kalesi Dizdarı Abdullah oğlu Bâli Ağa olduğu, o tarihte yaşayan ve vakfiyede adı geçenler ise :

Erzurum Kadısı Naibi Mevlânâ Abdülkâdir Efendi,
Erzurum'da niyabeten Hakim , Mevlânâ Ahmed bini Veli,
Erzurum Alaybeyi Şeyh oğlu Musa Çelebi,
Wrzurum Çermik Köyü Timar ashabından Mehmed Çeribaşı bini Mehmed,
Ardanuç Kazası Hakimi Mevlânâ Yahya ( 20.08.1563)
Ardanuç Sancağı Emiri hasan Bey,
Gûlam Ali oğlu Oltu Emiri Mirza Ali Bey
Şavşat Kadısı Mustafa bini Nasuh, Mevlânâ Veli bin Mustafa,
Gürcistan Emirlerinden Yospit oğlu Asferidun Bey, oğulları Emir Mehmed Bey, Emir Mamut Bey, Emir,Ahmet Bey., Daha sonra Asferidun Bey Şavşat Emiri olur.
Acara Sancağı Emiri Biycan Bey bini Nevruz Bey,
Peterek Kadısı Naibi Ali bini Himmet, Mevlânâ Emir Hüseyin bini Emir Süleyman,
Livane ve Peterek Sancağı emiri Abdullah oğlu Safer Bey ve kardeşi Mehmed Bey,
Ulemâ, Meşayih Mevlâna Erzurumlu Hüsam Efendi bini merhum Menlâna Vel,
Malazgirt, İmam Kuli Bey oğlu Gazanfer Bey,

Erzurum Beylerbeyliği Hazine Vekili, ( Akkoyunlu ?) Ferahşad Bey oğlu Mehmed Bey, Zaim Hayrettin olduğunu öğreniyoruz.

Vakfın kira gelirlerinden elde edilen para öncelikle vakfın tamirine ve bakımına harcanacak, kalan para ise :

Mütevelliye günde 10 gümüş dirhem, ( akçe )
Cuma Vâ'izine günde 10 dirhem,
Hatip'e günde 5 dirhem,
İki imamın her birine günde 3 dirhem,
Mektep öğretmenine günde 3 dirhem,
Kalfa ( Öğretmen yardımcısı, vekili ) günde 2 dirhem,
Sermahfil'e günde 2 dirhem,
İki müezzine, her birine 3'er dirhem,
Müezzin yardımcısına her gün 0,5 dirhem,
Muarrif'e 2 dirhem,
30 Ecza-i Şerif okuyana 46,5 dirhem ( Sermahfile 2, Noktacıya 2,5, kalan 28 kişiye her gün 1,5 dirhem verilmesi )
Cum'a günleri En'am Suresi okuyan 10 kişiye ayda 10 dirhem,
Yasin Suresini okuyan güzel-hoş sesli hafızlara günde 1 dirhem,
Her gün İkindi namazından sonra Amme ve İcazae Suresini hoş bir şekilde okuyana günde 2 dirhem,
Her gün ikindi Namazından sonra Salih kimselerden 12 kişi, camide bulunan tesbihlerle bin defa İhlâs okuyan 12 kişinin reislerine 2, diğerlerine 1 dirhem verilmesi,
Yatsı Namazından sonra Tebâreke okuyan her iki imama günde 0,5 dirhem,
Vakfın muhasebecisine 3 dirhem,
İki tahsildara, merkezdekine 2, merkez dışına gidene 3 dirhem,
Feraşa 3 dirhem,
Ferraş çırağına 1 dirhem,
Suyolcu ve tamirciye günde 2 dirhem,
Günlük cami levazımatı için günde 3 dirhem ( hasır, kandil, kandil yağı ),
Balmumu için yıllık 10 altun,
Buhur için günde 0,5 dirhem,
WC ve cami-mektep etrafını temizlemek için günde 2 dirhem,
Şehir hâkimi tarafından , yıllık mütevelli, Nazır ve Tahsildarların defterlerini teftiş, blançolarını tanzim ve sicilini güvenilir ellerle tutmak için yıllık 200 dirhem,
Va'ize lojman tahsisi,
Caminin imamet, hitabetin ve mektep hocalığının tek kişi tarafından yapılması,
Vakfın gelirlerinden kalırsa, Vakıf nazırına günde 10 dirhem verilmesini, eğer kira gelirleri öncelikle caminin tamir ve ısıtılmasına harcanması, persolele ödenek yetmezse kısıntıya gidilmesini vâkıfın şartları arasında olduğunu vakfiyenin tetkikinden öğreniyoruz.

Ayrıca; personel mazeretsiz göreve gelmediğinde o günkü ücretinin kesilmesi, emlâk kira kontratlarının üç yıldan fazla yapılmaması şartı da vakfiyede yer almaktadır.

Bu durumda, personel maaşlarını topladığımızda; vakfın yıllık geliri, asgari, 46.640 dirhem ve ayrıca 10 altın. Vakfın faaliyete geçmesiyle birlikte istihdam edilen personel sayısı ise: 73'dür.

Bilbilvan Köyü, Şavşat- Ardahan arası Bilbilan yaylası olarak günümüzde yaşamakta.
Verhonal Köyü, Şavşat- Meşemolla Köyü ?
Bilbilvan-Sirsküt Köyü: Sinküt- Çayağzı Köyü,
Şavşat- İmreho Nahiyesi Obaköy: Şavşat Meydancık Bucağı,
Şavşat-Eyrehhacı “ Tabe Köyü: aynen kullanılıyor,
Şavşat-Ahıltaba Köyü:Ahaltaba- Tepeköy,
Şavşat-Maçhal Nahiyesi: Şıhnamur Köyü,
Pertekrek Sancağı Sihavbet Kalesi Dört Kilise: Artvin- Yusufeli- Dörtkilise,
Livana Sancağı: Artvin Kalesi,
Ardannose Gümüş madeni : Ardanuç
Peterek, Artvin, Yusufeli kazası,
Bilbilvan-Zaals Köy,
Bilbilvan-Sodgobid Çayırı,
Korsisvit Yaylağı,
Bilbilvan-Verhonal arasındaki Somaht Köy,
Dabe Köyü,
Acara Sancağı Sabuntahr Köyü,
Acara-Tulagün Köyü,
Acara-Didval Köyü: Diğvanit Köyü
LivaneSancağı Körte Köyü,
Livane-Okır- Ohır Köy,
Livane Deresi Mendevil Köyü,
Peterek Sancağı Kepaçur Köyü,
Peterek Hav Köyü,
Malazgirt Loduz Suyu,
Malazgirt kalesi,
Malazgirt Loduz Suyu Alagöz Köyü


608/1 nolu defterin 184. sayfa 213/2. sırasında kayıtlı Mustafa Paşa bin Abdurrahman (Abdülmennan) Vakfı'na ait 971 tarihli Arapça vakfiyenin özet bilgileri aşağıda sunulmuştur:.

Gürcistan tevabiinden Şavşat nahiyesinde vaki Bilbilvan ve Verhonal namındaki iki köy
Halk arasında Türkçe KorsisviI Yaylağı denilen yazlık yayla,
Bilbilvan köyünde bulunan Sadgobid denilen çayır ve Mezrea ile birlikte Poçhara zimmi Değirmeni
Zikri geçen köyde vaki ve Onuke zimmi Değirmeni
Yine zikri geçen köyde kani ve Varrend zimmi Değirmeni.
Yine zikri geçen köyde kain ve Sorzan zimmi Değirmeni.
Yine zikri geçeck köyde kain olup Keftere zimmi Değirmeni.
Yine zikri geçen aynı köyde kani ve Kenane zimmi Değirmeni.
Mezbur Verhonal köyünde kain Kimaras zimmi Değrimeni diye meşhur olan bir Değirmeni
.
Adı geçen Nahiyeye tabi Sirsküt köyünde bulunan bir bağın temamı ki, Bilbilvanlı zimmi Yuvana bağı diye meşhurdur.

Adı geçen Nahiyede Zaalsköy denen mahalde kain ve Verhonallı Görgi bağı bütün esbap ve ihtimaller ile vakıftırlar.

Bu zikrolunan iki köy, yaylak, mer'a vesaire, bu yedi adet oeğirmen ve üç adet üzüm bağı bunların hepsi Zaim Sivaslı Ali oğlu İbrahim Beyden şer' i satışla satın alınmıştır. O' da onları toptan bu mübayaadan sonra Müslüman olduğu için şimdi Mehmet Bey adını taşıyan Gürcistan Emirlerinden Yospit Bey oğlu Asferidun Bey'den satın almıştır. Bu şer' i ve sahih satışa ait olan Huccet Şavşat ve Ardahan Kadısı mevlana Recep bini Ramazan imzasını taşımaktadır. Keza bu vesikanın tevkiini yapan Erzurum Hakiminin imzası ile de imzalanmıştır.

Yine Şavşat Sancağında İmreho nahiyesinde bulunan Oba nam köyün temamı , adı geçen köyde kani bir adet bağı bu zikrolunanların cümlesi bütün hudut ve hukuk ile, tevabi ve levahik ile, merasim ve merafik ile, mensup ve muzafat ile, Sulama haklar ile, Irmaklar ile, Meyve veren ve Meyve vermeyen ağaçlar ile, bağları ve bahçeler ile, değirmenleri ve tarlalarile mer'aları ve çayırlar ile, çayları ve ırmaklar ile, şer' i hukuk ve adi rüsum ile, Sulanan ve Sulanmayan arazisi ile, Ovaları ve Dağlar ile, Çölleri ve Tepeler ile, Çukurları ve yüksek yerler ile, söylensin söylenmesin, zikrolunsun -olunmasın bilumum dahil ve hariç hakk ile, bütün vücuh ve esbab ile vakıf olup bunların cümlesi, Mamervan Sancağında Emir merhum Kaya Beyoğlu Fahrül ümera Piri Beyden satın alınmıştır. O'da bundan önce onları mezbur Şavşat Sancağı Emiri kıdvetül ümerail fiham Asferidun Bey oğlu Mahmut Beyden şeri satış yolu ile satın almış olup milkiyet Hucceti Şavşat Kadısı Nasuh oğlu Mevlana Mustafa imzas ile ve keza bu vesikanın üstüne tevkiini koyan Erzurum Hakiminin imzası ile imzalanmıştır. Bu satışa kardeşi Şavşat Sancağı Emiri Mehmet Bey'de razı olmuş, kardeşi Mahmut Beyin satışını o'da rıza göstererek kabul etmiştir. Buna dair olan huccet Ardahan ve Şavşat Kadısı mevlana Veli bini Mustafa ve Pertekrek Kadısı mevlana Emir Hüseyin bini Emir Süleyman tarafından imzalanmıştır.

Zikri geçen Şavşat nahiyesinde vaki Ahıltaba denen köyün temamı Oltu Sancağı Emiri Kerim Emirlerinin nümunesi Mirza Ali bey bini Gulam Ali'den satın alınmıştır. O' da Şavşat Sancağı Emiri Mahmut bey ibni Asferidun'dan şer' i satış yol ile satın almış olup Huccetti'de Şavşat Kadısı mevlana Mustafa bini Nasuh imzası ile ve bu vesikanın üstüne tevki yapıp imzasını koyan merkum Erzurum Kadısı tarafından imzalanmıştır. Kardeşi Şavşat Sanacağı Emiri Mehmet Bey bu satışa rıza gösterip cevaz vermiş, kardeşi Mahmut Bey'in satışını o da kabul etmiştir. Razı olup kabul ettiğine dair olan Huccet Ardahan ve Şavşat Kadısı mevlâna Veli bini Mustafa imzasını ve Pertekrek Kadısı Emir Hüseyin bini Emir Süleyman imzasını taşımaktadır.

Şavşat Sancağında Eyrehhacı nahiyesinde vaki Tabe adlı köyü vakıf olup hepsi de ümerânın medarı iftiharı olan Erzurum Emir Alayı Ali Bey ibni Süleyman Beyden şer' i satış yolu ile satın alınmıştır. O' da bunları Kerim Emirlerin Fahri, Şavşat Sancağı Emiri Ahmet Bey ibni Abdullah'dan, kardeşi Mahmut Bey'den müştereken satın almıştır.Babaları da meşhur Asferidun Beydir. Bu şer' i yolla yapılan satışa dair olan Huccet Şavşat Kadısı mevlana Mustafa bini Nasuh imzası ile ve Erzurum Hakimi mumaileyh Molla imzası ile imzalanmıştır.Sonra bu alış-verişi kardeşleri Kerim Emirlerin medarı iftiharı Şavşat Sancağı Emiri Mehmet Bey kabul ederek uygun görmüş, ve kardaşları Ahmet ve Mehmet Beyler'in satışına o da razı olmuştur. Satışa rıza gösterdiğine dair tanzim kılınan Huccet Şavşat ve Ardahan Kadısı mevlana Veli bini Mustafa ve Pertekrek Kadısı mevlana Emir Hüseyin bini Emir Süleyman tarafından imzalanmıştır.

Şavşat nahiyesinde bu vesikanın yukarısında adları geçen Bilbilvan ve Verhonal namındaki iki köyün arasında bulunan Somaht denen köy, akranın medar-ı iftiharı Faik Bey bini merhum Mehmet Beyden satın alınmıştır. O'da mezkür Şavşat Emiri Asferidun Beyoğulları iki büyük Emir Mahmut ve Ahmet Beylerden şer' i satış yolu ve mer' i mübayaa ile satın almış olup mülkiyet hücceti Şavşat Kadısı mevlana Mustafa bini Nasuh ve mumaileyh Erzurum Hakimi imzalarını taşımaktadır.

Şavşat Nahiyesinde vaki Dabe denen köyü, Acara Sancağı Emiri Biycan bey bini Navruz Beyden şer' i satış yol ile satın alınmıştır. Tanzim olunan mülkiyet hüccceti mumaileyh Erzurum Hakimi tarafından imzalanmıştır.

Şavşat Sancağında Maçhal nahiyesinde vaki Şıhnamur namındaki köy Zaim Faik Bey bini Mehmet Bey'den satın alınmıştır. O' da Şavşat Emiri Kerim Emirlerin medarı iftiharı Abdullah oğlu Mahmut Beyden şer'i satış yol ile satın almış olup bu satışa dair tanzim olunan milkiyet Hucceti, Erzurum Hakimi müşarünileyh Kadı imzasını taşımaktadır.

Yine Gürcistan tevabiinden Acara nahiyesine tabi Sabuntahr, Tulagün, Didval namındaki üç köyün temamı ki, bunlar Gürcistan Emirlerinden Navruz Beyoğlu Biycan Beyden şer'i alış verişle satın alınmış, tanzim olunan milkiyet hucceti Erzurum Hakimi Mevlana Ahmet bini Veli tarafından imzalanmıştır ve bu Hüccet 970 Hicri yılı Muharrem'ül- Haram ayının ortalarında ( 14.09.1562 tarihinde ) yazılmıştır.

Gürcistan tevabiinden Livane Sancağında kain Körte namındaki köyün yarım hisse-i şayiasının temamı' ki, ahalisi arasında şöhretinden dolayı tarife gerek kalmaz, her türlü hakkı ile birlikte Kerim Emirlerin Pişuvası Oltu Emiri Mirza Ali Bey'den şer' i suretle satın alınmıştır. O' da mezkür Levana sancağı Emiri Mehmet Bey'den şer' a uygun bir satışla satın almış olup bu satışa dair tanzim olunan milkiyet hucceti Erzurum hakimi tarafından imzalanmıştır.

Ardanose ( Ardanuç) Sancağı tevabiinden Gümüşhane ( bugünkü Gümüşhane il merkezi ) Köyünde kain bir yeni Hamamın temamı ki, onu Vâkıf Hazretleri inşa etmiştir. Bütün hudut ve hukuk ile, ona izafe edilen her şeyiyle, elbise çıkarma yerleri, odaları, suyu, havuzu ve diğer müteallikat ile, Külhanı, kazanı ve mensubatı,diğer bilumum eczası, Geçme yerleri, su yolları, kar atma yerleri, bilumum dahil ve hariç haklar ile vakıftır.

Zikri geçen Hamamın civarında müşarünileyh vakıf tarafından bina ve inşa olunan bir Yeni Hanın temamı ki, bu da bütün hudut ve hukuk ile, tevabi ve levahik ile, merasim ve merafik ile, mensubat ve muzafat ile, suları ve su yollar ile, Kar atma yerleri ve borulardan su akma yerler ile, pislik atma yerleri ve hayvan bağlama yerler ile, bilum hakk ile vakıftır.

Zikri geçen han ve hamamın civarında bina olunmuş bulunan yeni dükkanların cümlesi ki müşarünileyh Vakıf Hazretlerinin inşası olmakla meşhur olduklarından tahditden müstağnidirler. Zikirleri geçen Hamam, han ve dükkanların hepsi Ardanuç Sancağı tevabiinden Gümüşhane diye meşhur olan Maden köyünün civarındaki arazidedirIer. Hudutları kıbleden Demircilerden Kurudere diye maruf olan vadiye inen yoldur. Şarktan kurubayır denilen mevkidir, Şimalden büyük Mağaza Harmanları denilen yerdir, garptan akar sudur ki müşarünileyh vakıf Hazretleri bunu o gün Ardanuç Sancağı Emiri olan Ümeranın medarı iftiharı Emir Hasan Bey'den satın almıştır. Milkiyet Hucceti'de mezkür Ardanuç Kazası Hakimi mevlana Yahya imzasını ve 970 yılı Zilhiccesinin son günleri ( 20.08.1563 )tarihini taşımaktadır.

Zikri geçen Gürte köyünde vaki meşhur Livane vadisinde bir adet üzüm bağının temamı ki Parsahte bağı diye bilinir.

Livane Sancağında kain Okır veya diğer adile Ohır namındaki köyün yarı hissesi Erzurum Sultanı Gulamlarından Abdullah Ağa oğlu Hasan Ağa'dan satın alınmış olup o da mezkur Levane Sancağı Emiri Abdullah oğlu Safer beyden şer' i satış yolu ile satın almıştır. Zikri geçen köyde vaki üç adet bağın temamı ki hudutları ora halkı arasında meşhur olduğundan tahdide lüzum yoktur. Bunlar da zikri geçen Hasan Ağadan satın almışlardır. O' da bunlardan birisini büyük Emir müşarünileyh Safer Beyden satın almıştır ki Sipvi Bağı diye meşhur olandır. Diğer ikincisi ise Mehmet bey bini Tültül namındaki Zaimden satın almıştır. Bunlardan birisi Eğroşol bağı diye, diğeri de Külot bağı diye meşhurdur. vakıftır. Mülkiyet Hucceti mumaileyh Erzurum Hakimi tarafından imzalanmıştır.

Zikri geçen Külot bağına mülhak olan Logaris ve Maha kaisd adlı mevkilerde kain olan on adet zeytin ağacınının hepsi ki bunlar Livane Deresi Çeribaşısı diye meşhur olan Mehmet namındaki şahıstan satın alınmıştır. Mülkiyet Hucceti mezkür Pertekrek kazası Hakimi tarafından Naip olan mevlana Ali bini Himmet imzası ile imzalanmıştır.

Adı geçen köyde vaki bir adet bahçenin temamı ki Zolkud bahçesi diye meşhurdur. Hudutları kıbleden umumi yoldur, şarktan Ürkmez bağı diye maruf olan bağdır, şimalden Ali Bey zeytinliği diye maruf olan ağaçlıktır.Garpten dağdır. Bütün hudut ve hukuk ile, tevabi ve levahik ile, merasim ve merafikile, mensubat ve muzafat ile, suları ve meyveli, meyvesiz ağaçlar ile, evleri ve üzüm sıkmağa mahsus Mengene ile, kuyusu, mezreaları, pamuk yerler ile, su hakkı ile diğeri şer' i hukuk, orfi rüsum ile zikrolunsun olunmasun, söylensün söylenmesün dahil ve hariç her nevi hakkile, bütün ihtimaller ile vakıf olup böylece Livane Deresinde Mendevil Köyünde sakin olan Zekeriyya İrnan Virzlutam' dan şer'i suretle satın alınmıştır. Mülkiyet Hucceti'de mumaileyh Erzurum Hakimi tarafından imzalanmıştır.

Ohır adlı köyde bulunan bir adet bağın temamı ki, Kütur kavl diye maruftur. Livane Çeribaşısı diye maruf ve meşhur olan Abdullah oğlu Mehmet adlı kimseden satın alınmıştır. Şer' i suretle yapılan bu satışa dair olan mülkiyet Hücceti Pertekrek'te Hilafeten Naip olan Ali bini Himmet imzasını taşımaktadır.


Ohır köyünde vaki bir adet bağın temamı ki, Görzeri bağı diye meşhurdur. O'da Livane Çeribaşısı diye meşhur olan Abdullah oğlu Mehmet nam kimseden şer'i satışla satın almıştır. Tanzim olunan milkiyet hucceti, Erzurum Hakimi müşarünileyh Hazretlerinin imzasını havidir.

Ohır adlı köyde vaki iki adet bağın temamı ki bunlardan birisi Beknis bağı diye, diğeri de kaprid keşiş bağı diye meşhurdur..

Ohır adlı köyde vaki bir bağı temamı ki, Öğrünç bağı diye meşhurdur. Ali bey bini Abdullah nam Zaimden şer' i satın alma yol ile satın alınmıştır. Tanzim olunan mülkiyet hücceti Erzurum' da Niyabeten Hakim olan mevlana Ahmet bini Veli mizasını taşımaktadır.

Ohır adlı köyde vaki bir adet bağın temamı ki, Bırahlaver bağı diye meşhurdur. Levane Emiralayı Mehmet Beyden satın alınmıştır. Mülikyet Hücceti mezbur Pertekrek Kadısı Naibi Ali bini Himmet imzalıdır.

Gürcistan tevabiinden Pertekrek Sancağında kain Kepacur köyünde bulunan Kör Zoket bağı merhum Mehmet Bey oğlu Zaim Faik Beyden şer'i suretle satın alınmıştır. O'da Livane ve Pertekrek Sancağı Emirleri Abdullah oğlu Safer Bey ve Mehmet Bey adındaki kardeşlerden satın almıştır. Hücceti Erzurum Hakimi tarafından imzalanmıştır.

Pertekrek Kazasında Sihavbet Kal' ası altında Dört kilise nam köyde vaki ve Sahrir bağı diye maruf olan bir adet bağın üç hissede bir hissesinin temamı Abdullah oğlu Zaim Ali beyden şer' i satışla satın alınmıştır. Milkiyet Hucceti Pertekrek Kadısı Naibi mevlana Ali bini Himmet tarafından imzalanmıştır.

Pertekrek Kazasında Dört Kilise köyünde vaki Meydan bağı diye meşhur bir bağ Mehmet Bey oğlu Zaim Faik beyden satın alınmıştır. O da Livane ve Pertekrek Sancakları Emirleri Abdullah oğlu Safer Bey ve Mehmet Bey'den satın almıştır . Hücceti müşarünileyh Erzurum Hakimi tarafından imzalanmıştır.

Dört kilise köyünde kain Küloprize bağı diye meşhur bir bağ Abdullah oğlu Zaim Ali bey nam kimseden şer' i suretle satın alınmıştır. Hücceti Pertekrek Hakim Naibi mevlana Ali bini Himmet tarafından imzalanmıştır.

Dört kilise köyünde vaki Şoşire bağı diye meşhur olan birbağın temamı ki, kıble tarafından zimmi Külsil bağı ,yine adı geçen köyde vaki bir bağın temamı ki Kirdirevil bağı diye meşhurdur bu iki bağ Aznavur Zekeriyya bini Potamdan şer' i suretle satın alınmıştır. Hücceti mumaileyh Erzurum Hakimi tarafından imzalanmıştır.

Gürcistan tevabiinden Ardanuç nahiyesinde vaki Gümüş Madeni civarında kain ve Sahor tarlası diye maruf olan ziraate elverişli bir parça arazisinin Livane Sancağı Emiri Abdullah oğlu büyük Emir Mehmet Bey tarafından vekaleti sabit olan Mehmet oğlu katip Mustafa namındaki adamdan şer'i suretle satın alınmış olup hücceti müşarünileyh Erzurum Hakimi imzası ile imzalanmıştır.

Pertekrek kazasında Hav köyünde kain Salonis bağı temamı ki, orada Pamuk ekmeğe elverişli üç parça ev yerleri ile birlikte vakf olup bağı Levane Emiralayı Mehmet adlı kimseden şer'i suretde satın alınmıştır. Hücceti Pertekrek kazasında niyabeten Kadılık yapan Mevlana Ali bini Himmet tarafından imzalanmıştır.

Yine adı geçen Hav köyünde kain Kilise bağı, Livane Çeribaşısı diye meşhur olan Abdullah oğlu Mehmet adlı askerden satın alınmış olup, Hücceti Pertekrer Kadılığında Hakim Naibi Mevlana Ali bini Himmet mührünü taşır.

Erzurum Nahiyesinde Çermik köyünde kain iki adet Değrimenin temamı ki, bunlardan biri mezarlıklar arasında yol üzerindedir. Diğeri açık yerde Çicki köyü karşısındadır. Çermuk köyü Timar ashabından Mehmet Çeribaşı bini Mehmed'den Maksut bini Hüseyin'den ve Mahmut bini Budak'tan satın alınmıştır. Satış Hücceti Erzurum Hakimi tarafından imzalanmıştır.

Çermik köyünde vaki bir adet Değirmenin temamı ki, mezkür köyün altında bulunan Dikilikaya diye maruf olan kayanın yanında kurulmuştur. Kaytem Çavuş bini Maksut'dan satın alınmıştır. O da müteveffa Deli Hüseyin'den satın almıştır. Hücceti müşarünileyh Erzurum Hakimi tarafından imzalanmıştır.

Erzurum şehri civarında Benarkır diye meşhur olan mevkide bulunan mezrea ve arazisinin hisse-i şayiası ki, hududu kıbleden Mordelik nam köye giden yoldur.Doğudan Şeyh Künbedi Çeşmesi diye maruf olan çeşmedir, oradan devamla Kez adlı köye giden işlek yola varır, kuzeyden yine yukarıda zikri geçen köye giden işlek yoldur. Batıdan yukarıda yazılı Kez köyünün sınırlarıdır.

Doğnek diye maruf olan yerde bulunan arazi ve mezreanın yarı hissesi şayiası ki hududu kıbleden yukarıda adı geçne Kez köyüne giden işlek yoldur, şimalden Karaarz denilen köye giden işlek yoldur, garpten Kandiş nam cizye mezreasının sınırıdır, şarktan Kân namındaki köyün hudududur. Ulemanın Pişuvası, meşayih ve fudalanın umdesi Mevlana Erzurumlu Hüsam Efendi bini merhum Mevlana Veli'den şer' i suretle satın alınmıştır. Hücceti mumaileyh Erzurum Hakimi tarafından imzalanmıştır.

Malazgird Kal'ası civarında kain bir kıta arazininin temamı ki, hududu kıbleden mezbur kale'nin surudur, şarkatan Tebriz kapısı diye maruf olan kapının yoludur, şimalden birbirine bitişik kayalaradır, garpten padişah kapısı diye meşhur olan kapıdan çıkan umumi yoldur. Akranın medarı iftiharı Gazanfer Bey bini İmam Kuli beyden şer'i suretde satın alınmıştır. Hücceti Malazgirt Kadısı Mevlana İsa tarafından imzalanmıştır.

Malazgird Nahiyesinde meşhur Lodoz Suyu üzerinde vaki köprü civarında onbeş değirmen yapmağa müsait arazinin temamı ki halk arasında şöhretinden dolayı hudutlarını beyana lüzum yoktur. Kerim Emirlerin Pişuvası o zeman Malazgird Sancağı Emiri olan İmam Kuli Beyden satın alınmıştır. Hücceti Malazgird Kadısı Mevlana İsa imzasını taşımaktadır.

Lodoz Suyu civarında Alagöz köyünde vaki iki adet değirmen yerler ile birlikte'ki, bunlardan her biri ikişer gözdür ve o Nahiye halkı arasından şöhretinden dolayı hudutlarını beyana lüzum yoktur. Ahmet Çelebi oğlu Tahirden şer'i suretle satın alınmıştır. Hücceti Malazgird Kadısı Mevlana İsa imzasını taşımaktadır.

Erzurum şehri içinde, Türkçe Laklak Mescidi denilen Mescidin mahallesinde Mutaflar Çarşısı denilen Çarşı başında sokak yanında kain birbirine bitişik beş adet evin temamı ki kapıları yol tarafından açıktır. Hudutları: kıbleden mezkur Mescidin yoludur, Şarktan Halil oğlu Abdülkerim mülküdür, şimalden Abdullah oğlu Ali Kethüda evleridir, batıdan çarşıdır, Bunlar,Halil oğlu Abdülkerim namındaki adamdan şer' i suretle satın alınmıştır.

Zikri geçen şehir dahilinde çarşı içinde kain olup Kerim Emirlerin medarı iftiharı Piri Bey bini Kaya'dan, onun'da Sivaslı İbrahim Ağa'dan satın almış olduğu on adet dükkanın temamı ki, bu dükkanların üçü Ayvadşe bini Muradşe adlı zimninin dükkanı civarındadır. bunların ikisi de Çavuş Koçi Bey dükkanları tarafına düşmektedir. Hudutları, şarktan ve şimalden ve garpten yoldur, kıbleden mezbur Ayvadşe zimrni dükkanıdır. Bunlarda birisi yolun şimal cihetine düşmektedir. Hududu kıbleden yol, şimalden Kar atılan yerdir. Garpden Tebrizli Aşur dükkanıdır. Mezbur on dükkanın dördü de Türkçe Nalbandlar Çarşısı diye meşhur olan Çarşıda olup birbirine bitişiktirler. Hudutları: kıbleden, doğudan ve kuzeyden yoldur. Batı tarafından da Mevlana Mehmet oğlu Abdülğaffar Dükkanına bitişiktir. Bunların üç dükkanı ki, ekmekçi fırınıdırlar, kıbleden ve şarktan ve garpten yol ile şimalden de Koçi Çavuş mülki ile mahdutturlar. Satın alınmıştır. Hücceti Erzurum Kadısı Naibi mevlana Abdülkadir Efendi tarafından imzalanmıştır.

Yine zikri geçen şehir dahilinde kain on adet dükkanın temamı ki kal' a Dizdarı Abdullah oğlu Bali Ağa'dan satın alınmıştır, bunlardan altısı binadır, dördü ise üzerinde bina olmayan boş dükkan arsasıdır. Sonradan bina yapılmıştır. Bunlardan ikisi Kuyumcular Çarşısında olup hudutları: kıbleden Hamza oğlu Hacı Ayvaz dükkanıdır, kuzeyden ve Şarktan dar sokaktır, batıdan yoldur. Kalan sekiz mağaza dükkânda Tebriz Kapısı civarında Hisariçi Surunda bulunup, kıbleden kapı yol ile, doğudan Hisariçi Kapısı yol ile, kuzeyden hali arazi ile batıdan Kal'a Suru ile mahdut vakıftırlar.

Erzurum'da Vali Konağı civarında, Saray diye meşhurdur, bir Hanenin temamı ki, iki evi, bir ahırı, bir avluyu müştemildir. Alaybeyi Şeyhi oğlu Musa Çelebi namındaki kimseden şer' i suretde satın alınmıştır. O da Tırhalalı Abdullah oğlu Mustafa Bölükbaşı'dan satın almıştır. Hududu kıbleden, şimalden ve şarkdan zikri geçen saraya varır, garpden Abdullah oğlu Cebeci Ali oğulları mülkine varır. Mülkiyet hücceti Vesikasının altına imzasını ve tevkiini koyan Erzurum Hakimi tarafından imzalanmıştır.

Erzurum'da Saray Mahallesinde bir batıdan yoldur, doğudan Cebe oğlu mülküdür,kuzeyden Arab Yakut mülküdür., Kerim Emirlerin medarı iftiharı Kaya Bey oğlu Piri Bey'den satın alınmıştır. Hücceti müşarünileyh Hakimin imzasını havidir.

Vakfiyede yazılan Camii Şerif Harimi ittisalinde ve şarkında birbirine dayalı on iki adet dükkanın tamamı.

Yine bu dükkanların karşısında ve şark tarafında birbirine bitişik on dört adet dükkanın temamı ki aralarından çarşının yolu geçer.

Bu dükkanların yarısının şimal tarafında yine birbirine muttasıl bir sırada beş adet oda, kıble tarafında kain büyük bir ahur, ve onun üzerinde bir sırada yedi adet oda ki bunlar Sultan Mahmut Hanikahı denen eski binaya bitişiktirler.

Bu Hânikahın şimalinde ve onun ittisalinde birbirine muttasıl bir sırada beş adet oda, ve onların yanında bir oda:

Bu altı adet odaların karşısında şimal tarafında bir sırada birbirine muttasıl diğer altı oda,

Bu altı odanın garp tarafında bir mahzen ve üç nalbant dükkanı,

Bu altı odanın arka tarafında birbirine muttasıl bir sırada dizili yedi adet dükkan ki hudutları şimalden çarşınıp yoludur, şarktan bu dükkanlar ve odalar ile merhum Ayas Paşa vakfına ait vakıf dükkanlar arasından geçen yoldur. Garpten Kürkçü Mescidi denilen Mescitdir.

Bu odaların ve belirtilen diğer odaların arasında bulunan bir kıta hali arazi ki onun şark tarafına altı abdesthane yapılmıştır.

Zikri geçen camii şerif avlusunda kain bir sırada sekiz adet dükkanın temamı ki kapıları şimal tarafına doğru açıktır. Bunların her iki dükkanı birbirine bitişiktir. Dört yerdedirIer. Aralarında Pınar ve Harim kapısı vardır. İki adet odanın temamı ki bunlardan birisi doğudaki dükkanların, diğeri de batıdaki dükkanların arkalarında kalmaktadırlar.

Zikri geçen Camii şerif Hariminin garp duvarına bitşik birbiri yanında sıra ile oniki adet dükkanın temamı. Bu dükkanların karşısında yine birbirine bitişik oniki dükkanın hepsi ki aralarından çarşı yolu Veziriazam Rüstem Paşa Hazretlerine mensup arazisine yapılan Mektep ile mahduttur.

Zikri geçen Mektebe muttasıl bir hanen temamı ki, üç evi, bir sofayı, bir mutfağı, ahırı, üzerinde üç odayı, ahırın kapısı yanında bir odayı müştemildir. Hudud Mescidin Garp köşesinden garp istikametinde dokuz Dülger zira'ı kadar uzanır, oradan yirmi bir zira kadar kıbleye gider, sonra mumaileyh merhum Veziriazam Rüstem Paşa'ya mensup dükkanların arazisine varıp son bulur.

Zikri geçen Camiin avlusunda kani garp tarafından hali arazi üzerine kurulmuş bir sırada ve birbirine muttasıl bir Ekmek fırın ile birlikte sekiz adet dükkanın hepsi ki, hududu garpten müşarünileyh Veziriazama mensup mezkür hali yerdir. Şimalden merhuma mensup dükkanlardır, kıbleden yoldur, şarktan yukarıda yazılı yerdir.
Yine bu zikrolunan arsaların hepsi ki ortalarında hayvanlar için su olukları vardır.

Bu arsaların şimal tarafında kain birbirine muttasıl bir sırada sekiz adet dükkanın hepsi ki, birisi Talimhane diye meşhurdur. Hudutları kıbleden bu arazidir, şimalden zikri geçen merhuma mensup dükkanlardır, şarktan ve garpten umumi yoldur.

Mezkür Talimhane cihetinde birbirine muttasıl dükkanların hepsi ki bu hayrat ve meberratın cümlesini müşarünileyh vakıf Hazretleri, merhum Mirşah Beyoğlu Emir Ali Bey tarafından kendisine hibe edilip şer'an kabzeylediği hali arazi üzerine yeniden yapmıştır. Hududu kıble tarafından umumi yoldur ve hibe yi yapan müşarünileyhin elinde bulunan eski binadır, meşhur muttasıl bir sırada oniki adet geçmektedir. Ve garpten merhum hali arazi ile ve mezkür Mescit Hanikahdır. Şarktan çarşıdan eski büyük Camiye giden yoldur, şimalden yine yoldur ve Kürkçü Mescidi ve ona mensup dükkanlar ve ekmekçi Sinan'dan satın alınıp Vahib'in mülkü olan Ekmek fırınıdır. Garpten Veziriazam merhumi müşarünileyhe mensup hali arazidir.

Mezkür şehir dışında Kerç kapısı diye meşhur olan kapı tarafında kain bir salhanenin temamı ki, hududu kıble tarafından ve şarktan Cadde yoludur, şimalden ve garpten Mansur oğlu Hacıkara namındaki adamın bahçesidir.
Bu mevkufatın cümlesi de yine mumaileyh vakıfın inşası olmakla meşhurdurlar.

Dokuz evi, iki sofayı, üç avlusu, bir fırını, üç abdesthaneyi, bir büyük ahırı, yanında tahtadan iki evi ve bir küçük ahırı müştemil bir hanenin temamı ki, bu hanenin iki kapısı olup biri garbe, diğeri şimaledir. Hududu kıbleden ve şarkdan umumi yoldur.Şimalden merhum Ayas Paşaya mensup evleridir. Garpten yine mezkur evler ve Beylerbeyi Sarayına bitişik umumi yoldur. Bunların tamamı Fudala ve Sulahanın Pişuvası merhum Şemseddin oğlu Derviş Çelebi'den satın alınmıştır. Hücceti mumaileyh Hakimin imzasını havidir.

Zikri geçen şehirde Tebriz kapısından giden yol ve Camii kebirden giden çarşı üzerinde bulunan çeşme, üç lüle ile akan Çeşme ki, merhum Ayas Paşa'ya mensup dükkanların kıble cihetindedir. İhtiyaçtan fazla idi. Üzerinde Kubbesi de yoktu. Tamiri için vakıf'da yoktu. Vakıfı müşarünileyh, Hakimin izni ve Ayas Paşa vakfının nazırı olan Emir Ömer Beyin malumatı ile ve mütevelli olan Cafer bini Abdullah'ın marifet ile üç lüleden birini alarak onu mezkûr şehir içinde Mescit mahallesinde kain merhum Kasım Beye mensup çeşmeye getirdi ve bunu satın almış olduğu Kuyumcular Çarşısında iki dükkanla istibdal yaptı ki bu dükkanlardan birisi Saraç Mehmet Tilmiş denilen adamdan satın alınmıştır, diğeri de Hasan Ağa bini Durali Emir Arslan'dan satın alınmıştır. Hudutları: kıbleden ve şimalden Kadı oğlu dükkanıdır şarktan ve garpten yoldur.Bu iki dükkan merhume menzup çeşmenin rakabesine vakıf olup mukabilinde bir lüle çeşme su alınmıştır. Nazır ve Mütevellide bu istibdal vakfın faydasına olduğundan kabul etmişlerdir.

Mumaileyh Hakimde müçtehit ulemâdan bu gibi istibdali tecviz edenlerin kavline dayanarak bunun sihhatine hükmetmiştir. Sonra vakıf bu suyu künk içine alarak onu Tebriz Kapısından giden işlek yol boyunca akıtarak bina etmiş olduğu Camiin yanına getirdi. Onu Camiin avlısında akmakta olan çeşmenin suyuna kattı.

Erzurum'da Beylerbeyinin oturmasına Sultan tarafından tahsis olunan Saraya yakın bulunan ekmek fırını hem mahallenin ortasında ve camiin yakınında olduğundan fırının ateşi ve dumanı halkı taciz etmekten ve hem de yangın çıkmak ihtimali olduğundan, muamileyh hakiminin ilmi emvali emriye ve hazine vekili Zaim Hayreddin ve Mehmet Bey bini Ferahşad Bey marifet ile vakıf bu fırını müşarünileyh merhum Ayas Paşa'da mensup Hamamın civarında kain emlakine muttasıl sola ve ahur ile istibdal etmiştir. Vekili mezburda bu istibdal mahalle, camii ve Saray Halkına faydalı olduğundan bunu kabul etmiş,mumaileyh Hakim' de ulemadan bunu cazip görenlerin kavline göre sihhatine hüküm vermiştir. Sonra bu fırın beş evi, iki ahırı ve bir abdeshaneyi havi bir hane haline getirilmiştir. Hududu kıbleden mezkür Saraydır, şarktan Mutfaktır, batıdan hususi yoldur, kuzeyden Erzincan kapısından Ulu Camiye giden umumi yoldur. Sonra vakıf bunu merkum evkafa ilhak etmiştir.

Sonra vakıf Hazretleri, mezkür camiye tilavet edilmek üzre altı adet büyük Mushafı Şerif, rahleler ile birlikte vaz'etmiştir ki, birisi kadife ile kaplıdır, diğerleri çuha ile örtülüdür. Keza otuz cüz'ü şerif, kırk bir En'am cüzünü mücellet olarak sandıklar ile birlikte vazolunmuştur. Keza iki adet bakırdan mamul büyük şamdan koymuştur ve pirinçten mamul diğer bir şamdan koymuştur. Mum yakmak için üç kolu vardır. Çerağ paye denen dört kıta şamdan koymuştur, bunlardan ikisi İstanbul'da yapılmıştır, diğer ikisi Firenk biladlarında yapılmıştır. Şark usulü nakışlı olup Piyesuz denilen sarı madenden yapılmış üç parça çerağdan koymuştur.

On dört adet Halı sermiştir. Altısı beyaz olup kaplan postu renginde nakışlıdır. Yedisi kırmızı olup çeşitli nakışlıdır. Birisi nakışlı olup deve tüyündendir, mihrab için iki nakışlı seccade koymuştur, birisi beyaz olup kaplan postu rengi ile nakışlıdır, Mihrabında Ka'be resmi vardır. Cuma ve bayram günleri yayılır. Diğeri kırmızı olup muhtelif renklerle nakışlıdır. Bu beş vakit namazda yayılır. Mihrablı kilim denilenlerden de yedi parça koymuştur, bunlarda kırmızı renkte olup alaca nakışlıdır.

Vakıf şart etmiştir ki, bu zikr olunanlardan eskiyenlerin ve zayi olanların yerine vakfın müsaadesi olursa vakıf malınden yenileri olup konur. Yine Vakıfın şartlarındandır ki, bu mevkufatın gelirinden, icarelerinden vakfı mütevellisi olan kimseye vaktinde geçer Gümüş Osmanlı parasından günde on dirhem verilir. Bunun mukabilinide mütevelli de emanet üzre çalışıp vakfın idaresine bakar, rakabesini muhafaza eder, gelirin toplanmasına, hakkın hak sahiplerine ulaşmasına çalışır. Her hafta Cuma namazından sonra cemaate va' zü nasihat eden mütedeyyin, alim, amil salih bir vaize her gün on dirhem verilir. Şer'i özrü olmaksızın Cuma günleri va'z etmezse o haftanın vazifesi verilmez, bir ay şer' i özürsüz va'zı terk ederse azl olunup yerine başkası tayin edilir. Hatip olan kimseye günde beş dirhem verilir. Münavebe suretiyle yapan iki imamın her birine günde üçer dirhemden her gün altı dirhem verilir. Bunlardan birisi mezkur camide iki gün veya üç gün veyahut da bir hafta müddetle beş vakit namaz için imamlık yapar sonrada o kadar müddet diğeri yapar. Regaip ber'at ve kadir namazlarında da böyledir.
Zikri geçen mektepte muallim olan kimseye günde üç dirhem verilir.

Kalfaya her gün bir dirhem verilir. Ser mahfel olan kimseye Cuma günü Kur'anı kerim okumak için her gün iki dirhem verilir. Dört nefer hafızdan her birine günde bir dirhem verilir ki senede bir def'a Kur'an-ı Kerim tilavet etmeleri şarttır.

İki adet müezzine günde altı dirhem verilir, Münavebe suretiyle ezan okurlar. İmamlarda yapılan şartlar bunlara da şamildir. Cuma günleri selâ müezzini olup müezzinlere yardım eden kimseye her gün yarım dirhem verilir ki, Teravih namazında da yardım etmesi, Cuma günü minarede ezan okuması şarttır. Muarrif olan kimseye hergün iki dirhem verilir. Ehli kuran' dan otuz nefer salih kimseye her gün kırk altı buçuk dirhem verilir. Bunlardan her biri Camide bulunan otuz eczayi şerife'den her gün güneş doğduktan sonra camide toplanarak birer cüz okurlar ve böylece her gün bir def' a hatim indirirler. Sevabını vakıfın ruhuna bağışlarlar. Ser mahfel olana her gün iki dirhem verilir. Noktacı olana her gün iki buçuk dirhem verilir. Kalanına, yani yirmi sekiz neferine her gün birer buçuk dirhem verilir. Cüz okuyucu olan bu otuz nefer kimse niyet üzere her Cuma en' am Suresini ecza-i şerifeye bedel okurlar, Onlara diğer on bir neferde karışır. Bu on bir nefer kimsenin her birine her ay onar dirhem verilir. Böylelikle her cuma günü kırk bir def'a en' am suresi okunmuş olur.

Bir kimsede Yasini şerif okuyucu olup her gün sabah namazından sonra güzel ses ile Yasin okuyup sevabını vakıfın ruhuna, sonra güzel ses ve tecvit kaidelerine göre kürsü üzerinde Kur'an okuyana günde bir dirhem verilir. Senede bir hatim edip sevabını vakıfa bağışlar. Her gün ikindi namazından sonra amme ve izacae surelerini güzel ses ve hoş eda ile okuyup sevabını vakıfa bağışlayan bir kimseye günde iki dirhem verilir. Yukarıda zikri geçen her iki imam, her gece yatsı namazından sonra tebareke suresini okuyup sevaplarını vakıfın ruhuna bağışlarlar. Ve bu vazife mukabilinde onların her birine yarımşar dirhemden ikisine günde bir dirhem verilir. Sülahadan on iki nefer kimseye günde onüç dirhem verilir.

Bunlardan her biri her gün ikindi namazından sonra camide toplanarak oraya konulmuş olan tesbih ile biner def'a İhlas suresini okurlar ve sevabını vakıfın ruhuna hibe derler. Bunlardan reis olana her gün iki dirhem verilir, diğer on birine ise birer dirhem düşer.

Vakfın katibi olup vazifelerin hesabını emanet ve istikamet üzere tutan kimseye her gün üç dirhem verilir. İki adet tahsildara her gün beş dirhem verilir. Bunun üç dirhemi şehrin dışındaki evkafa bakmak için binek olarak dışarıda dolaşan tahsildaradır, iki dirhemi de diğerinedir. Camiin bir adet ferraşına her gün üç dirhem verilir, Camiyi süpürür, harimini temizler, karı kürür,temizler, bir çırağa her gün bir dirhem verilir. Kandilci ve bevvap olan bir kimseye her gün üç dirhem verilir, o da her gece camiin kandillerini yakar, Ramazanda ise minareyide yakar, Kapıları açar-kapar, bir adet çırağına da her gün bir dirhem verilir.

Meremmet ve tamir sanatını bilip evkafın, camii, mektebin ve çeşme yollarının tamirine bakan meremmetçiye her gün iki dirhem verilir. Camiin hasırı, kandil , yaygı kandil ve sair meremmet levazımı için her gün üç dirhem tahsis olunmuştur.

Balmumu parası olarak her sene için on adet altın dinar tahsis etmiştir. Buhur için her gün yarım dirhem verilmesini tayin etmiştir. Zikri geçen altı adet apdeshaneyi temizlemek ve süpürmek ve üzerlerinden karları kürümek, yollarına bakmak, çeşmenin yolunu temizlemek, hayvanları suladıkları oluklara bakıp taş ve topraklarını temizlemek gibi işleri gören bir kişiye her gün iki dirhem verilir.

Zikri geçen şehirde Hâkimi şer'i olan kimseye şart etmiştir ki, her sene vakfın mütevellisinden, katip ve cabisinden evkafın hasılat ve gelirlerinin keza masraflarının hesabını alıp her birini tafsilen orada hıfzolunan sicille yazar. Bu hizmeti mukabilinde senede vakıf malından iki yüz dirhem alır. Fazla almaz ve hesapları da sicille emin bir katip kadının huzurunda yazar. Bu yazma işi için de vakıf malından yüz dirhem verilir. Bu vakfiyede zikri geçen dirhemden murat hep Osmanlı dirhemidir ki türkçe ona Osmanlı akçası denir.

Vaız olan kimsenin bu vakfiyenin içerisinde yukarıda mevkufat sayılırken zikri geçen Saray mahallesinde kain bir evi, iki odayı, bir ahuru, üstünde çardak denilen bir sofayı ve bir evi, iki adayı, bir ahuru, üstünde çardak denilen bir sofayı ve bir avluyu müştemil hane de sakin olmasını şart kılmıştır. Muhtaç olan yerleri tamir etmek ona aittir. Eğer tamir etmezse her gün vazifesinden bir dirhem alınıp meremmet masrafına verilir. Böylece meremmet tamamlanır. Eğer o hane de vaaz sakin olmaz ise, hane kiraya verilip geliri evkafın hasılatına katılır. Ve muayyen vazifeye sarf olunur.

Yine vakıf şart etmiştir ki, bu vakfiyenin yukarısında mevkufat sayılırken zikri geçen ve üç odayı, bir mutfağı, bir sofayı, bir ahırı, dört hücreyi müştemil olan hane de kadılar sakin olup isterlerse onu mahkeme ittihaz edebilirler. Yoksa o da diğerleri ile kiraya verilir.

Yine Vakıfın şartlarındandır ki, hitabet ve imamet ile mektep hocalığı da bir kimsenin üzerinde olacaktır. Su yolculuğu binaların meremmeti ve dülgerlik de bir adamın elinde olacaktır. Şayet bunların hepsini yapabilirse. Yapamadığı takdirde iki adama verilir. Şer' i özürü olmaksızın vazife sahiplerinden hiç birisi yerine vekil bırakmaz, işini kendisi görür. Ser mahfel olan kimse ara sıra Kur' an ve cüz okuyanları imtihan eder. Kur' an-ı Kerim okumağa riayet etmiyenler azI olunup yerine başkası tayin edilir. Noktacı olan kimse de bir defter tutup vazife sahiplerinden işine bakmıyanların isimlerinin üzerine nokta kor, bir gün, iki gün, üç gün, her kaç olursa mütevelli hizmet görülmeyen o günlerin ücretini vermez. Eğer dört gün haftada vazife görmedi ise o haftanın vazifesi bütün kesilir.

Yine vakıf şart etmiştir ki, eğer vakfın gelir ve hasılatında ziyade olup ta muayyen vazifelerden artar ise o zaman bu ziyadeden aşağıda zikri geleceği üzere vakıfın evladından veya azatlılarından olacak olan vakfın nazırına her gün on dirhem verilir. Kalanı da kafi geldiği kadar şartı sabık üzere ecza-i şerife kıratine verilir. Ancak bu cüzler başka vakitte okunur, zira oradaki cüzler hep birden okunursa kafi gelmez.

Cami, Mektep, Çeşme, vesair mevkufat tamire muhtaç olursa ve meremmet için verilen para yetmezse o zaman zevayidden olan bu eczayi şerife okumak işi tehir olunur. Zevayidde rekabeye sarf edilir. Yine kafi gelmez ise o zaman mezkur otuz cüz okumak vazifesi de tehir olunur. Onların vazifesi tamire sarf olunur. Yine kafi gelmezse o zaman bütün mürtezikanın yarı vazifeleri kesilip tamire verilir. Tamir işi bittikten sonra bütün vazifelere eskisi gibi muayyen para verilmeğe başlanır. Hep avdet eder.

Vakıf, vakfına tevliyet ve nezaratı, vazife sahiplerinin nasp ve azillerini, evkafını istipdali sağ olduğu müddetçe kendisine şart kılmıştır. Ölümünden sonra nezareti oğullarının, oğulları oğullarının, oğulları oğulları oğullarının nesil boyunca en reşit ve salih olanına şart kılmıştır. Sonra azadIılarının en salih olanınadır. Zevayidden olan on dirhem işbu evkafının nazırı olana verilir. Kendisinden sonra tevliyeti ise Erzurum'da Sultan Beratı ile Düzdar ve Azipler Ağası olanların en reşit olanına şart etmiştir. Yine şart etmiştir ki, bunlardan en salih olan mütevelli olursa Vaizin, Hatibin, İmamın, Muallimin, Katibin azilleri ve nasıpları şehrin hakimi isteği üzerine mütevellinin marifeti ile yapılır. Diğer mürtezikanın azil ve nasbı ise mütevellinin arzı üzerine olur. Yine vakıfın şartlarındandır ki, kendisinden sonra evkafı istibdal olunamaz. Eğer Hakim vakfiyede niza mahalli olan bir yerde, bir veya iki veya daha ziyade kazınmış kelime bulursa onunla amel etmez. Vazife sahiplerinin cümlesi o işe ehil, salih olması şarttır. Eczayi şerife okumak için mürtezikadan ehil olanların tayin edilmesi de şarttır.

Hasbi nezareti mezkur vilayette Beylerbeyi veya Vali olan kimseye şart etmiştir. Mürtezikadan her birinin Müslümanların Sultanına, Veliahdına, Evladına, Vakıfın kardeşi Husrev Paşa'ya, onun evladına, mezanı icabet olan halvet ve cemaatte dua etmelerini şart kılmıştır.

Yine vakıfın şartlarındandır ki, eğer cami ve mektep yılların geçmesiyle ve hadisat dolayısiyle harap olursa vakfın hasılatından yerlerine onların gibisi yapılır. Eğer bu olmazsa o zaman Medine fukarasına vakf olur.

Bundan sonra vakıf hazretleri Erzurum Kalesi Dizdarı Abdullah oğlu Bali Ağayı bu zikrolunan evkafının cümlesinin tescil ve teslimi için mütevelli tayin etti. Tescil yapılarak sıhhat ve luzumuna hüküm ve kaza olunsun diye onların hepsini ona teslim etti. O da teslim alarak diğer mütevelliler gibi vakıf ta tesarruf etti. Bundan sonra vakıf meclisi şer'i şerife ve mahfeli dini münife gelerek işbu vesikanın yukarasına tevkiini koyan Hakimin huzurunda vakfından döndüğünü söyledi. Onları bu vakfın ademi luzumunu ileri sürerek geri istedi. Mütevelli de redden imtina etti. Hakimin huzurunda murafaa oldular. Vakıf ciheti raci ve evlâ olduğundan hakim de muhtar olan fetvaya göre bu vakfın sıhhat ve luzumuna hükm etti. Böylelikle bu vakıf sahih ve şer' i surette, açık ve muteber yolda sıhhatine hüküm verilerek bu vesikanın içerisinde zikri geçenlerin hepsi müebbed ve lazımı vakıf, muhalled hapis oldular. O suretle ki satılmaz, temlik edilmez, malik olunmaz, hiçbir surette ve sebeple elden çıkarılmaz üç seneden fazlasına icareyede verilmez. Üç seneden sonra yeni akit yapılması gerektir.Mirasda verilmez. Varislerin en hayırlısı olan Allah'a arz ve arz üzerindekiler intikal edinciye kadar böyledir. Vali, Hakim, Kadı, Vezir, mütegallibe, amir her kim olursa olsun hiç bir kimseye bu vakfı tebdil etmekte yazıldığından değiştirmek, hükmünü kaldırmak ve bozmak, noksan yapmak, tagyirine çalışmak, şartlarına aykırı olarak tasarruf etmek asla helal değildir. Allah'a imanı olan bunu yapamaz. Yaparsa Allah'ın gazabına uğrar. Rızasından mahrum kalır. Hüsrana çarpar. Varacağı yer cehennemdir. Orası ne kötü yerdir. Allah'ın Meleklerin ve bütün nasın hepsinin lâneti onun üzerine olsun. Allah onun amel ve hayırlarını nafile ve farz ibadetlerini namaz ve oruç zekat ve haccını kabul etmez. Cihadı, sadakası makbule geçmez. Bunlardan yarın sorulup hesaba çekilir. İkap ve azap görür. Dünyada ve ahrette amelleri husranda kalanlardan olur.

Vakıfın ecride kasıd ve niyetine göre Allah'a aittir. Allahu tealâ güzel amellerin mükafatını asla zayi etmez. Kötülük işleyenlerin de ikabını ibadetlerini namaz ve oruç zekat ve haccını kabul etmez. Cihadu sadakası makbule geçmez. Bunlardan yarın sorulup hesaba çekilir. İkap ve azap görür. Dünyada ve ahrette amelleri husranda kalanlardan olur.

Vakıfın ecride kasıd ve niyetine göre Allah'a aittir. Allahu tealâ güzel amellerin mükafatını asla zayi etmez. Kötülük işleyenlerin de ikabını ihmal etmez. Bunu işittikten sonra kim tagyir ederse ve bali ancak onun boynuna olsun. Allah her şeyi işitir ve bilir.

Bunların hepsi 971 Hicri yılı Rebiulevvel Ayının başlarında ceryan etmiş ve yazılıp -çizilmiştir.


Yararlanılan Kaynaklar:
Vakıflar Genel Müdürlüğü Kültür ve Tescil Dairesi Başkanlığı, Vakıf Kayıtlar Arşivi,
Bekir Kütükoğlu, Lala Mustafa Paşa Maddesi, İslâm Ansiklopedisi, MEB.Yayınlar, İstanbul 1971, C.8, s.732-736.
Hamza Gündoğdu, Erzurum Lala Paşa Külliyesi, Kültür Bakanlığı yayınları, Ankara, 1993.
İbrahim Hakkı Konyalı, Erzurum Tarihi, İstanbul 1960, s.240-247.
Nusret Çam, Erzurum Kale Camii, Vakıflar Dergisi, Ankara 1985, S. XIX, s.119-126.






DİPNOT :

Yararlanılan Kaynaklar:
Vakıflar Genel Müdürlüğü Kültür ve Tescil Dairesi Başkanlığı, Vakıf Kayıtlar Arşivi,
Bekir Kütükoğlu, Lala Mustafa Paşa Maddesi, İslâm Ansiklopedisi, MEB.Yayınlar, İstanbul 1971, C.8, s.732-736.
Hamza Gündoğdu, Erzurum Lala Paşa Külliyesi, Kültür Bakanlığı yayınları, Ankara, 1993.
İbrahim Hakkı Konyalı, Erzurum Tarihi, İstanbul 1960, s.240-247.
Nusret Çam, Erzurum Kale Camii, Vakıflar Dergisi, Ankara 1985, S. XIX, s.119-126.


Yayınlandığı Yer: Arzurum Atatürk Üni. IX. Ortaçağ Türk Kazıları ve Sanat Tarihi Araştırmaları sempozyumu bildirisi. ,21.04.2005
Yazar : Sadi BAYRAM
Konuyla İlgili Diğer Başlıklar:
  • Kur'an Ve Bilgisayar-computer Ilişkisi
  • Amasya Uluslararası Alimler Sempozyumu Ardından
  • ?Îdî-zâde -Âkif-zâde Abdurrahim El-amasî Sülâlesi Ve Eserleri
  • Sultan ıı. Bayezıd?ın Hattatı, Amasyalı şeyh Hamdullah Kur'an-ı Kerim'i Ve Bir Hâtıra
  • ?Îdî-zâde (- âkif-zâde) Abdurrahim El-amasî Sülâlesi Ve Eserleri
  • Osmanlı Döneminde Latin Harflerine Geçiş çalışmaları
  • Mühr-ü Süleyman Ve Türk Kültürü
  • Izgü Mescid
  • Taceddin Sultan Ve Evradı
  • çift Başlı Kartal
  • Türk Kültüründe ölüm
  • Bâki Kalan Bu Kubbede Hoş Bir Sedâdır
  • Ayasofya Camii, Müze Olması Ve Ardındaki Gerçekler
  • Bosna- Hersek Ve Balkanlarda Vakıf Kültür Izleri
    (seminer Konu?mas? )
  • Ahlat Vakıfları
  • Selçuklu Kervansaraylarının Turizme Açılması
  • Hasan Paşa'nın Vakfı, şeyhülislÂm Ankaravi Mehmed Emin Efendi Vakfiyesi, Ve Ankara Sulu Han HikÂyesi
  • Yemen Fatihi Gazi Sinan Paşa Vakfiyeleri, Tezyinatı Ve Türk Süsleme Sanatındaki Yeri
  • Yakın Tarihimizde Merzifon, Merzifon Anatolian Koleji
  • Ayasofya Camii, Müze Olması Ve Ardındaki Gerçekler
  • Milli Kültür, Günümüz Türkiyesi Ve Muasır Medeniyetler Seviyesi
  • Türk Hat, Yazı-resim, Cilt Ve Tezhip Sanatı Ile Ilgili
  • Vakıflar Dergisi Makaleler Fihristi ( 27. Sayıya Kadar )
  • Cumhuriyetin 75. Yılında Vakıflar
  • Sultan ıı. Mahmud'un Vakfiyelerindeki Tezyinat
  • Maniheizm Doğuşu, Gelişimi Ve Tesirleri
  • özel Müzeler Ve Denetimleri Hakkında Yönetmelik
  • Günümüzde Sosyal Devlet Anlayışı Ve Imaretler
  • Türk'ün Yolu Nereye Gidiyor
  • Toplumumuzda Kadın Ve Vakıf Kuran Kadınlarımız
  • Osmanlı Devleti Hakkında Bir Kronoloji Denemesi
  • Toplumumuzda Kadın Ve Vakıf Kuran Kadınlarımız
  • Cumhuriyetin 75. Yılında Vakıflar
  • Medeniyetlerin Beşiği Anadolu Ve Kılikya Aphrodosıas'ı ( Tisan )
  • Anadolu Turk - ıslam Sanatında Bazı Yapılar Ve Kronolojıye Aıt Katalog Denemesı...
  • Türk Kültüründe ölüm !
  • Büyük Türk Düşünürü Hacı Bayram-ı Veli Ve Akkoyunlu Uzun Hasan'ın Ankara Hacı Bayram Türbesi'ne Vakfettiği H
  • Xıv-xıx. Yüzyıl Vakfiyelerinde Türk Tezhip Sanatınının Gelişimi, Batı Tesirleri Ve Günümüzde Yorumlayanlar
  • Anadolu'da Ilk RufÂiler Ve Hz.zeynel Abidin Ali Er-rufÂi El-abdali El-kayserani Soyuna Ait Bir Deneme Anad
  • Osmanlı Döneminde 1899 -1920 Yıllarında Istanbul Camilerinden çalınan çiniler
  • Peygamberler şehri Tarsus Ve Tarsus'da Bir özbek Vakfı
  • Başkent Ankara'nın Ihtiyacı Olan Kongre Merkezi Ne Zaman Yapılacak ?
  • Ankara Ulus Semtinde Türk Vakıf Araştırma Merkezi'nde 15.11.1998 Tarihinde Hali Sergisi Açılış Konuşması
  • Prof.dr. Albert Gabriel'e Ait Bazı Belgeler
  • Cumhuriyet'in Ilk Yıllarında Ankara'da Imâr Faaliyetlerinde
  • Cumhuriyet'in Ilk Yıllarında Ankara'da Imâr Faaliyetlerinde
  • Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivinde Bulunan 12 Zilkâde 1262 H./ 21 Ekim 1846 Tarihli TeberrukÂt Eşyası
  • Atatürkcülük Ve 2001'li Yılların Türkiyesi üzerine
  • Ahilik Ve çıraklık Eğitim Ve öğretim Vakfı
  • Eski Eser Kaçakcılığı, Koleksiyonculuk Ve Müzecilik Tarihimize Bir Bakış
  • Cumhuriyet'in Derinliklerinden Hatıralar : Eski Ankaralılardan Dostum Sayın Nurettin Daş Ile
  • Medeniyetlerin Beşiği Anadolu Ve Kılikya Aphorodisias'ı ( Tisan Yapı Kooperatifi )-anatolıan : The Cradle Of Cı
  • Sultan ıı. Bayezıd'ın Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi'nde Bulunan Vakfiyelerindeki Tezyinat Ve
  • Bektaşi Nutku (kendini Bil Ki, Tanrıyı Bilesin)
  • Kültürümüzde Hoşgörü
  • Fatih Sultan Mehmed'in Eyüp Sultan Külliyesi Vakfiyesi
  • Hicaz Demiryolları Ve Vakıflar
  • Mostar Köprüsü Restorasyonu Hakkında Ilk ön Rapor
  • Atatürkün Vakıflar Hakkındaki Konuşmalrı
  • Selçuk-name
  • Xıv-xıx. Yüzyıl Vakfiyelerinde Türk Tezhip Sanatınının Gelişimi, Batı Tesirleri Ve Günümüzde Yorumlayanlar
  • Konyadaki Esk; Eserler Hakkında Atatürkün Başbakan Ismet Inönüye Telgrafı
  • Atatürkcülük Ve 2001'li Yılların Türkiyesi üzerine
  • Ord.prof.dr. Ahmed Süheyl ünver
  • Türk Kültürü Ve Yoksulluğu Ortadan Kaldırmak Için
  • Istanbul'un Fethine Kadar Beylik Dönemi Vakfiyeleri
  • Vakıf Arazilere Ve Gayrimenkullerine Tecavüz Ve Düşündürdükleri
  • Günümüzde Sosyal Devlet Anlayışı Ve Imaretler
  • Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün Tekke Ve Zaviyelerin Kapatılmasından Sonra Taşınır Kültür Varlıklarının Korunması Ile
  • Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi'nde Bulunan 1783-1810 Tarihleri Arasında Işlem Görmüş Bir Mühür Tatbik Deft
  • Türk Kültürünün Temeli Vakıflardır
  • Kültür Bakanlığı Tarihçesi Ve Milli Kültürümüz
  • Milli Kültür, Günümüz Türkiyesi Ve Muasır Medeniyetler Seviyesi
  • Eyüp Sultan Türbesi'nde 1919-1920 Tarihlerinde Yapılan
  • Merzifonlu Hacıbayramoğlu Maden Mühendisi Mehmed Akif Efendi
  • Selçuklu Tarihi, Selçuk Adı
  • Cumhuriyet Dönemi Kültür çınarlarından : Mahmut Akok
  • Mardin Vakıfları,imam Zeynel Abidin'in 1158 M. Tarihli, Ve
  • Tarihte Türk Adı Ne Zaman Ortaya çıktı ?
  • Sahib Ata Fahrü'd-din Ali'nin Konya Imaret Ve Sivas Gökmedrese Vakfiyeleri
  • Phil.dr.hamit Zübeyr Koşay
  • Bulgarlar'ın Antik Başkenti Bulgar şehrindeki Islam Dönemi Mimari Eserlere Ait Panorama
  • Taşınır Kültür Varlıklarımızın Korunması Ve Yasa Dışı Trafiğinin önlenmesi
  • Ragıp Efendi'nin 1913-1922 Yılları Sibirya Ve Türkistan
  • Istanbul Vakıf Hat Sanatları Müzesi'nde Bulunan Tılsımlı Iki Gömlek Ve Kültürümüzdeki Yeri
  • Niksar Vakıflarına Genel Bir Bakış
  • Gazi Yahya Paşa'nın 1506 Tarihli Vakfiyesi
  • Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivinde Bulunan 12 Zilkâde 1262 H./ 21 Ekim 1846 Tarihli TeberrukÂt Eşyası
  • Kanuni Sultan Süleyman'ın Oğlu şehzade Mehmed'in 1548 Tarihli Vakfiyesi, Hududnamesi Ve Türk Sanatındaki Yeri
  • Merzifon Ulu Camisinin Yeri Ve Merzifon'da Türk Islam Eserleri
  • Merzifon, çelebi Sultan Mehmed Vakfı üzerine Bazı Belgeler
  • Hayat Ağacı, Kültürümüzdeki Yeri, önemi Ve Mitlerin Ardındaki Gerçek
  • Türk Kültürünün Izleri üzerinde Araştırmalar: Etrüskler'in Ilk Vatanı Anadolu Mu? : Truva Savaşı Ve Etrüskler
  • Yıldız çini Fabrikasına Ait Birkaç Vesika
  • Selçuklu Vakfiyeleri üzerine Bazı Düşünceler
  • Xıv. Asırda Tezhiblenmiş Beylik Dönemine Ait üç Kur'an Cüzü
  • Baki Kalan Bu Kubbede Hoş Bir Sedadır
  • Osmanlı Devletinin Kuruluşunun 700. Yıldönümü Münasebetiyle: Sultan ı.mahmud'un Orjinal Iki Vakfiyesi
  • ııı. Selim'in Vakfiyelerindeki Tezyinat Ve Türk Süsleme Sanatına Batı Sanatının Tesirleri
  • Osmanlı Dönemi Bazı Vakfiyelerin Hayır şartlarından Damlalar !
  • Bektaşilik Ve Masonluk
  • Minyatürle Ilgili Seçilmiş Bibliyografya
  • Kaynaklara Göre Güney-doğu Anadolu'da Ptoto- ön Türkler
  • çelebi Mehmed Vakfı Arazisi üzerine Kurulan Merzifon Anatolian Koleji Ve Hastaneye Ait Bilgiler
  • Eski Eser Kaçakcılığı, Koleksiyonculuk Ve Müzecilik Tarihimize Bir Bakış
  • Safranbolulu Izzet Mehmet Paşa Vakfiyesi Ve Kütüphanesine Ait Tezyinatlı Iki Kur'an-ı Kerim
  • Istanbul Depremleri Ve Mimar Koca Sinan'ın Bilinmeyen Bazı Teknikleri
  • Merzifon'da Bilinmeyen Br Türbe '' Künbet Hatun ''
  • özel Müzeler Ve Denetimleri Hakkındaki Yönetmelik
  • Bitlis Vakıfları Ve Vakıf Eski Eserleri
  • Vakıf Eski Eserlerin Yeni Koruma Politikası
  • Sultan ııı.osman Vakfiyesi, Tezyinatı, Cilt Sanatı Ve Türk Kültüründeki Yeri
  • The Deed Of Foundatıon Of Sultan Osman The Thırd, ıts Embellıshments, Bındıng And ıts Place ın Turkısh Culture
  • Hacı Bektaş-ı Veli, Merzifon'da Piri Baba, Budapeşte'de Gül Baba Ve Bazı Bektaşi Vakıfları
  • Nurbanu ( Atik ) Valide Sultan'ın Istanbul-üsküdar'da 1582 Tarihinde Tesis Ettirdiği Vakfiyesi
  • Girit Defterdarı Rıdvanzade Hacı Mehmed Efendi Oğlu Ali Efendi'nin 1748 Tarihli Vakfiyesi Ve Tezyinatı
  • Bir çınarın Ardından... Yılmaz önge Dostumuz Hakkında Kısa Anekdotlar...
  • Beyhan Sultan Vakfiyeleri Ve Tezyinatları
  • Beypazarı Vakıflarına Genel Bir Bakış Ve Beypazarı Sadr-ı Azam Nasuh Paşa Hanı
  • Türk Kültürü Ve Biz
  • Bulgaristan'da Bulunan Osmanlı Vakıflarıdan Bir Demet
  • Bulgaristan'da Müftü Yardımcısı Yetiştiren Bir Vakıf Kuruluşu: Nüvvap
  • Ladik Ve Seyyid Ahmed-i Kebir Er-rıfai Hazretleri
  • Vakıflar Genel Müdürlüğü Halı Müzesi'nde
  • Bektaşi Nutku
  • Balkanlar Ve Kosova Facıası
  • Cumhuriyet'in Kuruluşunun 90. Yılında Başkent Ankara:
  • Istanbul Fethinin 555. Ayasofya'nın Müze Olmasının 74. Yıldönümü Vesilesiyle:
  • Atatürk'ün Vakıflarla Ilgili Sözleri
  • 893 H / 1488 M. Tarihli Akkoyunlu Yakub Han Vakfiyesi
  • Komünizmin Sembolü Lenin Yıkıldı, Sıra Bizans'ı Dize Getiren Fatih Sultan Mehmed'e Mi Geldi ?
  • Afganistan Tarihine Kısa Bir Bakış Ve Türk Subaylar Eskden Olduğu Gibi Milenyumda Da Afganistan Ordusunun EğitimÄ
  • Ayaş Vakfiyeleri üzerine Bir Deneme
  • Hacı Bayram-ı Veli Ve Tarıhe Bağlılık
  • Amasya-taşova- Alparslan Beldesi Seyyid Nureddin Alparslan Er- Rufâi'nin 655 H./1257 Tarihli Arapça Vakfiyesi Tercümesi Ve
  • Birgi Ulu Camii Içşn 1327 M. Tarihinde Yazılan Kur'an
  • Ankara'da Roma Anıtı- Res Gestae
  • A N " Akhi " Genealogical Tree
  • Milenyum Ruyası: Osmanlı Devleti'nin 700 Kuruluş Yıldönümü Ve Düşündürdükleri üzerine Bir Deneme
  • Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi'nde Bulunan Kendinden Desenli üzeri Yazılı Iki Kumaş
  • Kur'anda Yol Gösterici Ayetler
  • Osmanlıda Resi Ilk Müze Adı Ne Zaman Ortaya çıktı?
  • Amasya Vakıflarına Toplu Bakış
  • Izmir Bahri Baba Eski Musevi Mezarlığı
  • Anadolu'da Xııı. Yüzyıl Başlarında Bir Rufâi Zaviyesi
  • Glazed Tles Stolen From ıstanbul Mosques Between 1899-1920 Ottoman Period
  • Sultan ıı. Abdulhamid'in 1888 Tarihli Vakfiyesi Tezyinatı Ve Osmanlı Imparatorluğunda Ilk Toplu Konut Projesi
  • Tokat Vakıfları
  • şehirciliğe Katkısı Olan Kadınlar: Istanbul _üsküdar- Toptaşı, Nûrbânû ( Atik Valide ) Sultan Külliyesi
  • Türk Hâkimiyeti Döneminde Merzifon Mezarlıkları
  • Anadolu'da Xııı.y�zyıl B�r Rufa� Zav�yes�
  • Hayatını Vakıflara Vakfeden Y.mimar -mühendis Prof.dr. M. ılmaz önge
  • Başbakan Ismet Inönü'nün Cami,mescit Ve Diğer Vakıf Eski Eserlerin Korunmasıyla Ilgii Bütün Bakanlıklara Ve Genel Müdürlüklere G
  • EvkÂf-ı IslÂmiye Müzesi'nin Kuruluşu Ve Yönetmeliği
  • Giresun Ili Vakıflarına Toplu Bir Bakış
  • Türk-islam Yapılarında Kronoloji Denemesi
  • Merzifon Tarihinden Yapraklar
  • Momumentum Ancyranum-res Gestae- Ankara Yazıtı-augustus'un Yaptı?ı ??ler
  • Bayramlu Beyliği (hacıemiroğulları )
  • Osmanlı Devletinde Vakıflar Ve Sultan ıı. Bayezıd'ın Vakfiyeleri
  • Kur'an Ve ılım
  • Kur'anda Yol Gosterici Ayetler
  • Kur'an'ı Kerimdeki Cinle Ilgili Ayetlerin Tamamı
  • Kur'an-ı Kerim'ın Arapca ındırılmesı ıle ılgılı Ayetler
  • Xıı-xııı.yüzyıl Türk Hamamları
  • Tanrı Ve Yazğı
  • Balkanlar Ve Kosova Faciası
  • Amasyalı Meşhur Eski Devirdeki Tarihçiler
  • Başkent Ankaranın Kongre Merkezi Ne Zaman Yapılacak
  • Anadolunun Gobegınde 1229 Tarıhlı Tascı Ustalarının Dantel Gıbı ısledıgı Dıvrıgı Ulu Camı Ve Darussıfası
  • Merkez Efendının Mursıdı Merzıfonlu Sunbul Sınan
  • Merzıfonlu Tarıhcı ısmaıl Hamı Danısment
  • Amasyalı Tarıh Ve Cografyacılar
  • Milli Kütüphane'nin Dire?i Dr. Müjgan Cunbur 85 Ya??nda
  • Bektasılık Ve Tasavvuf
  • Alev?lerde Nas?p Alma Tören?
  • Asker? Kat?p Hafız ?brah?m Ethem Efend?’nin Eyüp Sultan Türbes?ne A?t Nukut Vakf?yeler? - Türkiye Vak?flar Bank.özelle?tir
  • Tar?kat-ı Rufaî ( Anonim )
  • Türk Tezh?p San'atına Genel B?r Bakı?
  • Sultanahmet Halı Müzes? Ve Vakıflar
  • Tokat Vakıfları
  • Toplumumuzda Kadın Ve Vakıf Kuran Kadınlarımız
  •