SİİRİMSİ BİR KİTAP - THE POETRY BOOK
TARİHTEN GEREKEN DERSLERİ ALDIK MI ?

TARİHTEN GEREKEN DERSLERİ ALDIK MI ?

Sadi BAYRAM


Nerede o eski günler nerede ? Huzur ve sûkun hangi ellerde ?
Stresi hayatında hiç tanımayan, benim ecdadım nerede ?
Malazgirt, Dandanakan, Niğbolu Zaferi kahramanları nerede,
İstanbul'u feth eden ve Peygamberimizin övgüsünü kazanan Kumandan nerede,
Çaldıran, Mercidabık, Mohaç Zaferlerini tarihe yazan askerlerim nerede,
II.Viyana kuşatmasında sevinç duyan halkımın zafer sevinci nerede...
Nerede benim atalarım, milletimin kökleri nerede,
Oğuz boyları nerede otağ kurdu, nerede at koşturdu, nerede sürüsünü otlattı,
Nerede avlandı, nerede adını aldı, kılıç kuşandı, nerede kılıç salladı,

Ötüken Ormanları, Ergenekon, Maçin, Çin Seddine kadar onların yurdu,
Kore kıyılarından Fınlandiya, oradan Tuna boylarına kadar onların otlağı,
Etrüskler, Ak Hunlar, Hunlar, Oğuzlar, hep onların atası,
Alp Er Tunga, Afrazyap, Mete Han, Hz.İbrahim 0nların soyu,
Aral Gölü , Amu Derya, Sir Derya, Taklamakan, Kazakistan Çölleri onların yurdu,

Tufan'dan sonra, Cizre'den Büyük Türkistan'a
Hz.Nuh'un büyük oğlu Yafes Komutasında hareket ettik
Musul, Erbil, Kerkük, Bağdad yolu ile
Zağaros Dağlarını, Elbruz eteklerini at üstünde aştık,
Ceyhun, Kızılkum, Seyhun, Aral Gölü, Tanrı Dağları,
Yarkent, Altundağ, Nan Dağları,
Göbi Çölü Gobi Altayları, Kazak, Kırgız yaylaları,
Bize yurt oldu bütün Orta Asya otlakları,
Çoğaldık, geliştik, Ergenekon Destanıyla yurtları değiştirdik,

Tekrar Batıya yöneldik, Herat, İsfahan, Hemedan
Tebriz yolu ile Erzurum yaylalarına yöneldik,
Çeşitli akınlardan sonra yerleşik düzene geçtik,
Bin kırk sekiz yılında Pasinler'de Seyyid Halil Gucudivâni vakıfını kurduk,
Alparslan sayesinde Bin yetmiş bir yılında Malazgirt ovalarında gözüktük,

Süleyman Şah komutasında Anadolu'ya yürüdük,
Köhne Bizans'ı İznik önlerinde tekrar alt ettik,
İznik Başkent oldu, sonra Konya Ovasına taşındı,
Anadolu imâr edildi, İpek yolu selâmete açıldı,
Anadolu zenginleşti, ticaret arttı, kervanlar Selçuklu Hükümdarının güvencesine girdi,
Ulu camiler, hamamlar, bestenler, kervansaraylar, hanlar, köprüler inşa ediliverdi,
Amcazâdemiz Moğollar zenginliğimizi kıskandılar, Anadolu'ya el attılar,
Muiniddin Pervâne Süleyman, Sahip Ata Fahrüddin Ali devrin Başvezirleri oldu,
Asya Anadolu'yu haraca bağlandı, iki kardeş ırk -birbirini aklamadı,


Bir atasözümüz vardır, ana gibi yâr, Bağdad gibi diyar olmaz, derler,
İlhanlı Devleti'ni kuran Hülâgü Han, on Şubat bin ikiyüz elli sekizde Bağdad'a girdi,
Halife Mu'tasımbillâh'ın adamlarını kılıçtan geçirdi, bağdat surlarını yaktı, yıktı, kül eyledi,
Kütüpaheler, camiler yerle yeksan oldu,
Bir kültür katliamı, Halifenin yanlış uslûbu yüzünden maalesef yapıldı.

Moğollar, Şaman inancında olduklarından,
Anadolu'da yapılan abidevi yapılarda bu tesirler görülmektedir.
Camiden çok medrese yapılarına , şifahane yapılarına önem verilmiştir.
Erzurum Çifte Minareli Medrese, Amasya Bimarhanesi, Sivas Gökmedrese,
Bu eserlerde ki çini süslemelerinde Hz. Ali ismi sık görülmektedir.
Dolayısıyla eserlerde gözle görünür Şii inancı da yansımaktadır.
Türbelerde, medreselerde, kervansaraylarda, kale burçlarındaki,
Hayvan tasvirleri; boğa, kartal, arslan, geyik, tavus fil, ejder tasvirleri
Birer ulu Orta Asya geleneği, tesiri, ikonografisi değil midir ?
Şaman, Hind ve Mezopotamya geleneğinin, kozmolojini bir sentezi değil midir ?

Mevlâna, Hacıbektaş, Yunus Emre, Ahi Evrân, Anadolu'nun ünlü düşünürleri,
Anadolu'nun mihenk taşları, birlik ve beraberlik sembolleri,
Tanrı ile kucaklaşmanın, ibâdetin, sevgi ve saygının, el emeğinin ,
Göz nuru, zanaat, ticaretin ve ahlâkın yüzyıllardır sembolü oldu.

Küçük yaştaki Anadolu Selçuklu sultanları zevk-ü sefâya daldı,
Devlet işleri, Baş Vezir ve Lalaların eline kaldı,
Hanım Sultanlar, bürokrasiye el attı, düzen bozuldu,
Ulu Anadolu Selçuklu Devleti havlu attı,

Beylikler birbirini kovaladı, Aydınoğlu Mehmed Bey Ege'de otağını kurmuş,,
Güneyde Karamanoğlu Mehmed Bey , Hâmitoğulları dergâh kurmuş,
Zü'lkâdir, Eratna, Menteşe, Germiyan , Canikoğulları, Bayram Beyliği,
Taceddinoğulları, Kadı Burhaneddin ve Ahi Devletini de unutma,

Selçuklu Sultanı, Hayme Ana'nın oğlu Osman Gazi'ye
Domaniç Yaylalarını Selçuk Sultanı yurt verdi, sınır muhafızlığı göreviyle,
Başarılarını gördü,Uç Beyi Osman Gazi'ye üç tuğ ile bir alem gönderdi,
Osman Gazi Anadolu Selçuklu Devleti'nin inanılmaz çöküşünü gördü,
Anadolu'nun selâmeti açısından Söğüt'te filizlendi, dal budak saldı,
Bilecik Tekfuru alt edilerek, sınırlar genişletildi, Osmanlı Devleti'ni kurdu,
Yeşil Bursa'yı almak oğlu Orhan Gazi'ye nasip ve Başkent oldu,

Çanakkale Boğazı geçildi, Rumeli Osmanlı topraklarına katıldı,
Edirne ikinci başkent oldu, Muradiye, Yıldırım ve II. Murad imâr etti,
Üç şerefeli, bedesten, çinileriyle ünlü II. Murad Camisi,
Bir gece ansızın çinilerini çaldırdık iki sene öncesi.

Kapısı kimsesizler tarafından yakılmak istenmişti, yıllar önce,
Güzelim mihrabının çinileri tasmandan çatlamıştı seneler önce,
Restorasyonu için zamanın valisi Devlet Bakanı Yüksel Yalova'ya yalvarmıştı,
Türkiye Vakıflar Bankası özelleştirme çalışmaları başlayınca....

Osman Gazi, Orhan Gazi, Murad-ı Hüdâvendigâr, Yıldırım Bayezıd,
Ulu çınarın gövdesi oldu, Balkanlarda nam saldı,
Yıldırım Bayazıt Han, Niğbolu'da tam not aldı,
Ancak yine bir Türk olan Timurlenk ile
Bindörtyüz iki yılında o tarihte ormanla kaplı olan Ankara Çubuk Ovası'nda,
Bu günkü Esenboğa Hava Alanı çevresinde yaptığı savaşta fillerin gadrine uğradı,
Eğer Timurlenk Anadoluya gelmeseydi, Altınordu Devleti,
Sovyetler Birliği'nin yani Rusya'nın doğmasına müsaade etmeyecekti ! ...
Aksak Timurlenk de Bağdadı yerle yeksan eyledi,


Yıldırım Bayezıd'ın Merzifon'da doğan oğlu Çelebi Mehmed,
Kısa sürede idareyi ele aldı, devletin ikinci kuruluşunu yaptı,
Oğlu IIç Murad ise Peygamberimizin medhine mazhar bir evlât yetiştirdi,
Yüzelli yılda Domaniç Yaylasından doğan ulu devlet,
Bir çağı kapatıp, yeni bir çağı açan, Balkanlarda nam salan yüce devlet,
Bin dört yüz elli bir yılının yirmi dokuz Mayıs sabahında,
Doğu Roma İmparatorluğunun son kalıntısı Bizans'ın İstanbul'uda
Türk hâkimiyeti altına girdi, Fatih Sultan Mehmed, büyük bir hoşgörü gösterdi,
Herkes ibadetinde serbest olduğu bir fermanla cihâna ilân edildi,

Bu yıl İstanbul fethinin beş yüz ellinici fetih yıldönümü kutlama hazırlıkları yapılırken,
Avrupa insan hakları diye çıldırıp, Bosna- Hersek vahşetini unuturken,
Birleşmiş Milletler, Balkanlar'daki Türk azınlıklara çifte standart uygularken,
Biz, Fatih Devri eserlerine gereği gibi iyi bakabildik mi ?
Fatih'in orijinal vakfiyesini aynen uygulayabildik mi ?
Kültür ve medeniyetimize gerekli ekonomik bütçeyi verebildik mi ?
Hayır, hayır !... Bir miras yedi gibi davrandık...
Bir lokma, bir hırka felsefesiyle, devamlı savaşlarla bir türlü yerleşik düzene geçemedik,
Sanayimizi ilerletemedik, ilme, sanata, çalışma ve ihracaata , iktisada yönelmedik,
Basiretli bir tüccar olamadık, alçakgönüllülükle herkese de iyilik yaptık,
Ancak her dostluk gösterdiğimiz devletten de maalesef kazık yedik !...
Belimizde kılıcımız, kirmani diye nutuklar ettık...

Günümüzden uzaklaşıp, bıraktığımız yerden tekrar dönelim milli tarihimize,
Sultan II. Bayezıd, Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman,
II.Selim, III.Murad, III.Mehmed, I.Ahmed, I.Mustafa, Genç Osman,
Dördüncu Murad, İbrahim, Avcı Mehmed, II.Süleyman,
II.Ahmed, II.Mustafa, III.Ahmed, I.Mahmud, III.Osman, III.Mustafa,
I.Abdülhâmid, III.Selim, IV.Mustafa, II.Mahmud, Sultan Abdülmecid,
Sultan Abdülaziz, V.Murad, II.Abdülhâmid, Sultan Reşat ve Vahdeddin,
Hepsi Osmanlı'ya gücünün yettiği, aklının erdiği kadar hizmet etti,
Altı yüz yirmi dört yıl üç kıt'aya hükmetti.


Hayme Ana, Bâlâ Hatun, Nilifer Hatun, Gülçiçek Hatun, Devlet Hatun,
Emine Hatun, Selçuk Hatun, Hümâ Hatun, Gülbahar Hatun,Ayşe Hatun,
Hafsa Sultan,Hürrem Sultan, Mihrimah Sultan, Nurbanû Sultan,
Safiye Sultan, Handan Sultan, Mahfiruz Sultan, Mahpeyker Sultan,
Hatice Turhan Sultan, Gülnuş Emetullah Sultan, Emetullah Kadın, Alicenap Kadın,
Ayşe Sineperver Kadın, Bezm-i Âlem Valde Sultan, Pertevniyal Sultan,
Padişah eşlerinin hepsi devletlerinin ikbali, milletin huzuru ve imârı için gayret ettiler.


Kosova, Niğbolu, Mohaç, savaşlarıyla bütün Balkanlar Türkleştirdi,
Bektaşi erenleri önce Ortodoksları elde etti, dostluklarını kazandı,
Zigetvar, Budin, Kanije, Pilevne Kalelerini tarihe altın harflerle yazdırdı,
Yükseliş Döneminde Avusturya-Macaristan İmparatorluğunu korkudan titretti,


Mercidabık, Zaferi ile hilâfeti ele geçirdiler, üç kıt'aya hükmetti,
Viyana'dan Tebriz'e, Kırım'dan Yemen'e, Bağdad ve Basra'ya uzandı,
Gerileme Dönemi, Lâle Devri, Kara Mustafa Paşa'nın II.Viyana Muhasarası,
Yeniden yapılanma dönemi derken, Mısır elden gitti,
Arkasından Yanya, Mora Yarımadası sonrası Selânik elden çıktı,
Balkan Savaşı ile Bulgaristan ve havalisi elden gitti,
Yemen ellerinde, Trablusgarb'te kahramanca Mehmetcik çarpışırken,
Kundaktaki bebeklerin baba özlemleri yüzünden
Ninelerin, anaların, gelinlerin göz yaşı sel gibi aktı gitti ..
Çocukları daha doğmadan askere giden Mehmetcik,
Çok azı on yıl sonra evlâdını görebildi, ekseriyetle de şehitlik mertebesine erişti...

Gülhane Hattı Hümayunu, Birinci Meşrutiyet, İkinci Meşrutiyet,
Sakalı kaptırdı Osmanlı, Fransız ve İngilize, ekonomiyi kaptırdı Batıya,
Azınlıklar idareyi ele aldı, Devlet Bürokrasisi azınlıkların eline geçti,
Osmanlı Devleti, sanayi ve ekonomi dışa bağımlı olduğu için
Borç batağına saplandı, borcu borçla ödemeye çalıştı,
Tıpkı bugünkü gibi tarih tekerrür etti,
Yöneticilerimiz tarihten gereken dersleri alsaydı, tekerrür eder miydi tarih ?


Almanlarla yakın dostluk kurmuştuk,
Ordunun yeniden yapılanmasını onlara bıraktık,
Onlarla birlikte Birinci Dünya Savaşına girdik,
Hicaz, Mısır, Lübnan, Suriye, Irak, Musul ve Kerkük'ten olduk,


İttihadı Terakki Partisi lideri Enver Paşa, Cemal Paşa,
Kurtarmak istedikçe battı, Arap Yarımadası elden gitti,
Lawrence sayesinde yeni devletler türedi,
Suudi Arabistan, Ürdün, Lübnan, Irak ve Suriye,
İngiliz, Fransız Devletleri sayesinde kuruldu.
Ancak yüz yıldan beri huzur yüzü görmedi, hep barut fıçısı oldu,
İç harp, kargaşalık birbirini kovaladı, tahtlar çoğaldı,
Almanya ile kaybettik bütün itibarımızı,
Mustafa Kemâlle kazandık Misak-ı milli hudutlarımzı,
Yirmi Üç Nisan Bin Dokuz Yüz Yirmide kurduk Cumhuriyetimizi,
İsmet İnönü, Kâzım Karabekir, Fevzi Çakmak, Ali Fuat Cebesoy gibi komutanlarla
Sakarya'da, Dumlupınar'da Mehmetcikle destanlar yazdık,
Venizelos'u esir aldık, Dokuz Eylül'de Yunanı Akdeniz'e gömdük,
Yurdu işgal eden düşmanı saf dışı bırakarak, onurumuzu kurtardık,
Yerde duran Yunan bayrağını kaldırıp, büyük bir vekârla Venizelos'a kılıcını teslim ettik,
Lozan'da İsmet İnönü barış masasına oturdu, yedi düvele boyun eğmedi,
Ancak Hatay, Kıbrıs, Musul ve Kerkük Mısak-ı Milli Hudutları dışında kaldı,
Demokrasiye inanan insanlar olarak Cumhuriyeti ilân ettik,
On yılda büyük mesafeler aldık, tüttürdük fabrika bacalarımızı,
Yurdu demir ağlarla ördük, yabancılardan borç almadık, borç ödedik,
Karşılığında sadece Mustafa Kemâl'e soyadı olarak Atatürk verdik,
Hatay'ı tekrar Türk topraklarına kattık, ithalatı azalttık, ihracaatı arttırdık,
Türk milletinin dünya kamu oyundaki kaybolan itibârını yeniden kazandırdık,
Avrupalıların hasta adam dediği Osmanlının küllerinden,
Atatürk sayesinde başı dik, sözü dinlenir, kuvvetli bir Devlet ortaya çıkardık,
O'nun ebediyete intikali ile cephede yalnız kaldık,
Cumhuriyetin kurulmasındaki katkıları,
Uzun yıllar başbakanlık yaptığı, askeri dehası ve politikadaki tecrübesi,
Genel Kurmay Başkanı Fevzi Çakmak sayesinde, isabetli bir kararla İsmet İnönü
Türkiye Cumhuriyeti'nin İkinci Reisicumhuru seçildi,
Kültür Bakanlığı kalktı, yerine Milli Eğitim Bakanlığı geldi,
Hitler dünyaya hükmetmeye başladı, İkinci Dünya Savaşı başladı,
Hitler; Polonya, Fransa, Avusturya, Macaristan, Romanya, Bulgaristan, Yunanistan,
Trangbuls -Şam, Bingazi, Yemen işgal edildi,
İtalyan Mussolini, Hitler'le işbirliği içine girdi,
Alman Orduları Ural Dağlarını aştı, Moskova'ya dayandı,
Moskova'nın kar ve soğuğu sebebiyle motorlu vasıtalar çalışmadı,
Bu sebeple Alman Orduları perişan oldu, soğuktan dondu,
Doğu'da Ertuğrul Gemisiyle Abdülhâmit zamanında ziyaret ettiğimiz Japonya
Almanlarla ittifak içindeydi,
Atlas ve Hind Okyanusunda yüz yılını yeni doldurmuş Amerikalılar üstündü,
Pearle Harbour baskını Amerikalıları ateşlendirdi, kabuğundan bir dev çıkardı,
Amerika'nın İngilizlerle birlikte Normandiya Çıkarması, Sibirya soğuğu,
Almanların yenilmesinin en büyük sebebi,
Hitler, yüz milyonluk bir nufusla bütün dünyayı işgal edebilecekleri hayâline kapıldı,


Amerikalılar'ın Gray adlı uçağı ile Hiroşima ve Nagazaki'ye atom bombası atılması
Geleneklerine çok bağlı olan Güneşin Oğlu Japonları dize getirdi,
İsmet İnönü'nün tilki politikasıyla biz savaşa girmedik,
Camilere depo edilen buğdaylarımızı yemedik-içmedik, ancak çürüttük,
Servet Vergisi, Yol Vergisiyle canım Anadolu insanını inlettik,
İkinci Dünya Savaşı'nın fiilen bitmesiyle, lafta harbe girdik,
Ancak yinede İtalyanların boşalttığı Oniki Ada'yı maalesef Yunanlılar'a kaptırdık,
Yüz otuz kuruş olan doları, devalüasyonla iki yüz kırk sekiz kuruşa yükselttik,
Marşal Yardımı ile Nato'ya girdik, kahraman Ordumuzu modernize ettik,
Cumhuriyet Halk Partisini tahtından indirip, İnönü'ye muhalefet görevi verdik,
Demokrat Parti sayesinde köylümüzü çarıktan kurtarıp, sabandan traktöre geçtik,
Türkiye hızlı enflasyonla tanıştı bu dönemde, paranın pula çevrildiğini hissettik,
Tek parti iktidarından kurtulup, muhalefetli Meclisleri gördük,


İngiltere hakimiyetindeki Kıbrıs'ta Başpapaz Makaryos baş kaldırdı,
Bağımsızlık savaşı açtı, EOKA Türkleri canından bezdirdi,
Amacı Yunanistanla Kıbrıs'ı birleştirmekti,
Fazıl Küçük ile Denktaş'ta Türklüklerini hiç unutmadılar,
İngiliz hegemonyasına rağmen, Yunan mezalimi ile teke tek çarpıştılar,
Anavatan onları bütün gücü ile destekledi, Fazıl Küçük grubunu,
Londra Konferansı ile İngiltere, Yunanistan Türkiye müştereken garantör oldu,
Bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti kuruldu, Enosis'in önüne geçildi,
Makarios Cumhurbaşkanı, Rauf Denktaş O'nun yardımcısı oldu,


Ekseriyetle gelen iktidarlarda son dönemlerde milletin ezilmesini gördük,
Hürriyetller elden gidiyordu, Tahkikat Komisyonlarında,
Otuz Sekiz Asker, Yirmi Yedi Mayıs Bin Dokuz Yüz Atmışta,
Memleketin karşık siyasi ortamında ,duruma el koydu, ilk ihtilâle tanıştık,
Ordu dumuma hâkim oldu, kansız ihtilâl başardık,
Eskişehir-Kütahya karayolunda Başbakan Menderes'i yakaladık,
Adnan Menderes ve Üçüncü Reisicumhur Celâl Bayar'la birlikte
Bütün İktidar Meclisini gönderdik Yassıada'ya.
Milli Birlik Komitesi yurdun idaresini ele aldı,
Kara Kuvvetleri Komutanı Cemal Gürsel Cumhurbaşkanı seçildi,
Cemal Madanoğlu gurubu parçaladı, Ondörtler yurt dışına çıkarıldı,


Kurucu Meclis'i topladık, kanunları gözden geçirdik,
Anayasayı yeniden düzenledik, demokrasi uğruna hürriyeti genişlettik,
Çok geçmeden hürriyeti iyi kullanamadığımızı gördük,
Hürriyet elbisesinin üzerimize bol geldiğini acı olaylarla tespit ettik,


Yassıada Mahkemeleri halkın dilinde pelesenk oldu,
Bebek, köpek davası başladı Anayasa ihlâl edildi dendi,
Kabak Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan'ın başında patladı,
İmralı Adasında maalesef cellât üçünün ipini çekti, ebediyete yolladı,
Yaşlı olduğu için Celâl Bayar kendini kurtardı, kader arkadaşları ile
Müebbet hapis cezası ile Kayseri Cezaevine gönderildi,
Makarios Kıbrıs'ta tekrar baş kaldırdı, İsmet Paşa dur dedi,
Amerika hayır dedi, Amerika Başkanı Jhonson meşhur mektubunu yazdı,
İnönü'de, yeni bir dünya kurulur, Türkiye yerini alır cevabını verdi,
Türk jetleri ada üzerinde uçtu, Makarios'un rengi kaçtı, pes etti,
Barajlar Kralı ünvanıyla Süleyman Demirel iktidarda,
Aradan seneler geçti, halk oylarıyla siyasilere hataları gösterdi,
Yassıadada verilen cezalar affedildi,
Demokrat Parti Milletvekillerinin büyük suçları olmadığı anlaşıldı,
Siyâsi hakları geri verildi,
Bir kısmı politikaya geri döndü, bir kısmı ebediyete !...


Oniki Mart Muhtırası ve yeni Anayasa değişiklikleri, hürriyet kısıtlamaları,
Nihat Erim Başkanlığında Beyin Kabinesi işbaşında,
Onlar da bir şey yapamadı, tunelin ucundaki ışık bir türlü gözükmedi,
İktidarlar değişti, İnönü Halk Partisinden istifa etti,
Genel Sekreteri Bülent Ecevit Onun yerine geçti,
Necmettin Erbakan sahneye çıktı, Ecevit'le koalisyona ortak oldu,
Kıbrıs yine gündeme geldi, Makaros bir ihtilâlle devrildi,
Adadaki Türkler yeniden Rum dipçikleriyle ezildi,
Türk milleti bunu kabul etmedi, çünkü hedef Yunanistanla birleşmekti,
Kıbrıs çıkarması nihâyet yapıldı, Türk Ordusu Yunan mezalimi kaldırıldı,
Adadaki Türkler'in canı bu sayede kurtuldu,
Amerika yine rest çekti, Türkiye'ye ambargo koydu,
Kocatepe Muhribini Adanın doğusunda kendi hatamızla kaybettik,
Dört yüzü aşkın şehit verdik, Türk'ün onurunu kurtardık,
Dokuz lira onbeş kuruş olan dolar, bu sebeple on beş liraya yükseldi,
Kıbrıs'ın bütün mali yükü Türkiye Cumhuriyeti omuzlarına bindi,


Birleşmiş Milletler ve bütün Avrupa Rumları gözetti,
Türkler'in Rumlardan çektiği acıları, hiç göremedi,
Elen kültürüyle yetiştikleri için de daima onların lehine konuştular,
Kahraman Türk Ordusunu bütün güçleriyle Adadan atmaya kalktılar,
Lâkin Ana vatan bunları hiç tınmadı,
Bunun üzerine Batılılar, Amerika ve Rusya ile işbirliğinde yeni bir oyun sergiledi,
Çanakkale ve Sakarya'da omuz omuza çarpışmış milleti sağ ve sol diye ikiye kitledi,
Birbirlerine düşman iki nesil bir arada iniversitelerimizde yetişti,
Liselerde, fakültelerde birbirini dövdü, silâh çekti,
Binlerce genç yaralandı, okulundan etti,
Bir mahalleden diğerine geceleri geçemez olduk, gece hayatı bitti,
Akşamları herkes evine kapandı, canını kurtardı,
Bulgaristan'dan silâhlar kaçak olarak geldi,
Ekonomi alt-üst oldu, karaborsa çıkageldi,
Bir paket sigara , bir paket margarin için kuyruklarda saatlerce bekledik,
Süleyman Demirel tekrar sahnede yer aldı, kuyruklar dona kaldı,
Ekonomi Turgut Özal'ın selâmıyla rotasını aldı,
Ancak anarşi durmadı, yüzlerce can aldı,
On İki Eylül Bin Dokuz Yüz Seksende,
Genel Kurmay Başkanı Kenan Evren idareyi ele aldı,
Bir günde durdu bütün anarşi, bıçak gibi kesildi,
Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Deniz Baykal, Hamzaköy'de zorunlu konakladı,
Ordu bütün idareyi ele aldı, bürokrasiye generaller, albaylar yerleşti,
Nizam ve huzur geldi ülkeye, taşlar yeniden yerleşti,
Siyasi Partiler kapatıldı, siyasiler yasaklandı,
Kurucu Meclis tekrar işbaşına geçti,
Yeni anayasa Profesör Orhan Aldıkaçtı tarafından hazırlandı,
Tepki Anayasası dedilerse de, anarşiden bıkan millette dinleyen olmadı,
Büyük bir oranla halkoyuna sunuldu, tasdik edildi,
Ülke anarşiden kurtuldu...


Askeri dönemde huzur içinde yaşadık, büyük enflasyonlar görmedik,
Devlet Dairelerine emekli Albaylar, Generaller yerleştirdik,
Bir disiplin vardı ülkede, siyasi partiler kapatılmıştı,
Dolayısıyla siyasi münakaşalar da ortadan kalkmıştı,
Ancak el altından çalışmalar devam etti,
Daha Hamzaköy'e giderken yolda Doğru Yol Partisi kuruldu,
Bülent Ecevit Genel Başkanı olduğu Partisinden istifa etti,
Bütün basın ekseriyetle Askeri hükûmeti destekledi,
Siyasi partiler kurulmaya başladı, millet tekrar birbirini yedi,
Eskiden Devlet Başkanı Kenan Evren'i destekleyenler,
Aşırı tenkide başladı, demokrasi zaafını gösterdi,
İnönü'nün Özel Kalem Müdürü Necdet Calp, SHP'yi kurdu,
Emekli Orgeneral Turgut Sunalp Milliyetçi Demokrasi Partisini,
Demirel'in Başbakanlık Müsteşarı Turgut Özal Anavatan Partisini kurdu.
Televizyonda canlı verilen seçim açık oturumlarında,
Turgut Özal İstanbul Boğaz Köprüsünü satar,
Yeni yatırımlara bu paralarla girerim dedi,
Necdet Calp, sattırmam diye acı acı feryat etti,
Herkes Emekli General Turgut Sunalp seçimi kazanacak derken,
Kenan Evren'in Sunalp lehine konuşmasıyla, bir gecede millet yön değiştirdi,
Turgut Özal büyük bir ekseriyetle Meclis'e girdi,
Karşı görüşlü Devlet Başkanı Kenan Evren'i birden kucaklayıp yanaklarından öperek
Başbakanlık görevini üstlendi,
Dolar satışını serbestleştirdi, Türk parası oldu pul,
Milletin cebi dolar gördü, vitrinleri dolar fiatı süsledi,
Benim memurum işini bilir dedi, rüşvet aldı yürüdü,
Piyasalar biraz canlandı, inşaat işleri arttı,
Özal, siyasi yasaklar referandumuna hayır dedi, millet eveti bastı,
Demirel, Ecevit, Erbakan tekrar sahneye çıktı,
Turgut Özal, Cumhurbaşkanı seçildi, Yıldırım Akbulut Başbakan,
Çankaya ile Demirel'in arası siyasi yasaklara hayır dediği için açıldı,
867 rakımlı tepe ile Demirel söz düellosuna girdi,
Kendi yetiştirdiği elemanının kendisine karşı olmasına çok sinirlendi,


İran ile Irak birbirleriyle sekiz yıl bir hiç uğruna çarpıştılar,
Bundan sadece silâh tüccarları kârlı çıktılar,
Binlerce asker Allah'ına kavuştu, yüzbinlercesi sakat kaldı,
Hangisi şehit oldu, hangisi cennete gitti, kimse bilmez,
Arkalarında yüzbinlerce babasız evlâd-ı iyâl kaldı,
İran ile Irak'ın elleri boş kaldı,
Bunların asıl sebebi ise,
Amerika -İngiltere kontrolündeki Şah Rıza Pehlevi'nin
Molla Humeyni tarafından devrilmesiyle İran ile Amerika restleşti,
Amerika İran'daki rehineler için baskın düzenledi, ancak başarılı olamadılar,
Sovyetler Birliği yörüngesindeki Irak ile Humeyni'nin İran'ını karşı karşıya getirdiler,
Bu durumda iki petrol zengini ülkeyi birbirini vurdurdular,
Böylece beynelmilel silâh tüccarları, teknoloji tacirleri petrol gelirlerine el koydular,
Rusya, Almanya, Fransa, Amerika ile birlikte silâh satışından paylarını aldılar,
Bunlar gerek kimyasal, gerekse biyolojik veya ateşli silâh bedeliydi.


Saddam hiç boş oturur mu ?
Halk savaşa alıştı, ekonomik kalkınmayı unuttu,
Irak halkını oyalamak için yeni bir şey lâzım,
Silâh tüccarları hemen imdada yetişti,
Amerika uzun süreden beri tasarladığı elli yıllık stratejisini sahneye koydu,
Irak'ın zengin petrol yatakları olan Kuveyt'i işgaline, el altından göz kırptı,
Kuveyt, Saddam Hüseyin tarafından işgal edilince de, arslanlar gibi kükredi, Kuvet'ten çekil,
Yoksa, güneyden ve kuzeyden gelirim ha...
Arkadaşım Bush lâkaplı Turgut Özal ise, hazır ve nazır,
Bir koyalım üç alalım, biz de bu arada Musul ve Kerkük'e girelim,
Genel Kurmay Başkanı Torumtay Paşa, bundan benim haberim yok,
Eğer böyle bir politika gündeme gelirse istifa ederim,
Amerika bastırıyor, kuzeyden bir cephe açın, Torumtay Paşa istifayı bastı,
Yerine geçen Doğan Güreş Paşa, hele bir Milli Güvenlik Konseyi'nde düşünelim,
Kuzey Irak'taki Kürtler can korkusuyla Türkiye'ye sığındı,
Kendimiz açken onları doyurduk, bütün dünya milletleri seyirci kaldı,
Ticareti Irak'la kestik, petrol boru hattını durdurduk,
Otuz milyar dolar bu savaştan biz zarar ettik,
Öderiz demelerine rağmen yıllardır bir ses yok,
Türkiye borçlarını tarihin her devrinde ödemiştir, söze bile gerek yok...
Sözünün eridir, dediğini yapar, ancak siyasi baskı gelirse de , çelmeyi hemen atar,
Türk milletinin kafasının tasını attırmamalı, doğru sözle, mertlikle kaynaşmalı,


Neticede Irak, Kuveyt'ten geri çekilmek zorunda kaldı,
Kuveyt'teki özel koleksiyonlardaki san'at eserleri piyasaya yayıldı,
Hangisi gerçek, hangisi taklit, bu eserler kimin, ne zaman satın alındı,
Herşey mechul ve gizli,
Gerçek olan altı aylığına Kuzey Irak halkının ve Türkmenlerin esenliği için
Otuz altı parelelde bir Çekiç Güç kontrolü,
Altı aylığına geldi, on iki yıldır faaliyette, Kürt halkını Türkiye aleyhine örgütlüyor,
Ne yapıyor diye soran yok, Kuzey Irak'ta Kürdistan Devleti'nin temelini atıyor,
Gözümüz kapalı, biz günlük ekonomiyi kurtarmanın peşindeyiz,
Amerika ise Orta Doğu'nun yüz yıllık geleceğinin haritasını hazırlıyor,
Yeni bir İsrail-Filistin veya Lübnan doğmasının hazırlıklarını yapıyor...


Birden bire tarihte hızlı gittik, fren yapalım, eski olayları hatırlayalım,
Bindokuzyüz doksan bir de genel seçimlere gidildi,
Meclisteki siyasi parti sayısı arttı, koalisyonlar devri tekrar açıldı,
Seçimlerde birbirlerine demediklerini bırakmadılar,
Demirel Başbakan, Turgut Özal Cumhurbaşkanı,
Anavatan ve Refah Partisi muhalefette kaldı,
Doğru Yol ile İsmet Paşa'nın oğlu Erdal İnönü koalisyonla iktidara geldi,
Prof.Dr.Tansu Çiller Demirel desteğiyle meclise girdi,
Ekonominin direksiyonu Tansu Çiller'e verildi,
Demirel , sen politikada acemisin, teori ile pratik siyasette ayrıdır dedi,
Tansu Çiller'in bazı falsoları kapatıldı, dizginler Demirel'de kaldı,


Örtülü Ödenek, harcamaları Devlet Bakanı Ekrem Ceyhun'un elinde,
Erzurumlu Ekrem Ceyhun Demirel'in sanki Özel Kalem Müdürü, O'nun peşinde,
Son yirmi yılda siyâset, politik görüş liyâkati hiçe saydı,
Gökten zenbille akrabalar, yağcılar bürokraside hızla merdivenleri tırmandı,
Dolayısıyla her şey kokuştu, hızla dağılan koalisyonlarla, bürokrasi nasibini aldı,
Doğruyu söyleyenler dokuz köyden kovuldu, onuncu köy de kabul etmedi,
Hazine tam takır oldu, devalüasyonlarla her kesim fakirleşti,
Bu arada Turgut Özal, kalp krizinden vefat etti, Demirel onun yerine geçti,
Ekonomist Tansu Çilller Başbakanlık koltuğuna erişti,
Dövizle ev alanların hali duman, Bankalar tarumar oldu.
Seçimler yapıldı, koalisyonlar devrine devam edildi,
Profesör Necmettin Erbakan Hoca Efendi Başbakanlık görevini seçti,
Yaveri Profesör Tansu Çiller onun koalisyon ortağı idi,
Tarikat liderleri Başbakanlık konutunda iftara çağrıldı,
Genel Kurmay İkinci Başkanı Çevik Bir Paşa irşadıyla,
Sincan'da Tanklar resmigeçit yaptı, iktidara ince ayar yapıldı,
28 Şubatta Milli Güvenlik Konseyi'nde iktidar direksiyon kırdı,
Bülent Ecevitle Alman hayrani Mesut Yılmaz iktidara uçtu,
Tansu Çiller ile Mesut Yılmaz birbirlerini akladılar,
Kabahatleri var mı ben bilmem, Yüce Divândan kaçtılar,
Aslında gitselerdi Anayasa Mahkemesi huzuruna,
Berat edip ak alınla çıksalardı milletin huzuruna,
Koalisyonlar bozuldu,
Seçime gitmek için azınlık hükûmeti kuruldu, Ecevit Başbakan oldu,
Talih, kader kısmet ona yardım etti,
Kenya'da Apo yakalandı, yurda getirildi,
Ecevit bu sayede puan topladı, seçimde oyları topladı,
Alparslan Türkeş'in vefatından sonra yerine geçen Devlet Bahçeli de iyi bir oy aldı,
Ecevit Başbakan, yardımcıları Devlet Bahçeli ve Mesut Yılmaz,
Üçlü koalisyonlarla geçti altın değerindeki bu zaman,
Nahoş bir hadise oldu, soğuk bir ondokuz Şubat günü,
Milli Güvenik Kurulu toplantısında Anayasa başa fırlatıldı,
Piyasa allak-pullak oldu, dolar aynı gün fırladı,
Amerika'dan ekonomi direksiyonu için Kemal Derviş getirildi,
Eşi Amerikalı olan güler yüzlü Derviş'te lafta kaldı, dikiş tutturamadı,
Ecevit hastalandı, raporları yürürlüğe koymadı, koalisyon çatladı,
Küsenleri barıştıran Hüsam, perde arkasından bütün işleri kovaladı,
Amerika'nın Irak oyununa karşı gelen Hükûmeti düşürme oyunları başladı,
Ecevit'in partisi ikiye bölündü, erken seçim kararı zorunlu olarak alındı,
Üç Kasım iki bin iki tarihinde yapılan erken seçimde,
Ak Parti üç yüz altmış üç milletvekili ile iktidarı sağladı, ,
Yanında ise daha önce Meclis'e giremeyen Deniz Baykal'ın Cumhuriyet Halk Partisi,
Büyük bir tepki ile diğer partileri millet sildi-süpürdü, bir kenara bıraktı,
Nal toplayan parti başkanları birer birer istifa etti,
Yenilerin ise sesi soluğu birden bire kesildi,
Muhalefeti unuttular, yanlışları milletin gözleri önüne seremediler,
Bekle, gör politikası izlediler !
Abdullah Gül Başkanlığında elli sekizinci Hükûmet Meclis'ten güven oyu aldı,
Avrupa Birliği, Kıbrıs, Irak konuları birbiri ardından kuyruğa girdi,
İstedikleri hep taviz, hep Türkiye'den bir şeyler kopartmak,
Annan Plânı ile Türk Askerini Kıbrıs'tan dışarı atmak,
Avrupa Birliğine Kıbrıs'ı tam üye yapmak,
Plânlarına adım adım yaklaşıyorlar, Güney Kıbrıslı Rumlar,
Bizler ise havanda su dövüyoruz, birbirimizi yeriyoruz,
Rauf Denktaş bütün gücü ile kahramanlar gibi bunları hep reddediyor,
Elli yıldan beri Anavatandan imdat isteyenler,
Bütün imkânları önlerine serdiğimiz bir kısım Türkler,
Basından öğrendiğimize bilgilere göre Avrupa Birliğinden aldığı ödeneklerle,
Bir kısım Kuzey Kıbrıs halkı, Kuzey Kıbrıs'ı maalesef arkadan hançerliyor,


Amerika bastırıyor, Kuzey Irak'a Türkiye'den girelim,
Kırk bin Amerikan askerini Güney-Doğu'da iskân edelim,
Kuzey Irak'ta Celâl Talabani, ve Mesut Barzani Kürt Meclisini , Konseyini kurdu,
Türkmenleri dahil etmediler, amaçları belli,
İskenderun ve Mersin Limanları Amerikan gemileri ve getirdiği araçlarla doldu,
Amerikan askerinin karaya çıkması an meselesi,
Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne Hükûmet bir tezkere sundu,
Tezkere reddedildi, Hükûmette çatlak sesler su yüzüne çıktı,
Bu arada Siirt seçimleri yenilendi, Recep Tayip Erdoğan Milletvekili seçildi,
Ak Parti Genel Başkanı olduğu içinde otomatik olarak Başbakanlık koltuğuna geçti,
Abdullah Gül ise bu zor ve karmaşık dönemde Dışişleri Bakanlığını seçti,
Amerika bastırıyor, hava koridorlarını açın, ikinci tezkereyi Meclis'e yollayın,
Tayip kıvırıyor, yavaştan alıyor, Türkiye'nin bu konudaki yararını soruyor,
Bütün dünya sivil toplum örgütleri savaşa hayır diyor,
Kuzey Irak'ta gizli güçler tarafından finanse edilen şahıslar Türk Bayrağı yakılıyor,
Türkler Kuzey Irak'a girerse Kürt-Türk savaşı çıkar deniyor, ortaya bir senaryo atılıyor,
Şimdilik görebildiğimiz kadarıyla, yüz yıllık gizli plânda taşlar yeni yeni oturuyor,
Sonuç ne olacak bizce hâlâ meçhul, haritaların durumunu bilmiyor,
Çok gizli yeni yeni oyunlar dönüyor,
Ömrümüz varsa ne yapılacağını göreceğiz,
Tavizleri hep Türk milleti olarak biz vermeyeceğiz,
Sevr'i tekrar hortlatmak isteyenlere, Atatürk gibi cevap vereceğiz,
Ancak ekonomik dar boğaz, Osmanlı'nın son günleri gibi belimizi büküyor,
Milli birlik ve beraberliğimiz inşallah bize dayanacak kuvveti verecektir,
Doğacaktır Türk milletini gücü, belki yarın, belki yarından da yakın.
Sabır, sebat, iktisat, dirayet, itikat ve milli dayanışma hepsini çözer
Gönül ister ki, Çanakkale Zaferinin bu yıldönümünde yine oluruz muzaffer...

Nerede kaldı o eski şaşalı günler, Fatih Sultan Mehmed Dönemindeki tolerans,
Kanuni Sultan Süleyman zamanındaki şan ve şeref,
Atatürk zamanındaki milletlerarsı saygınlık, itibar,
Ancak, hey hat, kara bulutlar ufukta, savaş yakın gözüyor,
Birleşmiş Milletler bir tarafa bırakılıyor, güçlü kendini daima haklı görüyor,
Uluslararası teamül bir tarafa bırakılıyor,
Musul'da Kerkük'te, Kıbrıs'ta, çamur, yağmur, kar, fırtına ve tayfun yine bizi bekliyor,
Biniyoruz bir âlâmete, galiba hep beraber koşarak gidiyoruz kıyâmete,
Onsekizinci asrın büyük psikoloğu Erzurumlu İbrahim Hakkı'nın söylediği gibi,
Görelim Mevlâm neyler, neylerse gözel eyler !...


Sadi BAYRAM
Ankara, 17 Mart 2003
Yayınlandığı Yer: Sadi Bayram web Sitesi ,17.03.2003
Yazar : Sadi BAYRAM
Konuyla İlgili Diğer Başlıklar:
  • Amasya Uluslararası Alimler Sempozyumu Ardından
  • Benim De Hayallerim Vardı !
  • Hoş Geldin Sayın Hussein Barack Obama,
  • Kendini Bil Oğul 1
  • Canım Merzifon
  • Bush Ve Kerry Mücadelsinde ırak
  • Avrupa Birliği Ve Türkiye
  • Hayat Bu Kardeşim
  • Tarih Ve Günümüz Türkiyesi'nden Damlalar
  • O'nun Ardından ( Kayseri )
  • Aziz Ve Muhterem Dostum Yolun Nereye ?
  • Bektaşi Nutku ( Kendini Bil Ki Tanrıyı Bilesin ! )
  • Vefa Arıyorum Gözlerim Kapalı !
  • Milenyum RüyÂsı:
  • Talih Ve Tarih
  •