SİİRİMSİ BİR KİTAP - THE POETRY BOOK
BENİM DE HAYALLERİM VARDI !
BENİM DE HÂYÂLLERİM VAR DI, NEHİRLERDEN OKYANUSLARA ULAŞILMASI GÜÇ !

Sadi BAYRAM

Benim de hâyâllerim var dı ! Bazıları mümkün, bazısı imkânsız gibi,
Yine de hâyâli bir cihan değer gibi...

Çift başlı kartalla gökyüzünde trafik derdi olmadan özgürce uçmak,
En geniş hürriyetimle dalgalarla boğuşup, denizlerden okyanuslara ulaşmak,
Denizde yunuslarla birlikte sörf yapmak,
Balinalarla birlikte okyanuslar hâkimi olmak,
Çocuklarımla oynabilmek, onlara güzel , yararlı hikâyeler anlatabilmek,
Köpeklerimle gezmek, kedilerimi kucağımda sevmek,
Kırlarda kuzuları kovalamak,
Kır at üzerinde çimenlerde ufuklara dört nala koşmak,
Nadide Sedir ormanları arasında kuşların cıvıltısını dinlemek,
Günlük streslerden uzak, tabiatla başbaşa hülyalara dalmak,
Kütüphenemdeki kitapları okumak, notlar çıkarmak,
Geleceğe dair yazılar yazmak,
Proto Türk tarihinin derinliklerine inmek,
Felsefenin en ince taraflarını tartışmak,
Estetiğin farkına varmak,
İnsanı Yaradandan dolayı sevmek,
Ve onu kötülüklerden korumak,
İyiliklere yöneltmek,
Gelirini arttırarak, refaha yelken açmak,
Öğrencilerimi en iyi şekilde geleceğe, yani hayata hazırlamak,
Türk Mitlojisinin ikonografisi üzerinde kafa patlatmak,
Türk el sanatlarını daha da yaygınlaştırmak için çaba sarfetmek,
Tezhip, minyatür, ebru sanatcılarımızı dünyaya tanıtmak,
Türk el halılarının motiflerinin anlamlarını çıkarmak,
Selçuklu ve Osmanlı Vakfiyelerini Tük Kültür ve medeniyetine kazandırmak,
Dolayısyla Türk-İslâm Kültür ve medeniyetini gelecek nesillere ulaştırmak,
Beşikten mezara, ilim yapmak, yapana yardımcı olmak,
Bir hafta sonra idrak edeceğimiz, soyadımı kutlayacağımız
Ramazan Bayramını ailemle beraber huzur ve sükun içinde geçirmek,
Devletimin bekâsı için bütün gücümle, ömrüm boyu gayret etmek,


Olmadı, olamadı !...

15 Kasım 2003 Cumartesi günü,
İstanbul-Şishane Galata Kulesi civarında,
Neve Şalom Sinagogu önünde patlayan bomba,
O da yetmezmiş gibi Şişli Beth İsrail Sinagogu önünde,
Beş gün sonra öğleye doğru Tepebaşı İngiliz Konsolosluğu önüde,
Ve de Levent HSCB Bankası Genel Müdürlüğü önündeki caddede
Bombalar yılın terörünü estirdi
Kasım Ayının son haftasında,30 can aldı, beşyüz civarında yaralı,
Ramazan Bayramı hazırlıkları yapıyorlardı her biri,
Kimi tatil planı, kimi memleketine gidecekti,
Anasına kavuşmak, sevdiğini bir kere daha görebilmek için ,
Ailesiyle mübârek Ramazan Bayramını geçirmek için,
Kimi işine gidiyordu, ailesini geçindirmek için,
Kimi çalışıyordu alın teriyle çocuklarına nakafa sağlamak için,
Bayramlıklarını alacaklardı, bütün aile birlikte sevinç yaşayacaktı,
Tekrarını sağlık-sıhhatle nasip etmesi için Ulu Yarâdana yalvaracaktı !
Bunarın içinde ben de olabilirdim,
O meş'um saattte oradan tesadüfen geçebilirdim,
Kurtuldum ben amâ, hiç bir günahı olmayan o masum insanlar....
Çeşitli ırklara mensup insanlar bir hiç uğruna canlarını verdiler,
Ne kazandılar islâm uğruna, ama çok şey kaybettiler insanlık adına,
Müslümanlık adına...
Komşularımız ve diğer Devletler geçmiş olsun dileklerini sundular,
Hıristiyanlar ve Museviler üzüntülerini beyan ettiler,
Milyarlarca dolarlık zarar ve ziyanı belki bazıları hiç görmediler,
Buna karşılık, yılllarca heyecanla beklediğimiz
Avrupa Birliği kapısındaki sesler, Fotbola da bulaştı siyasi gözlemler,
Türkiye'nin güvenli bölge olmadığını ilân ettiler,
Binlerce turistik otel rezervasyonu iptal ettirdiler,
Türkiye'de oynanacak Galatasaray- Beşiktaş maçlarını tarafsız sahaya aldılar,
Türkiye'den İngiltere'ye gidecek ziyaretcilere vize bile vermediler,
Kıbrıs'ı bahane edip, yine bizi Avrupa Birliği dışında tutarak ,
Komşu ülke statüsüne alacaklar besbelli...
Saddam Irak'ta devrildi, zararı bize vize edildi,
Bağdad'da Musul'da, Kerkük'te bombalar patlıyor,
Amerikanın enerji politikasına karşılık yüzbinlerce insan ölüyor,
Hâlâ Türkiye'den menfaat umuyor,
Yeni bir Sevr Muahedesi imzalatmak için Avrupa Birliği dört gözle bizi bekliyor !


Boşuna beklersiniz siz,
Türkiye Cumhuriyeti ilelebed pâyidâr kalacaktır,
Bölünmeyecektir.
Misak-ı Milli sınırlarını elbette muhafaza ve müdafaa edecektir,
Türkiye Teröre bulaşmayacaktır,
Geçmiş asırlarda olduğu gibi de,
Hak ve hukukunu da kimseye çiğnetmeyecektir
Kıbrıs'ı da bir Yunan Adası yapmayacaktır....
Bütün gücü ile Cumhurbaşkanı Sayın Rauf Denktaş'a yardımcı olacaktır,
Kimse Denktaş gibi bir müzakereciden ödün alamayacaktır !....
Avrupa Birliği Batı Trakya'da bulunan Türkler ve
Bosna-Hersek'taki Türklerin durumunu bir düşünsün,
Objektif kararları vererek uygulasın,
Ondan sonra şu Kıbrıs'a bir bakalım,
Belki ondan sonra 12 Adalar gündeme gelebilir,
Avrupa Birliği eskiden yapılmış andlaşmaları hiçe mi sayıyor,
Yok mu sayıyor,
Lozan Andlaşmasına bir bakın, Londra ve Zürih andlaşmalarına bakın,
Onlardan sonra Türk Silâhlı Kuvvetleri Adada İşgalci mi, tarafsız bir gözle görün,
O zaman sizin ne olduğunuzu ve bir Haçlı zihniyeti ile hareket edip-etmediğinizi anlayacağız !...

Bütün bunlar bilindikten sonra biz toleranslı bir milletiz :

Hazret-i Adem'den beri alın terimizle çalışır, nafakamızı sağlarız,
Hepimiz Hazereti Nuh'un torunuyuz, Ham, Sam Yafes evlâdıyız,
Ekseriyetimizle Hazreti İbrahim soyundan geliyoruz,
Yüzyirmisekiz bin Nebi'den, Veli'den nur aldık, dünyaya yayıldık,
Orta Asya bozkırlarında tarih öncesi çağlarda şaman törenlerini izlerdik,
Kartal tüyü başımızda ondan medet beklerdik,
Kartal kanatları üzerinde ruhumuzu Ulu Yaradana gönderirdik,
Şaman davulundaki akrep, kaplumbağa, ejder mukaddes sayılırdı,
Uzun ömrü temsil ederdi,
Komşumuz Çin'den Tao'nun öğretilerini benimsedik,
İran'dan Maniheizmi aldık, et yiyen bir millet olduğumuz halde vejeteryan olduk,
Atları zaten çok severdik, hayvan sevgisini, onların da bir canı olduğunu öğrendik,
O da yetmedi, Uygurlar Devrinde Budizme merak sardık,
Cömertliği ve eli açıklığı öğrendik, hayvan sevgisi de billurlaştı,
İran Ateşgedelerinden Zerdüştü öğrendik,
Hazret-i Musa'yı Tur Dağı'nda selâmladık,
Yirmisekiz Peygamberden birer birer nasip aldık,
Yüzyirmisekiz bin Nebi'yi aynen kabullendik,
Hazreti Yahya'nın merdivenleriyle gökyüzüne çıkıp Hazreti İsa'yı aradık,
Hazer Denizi Kuzeyinden giden bir kısmımız,
Bolkar Türkleri, Peçenekler Hıristiyanlığa girdi,
Avarlar, Macarlar ve Finler zaten Roma'dan etkilenmişti,
Arabistan çöllerinden çıkan Hazreti Muhammed,
Doğudan Batıya müthiş bir fırtına estirdi,
Bahar zambakları açtı bütün ülkelerde,
Baharın kokusu, bülbüllerin şakırtısı,
İran'dan Orta Asya semalarına ulaştı,
Biz de Büyük Türkistan'da Müslümanlığı seçtik o seneler,
İkinci defa Alparslanla Ana vatanımız Anadolu'ya geri döndük,
Bin yıldan beri Müslümanlığın kalkanı olduk Anadolu bozkırlarında,
Haçlı Ordularıyla savaştık,
Anadolu'da şehitlerden geçilmez çelik sed yaptık...
Kıbrıs ve Rodos Şövalyelerine kendimizi tanıttık,
Kılıcın gücünü ve adaletini bütün dünyaya gösterdik,
Çeliğe sağlam bir su verdik, eğilmez ve kırılmaz bir gücü ortaya çıkardık,
Alparslan, Kılıç Arslan, Selahaddin Eyyubi ile noktayı koyduk.
Tarihten gereken dersleri acaba aldık mı ?
Ders alsaydık tekerür eder miydi tarih ?
Osmanlı çekildiğinden beri Orta-Doğu yüz yıldır ateş-barut içinde yanıyor,
Yetti artık, insanlar sulh ve sükun, huzur istiyor,
Son kırk yıl içinde Filistin, Lübnan, Mısır, Kıbrıs,
Yetmedi, arkadan İran ve Irak Savaşı,
O da yerini bulmamış ki, Kuveyt ve Irak Savaşı,
Bitmedi daha Irak ve Amerika- İngiliz petrol savaşı,
Belki ardından gelecek Suriye ve İran,
Daha sonra ise Fırat ve Dicle nehri yatağındaki kumlar arasındaki altın karmaşası,
Afganistan'a eski Meclis Başkanı Hikmet Çetin'i görevlendirdik,
Asayişi sağlamak üzere geçen yıl Mehmetciği yolladık,
Bosna- Hersek'teki başarılı görevlerinin devamını sağladık,
Adaleti yüzyıllar boyu başımızın üstünde taşıdık,
Hükümdarları, imparatorları bile adalet huzuruna çağırdık, kararlar verdik,
Ancak bu bilmecelerin içinden bir türlü çıkamadım,
Ne olacak bu dünyanın hali ?
Sükûnetlerin ardından gelen fırtınalar, fırtınaların ardından gelen sükûnetler...
Asırlardır birbirlerini kovalıyor, tavşana kaç, tazıya tut misali !
Bir parabol görüntüsüyle...

Dünyadaki bütün insanları dairevi bir dağın etekleri etrafında toplanmış,
Zirvede olan Allah'a dört bir yandan sevgi ve şefaati için yıllardan beri koşuyorlar,
Müslümanlar Güneyden,
Hıristiyanlar Kuzeyden,
Musevilar Batıdan,
Taocu ve Budistler Doğudan,
Hepsi bir noktada Yüce yaratıcı Allah etrafında, fikre, ruhen birleşiyor,
Ancak her birinin delili farklı farklı,
Farkılı farklı konuşuyor, geometri ve matematik, felsefe üzerinde çalışıyorlar,
Hepimizin gayesi, amacı aynı,
Hepimiz Allah'a, Ulu Yaradana inanıyoruz,
Ama peygaberlerimiz, elçilerimiz farklı,
Aynı şeylere ulaşmak istiyoruz ama, yöntemlerimiz fikirlerimiz farklı,
Dinin amacı insanların sosyal yaşantılarına yön vermek,
Dünyada yaşayan insanları disiplin altına almak,
Birlik, beraberlik, dostluk, sevgi , barış ve huzur içinde yaşamaktır.
Aşık Veysel'in dediği gibi hepimizin yârı, sadık kara toprak olduğunu bilmektir.
Ölümü her canlı mutlaka tadacak, yeni bir dünyaya doğacaktır.
Yeni bir dünyaya geniş bir pencereden bakmaya çalıştım,
Gördüğüm pencere değilmiş, büyük bir ayna,
Aynaya baktım, kendimi gördüm..
Akasya ağacının dallarında öten bülbüllerle dertleştim,
Sedir ormanlarında ağacın nasıl kesildiğini ve mimariyi öğrendim,
Sedir Ağacından kalkan kartalla semada turlar attım, bütün dünyayı gezdim,
Olgunluğun çaresini aradım
Dediler eskiler kırk gün çilehanelere girerdi,
Sen bir tabuta gir de göre bakalım,
Ölmeden evvel ölümü gördüm,
Hayat felsefem değişti, insanlığı öğrendiğimi zannediyorum...
Yine de acaba hazmedebildim mi ? Ben de bilemiyorum ?..


Yunus Emre'nin, yolundan gittim,
Hacı Bektaş-ı Veli, Ahi Evran-ı Veli ve Mevlânâ'ya ulaştım,
Seyyid Ahmed-i Rufâi, Hacı Bayram-ı Veli ve Taceddin Sultan'la tanıştım,
Hamdım, yandım, piştim,
Ulu yaradana sığındım, kaldım,
Erenler Denizinde bir damla olduğumu, bir hiç olduğumu anladım,
Kendi kendimi törpüledim, artık cilâlandım,
Önce kendimi öğrendim, Enel Hâk dedim,
Komşularımı birbirine düşürmemek için dedikodudan kaçtım, ketumiyeti öğrendim,
İnsanlar hakkında peşin hüküm vermedim,
Akıl ve hikmet yolunu seçtim, iman ve itikadım sağlamlaştı,
Öfkemi yendim, meşhur Keloğlanla tanıştım,
Nasreddin Hoca ile öpüp kucaklaştık, ondan da el aldım,
Mutluluk pınarından kana kana içtim, susuzluğumu giderdim,
Nefis zenginleştikce şımarır düsturundan hareketle,
Nefs-i emmare yolundan geçtim,
Gaflet, cehalet, cimrilik, gazap, haset, kin ve şehvetden kurtuldum,
Küfürden pişmanlık duydum,
Nefs-i levvameye eriştim, arındım kötu duygulardan,
Yâ Hayy, Yâ Kayyum, Yâ Kahhâr diyerek,
İlimsiz tevazu olamaz inancı ile, Nefsi Mülhime yolunu seçtim,
İlim ve amellerin güzel yollarda kavuşması için de ,
Nesf-i Mutmain yoluna girdim,
Boş şeylerle kendimi oyalamamak için,
Nefs-i Radiye yolundan geçmeye çalıştım,
Tanrının yarattığı bütün eşyalardaki hikmetleri düşününce,
Nefs-i Mardiye, yolundan geçmek isterim,
Nefs-i Kâmile noktasına ruhum bedenimden ayrılmadan önce varmak isterim ?
Budur benim en büyük hayâlim ,

İşte felsefi düşünceden yola çıkarak,
Akıl ve hikmetin felsefİ görüşüyle,
Ünlü düşünür Sokrat'ın önce ' Kendini Bil ' düşüncesiyle,
Şefkât ve merhamet, yüreğimi dağladı,
Sabır ve ümit bütün dinlerin emridir bizlere,
Acı sirke küpüne zarar verir hernedense,
Hırsla kalkan her zaman zararla oturur derler bizde,
Ümitsiz yaşayamaz insanoğlu,
Ümit yeni ufuklara yelken açmaktır derler, bu doğru,
Bütün keşif ve icadlar hep ümit ve hayâl âlemi ile başlamadı mı ?
Ümitsiz insanlar nasıl yaşamalı,
Şecaât ve cesaret hepimizde,
Namus ve iffet topyekûn insanlığımızda,
Fedâkârlık ve ferâgâtın herkeste olması gerek de,
İtidâl ve temkin bütün kâmil sıfatını taşıyan insanlarda,
Akl-ı selim ve basiret kâinatta şemsiye gibi yıldızlar altında parlamakta ,
Azim ve itimat duygusu bütün çocuklarımızda,
Sebat ve metanet dileriz bütün alın teri ile çalışanlara,
İdrak ve feraset olgun insanlarda,
Musamaha ve tahammül, bizde olması gerekirken yaşlılarda,
Doğruluk ve dürüstlük bütün dinlerde,
İtaat ve sadakat gençlerimizde olması gerekli de,
Ketûmiyet ve emanete hiyanetlik etmeme düsturu hepimize,
Nefse hâkimiyet ve izzet , safiyet ve masumiyet,
Edep-hayâ ve tevâzu-vakâr hepimizin ihtiyacı,
Hayır ve hasenat maalesef sadece Ramazanda topyekûn milletin amacı,
Dosluk ve vefâ duygusu Selçuklu ve Osmanlının biricik gururu,
Cömertlik ve sehâvet bütün milletimizin şiârı,
Alicenaplık, seciye ve halisiyyet altıyüz sene önceki ahi ahlâkı,
Kahramanlık ve yurseverlik bütün ulusumuzun vekârı,
Çalışkanlık ve emek bütün işcilerimizin amacı,
İlim ve irfan bütün öğrencilerimizin topyekûn hedefi,
Huzur ve refâh, sulh ve sükûn bütün milletlerin ihtiyacı,
İstiklâl ve hürriyetimizi müdafa etmek, hak ve adâlet aramak cümlenin hakkı,
İnsanlık ve evrenselliği ise,
1453'de Fatih Sultan Mehmed öğretti bütün dünyaya,
İtidal ve tolerans Anadolu Selçuklu halkında,
Sultan II. Bayezıd Döneminde engizisyondan ürkenleri kucakladık,
1492'de İspanya'dan gelen Musevilere kalbimizi açtık,
Nazi katliamından kimleri kurtarmadık,
Saddam zülmünden kaçan peşmergelere de kucak açtık,
Büyüttük besledik,
Rum, Ermeni, Musevi hepsi ile dost olarak kardeşce yaşadık,
Sanatı, ticareti onlar icra etti, cennet vatanımda,
Biz ise Trabulusgarp- Yemen ellerinde cephe cephe dolaştık,
Balkanlar, Orta Doğu, Musul, Yemen, Tunus, Trablusgarb, Hicaz, Mısır,
Romanya, Macaristan, Arnavutluk, Sırbistan, Yunanistan, Bulgaristan,
Kıbrıs, Girit, 12 Ada Kerkük, Musul, Bağdad, Basra bizim eski vilâyetlerimizdi,
Hicaz'dan Kırım'a, Tebriz'den Viyana'ya üç kıt'aya yayılmıştık,
Sömürgecilik yapmadık, hep kendimizden verdik onlara,
Maalesef arkamızdan hançerlendik Balkanlarda, Hicaz'da, Suriye'de,
Balkan Savaşı, Birinci Dünya savaşı, derken,
Yüce Başkomutan Gazi Mustafa Kemâl Atatürk Komutasında,
Kurtuluş Savaşı ile yedi Düveli topraklarımızdan attık,
Hürriyetimize kavuştuk, istibdali, cehaleti, taasubu yendik,
Misak-ı Milli dedik, kırmızı hattımızı çizdik,
O büyük kumandan, eşsiz lider olmasaydı, bu şekilde konuşabilir miydik?
Belki Amerikan Mandası veya İngiliz sömürgesi olur muyduk ?
Cumhuriyetin Sekseninci yılına çok şeyi sığdırdık,
Fabrikalar kurduk, sanayimizi geliştirdik,
Özelleşme adına, borç para bulma adına ezildik, büzüldük,
Kapitülasyonlardan kurtulduğumuza sevinemedik,
Onları yabancılara satmaya gayret ettik,
Çok çalışarak ihracaatımızı artttırdık,
İthalatı da,savurganlığı da bir türlü kısamadık, hotbinlik yaptık,
Enflasyon canavarını yenmek üzereyiz, ha gayret...
Liradan sıfırları atıyoruz, elbirliği ile,
Yeniden kuruşa dönüyoruz bütün kalbimizle,

Gelin canlar bir olalım, diri olalım,
Derin gafletten uyanalım, mâkus zülmetten kurtulalım,
Elbirliği ile dünyamızda artık mutluluk ve saadeti bulalım,
Beşikten mezara hep hakiketler peşinde koşalım....
Bu dünyada yaşayan insanlığa yararlı olalım,
Türk toplumu olarak edebiyatı bırakalım yeni, yararlı keşiflere yelken açalım...

Pınarlardan derelere, derelerden çaylara, çaylardan nehirlere,
Nehirlerden denizlere, denizlerden okyanuslara ulaşılması oldukça güç,
Engeller, korkunç tehlikeler, bataklıklar, bendler, barajlar,
Yüksek tepeler, karların zirvesinde hiç erimediği dağlar, uçurumlar, vadiler var,
Mesafe, ömrümüzden de uzun gibi,
Ancak denemekten, gayret etmekten, azimle çalışmaktan başka çaremiz var mı ?
Erişilmez güzelliklere, sevgiye, dostluğa, kardeşliğe, huzura ulaşmak için...

Ankara, 08.12.2003







Yayınlandığı Yer: Sadi Bayram Web Sitesi ,08.12.2003
Yazar : Sadi BAYRAM
Konuyla İlgili Diğer Başlıklar:
  • Amasya Uluslararası Alimler Sempozyumu Ardından
  • Hoş Geldin Sayın Hussein Barack Obama,
  • Kendini Bil Oğul 1
  • Canım Merzifon
  • Bush Ve Kerry Mücadelsinde ırak
  • Avrupa Birliği Ve Türkiye
  • Hayat Bu Kardeşim
  • Tarih Ve Günümüz Türkiyesi'nden Damlalar
  • O'nun Ardından ( Kayseri )
  • Tarihten Gereken Dersleri Aldık Mı ?
  • Aziz Ve Muhterem Dostum Yolun Nereye ?
  • Bektaşi Nutku ( Kendini Bil Ki Tanrıyı Bilesin ! )
  • Vefa Arıyorum Gözlerim Kapalı !
  • Milenyum RüyÂsı:
  • Talih Ve Tarih
  •